38. bölüm / 52
YASEMİN ÇİÇEĞİNİ SEVER MİSİN?38. Bölüm
Bölümler 52Şu an: 38. Bölüm
- 1 1. Bölüm ✿1.390 kelime
- 2 2. Bölüm ✿1.488 kelime
- 3 3. Bölüm ✿1.680 kelime
- 4 4. Bölüm ✿1.486 kelime
- 5 5. Bölüm ✿1.994 kelime
- 6 6. Bölüm585 kelime
- 7 7. Bölüm779 kelime
- 8 8. Bölüm798 kelime
- 9 9. Bölüm833 kelime
- 10 10. Bölüm610 kelime
- 11 11. Bölüm869 kelime
- 12 12 . Bölüm1.177 kelime
- 13 13. Bölüm806 kelime
- 14 14. Bölüm803 kelime
- 15 15. Bölüm1.032 kelime
- 16 16. Bölüm1.835 kelime
- 17 17. Bölüm1.716 kelime
- 18 18. Bölüm1.945 kelime
- 19 19. Bölüm1.978 kelime
- 20 20. Bölüm2.023 kelime
- 21 21. Bölüm2.155 kelime
- 22 22. Bölüm1.942 kelime
- 23 23. Bölüm1.910 kelime
- 24 24. Bölüm1.829 kelime
- 25 25. Bölüm1.981 kelime
- 26 26. Bölüm1.834 kelime
- 27 27. Bölüm2.146 kelime
- 28 28. Bölüm2.108 kelime
- 29 29. Bölüm2.084 kelime
- 30 30. Bölüm2.084 kelime
- 31 31. Bölüm1.988 kelime
- 32 32. Bölüm1.827 kelime
- 33 33. Bölüm1.559 kelime
- 34 34. Bölüm1.635 kelime
- 35 35. Bölüm1.559 kelime
- 36 36. Bölüm1.140 kelime
- 37 37. Bölüm2.042 kelime
- 38 38. Bölüm1.734 kelime · Okuduğun bölüm
- 39 39. Bölüm2.143 kelime
- 40 40. Bölüm1.944 kelime
- 41 41. Bölüm2.119 kelime
- 42 42. Bölüm2.301 kelime
- 43 43. Bölüm2.576 kelime
- 44 44. Bölüm2.084 kelime
- 45 45. Bölüm2.524 kelime
- 46 46. Bölüm2.222 kelime
- 47 47. Bölüm2.104 kelime
- 48 48. Bölüm2.291 kelime
- 49 49. Bölüm2.007 kelime
- 50 50. Bölüm1.978 kelime
- 51 51. Bölüm2.146 kelime
- 52 52. Bölüm2.427 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Herşeye başlamıştık ama, bir şey daha yapmak istiyordum, kapıya çıkıp engin babayı aradım.
-selamun aleyküm babacım nasılsınız?-
-aleyküm selam kızım iyiyim, Antalya'dan dönüyoruz mahirle, akşam yemeğinde evde oluruz-
-sizinle önemli bir şey konuşacağım-
-buyur kızım-
-biliyorsunuz 3 gün sonra Mert'in doğum günü ve ben onun mutlu olacağı, çok istediği bir şey yapmak istiyoruz-
-Evet biliyorum kızım, bende doğum gününde hediye olarak, şuanki arabasının üst modellerinden birini alacaktım-
ben gözlerim dolu bir şekilde konuşmaya başladım.
-babacım... Merte araba almayın... Onun müziğe ihtiyacı var, o müzik istiyor, her sene doğum gününde ona, araba almayı bırakın lütfen, konu hiç bir zaman araba değildi, fark etmişsinizdir sizde. şuan istediğiniz kadar kızın bana ama, ben Mert'in yanındayım, ben şuan onun eski mekanını satın aldım ve eski halinden daha güzel bir yere çevireceğim, ölümlü dünya bugün varız yarın yokuz, Mert daha yeni bir trafik kazası geçirdi, onun hayallerini gerçekleştirmek için bir sonraki trafik kazasını bekleyemeyiz-
Karşı taraftan ses çıkmadı. Bir süre sonra sessizlik bozuldu. Engin babanın da gözleri doluydu hissetmiştim iliklerime kadar.
-haklısın kızım. Ben müzik konusunda çok katıydım, çünkü kardeşimi müzik yüzünden kaybettim. Gözümün önünde öldü. Ama mert tam vefat eden amcasına benziyordu gittikçe, ve bunu fark etmiştim, elimden geldikçe müzikten uzak tuttum onu, ama konu onu uzak tutmak değilmiş. Onu uzak tutmaya çalıştıkça aslında daha da içine bastırmışım. Oğlumun gözlerindeki parıltıyı söndürmüşüm… Ben, farkında olmadan kendi kardeşimin acısını ona yüklemişim, yarın şirkete gitmeyip, dükkana geleceğiz mahirle, size yardıma-
Ben sevinçle. -çok sağolun babacım- diyerek telefonu kapatıpçeriye geçtim.
Eymen ,tavandaki ışıkları değiştiriyordu, tavan tertemizdi o yüzden tavana karışmadık, oğuzhan da duvarı boyuyordu. Eymen, Oğuzhan'a bakarak. "Lan oğlum! Boya akıyor! Maşallah elinden de hiç bir iş gelmiyor!". Diye söylendi.
Oğzuhan sinirle arkasını dönünce elindeki fırçadan boya sıçradı, Eymen'in tam sıratının ortasına. " Kolaysa gel sen yap! Sanki 10 yıldır duvar boyuyorum!". Dedi oğuzhan,
Oğuzhan, Eymen'in suratındaki boyayı görünce, hiç bir şey olmamış gibi önüne döndü. Eymen yüzündeki boya ile kalakaldı ve tam harekete geçecekken.
Ben harekete geçtim. "Durun ya! Çocuk gibisiniz. Kavga ederken sıçıcaksınız ortalığa, hadi devam edin işinize! ". Diye bağırdım.
Sahra mobilyacıya gitmiş, masa sandalye takımlarına bakıyordu, fotoğraf atıyordu bana, bende beğenip beğenmediğimi söylüyordum,
Egemen bozuk prizleri tamir ediyordu. Ben ve Açelya ise yerleri temizliyorduk ediyorduk.
" Allah'tan çok kişiyiz yoksa bunları asla 3 güne yetiştiremezdik! ". Dedim mutlulukla.
" Ayaklarımıza sonra kapanırsın yasmincim, ama önce bana bir ıslak bez verirmisin, zeki oğuz boyaladı beni! ". Dedi eymen
Paketten temiz bez çıkarttım ve ıslatıp Eymen'e uzattım.
Oğuzhan elinde boya fırçası ile merdivenden inerek. " Bu böyle olmaz kısa bir süremiz var, ve Merte yalan atamayız inanmaz, onu 2 günlük bir yere göndersek, ve burada geceye kadar çalışsak, 2 güne kalmaz hallederiz, tadilatı çok yok zaten, boya bitti, ışıklar bitti, prizler tamir edildi, geriye kalan dekorasyon, ve merte güzel bir sahne! ". Dedi
" Haklısın hemde çok, eee ne yapacağız?". Diye sordum merakla.
Eymen heyecanla. "Sadi! Sadi hocaya asla hayır diyemez! ". Dedi
" Aferin lan sana cora! ". diyerek sevindi oğuzhan.
Ben merakla. " Sadi hoca kim? ". Diye sordum.
"Bizim lisedeki hocamızdı, normalde okuduğumuz kolejde bazı şeyler yasaktı ama biz ısrarla yapardık, her seferinden de bizi sadi hoca kurtarırdı diğer hocaların elinden, onu çok seviyorduk, hâlâ bağlantımız var, ama çok sert bir adamdır, yumuşaması zaman alan bir adam... ". Diye anlattı oğuzhan
Ben heyecanla. " Eee çok iyi bi fikir!". Dedim.
Oğuzhan telefonla konuşmak için kapıya çıktı Eymenle,
- merhabalar sadi hocam-
-kimsiniz? -
-hocam ben Oğuzhan türkcan, Mert Yavuz ve Eymen Demir. Lise boyunca bizimle birlikteydiniz ve bize destek oluyordunuz, hatırladınızmı? -
-yok! Hatırlamadım evlat, bir dakika? Yavşak Mert, sersem oğuzhan ve Nazlı Eymen? Hatırladım çocuğum! Unuturmuyum sizi hiç! Koleji başımıza yıkardınız! -
Eymen telefona yaklaşarak. "Ya sadi hocam! Herkese lakap taktınız bana taktığınız lakabı bakın ya! ". Diyerek söylendi.
Sadi hoca gülerek
-sulu göz Eymen derler di sana hatırlıyormusun? Neyse buyrun çocuklar hangi rüzgar esti de aradınız beni? -
Oğuzhan, sadi hocaya olayları anlatır.
-tamam çocuklar halletmeye çalışıcam-
Geri işimize döndük, melike ablada geldi sonra.
Egemen ve açelya arada bakışıyordu o kadar tatlı gözüküyorlardı ki.
Boya bitmişti, kurumasını beklerken, sahra yemek alıp gelmişti. Yemek yerken çektiği fotoğraflara bakıyorduk. Ve ben o takımı gördüm.
"Aaaaa! Sahra! Bu neee? Bunu istiyorum mükemmel bir şey, hem bu rengi Mert'te çok sever! ". dedim
" Dimi ya bende bunu çok sevdim, kaç adet alacağız bu takımdan?". Diye sordu sahra.
Oğuzhan ayağa kalktı. İşaret parmağı ile, "3 tane şu köşeye , 4 tane oraya ve 3 tane de buraya yeterli bence, sıkış tepiş olmasın! ". dedi
"10 tane bence de yeterli, şu tam ortaya bıtane güzel avize alalım bence". Dedi melike abla.
Ben ayağa kalkıp, " Sakın unutmayın tam 20 gün sonra da benim doğum günüm, sizden güzel performanslar bekliyorum. " Dedim gülerek
Eymen heyecanla. "Harbi mi! Kaça giriyorsun? . Diye sordu
Egemen bana bakarak. "24!" Dedi
"Bir şey diyeyim mi yasemin, 18 , 19 gösteriyorsun vallah! " Dedi oğuzhan
Açelya gülerek. "Aynısnı diyecektim vallah, acaba Abimin, senin için planı ne olacak, aşırı merak ettim, sen onun için güzel bir şey planladın ve abim buna çok sevinecek, sen olmasan galiba klasik hediye paketlerinde hediye verip pasta kesecektik! İyiki varsın yasemin". Dedi gülümseyerek açelya ya göz kırptım.
Birden Mert'ten bir arama geldi. Telefonu alıp kapıya çıktım.
-efendim Mert-
-yasemin benim eski bir hocam aradı benim için çok değerlidir, Bursa'ya çağırıyor, 2 günlüğüne gideceğim -
-sıkıntı yok, kendine dikkat et!-
-ne zaman eve geleceksin, gitmeden seni görseydim-
-1 saate geliriz herhalde-
-tamam görüşürüz evde-
Telefonu kapatıp, kalbime bastırdım "beni görmek istiyor" Diye sayıkladım. Eymen kapıya gelip. "32 diş! Hadi gidiyoruz eve! ". Dedi
Ben sırıtarak. " Tamamm". Dedim
İçeri geçip, biraz ortalığı topladık, bezle üstümüzü başımızı temizledik, ve hep birlikte kapıya çıktık. Dükkanın kapısını kilitledim.
Egemen arabasının kilidini açarak "Eymen siz gidin, ben melike ablaları eve bırakırım! . " Dedi
"Tamam o zaman hadi görüşürüz! . "
Egemen ve Eymen tokalaştı. Oğuzhan'da arabayı ileride park etmişti, onu getirdi, o da tokalaştı ve vedalaştık. Sahrayı alığ gitti. Eymen de kendi arabasına binip gitti.
Ben öne bindim, melike abla ve açelya arkaya bindi.
Melike abla , egemene bakarak. "Egemen! Bak seni her gördüğümde diyeceğim ama unutuyordum. Sen yasemine takı takıyordun ya düğünde tam o anda Mahir'in halaları falan seni görmüş, allahım bi övüyorlar. Sonra kavga ettiler, benim damadım diye. bana gelip kim dediler, Bende dedim tanımıyorum Yasemin'in arkadaşı. Yani övülmeyecek gibi de değilsin, maşallah elin yüzün düzgün, kendi işinin başındasın, evlilik çağında gelmiş, sevgilin varmı peki! ." Dedi
Kahkaha atmamak için dudaklarımı birbirine bastırıyordum.
Egemen gülerek. " Sağol melike abla, sevgilim yok ama hiç o toplara girmeyeyim." Dedi
Dikiz aynasından arkaya baktığımda, açelyanın morali bozulmuştu.
Egemen bunu fark etti ve. "Yani sevgilim yok ama, sevdiğim var, melike abla, Rabbim nasip ederse onunla evlenmek isterim " Dedi. Şok oldum, ben bu sözlere bu kadar mutlu olduysam açelyayı düşünemiyordum.
"Bak senn tanıdığımız biri mi. " Dedi melike abla merakla.
Açelya gülmemek için dudaklarını birbirine bastırıyordu. "Ya yenge bizene, kurcalama bence". Dedi melike ablaya.
"Yasemin sizin ev nerdeydi? " Diye sordu Egemen
"Şu kolejin arkasında, villa site var , orası. " Dedim
Ve sitenin içine girdik, melike abla ve açelya indi.
"Lann hayırdırrr, görümceme mi yürüyorsun sen??? " Dedim imalı bir şekilde.
Egemen kahkaha atarak. "Yürümüyorum! Koşuyorum! Yasemincim, seninle elti olmakta varmış! ." Dedi
"Ayy 4lü date hayalimiz resmen gerçek olucak egeee! . "
"Şu çağla olayından sonra, kendimi ilk defa tamamlanmış hissettim. Açleya... Çok farklı biri, sence o da benden hoşlanıyormudur? . " Diye sordu Egemen
Ben imalı bir şekilde. "Bilmem kiii, bir date yapıp öğrenmek lazım Egemen beyy. " Dedim
Egemen mutlu bir şekilde. "Mert'in Bursa'ya gitmesi çok iyi oldu! ". Dedi
" Allahım ya, hadi ben kaçtım! " Diyerek arabadan indim.
Melike abla ve açelya çoktan içeriye girmişti bile. Çantamdan anahtarı çıkardım. Ve kapıya baktım, kısa bir süre sonra bu anahtar bende olmayacak, bu evde kalmayacağım artık, eski ergenliklerimi, yaşadığım evimdeki odama döneceğim. Canım sıkıldıkça, hislerimi penceremin önünde tablolara çizecektim. Mert ile bir sürü şeyler yaşadık, ilk zamanlar benden nefret ediyordu, hatırlarsınız belki, başkasına aşıktı hatta ÇAĞLA, bana "dur gitme" Diyecek miydi?
Kapıya bakıp düşünüyordum, tam o sırada omuzumda bir el hissettim. Direkt arkamı döndüm. Mert'ti bu.
"İyi misin? " Diye sordu
Ben başımı sallayarak. "İyiyim bir şey yok!. " Dedim
Aslında vardı çok şey vardı, ben bu ömrümde, hatta ömrümün sonuna kadar mert ile yaşamak istiyordum, onun yaşlandıkça beyazlaşan saçlarını görmek istiyordum.
Mert elimdeki anahtarı nazikçe alıp kapıyı açtı. Ve içeriye geçtik. Akşam yemeği sofrası kurulmaya başlamıştı. elimi yıkadım. mert spordan geldiği için hem duş, hemde banyo için odaya geçti ve ben masa kurulumuna yardım ettim
Mahir abiye ve engin baba daha gelmemişti.
Zehra anne kısık bir sesle." Ee kızım dükkanda işler nasıl gidiyor ". Diye sordu
" Çok iyi annecim, çok fazla kişiydik, bugün tamir ve boya işlerini hallettik" Dedim.
"Ayy çok iyi, Mert'in çok mutlu olacak". Dedi zehra anne.
Ben masayı kurduktan sonra yukarıya odama çıktım. Kapıyı açtığımda, mert duş almış, üstünü değiştirmiş, balkonda oturuyordu. Yanına gittim.
Mert oturmuş, sessizce önündeki masaya bakıyordu. Normalde sohbet eden, kötü espriler yapan, gülümseyen Mert’in bu dalgın hali gözümden kaçmamıştı.
“Ne oldu? Neden sessizsin?” dedim, yanıma oturarak.
Mert derin bir nefes aldı, gözlerini bana çevirdi.
“Bursa’ya gideceğim ya… Sanki yıllardır gittiğim en uzun yolculukmuş gibi geliyor. Halbuki sadece iki gün.”
Ben hafif gülümsedim, ama içim cız etmişti.
“Çünkü bu defa geride bıraktığın şey… farklı.” dedim sessizce.
Mert kaşlarını hafif kaldırıp gülümsedi. “Doğru. Farklı.” dedi ve bana baktı, O an kalbim hızla çarpmaya başladı.
O an sadece bakıştık, ben konu açmak için.
"Eee 3 gün sonra doğum gününmüş? Keşke erkenden öğrenseydim, kaça giriceksin?. " Dedim
Mert başındaki şapkayı arka tarafa çevirerek. "Düşünmen yeterli Yasemincim, 25e giriyorum, yada düşünmen yeterli değil! Bir öpücük verebilirsin! ".
Ben ona yaklaşarak. " Nasıl bir öpücük?" Diye sordum, cilveli bir şekilde.
Mert eğilerek dudaklarıma yaklaştı ve, kısık bir ses tonu ile. "Bilmem dudaktan bir öpücük olabilir! " Dedi
Çenemden tutarak , dudaklarıma yapıştı ve ona karşılık verdim, dudaklarındaki sıcaklık bir farklıydı. Mert belimden tutarak kucağına oturtu. Anlamıştım, Mert şuan azmıştı.
Tam o anda melike ablanın sesi aşşağıdan geldi, kapının önüne çıkmış mahir abileri karşılıyordu, ben Mert'in dudaklarından ayrılıp, balkondan aşşağıya baktım.
"Babanlar gelmiş! " Dedim
"Gelsinler ne olmuş! " Dedi Mert
"Ya hadi aşşağıya inelim! " Dedim ve balkondan çıkıp odaya gittim, Mert'te arkamdan geldi, tam aşşağıya inecekken, Merte baktım ve direkt odaya çektim.
Mert, sırıtarak. "Yasemin ne oldu? Beni odaya falan çekmeler? Anladım beni beğeniyorsun? Odaya atmaya çalışıyors-" Mert'in sözünü kestim ve aynanın karşısına götürdüm.
Kendini gördü ve . "Bu ne lan! " Diyerek ağzının etrafına bulaşan ruj izlerini sildi.
Bölüm etkileşimi
