8. bölüm / 9
YANLIZLIĞA ESİR8.Bölüm
Bölümler 9Şu an: 8.Bölüm
Çalan alarm sesiyle birlikte kalktım. Gene aynı çatı altında ve aynı tavana bakarak uyanmıştım. Bugün Ateş ile buluşacak hocanın verdiği ödevi yapacaktık. Bizim ödevimiz ise güzel manzara fotoğrafları çekmek ve hayatımızı anlatmaktı. Açıkçası Ateşin nasıl bir hayatı var bunu çok merak ediyordum. Düşüncelerimi bir kenara bırakıp kıyafetlerimi değiştirdim ve çantamı alıp odadan çıktım. Evden çıkarken "Nereye böyle" bu soruyu soran annemdi. Ona dönmeden "arkadaşım ile grup ödevini yapacağız" dedim ve evden çıktım. Daha fazla sorguya tutulmak istemiyordum. Buluşacağımız parka geldiğimde Ateşin çoktan geldiğini gördüm. "Çok beklettim mi" diye sordum. Ateş oturduğu yerden kalkmış yanıma gelmişti. "Hayır bende daha yeni geldim" aldığım cevap karşısında rahatlamıştım. Kimseyi bekletmeyi sevmezdim. "İlk nereye gidelim" güzel manzara fotoğrafları çekmemiz lazımdı. Biraz düşündükten sonra "İlk başta sahile gidelim ondan sonrasını düşünürüz" diyerek sahilin yolunu tuttuk. Biraz yürüdükten sonra sahile varmıştık ve tam düşündüğüm gibi manzara çok güzeldi. "Fotoğrafları çekmeye başlayalım" Ateş kafasını sallayarak çantasından kamerasını çıkardı ve kurmaya başladı. Fotoğraflarda bizimde çıkmamız gerekiyordu. Ben birkaç poz verdikten sonra Ateşin yanına giderek fotoğraflara baktım. "Çok güzel" dediğini duydum ama çok kısık sesle söylemişti ve büyük ihtimalle içinden dediğini sanıyordu. Sonra fotoğraf çekilme sıra Ateşe geçti. "Tam olarak nereye basmam gerekiyor bilmiyorum" dedim. Ateş yanıma gelerek nereye basmam gerektiğini gösterdi. Ama bir sorun vardı ki şuan birbirimize aşırı derecede yakındık. Ateş durumu sonradan fark etmiş olacak ki aramıza biraz mesafe koydu. Havadaki gergin ortamı dağıtmak amacıyla "Teşekkürler şimdi daha iyi anladım"diyerek ateşin fotoğraflarını çekmeye başladım. Fotoğraf çekme aşaması bittikten sonra sıra hayatımızı anlatma aşamasına gelmişti. Bu projeleri hoca kendisi bakacağı için rahatça konuşmamız gerektiğini söylemişti. "Anlatmaya ilk sen başla istersen" kafamı salladım ve kameranın karşısına geçtim."istersen ben gidebilirim sen daha rahat anlatırsın" dedi. "Benim için sorun yok istersen kalabilirsin" dedim. Edebiyat hocamız hayatımızı biliyordu ateş de bilse sorun olmazdı. "Merhabalar hocam ben Ayça. Ayça Dere. Hayatımı özetle anlatacak olursam aile sevgisi görmeden büyüdüğümü halen de öyle büyümekte olduğumu söylerdim sizlere. Babam alkolik birisi her gün alkol alan ve sarhoş eve gelen bir baba. O sarhoş olduğu sıralar gözü hiçbir şey görmez ve hıncını benden çıkarır. Kemerler dayaklar ve hakaretler havada uçuşur. Annemin de babamdan farkı yoktur. Bana karşı olan bu nefret ve kinini halen anlamış değilim. Benim bu hayata gelişime çok sinirli ve lanet okuduğu kesin. Zaten kendisi de bunu çoğunlukla dile getirir. Ama ben güçlü durmayı ve ne olursa olsun dimdik ayakta durmayı çok güzel bir şekilde öğrendim. Yaşadığım hayattan aldığım nefesten acı çeksem de uyandığım günlere lanet etsemde alıştım. Ama bazı şeyler beni çok yıprattı ve derinden yaraladı. Ailesi ile birlikte mutlu olan kişileri gördükçe isyan ediyordum. Bende çok isterdim baba sevgisi görmek. Bende isterdim annemle dertleşebilmek. Fakat annemin derdi bendim. Benim nefes almam annem için bir dertti. Her gün daha da nefret ediyordum hayattan. Bana karşı hayatın acımasız olmasından. Ama kaderime göz yumdum. Herşeye sustum. Sesimi çıkaramadım. Sesimi çıkarsam da karşımda ki annem ve babamdı beni asla duymadıklar. Yalvarışlarım onlar için mutlu olma sebebiydi. Onlar benim öldüğüm zamanı iple çekiyorlardı. Bu onların lanet diye adlandırdıkları benden kurtuluş yollarıydı. İşte bu acı benim hayatımdı" konuşmamı bitirdikten sonra ağzımdan bir hıçkırık firar etti ve gözyaşlarım dur durak bilmeden akmaya başladı. Kapanmayan yaram tekrardan kanıyordu. Ateş, beni kendine çekip sımsıkı sarıldı. Ben ne olduğunu anlamamıştım ama sarılmasına karşılık verdim. Ne kadar öyle durmuştuk bilmiyorum. O sıra ben ağlamaya ateş de sırtımı okşamaya devam etti.
Bölüm etkileşimi
