Uluyaz kitap kapağı

6. bölüm / 22

6. BÖLÜM: Solmuş Zambaklar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 22Şu an: 6. BÖLÜM: Solmuş Zambaklar

"Sana ne olduğu değil, senin ona nasıl tepki verdiğin önemlidir.”
~Epiktetos

(Asrin) ⋇⋆✦⋆⋇ 
Karşımdaki dörtlü zehir gibi olan gruba baktı, bir de kendi ekibi olan boşboğazlara..
Yerine iyice sinmişti, tek yapmaları gereken bir kitabı okuyup şu münazarada adam akıllı cevap vermekti.

Karşı taraf kitabı ezberlemiş sayfalarını aşındırmıştı, Asrin kitabı bir kez okumuş ama kendilerine dayatmaya çalıştıkları konuyu beğenmediğinden tekrar okumama kararına kanaat getirmişti.
Yeni soru geldi ve eğitmen son soruyu okumaya başladı,

Okullar arası münazaralar kadar boş bir iş yoktu! Asrin derste tahtadakileri defterine yazmayan bir öğrenciydi, ne alaka o ve bu ortam?

Öğretmen bir kez daha Asrin'e yan bir bakış attı ve son soruyu söyledi,

"Kız karakterimiz Menura'nın onu koruyacağına her zaman emin olduğu aşkını yıllar sonra anladığı ezeli düşmanı, ebedi rakibi kimdir?"

Bilmiyordu.

Ama aklına bir isim geldi, eskiden nefret ettiği şimdi ılıman olduğu, çoktan aynı babası gibi kaybolan bir isim, yıllardan beri unutulmaya yüz tutmuş bir isim;

Seyircilere bakmaya başladı,izleyenlerin içinden homurdanmalar gelirken rakiplerden biri cevap vermeden Asrin atıldı
"Alpan!" Seyircilerin arasındaydı.. O idi! Alpan! Sunucu afalladı

"Alpan diye bir karakter yok maalesef" Derken Asrin ayaklanmıştı bile
Onu bulmuştu o idi! Tüm yarışmayı mahvettiği halde Alpan oradaydı,
sahnenin arkasına koştu ve çıkışa yürüyen silüeti kovaladı, içinden bazı sesler yani Samsun'a taşındıklarından beri içinde onu kontrol eden bazı gaipten sesler vardı, Asrin iç sesi mi yoksa kafasında dönen kırk tilki mi ayırt edemiyordu,
'onu yakala' dedi aralarından biri,
‘Yakalamazsan çoktan ölmüş olabilir’
başka bir ses araya girdi
‘Yada seni unuttu’ başka bir ses de araya girdi ‘Kim bilir hala sana kin besliyordur,
başka bir ses daha konuştu ‘Belki de kafamızda büyütüyoruz, sadece iki ay yan yana kaldık’ hemen ardından bir ses daha son noktayı koydu;
‘Belki de delirdik,Alpan hiç varolmadıysa?’

Daha çok koştu Asrin “Neredesin Alpan?” çıkışa geldiğinde kimse yoktu.

Soluk soluğa dışarı çıktığında Asrin daha da korktu, hava yağmurluydu.

En sevmediği şeydi yağmurlu hava, ‘Baban da böyle bir havada kayboldu ama yağmurlu bir gece Alpan’dan kaçan bizzat sendin’ diğer bir ses beynine o sözleri nakşetti,

‘Hasretinden öldüğün Alpan’dan kaçan sendin’
Kalbi sıkışıyordu, elini kalbine koyup koşmaya devam etti Asrin, Alpan onu bulacaktı, söz vermişti.

O sözünü tutardı, sözünü tutup ona oyuncak bebek bile almıştı önceden. Islanmaktan nefret ettiği halde beklemeye devam etti,
Kadrajından çoktan çıkmıştı o kişi, 12 yaşında bir kız için fazla sağlıksız giden mentalitesi ile bir parka yürümeye başladı,

Yağmur yağdı, Asrin bol bol ağladı içindeki sesler onu konrtol etmesin istedi ama yapamadı.. Ne zaman Alpan gitti,kontrolü kaybetti.

Son parasıyla belki babam bu şehitliktedir mezarına bırakırım umuduyla bir zambak aldı. Islanmış yaprakları ve sonuçsuz bir mezar arayışından sonra bol azarlı bir gün yaşadı,
Birşey kazanamadı belki ama kazanmaktan çok olanı kaybetmek yaktı.
(Alpan) ⋇⋆✦⋆⋇ 

Savaşlar kazanılmak için vardır diye okumuştum ölümüne bağlı olduğum kitapların birinde, hayatımda benim lehime işleyen hiçbirşey olmamıştı, mahvetmiştim.

Sevdiğime bile aşkımı belli edememiştim
Bir yandan nefret ettiğim doğruydu, ama seviyordum da kızıyordum ama kıyamıyordum.
Kim bilir kaç üssüm benim kıyamadığıma kıymıştı?

Sonunda elimde bir hiç kalmıştı,
Aşkımı sır gibi senelerce saklayacağım, çok haklısın Ferdi Özbeğen ağabey, önümdeki rakıdan bir yudum daha aldım
Genzim yanarken kara geceye baktım,bir yandan Müslüm baba yarama tuz basıyordu;

“Hangimiz düşmedik kara sevdaya?
Hangimiz sevmedi çılgınlar gibi?
Hangimiz bir kuytu köşe başında
Bir vefasız için yol gözlemedi”

“Hangimiz düşmedi oğlum! Lan vefasız!” Kadehini duvara kaldırdım,ani bir yükselme yaşamıştım, normal bir asker traşından uzun biçimli saçlarımı hırpaladım,gözlerimle etrafı taradım etraf leş içindeydi.
Hiçbir şey yerinde değildi.
Müslüm baba durur mu? Devam etti

“Herkesten bir anı saklar bu yollar
Herkesin acısı sevgisi kadar
Güzelmiş, çirkinmiş ne farkeder ki?
Deli gibi sevmek ruhumuzda var
Deli gibi sevmek ruhumuzda var”

“Benim vefasızım haddinden fazla güzel,” dedim iç çekerken, ilkokulda sevdiğim bir kız olmuştu ama hepsini iki haftada unutmuştum, bu rakı masasını kurmama sebep olacak kadın hepsini katlardı.

Üst komşumdan gelen bu arabesk müziğe artık bir dur demek gerekiyordu amınakoyayım!
Hayır zaten ayının bile uğramayacağı bir ilçede görev yapıyordum.
Kim bu apartmanda yaşardı ki? Askeriyeye yakındı, çoğunluk böyle yerlerde kalıyordu ,hiç bir asker komutan dolu bir yerde bu müzikleri açmazdı! Mal olması lazımdı! Sığır olmalıydı! Andaval falan olmalıydı!

Yukarı kat komşum asker olsaydı benim askerim olması için nelerini vermezdim varya...
“Gece gece kederlendirdiniz siktiklerim!” Dedim yukarı kata bağırırken ama ses kesilmedi aksine üst kattaki sığır volümü daha da arttırdı;
“Âşığın gözü kör kulağı sağır
Doğruyu yanlışı ondan görmedi
Yakıldı, yıkıldı, yinede sevdi”

Tekrar odayı tararken, kalbini hızlandıran o simâyı gördüm Asrin’i.. derin bir iç çektim
“Âşığın gözü kör, kulağı sağır
Doğruyu, yanlışı ondan görmedi
Yakıldı, yıkıldı, yinede sevdi
Ah o vefasızlar kıymet bilmedi”
“Sensiz hayat mis gibi geçiyordu! Erittin beni zalimsin” rakımdan birkaç yudum daha aldım, alkole dirençliydim ama aşka değil.
Zehir gibi birşeydi aşk,hemen yayılıp gidiyordu..
Yani benim aşkım böyleydi.
En başında nefret ediyordun, sonra öyle bir bedenine yayılıyordu ki o zehre muhtaç oluyordun. Seviyordun, aniden nüks ediyordu, öyle bir kök salıyordu ki 9 yaşından bu yana geçmiyordu, geçiremiyordun.

Hiçbir ilaç kapatmıyordu,üstünü de örtemiyordun.. Gerçi ne bu hissi ne de onu yitirmek istiyordum
Babamın yokluğunda bana ilaç olmuştu Asrin, babası hala kayıptı ama babasının yokluğuna Asrin şifa olmuştu, Asrin’in yokluğuna onunla hayaller kurmaktan başka fayda yoktu. Canım yanıyordu, bu kadar yakınımda olana bir o kadar uzak olmaya.
Belki de beni unutmuştu.

Bu düşünce ile tüm masayı yere yıktım “Beni unuttun mu Asrin? Ben seni 16 yıldır kalbime kazımışken sen beni unuttun mu?”

Anın gazıyla üst komşuma daha da sinirlendim, kan beynime sıçradı,
“Kıs şunu belasını siktiğim!” Yarın asker eğlencesi olacaktı,iyice uyumalı sonra arkadaşımı uğurlamalıydım, yetim biriydi Faruk. Hiçbir akrabası yoktu..
Bu yüzden timimi de işin içine katmıştım. Tek hissetmesin diye, herşey birbirine girince kendini üst kata çıkarken buldum, yerden bir tişört alıp üstüne geçirmiştim bile, belanı sikmeye geliyorum bekle beni!

Kapıya fuhuş operasyonu yapar gibi vurmaya başladım ,

“Askersen varya.. O zaman kaçacak delik ara oğlum sen” dediğimde kapı açıldı,
“Avaz? Arman? Ne boklar dönüyor lan burada?” Karşımda mala dönmüş bön bön bakan alıklara ters ters bakarak cevap verdim,
Askerlerdi hem de benim askerim.

“Sizin IQ ları toplasak bir Japon balığı etmez” dedim umutsuzlukla.
Zaten öfkeliyim şimdi bir döveceğim şunları! Bacaklarını götüne sokacağım çekyat gibi katlayacaktım olan o olacaktı!

“Ne işiniz var lan burada! Bu daire yıllardır boş” karşıdan cevap gecikmedi,neyseki kafayı toplamışlardı,

“İşte tam o yüzden buradayız komutanım, yeni taşındık da”

İşe bak sen! Fırsat ayağıma geldi
“Bak sen.. Biliyor musunuz bende şuan çok sinirliyim” dediğim an Avaz siyah saçlarını geriye attı hırkasını çekiştirerek kapı arası dedikodu yapan teyzeler gibi öne çıktı;

“Aa neden? Hayırdır İnşallah komutanım” dedi
Sırıttım, “Böyle birini bez gibi sıkasım var, çekyat gibi katlamak istiyorum” diyerek detay verdim, sinirlerim geriliyordu, hatta başıma ağrı girmişti.

Arman aydınlanmış gibi Avaz’a işaret verdi
“Galiba bizi kastediyor”
“Zeki çocuk..” dediğimde Avaz ona döndü;
“Otur 10”
“Ne bu keder sizin gece gece!” Dedim eski sinirimi geri toplarken

“Özür dileriz komutanım” dedi Arman
“Yarın özürünüzü kabul edip etmeyeceğime bakacağım” dedim,oysa onlardan çok başka şeylere öfkem olduğunu biliyordum
“Hadi şimdi yaylanın!” Dedim aynı sinirle sonra evime geçtim tüm dağınıklığın içinde sızdım
(Asrin) ◎❃◎

Annem çok üzülüyor diye artık babamı araştırma işini gizli yapıyordum, aynı onun benden gizlice karakollara gittiği gibi. Asker olacağım dediğimde kızmasını ‘Hayır Asrin! İmkanı yok,izin vermem!’ Demesini bekliyordum.
Ama o yüzüme baktı baktı...
Sonra sarıldı o günü asla unutmayacaktım, kalbime kazımışlardı o günleri, daha 7 yaşındayken annemin dizlerine kapandığım silik anılar, ama hepsinde ortak bir nokta vardı;

Kim olursa olsun yer zaman farketmeksizin kara harp okulunda asker olma uğruna hevesimi annem de Ecmel de biliyordu.
Tepki olarak iki hafta benimle konuşmamıştı validem, ama hayır da dememişti, hayallerimin bunun üzerine inşa edildiğini biliyordu.

Hayatımın babamı bulursam tam anlamıyla düzeleceğini de.
Bugün Samsun’a gitmeyecektim, zaten Ecmel’e hasret değildim.
Hayatımın hiçbir zorluğunda yanımda olmadığı gibi harp okulundan mezun olduğumda yada ilk görev yerimw giderken de yoktu. Ablam hangi anımda gerçekten var olmuştu ki?

Bana her zaman soğuk bakan biriydi o, acımasızdı. Ben ağlarken ayağa kalkıp giden biriydi o, 30 yaşına daha yeni girmiş bir ergendi Ecmel. Bana tahammül edemeyen biriydi Ecmel,
Yıllardır süregelen bir gelenekti annem için bazı şeyler,mesela Ecmel ve beni
barıştırmak.

Sorun şuydu ben Ecmel’e küs değildim.
Kırgındım, yavaş yavaş söndürmüştü bendeki abla sevgisini. Hastalandığında kapısında ağladığımı nasıl unuturdum? Eskiden böyle değildik,
belki de çocuk olduğumuz içindi.

Bende kapanmış bir yaraydı Ecmel, ama abla kavramı kanayan bir yaraydı.
Benim Ecmel’e değil bir ablaya ihtiyacım vardı, benden nefret eden birine değil.
Oturduğum çocuk parkından kalktım yediğim simiti de ağzıma tıktım

◎❃◎
Öyle bir koşmuştum ki kıçımda pancar motoru var gibiydi, askeriyeye girdiğimde herkese kısa bir selam verdim,
Neyse ki bizim tim hala bahçedeydi. Gerçi aradığım sima gözükmüyordu, Alpan nerede?
Sanane Asrin!

Timin yanına yürürken hala gözlerim Alpan’ı arıyordu . Hiç çaktırmadan yanlarına iliştim
“Yani uzun lafın kısası komutanımız fazla öfkeliydi,kimden kaynaklı bilemiyoruz” dedi Avaz

“Ne oluyor? Ne kaçırdım” dedim

“Entrika dolu bir gece yaşamışlar Avaz,Arman ve Alpan komutan üçlüsü” dedi Bengi

“Kardasian ailesi bir bunlar iki mübarek” dedi Birol
“Sen onları nerden biliyorsun be?” Dedi Bengi,
Birol iri cüssesini şöyle bir silkti sonra kısa saçlarını karıştırdı,
“Magazin kanallarını da takip ediyorsundur sen şimdi” dediğimde Avaz kınayıcı sesler çıkardı
“Kızları bu dramalarla tavlayamazsın Birol! Az boyundan posundan utan” dedi yan bir bakış atarken,

Akay bıçak gibi araya girdi;

“Boyundan posundan utan demişken.. Harp okulu öğrencisiyim o dönemler, arkadaşlarla sıkılmışız bir internet kafeye gidelim dedik, yorgun argın oraya uğrarken ne oldu nersiniz? Brad Pitt! Karşıma geçti bi şöyle, ‘Allah için bir numaranı verir misin gardaş?’ Dedi kıramadım numarayı verdim, arkadaşlar tabii sordu neden diye ‘Boyundan posundan utansın dizleri üstüne çıkıp yalvarınca dayanamadım’ demiştim hiç unutmam”

Vay be! Ne hikayeler var mübarek!
“Travis Scott açıklama daha inandırıcı” dedi Birol

“Şansını fazla zorluyorsun” dedi Bengi
Akay ve Arman bir süre bakıştı;

“Alpan komutanımın kızgınlık sebebinin askerlikle alakalı olduğunu düşünüyorum” dedi şüpheci bir sesle,
Ural güldü, “Ne askerliği be oğlum! Aile sorunları diyorum ben” ikisi birbirine döndü
“Var mısın lan iddiasına!” Dediler aynı anda
Sıçtık.

Deren yanımıza yaklaştı “Alpan komutanım aşık olmuş, aha şuraya yazıyorum” dedi ve geri çekildi. Hayır! Saçmalık!

Boş boş söylemler! Yok öyle birşey
Derken nizamiyenin önünden yanımıza yaklaşan Alpan’ı gördük,

“Hadi gidiyoruz, arabaya yerleşin”
Herkes ışık hızı ile geçerken az önceki dururmun şoku ile donmuştum, Alpan’ın yüzüne bile bakmadan bende hızlıca geçtim.

◎❃◎
Arabada sıkışıkça otururken ön koltuk boştu oraya bizden birini alsa sıkışmazdık! Kasıtlı yapıyordu
“Komutanım! Sevgiliniz için mi ayırdınız ön koltuğu?” Araba durmuştu, Alpan cevap bile vermedi bizim gariban Ural’a,
“Aha kesin seni şutlayacak arabadan” derken Birol bi hayli keyifliydi, tüm bu sözlerin üstüne arabaya uzun boylu iri bir adam bindi.. Hem de ön koltuğa!
Arman sertçe yutkundu “Komutanım?..”
Avaz etrafa baktı “Arkadaşınız mı?” İnşallah öyledir..
Akay olduğu yere iyice sindi “İki ucu boklu değnek” katılıyorum.
Adam hepimize bir baktı, “Selamün Aleyküm”

Avaz kısık sesle isyan etti “Bir gay’e göre fazla imanlı” kolumla onu sertçe dürttüm
“Bir sus”

Alpan yanındaki adama döndü birşeyler fısıldadı ama ne dediği pek anlaşılmadı, sadece “Hatırlamıyor.. Unutmuş, silmiş bizi” Dediğini duydum.

Adam bozuntuya vermeden önüne döndü,ortama bir sessizlik çöktü, yanındaki adam inanmamış gibi birşeyler daha söyledi
“Demek ki değersizmişiz.. Herkes aynı değil.”

Neden üstüme alınıyordum? Yandaki adamı tanımıyordum bile. Adam bir anda arkasını döndü
“Bu arada ben Altay, Alpan’ın abisiyim”
Ben...
‘Asrin abisi! Hadi gel oyuncakları toplayalım’
‘Olmas daha Alapa gelmedi’
...
‘Abisi! Hadi ağlama ağlarsan ben de ağlarım’
...
‘Altay! Uğraşma şu kızla!’
‘Abisi, ben seninle uğraşıyor muyum?’
Tatlı gülüşmeler
‘Yoo! Hadi bir daha oynayalım!’
...
‘Abisi! Bak sana ne aldım! Salep!’
‘Salpe mi aldı bana!!’
Beni havaya kaldırdı sonra yanaklarımu bol bol öptü
‘Salpe değil salep, daha sevdiğin şeyin adını söyleyemiyorsun Asoş’
...
Havaya alıp döndürme oyunları,prensescilik... Ve mutlu olmam için oynanan zibilyon oyun
Abi figürü Altay abi..
Altay abinin Asoş’u...
Anılardan uzaklaştığım her an için kendimden biraz daha nefret ediyorum.
Aşinası olduğu sesler zihnime hücum etti,
‘Geçmişten kaçamazsın Asrin’
‘Şimdi bu insanlara nasıl bakacaksın?’
‘Ecmel’i bile bu kadar kolay silip atmamıştın’
‘Nankörsün..’
Nankörüm..

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

107okunma 8beğeni 7yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…