33. bölüm / 52
YASEMİN ÇİÇEĞİNİ SEVER MİSİN?33. Bölüm
Bölümler 52Şu an: 33. Bölüm
- 1 1. Bölüm ✿1.390 kelime
- 2 2. Bölüm ✿1.488 kelime
- 3 3. Bölüm ✿1.680 kelime
- 4 4. Bölüm ✿1.486 kelime
- 5 5. Bölüm ✿1.994 kelime
- 6 6. Bölüm585 kelime
- 7 7. Bölüm779 kelime
- 8 8. Bölüm798 kelime
- 9 9. Bölüm833 kelime
- 10 10. Bölüm610 kelime
- 11 11. Bölüm869 kelime
- 12 12 . Bölüm1.177 kelime
- 13 13. Bölüm806 kelime
- 14 14. Bölüm803 kelime
- 15 15. Bölüm1.032 kelime
- 16 16. Bölüm1.835 kelime
- 17 17. Bölüm1.716 kelime
- 18 18. Bölüm1.945 kelime
- 19 19. Bölüm1.978 kelime
- 20 20. Bölüm2.023 kelime
- 21 21. Bölüm2.155 kelime
- 22 22. Bölüm1.942 kelime
- 23 23. Bölüm1.910 kelime
- 24 24. Bölüm1.829 kelime
- 25 25. Bölüm1.981 kelime
- 26 26. Bölüm1.834 kelime
- 27 27. Bölüm2.146 kelime
- 28 28. Bölüm2.108 kelime
- 29 29. Bölüm2.084 kelime
- 30 30. Bölüm2.084 kelime
- 31 31. Bölüm1.988 kelime
- 32 32. Bölüm1.827 kelime
- 33 33. Bölüm1.559 kelime · Okuduğun bölüm
- 34 34. Bölüm1.635 kelime
- 35 35. Bölüm1.559 kelime
- 36 36. Bölüm1.140 kelime
- 37 37. Bölüm2.042 kelime
- 38 38. Bölüm1.734 kelime
- 39 39. Bölüm2.143 kelime
- 40 40. Bölüm1.944 kelime
- 41 41. Bölüm2.119 kelime
- 42 42. Bölüm2.301 kelime
- 43 43. Bölüm2.576 kelime
- 44 44. Bölüm2.084 kelime
- 45 45. Bölüm2.524 kelime
- 46 46. Bölüm2.222 kelime
- 47 47. Bölüm2.104 kelime
- 48 48. Bölüm2.291 kelime
- 49 49. Bölüm2.007 kelime
- 50 50. Bölüm1.978 kelime
- 51 51. Bölüm2.146 kelime
- 52 52. Bölüm2.427 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ege kapıyı tıklatıp içeriye girdi, Mert ile bakıştı, ikisi birbirinden gıcık kapıyordu, ama sanki ikisinden biri yere düşerse diğeri elini uzatıp kaldıracak gibiydi,
"Geçmiş olsun Mert". Diyerek Eymen ve Oğuzhanın arasına oturdu Ege.
" Eyvallah! ". Dedi Mert. Yasemin yiyecek bir şeyler almaya gitmişti kantine, herkesi zorla eve dinlendirmeye göndermişlerdi, Mert yaseminin de gidip dinlenmesini istedi, ama yasemin gitmedi.
Hemşire serum kontrolü yapmak için odaya girdi, ve yaseminde geldi. Hemşire yasemine bakarak.
"Siz...? Dün yangın merdiveninde gördüğüm kadınsınız?! ". Dedi
Yasemin endişelenerek. " Ne yangın merdiveni, biri ile karıştırdınız herhalde?". Dedi
Herkesin surat ifadesi değişti ve merak ile hemşireye baktılar,
"Hayır eminim sizsiniz, özür dilerim yardım edemedim size, siz önümde acı çekerken , ben orda dondum kaldım, tramvamdan dolayı. Özür dilerim Türkiye'de zaten şu kadın cinayetleri çoğaldı, çok korkuyorum, iyisiniz değilmi? Şikayetçi oldunuz mu peki o adamdan, sizi kontrol etmemi istermisiniz?! ". Dedi hemşire üzüntü ile.
" Ne diyorsunuz hemşire hanım! Doğru düzgün anlatın şunu!". Dedi Mert sinirle ayaklanmaya çalışarak.
"Asansör dolu olduğu için yangın merdiveninden yukarıya çıkacaktım, tam çıkacakken, bu hanfendiyi yerde gördüm, ve üstünde gözlüklü bir adam vardı, boğazını sıkıp, yüzüne yumruk vurd-"
" Orospu çocuğu bu güne kadar şikayet etmememiz hataydı zaten!". Dedi Ege
Oğuzhan yasemine karşı pişmanlık duyarak başını eğdi.
Eymen sinirle. "Bu sefer kesin bitti bu piç! ". Dedi
Mert, hemşirenin anlattıklarını duyar duymaz ayağa fırladı. Kolundaki serum hortumu sallanıyor, cihazdan uyarı sesleri geliyordu.
Ege: “Mert otur lan! Daha yeni kan verdiler sana!”
Mert, nefes nefese, dişlerini sıkarak:
“O it Yasemin’e el kaldırmış… boğazına dokunmuş! Onun nefesini kesicem!”
Yasemin, Mert’in kolundan tuttu:
“Mert, dur… bak, ben iyiyim…”
Mert, gözlerini ona dikti. Sesi titriyordu, ama öfkeden değil, bastırdığı başka bir şeyden:
Ege'ye, Eymen'e ve Oğuzhan'a baktı sonra sinirle. "siz nerdeydiniz lan o sırada! Bu kız orada acı çekerken siz nerdeydiniz! Bilal piçi dokunmuş kıza! Dokunmuş! ".
Herkes üzüntü ile başını eğdi. " Mert, biz çok özür-". Diyecekken yasemin Eymen'in sözünü kesti.
"Onların suçu yok! Ben lavaboya gitmiştim, sahra gelmek istedi ama ben izin vermedim! Yani onlar hep benim yanımdaydı Mert! ". Dedi Yasemin
Mert öfkesini yutkunmaya çalışarak yasemine baktı. " Beni çıldırtıyorsun yasemin! ". Dedi
Eymen ve Oğuzhan şaşkın bakışlarla sustu. Ege bile bir an durdu, Mert’in gözlerindeki o deli parıltıya bakakaldı.
Ege: “Tamam, tamam… belli ki kimse bu adamı durduramayacak. Bari birlikte hareket edelim.”
Mert: “Siz karışmayın, ben hallederim!”
Yasemin: “Mert… lütfen. Onun istediği bu. Seni tahrik etmek, delirtmek. Sen aklını kaybedersen… kazanır.”
Mert, bir an durdu, yumrukları titriyordu. Yavaşça Yasemine baktı ma gözleri hâlâ öfke doluydu.
“Kazanamaz. Onu öyle bir bitireceğim ki… adını bile hatırlayamayacak.”
Eymen, ciddi bir tonla:
“O zaman bu işi beraber bitireceğiz! ". Dedi
Mert, istemsizce Ege’ye baktı.
“Sen de var mısın?”
Ege: “Seninle mi? Asla. Ama o piç benim can dostum, Yaseminime zarar vermiş! canına okumak için… varım.”
Mert: “Tamam. Gece toplanıyoruz.”
Yasemin, sessizce Mert’e baktı. Onun gözlerinde öfke değil, başka bir şey gördü. Ama Mert hemen başını çevirdi
𝘎𝘦𝘤𝘦
Eymen, kapının yanındaki sandalyeye oturup cebinden telefonunu çıkardı.
“Bilal’in nerede takıldığını, kimlerle görüştüğünü öğreneceğiz. Ama önce bilgi toplayacağız. Aklınızdaki ilk isim?”
Ege, kollarını kavuşturdu:
“sosyal medyadan baktıklarıma göre, hâlâ onunla görüşen üç kişi var. İkisi kumar masasında, biri hurdacıda çalışıyor.”
Mert, dişlerini sıkarak:
“Ben hurdacıya giderim.”
Yasemin hemen araya girdi, sesi sertti:
“Hayır, sen hâlâ ayakta durmakta zorlanıyorsun.”
Mert, ona kısa ama buz gibi bir bakış attı:
"O adam gitmeden, huzur bulamayacaksın ve rahat nefes alamayacaksın yasemin! Ben önemli değilim, benim canım ne ki? ".
O an oda sessizleşti. Kimse bu sözün altındaki ağırlığı açıkça dile getirmedi, ama herkes hissetti.
Ege, gerilimi dağıtmak için:
“Tamam, hurdacıya ben giderim. Mert sen Eymen’le kumar masasındaki ikisini çözeceksin. Ama sakın… sakın ortalığı ayağa kaldırma.”
Mert soğuk bir gülüş attı:
“Merak etme… ortalığı kaldırmam. direkt Adamı ortadan kaldırırım.”
Herkes. Mert ile nasıl baş edeceğiz bakışı attı.
Oğuzhan, not alır gibi başını salladı:
“Ben de çevredeki güvenlik kamerası kayıtlarını araştırırım. Belki Bilal’in son görüldüğü yer çıkar.”
Yasemin, masanın üzerine doğru eğildi.
“Bu işi bitireceğiz. Ama dikkatli olacağız. Onun istediği şey, sizin kontrolünüzü kaybetmeniz. Sakin kalmak zorundasınız.”
Mert, Yasemin’in sözlerini dinliyormuş gibi yaptı ama bakışları hâlâ öfke doluydu. İçinden tek bir şey geçiyordu:
O herife dokunmadan bu iş bitmeyecek.
𝘚𝘖𝘕𝘙𝘈𝘒𝘐̇ 𝘚𝘈𝘉𝘈𝘏
Oda sessizdi. Herkes farklı kanallardan Bilal’i aramış, ama tek bir iz bulamamıştı.
Ege, telefonunu masaya bıraktı.
“Adam sanki yer yarılmış da içine girmiş. Herkes sus pus. Konu Bilal olunca dili çözülen yok.”
Eymen hırsla:
“Böyle olmayacak. O bizden saklanıyor, çünkü biliyor ki bulursak işini bitireceğiz.”
Oğuzhan, sandalyesinde geriye yaslandı:
“Bizi bulursa işimiz zor. Onu yakalamadan önce başka bir şey denemeliyiz.”
O sırada Yasemin, sessizce konuşmaya başladı:
“aklıma birşey geldi! Ben yem olayım. Onu tuzağa çekelim.”
Bir anda herkesin başı ona döndü.
Mert, olduğu yerden doğruldu:
“Ne dedin sen?”
Yasemin, kararlı bir ifadeyle:
“Onu ortaya çıkarmanın en kolay yolu bu. O benden vazgeçmeyecek, karşıma çıkacak. Siz de onu orada yakalayacaksınız.”
Ege hemen karşı çıktı:
“Saçmalama Yasemin! Bu plan değil, intihar!”
Eymen kaşlarını çattı:
“Kesinlikle olmaz. Seni riske atamayız.”
Yasemin, hepsine tek tek baktı:
“Onun bana yaptıkları sizin de bana zarar vermenizden beter, Ama bu işi böyle çözeceğiz. Yoksa sonsuza kadar saklanır.”
Oğuzhan başını salladı:
“Belki… doğru olabilir. Planı iyi yaparsak—”
Mert yüksek sesle, neredeyse bağırarak:
“Hayır!”
Odanın havası bir anda değişti. Mert’in sesi titriyordu ama bu öfke değil, başka bir şeydi.
“Yasemin’e bir zarar gelirse… o adamı yaşatmam. Onun karşısına yem diye çıkmasına asla izin vermem. Anladınız mı? Asla!”
Oğuzhan, sakin bir sesle:
“Mert… bu senin duygularınla ilgili değil. Bu, onu yakalamakla ilgili.”
Mert, oğuzhana sert bir bakış attı:
“Sen karışma. Bu işte onun kılına zarar gelirse… önce Bilal’i, sonra sizi yok ederim. Bu planı yaptığınız için! ". Diyerek Ege'lere baktı
Yasemin, derin bir nefes aldı.
“Mert… bu plan sadece benim cesaretimle olmaz. Hepinizin desteği gerek. Ve biliyorum, sen istemezsin… ama başka çaremiz yok.”
Mert sessizleşti, çenesindeki kaslar gerildi. Herkes onun cevabını bekliyordu.
O ise başını yana çevirip fısıldadı:
“Bunu kabul edersem… bu hayatımın en zor anı olur.”
O gün Mert'in biraz daha iyileşmesine karar verdiler, çünkü beklemek zorundaydılar, mert her seferinde o yataktan kalkmaya çalıştıkça onu zor tuttular.
1. 𝘎𝘶̈𝘯
Hastane odasında gergin ama sürekli bir hareket vardı.
Mert yataktan kalkmaya başlamış, serum artık çıkmıştı. Ama hâlâ çok hızlı hareket edince başı dönüyordu.
Ege, pencere kenarında telefonla konuşuyor, bilgi toplamaya çalışıyordu.
Eymen ise bir deftere olası senaryolar yazıyordu.
Mert, deftere baktı:
“Bunların hepsi Yasemin’in kendini ortaya atmasıyla ilgili. Dedim ya, bu olmaz.”
Eymen başını kaldırmadan:
“Sen olmaz diyorsun ama, başka yol da yok. Bilal kendi gelmez, biz de bulamıyoruz.”
Oğuzhan araya girdi:
“En azından güvenlik önleği alırız. Yalnız olmaz. Çevrede her noktada biri olur.”
Mert sustu. Ama yüzündeki gerginlik kolay okunuyordu.
2. 𝘎𝘶̈𝘯
Yasemin, Mert’in yatağının yanındaki sandalyeye oturmuştu. Ona bakmadan konuştu:
“Biliyorum istemiyorsun. Ama ben korkarak yaşamak istemiyorum, Mert.”
Mert derin bir nefes aldı.
“Sen korkma diye buradayım zaten.”
Yasemin hafifçe gülümsedi ama bakışlarını ondan kaçırdı.
“Beni koruyamazsın… eğer o adam dışarıda serbestçe dolaşıyorsa.”
Mert’in dudakları kıpırdadı ama cevap veremedi.
3. 𝘎𝘶̈𝘯
Artık Mert’in rengi yerine gelmişti, adımlarını daha sağlam atıyordu.
Oda masasında herkes toplanmıştı. Ege, planın son hâlini anlattı:
“Yasemin sosyal medyada bir paylaşım yapacak. Bilal’in ilgisini çekecek kadar dikkat çekici, ama şüphe uyandırmayacak. Yer belli olmayacak. Biz de o paylaşımdan sonraki 24 saat boyunca onu takip edip, harekete geçtiğinde tuzağı kuracağız.”
Eymen ekledi:
“Yasemin, yalnızmış gibi görünecek ama her yerde gizli gözlerimiz olacak.”
Mert kollarını göğsünde kavuşturdu, sert bir sesle:
“Onun kılına zarar gelirse… o an hepinizin önünde o piçi gebertirim. Anlaştık mı?”
Ege kaşlarını kaldırdı:
“Anlaştık. Zaten senin bu öfken, planın en önemli parçası olabilir.”
Mert ona sertçe baktı:
“Benim öfkem, Yasemin’i korumak için var. Sen oyun planı falan deme.”
Yasemin son kez konuştu:
“O zaman karar verildi. Beni yem olarak kullanacağız… ama bu sefer oyunu biz kuracağız.”
O an, odada kimse gülmedi. Çünkü herkes biliyordu ki bu plan, ya Bilal’in sonu olacaktı… ya da onların.
Ailelere bir bahane bulup yalan söylenmişti.
𝘗𝘓𝘈𝘕 𝘎𝘜̈𝘕𝘜̈
Yasemin beyaz pantolon ve beyaz bluz giymiş, üstüne siyah montunu almıştı, topuklu botu ve bordo şalı vardı, tam gezmelik kombin yapmıştı.
Güzel caddede bir cafeye oturacak, kahvesi ile selfie çekinip instagram da paylaşacaktı, Bilal'in, Yasemini takip ettiği en az 10 tane face hesap vardı .
𝘊𝘈𝘍𝘌'𝘕𝘐̇𝘕 𝘈𝘡 𝘐̇𝘓𝘌𝘙𝘐̇𝘚𝘐̇𝘕𝘋𝘌
Ege, telefonuna bakarak:
“Tamam, herkes yerinde. Sokak başında Eymen var, arka çıkışta Oğuzhan. Ben seninle olacağım Yasemin.”
Mert, Ege’ye döndü:
“Hayır, sen arka tarafta ol. Onun yanında ben olacağım.”
Yasemin başını salladı:
“Mert, bu plan yalnız görünmeme dayanıyor. Sen yanımda olursan—”
Mert sertçe kesti:
“Ben görünmem. Ama her saniye orada olurum. Anladın mı?”
Yasemin ona bakmadı, montunun fermuarını çekti.
Sesi sakin ama gözleri buz gibiydi:
“Bu sadece benim için değil, hepimiz için. Unutma.”
Sokakta
Hava kararmaya başlamış, sarı sokak lambaları tek tek yanmıştı.
Yasemin, cafede oturmuş gibi yapıyor, kahvesini karıştırıyordu.
Ege, karşıdaki marketin önünde sigara içiyor numarası yapıyor; gözü Yasemin’de.
Mert ise iki bina ötede, karanlık bir köşede duruyor. Elleri cebinde, ama parmakları yumruk şeklinde.
Eymen, kulaklıktan fısıldadı:
“Henüz hareket yok. Ama köşedeki gölgede bir adam var. Şapkalı.”
Mert’in gözleri hemen o tarafa kaydı. Yüzünü net göremese de içindeki his tek bir isim söylüyordu: Bilal.
O sırada Yasemin telefonunu çıkardı, sanki mesaj yazıyormuş gibi yaptı.
Tam o anda, gölgedeki adam birkaç adım öne çıktı.
Ege’nin sesi, kulaklıktan geldi:
“Hedef yaklaşıyor.”
Mert’in nefesi hızlandı, gözleri öfkeyle doldu.
Kendi kendine fısıldadı:
“Bir adım daha at… bir adım…”
Ama plan gereği harekete geçmemesi gerekiyordu.
Elleri cebinde, parmaklarının eklemleri çıtırdadı.
Yasemin, kahvesinden bir yudum aldı, ama dudaklarının kenarı titriyordu.
Adam daha da yaklaştı…
Mert’in kulağına Eymen’in sesi geldi:
“Hazır olun… birazdan düşecek.”
Bölüm etkileşimi
