8. bölüm / 17
Yan Dairede Aşk8. Bölüm
Bölümler 17Şu an: 8. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.299 kelime
- 2 2. Bölüm751 kelime
- 3 3. Bölüm696 kelime
- 4 4. Bölüm849 kelime
- 5 5. Bölüm910 kelime
- 6 6. Bölüm927 kelime
- 7 7. Bölüm405 kelime
- 8 8. Bölüm411 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9. Bölüm321 kelime
- 10 10. Bölüm417 kelime
- 11 11. Bölüm403 kelime
- 12 12. Bölüm487 kelime
- 13 13. Bölüm337 kelime
- 14 14. Bölüm376 kelime
- 15 15. Bölüm459 kelime
- 16 16. Bölüm1.252 kelime
- 17 17. Bölüm (Final)1.140 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Göl kenarındaki o geceyi takip eden günlerde Arya’nın içi tuhaf bir dinginlikle doluydu.
Ama aynı zamanda, içinde çırpınan bir kuş gibi…
Korku da vardı.
Yakınlık arttıkça, kendi içindeki kırık dökük hikâyeler Mavi’ye görünür olmaya başlamıştı.
Mavi’nin gitarla anlattığı sessizlikleri vardı.
Arya’nın ise hiç anlatmadığı bir geçmişi.
O sabah pencereyi açtığında hava griydi.
Yağmur bekleniyordu ama henüz düşmemişti.
Ama Arya’nın içinde çoktan yağmur başlamıştı.
Birkaç gündür yazmaya çalıştığı cümleler defterinde hep yarım kalıyordu.
“Mavi’ye geçmişimi anlatmalıyım,”
diyordu.
Ama sonra kalemi hep duruyordu.
Daire sessizdi.
Ama telefonundan bir mesaj sesi geldi.
Mavi:
“Bugün dışarı çıkmak ister misin? Biraz yürüyelim. Hava biraz hüzünlü ama bence bu yürüyüş iyi gelir.”
Arya bir süre cevap yazmadı.
Ona göre her şey “iyi gelir” gibi duruyordu ama bazı şeyler… sadece içten içe kanıyordu.
Sonunda yazdı:
“Tamam. Nerede buluşalım?”
Parkta buluştular.
Ağaçların yaprakları sarıya dönmeye başlamıştı.
Toprak nemliydi.
Arya yürürken her adımda içindeki geçmişin ağırlığı biraz daha belirginleşti.
Mavi sessizdi, ama o sessizlik artık rahatsız etmiyordu.
Bilakis, cesaret veriyordu.
Bankta oturduklarında Arya çantasından eski, yıpranmış bir fotoğraf çıkardı.
İki küçük çocuk.
Biri Arya.
Diğeri… artık hayatında olmayan bir kız kardeş.
“Bu… Zeynep,” dedi Arya.
Mavi başını kaldırdı, dikkatle baktı.
Ama gözleri sadece fotoğrafa değil, Arya’nın yüzüne de odaklanmıştı.
“Onunla birlikte büyüdüm. Her şeyi onunla öğrendim.
Ama bir gün… çok sıradan bir gün… o sustu.
Yani… gitti.
Ve ben… hiçbir zaman o gün hakkında konuşmadım.”
Mavi nefes aldı.
“Sen sustukça ben seni hep duyuyorum, Arya.
Ama istersen artık anlatabilirsin. Ben buradayım.”
Arya, uzun süredir tuttuğu nefesi verdi.
“Sadece bir gün hastalandı. Önemsizdi. Grip gibiydi. Ama sonra daha kötüleşti.
Annem telaşlandı. Hastaneye götürdük.
Ama yetişmedi…
Son sözü ‘Korkma’ydı.
Ama ben… o gün bugündür hep korktum.”
Mavi, Arya’nın elini tuttu.
Yavaş, sağlam.
“Korkular bazen bizden büyük görünür. Ama onları paylaşınca küçülmeye başlarlar.”
Arya, ilk defa gerçekten ağladı.
Sakin ama içli.
Yüzünü saklamadan.
Kelimeleri parçalanmadan.
O an parkta bir rüzgâr esti.
Dallar kıpırdadı.
Kuşlar sessizce yer değiştirdi.
Ama Arya ilk defa yerinden oynamadı.
Çünkü yanında Mavi vardı.
Bir duvar gibi.
Ama yıkılmayan değil; sarılan bir duvar.
Sessizlik birkaç dakika sürdü.
Sonra Mavi yavaşça sordu:
“Senin için bir şarkı yazmamı ister misin?”
Arya gözlerini sildi.
“Hayır.”
Mavi biraz irkildi.
Arya devam etti:
“Seninle birlikte yazmak istiyorum.”
Mavi gülümsedi.
O, Arya’nın yalnızlığının ilk satırıydı.
Ve Arya, Mavi’nin yarım kalmış melodilerinin ilk sözüydü.
O gün, o bankta sadece bir geçmiş anlatılmadı.
Bir gelecek yazılmaya başlandı.
Birlikte.
Ve yağmur…
Ancak o an düşmeye başladı.
Ama bu defa kimse ıslanmadı.
Çünkü iki kalp, ilk defa birbirini siper etti.
Bölüm etkileşimi
