20. bölüm / 22
Uluyaz20. BÖLÜM: Vuslat
Bölümler 22Şu an: 20. BÖLÜM: Vuslat
- 1 1. BÖLÜM: Uluyaz Laneti844 kelime
- 2 2. BÖLÜM: Plastik Asker1.661 kelime
- 3 3. BÖLÜM: Buruşmuş Haritalar1.142 kelime
- 4 4. BÖLÜM: Saklı Anılar1.309 kelime
- 5 5. BÖLÜM: Sancak Timi1.484 kelime
- 6 6. BÖLÜM: Solmuş Zambaklar1.930 kelime
- 7 7. BÖLÜM: İzbe Ruhlar1.328 kelime
- 8 8. BÖLÜM: Salyangoz Hikayesi1.234 kelime
- 9 9. BÖLÜM: Tozlu Mâzi1.284 kelime
- 10 10. BÖLÜM: Operasyon: Gecekalem1.999 kelime
- 11 11. BÖLÜM: Cevapsız Sorular1.288 kelime
- 12 12. BÖLÜM: Kızıl Hat1.909 kelime
- 13 13. BÖLÜM: Hilkat1.121 kelime
- 14 14. BÖLÜM: Serzeniş1.075 kelime
- 15 15. BÖLÜM: Beyaz Geceler1.320 kelime
- 16 16. BÖLÜM: Yemin Ettik Göğe Dönmeyiz Geriye2.112 kelime
- 17 17. BÖLÜM: Kan Seli1.185 kelime
- 18 18. BÖLÜM: Araf1.704 kelime
- 19 19. BÖLÜM: Dolunay3.291 kelime
- 20 20. BÖLÜM: Vuslat1.247 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 21. BÖLÜM: Madolyonun soğuk yüzü1.695 kelime
- 22 1. BÖLÜM: Uluyaz Destanı747 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Beşikte nice canlar gözlerini açar bu yurdun ışığına;
Ve nice canlar düşer toprağa, yurdu yaşatmak için yıllarca…”
~Valorin
(Geçmiş)
⋇⋆✦⋆⋇
Asrin elinde tuttuğu plastik askere içinde tutamadığı bir hayranlık ile bakarken bacaklarını anlamsızca sallıyordu, içinde kıpır kıpır şeyler vardı.
Koltukta iyiden iyiye kıvrıldı,
İçeriye giren Sırrı kızının bu hallerine anlam veremeden koltuğuna oturdu.
"Ne oluyor yeşilli'm? Ne bu haller"
Ecmel televizyonda dolaşırken bu hallerine güldü, "Bu hayatta en son isteyeceğin şey ne baba?"
Sırrı bir an bile düşünmedi "Kızlarımın birilerine gönlünü kaptırması"
Ecmel emin bir şekilde gülümsedi, Sırrı eş zamanlı olarak kaşlarını çattı.
"Asrin'im?" Tüm ciddiyeti ile toparlandı Sırrı, "Bugün ne oldu anlatmak ister misin ay yüzlüm?"
Asrin elindeki plastik askere bakarken gülümsedi, "Alapa bana bunu hediye etti"
"Evde bir sürü plastik asker var zaten güzel kızım" Sırrı kızının yüzünü okşamaya başladı,
"Ama bunu Alapa verdi" Asrin ayaklarını hevesle çırptı,
Esin elindeki çay tepsisi ile içeri girdiğinde Sırrı'ya döndü,
"Hayırdır? Yüzünden düşen bin parça?"
Sırrı yüzünü avuçladı "Alapa diyor ya! Ne Alpan'mış arkadaş"
"Kaç yıllık kızım ilk defa bu kadar gülümsediğini gördüm" Dedi Esin eşine daha da sinirlenmesine sebep olduğunu bilmeden.
"Esin... Allah aşkına sus güzel karım"
"Yangına körükle gitme bence anne" Diyerek Ecmel de bir yorum ekledi.
"Babas!"
"Efendim yeşilli'm?" Asrin oturduğu yerden kalktı paytak paytak babasına koştu, Sırrı az önceki tüm diyoloğu unuttu huzur bulmuş gibi geniş omuzları ile kızını sarıp sarmaladı saçındaki karanfil kokusunu içine çekti;
Babasının kollarında dönüp durdu,
"Vatan ne babas?"
Sırrı beklemiyor olacak ki her zamanki gibi açtığı haber kanalının sesini kıstı,
Asrin babasından gelen melankolik orman kokusunu içine çekti,
"O nereden çıktı kızım?"
"Alapa'ya ben asker olacağım dedim o da vatan ne diye sordu" Asrin dudaklarını büzdü sadece babasının yanında duygularını ortaya serebilirdi, "cevap veremedim babas"
“Vatan... O öyle bir duygudur ki asırlardır sönmeyen bir ateştir vatan; yanan da, yaşatan da evlatlarıdır yeşilli'm, git ona bunu söyle"
"Ben de mi vatan evladıyım babas?"
"Evet tabi ki öylesin yeşilli'm"
"Sen ben olmasam bile hep dimdik var olacak bir vatan evladısın, sen göklerde dalgalanan şanlı bayrak bu uğurda canını feda eden her kahramansın bal kızım"
⋇⋆✦⋆⋇
(Alpan)
Bazı gerçekler geldiklerinde acıyı da beraberinde getirdiğinde ruhum kilitlenmiş gibi oluyordu, gelecekse ne olursa olsun refâh da gelmeliydi.
Her zaman nerede olursa olsun aynı işleyen yaşam en beklenmedik insanların aleyhine işleyebiliyordu,
Karşımdaki manzara tam da bu türdendi.
Bu gözler pek çok manzara görmüştü içine atmış zihin denen zindana hepsini kilitlemişti, istisnâsız her Alpan'ın umutları tek bir karede yatıyordu.
Telsizi elime aldım gerekli kodu girdiğimde hattan birkaç cızırtı geldi,
"Merkez, sesim geliyor mu? Sancak Timi Yazgı."
"Merkez dinlemede, emredin komutanım"
"İşler hiç umduğumuz gibi gitmiyor, özel görev timi destek bekliyor."
"Komutanım, biliyorsunuz ki risk durumu oluşmadan yapa-"
"Ne demek olmaz?" Gergin çıkan sesime engel olamadım bende hatlar yavaştan kopuyordu, "Onların adamlarını vermezsek askerlerimizi yitireceğiz!"
"Komutanım.." Hattaki ses bir süre düşündü, "Destek göndermeye çalışacağız." Sıkıntılı bir nefes verdim,
"Çalışmak?" Gergin çıkan sesime engel olamadım sinirlerim hiç iyi durumda değildi.
"Hâto buraya getirilecek komutan!" Diyen meymenetsiz ses ile dişlerimi sıktım,
Deren yalvarır gibi bana döndü, "Komutanım sakin olun lütfen"
"Komutan!" Dedi kulaklığa doğru,
"Efendim Asrin?"
"Daha ne kadar bekleyeceğiz?" sabırsızlığına anlam veremeyecek olmalı ki sustu.
"Ha buraya bak komutan! 2 saat var geldi geldi sonrasını biliyorsun değil?"
Ural kulaklığını açarak gergin ortama su serpti;
"Destek ekipleri getiriliyor komutanım.. Orospu çocuğu Hâto ile birlikte."
Keyif almadığı bir durum olduğu belli olsa bile üs merciler kararı verdiyse bu şekilde ilerleyecektik.
"Tamam! Siktiğimin Hâto'su gelecek!"
"Ha şöyle komutan... Senin ağzın ne güzel laf yapar yav!"
⋇⋆✦⋆⋇
Esin elinde tuttuğu telefonu ile merak içinde havalimanında beklemeye devam etti yaklaşık yarım saattir canından can olan Ayten'i bekliyordu Almanya'dan Türkiye'ye gelmesi konusunda Esin çok ısrar etmişti.
Ecmel yıllar boyu onun ekmeğini yemişti hakkı ödenmezdi.
Nihayet uçaktan elinde valizi ile orta yaşlarındaki Ayten indi.
Esin, bir çocuk gibi çarpan kalbine aldırış etmeden koşar adım Ayten'e gitti,
"Hoşgeldin batmayan Güneş'im" Esin hasret içinde sırdaşına sarıldı,
"Nasıl hoşbuldum anlatamam Esin'im"
"Dicle nerede?" Dedi Esin gözleri ile etrafı tararken,
"Almanya'da kaldı, bir ara özellikle Asrin'i görmeye kesin geleceğim dedi ama" Dicle, Ayten'in 20 yaşındaki kızıydı, nadiren de olsa gün yüzüne çıkan bir kişilikti.
"Olsun olsun hadi gel"
"Geldim bacım geldim," Koşturarak Esin'in yanına geldi Ayten,
"Asoş nerede?"
Esin affalladı, "O kim?"
"Kızını da mı unuttun bacım?"
"Ha Asrin" Esin aydınlanmış gibi başını salladı,
"İyi işte.. Asker oldu dağda taşta bizi koruyor"
Ayten Esin'in koluna girdi, "Kız! Asker oldu ha? Niye hiç söylemedin?"
Esin kolunu çevreleyen elleri hiç beklemeden benimsedi sıkı sıkı tutundu,"Öyle telefonda söyleyemiyorum, söylersem birşey olur diye korkuyorum" Biraz duraksadı Esin,
"Özel kuvvetlerde, kara komandosu"
Ayten elini ağzına götürdü, "Maşallah bizim kıza" Esin başını hafifçe yere düşürdü, "Onu özlüyorum Ayten,"
"Şuan nerede?"
"Görevde.. Haftalardır ses seda yok"
"Esin'im" Dedi durgun gözlerle arkadaşına bakarken, "Askerlik bu... İşi uzundur"
Esin dayanacak koltuk aradı bulduğu ilk yere oturdu hiç çekinmeden duygularını açtı, "Korkuyorum Ayten"
Ayten yanına oturur oturmaz destek olmak adına sarıldı,
"Annelik zor şey biliyorum Esin'im, hele asker annesi olmak kolay değil biliyorum"
"Beklenmedik anda geliyor Ayten." Yorgun bakışlarını yere kilitlendi, Ayten bu soğuk yeşilleri sevmemişti.
"Ben bu uğurda bir hayat arkadaşı kaybettim bir de evlâdımı kaybedemem" Ayten bu noktada sözünü kesti,
"Sırrı yaşıyor! Andım olsun yaşıyor. Sen güçlü ol ki o da güçlü olsun Esin'im"
"Haklısın aslında, vallahi haklısın" Esin derin bir nefes aldı hafifçe gülümsedi;
"Geldiğin an içime bir su serpilmişti biliyor musun? Senin gibi bir yoldaşı Allah bana nasip etti ya" Tekrar gülümsedi,
"İki cihanda da Allah senden razı olsun sırdaşı'm" Ayten gözlerinden yuvarlanan yaşa engel olamadı,
Kardeş gibi büyümüşlerdi.
Huzuru birbirlerinde bulan iki candı onlar, kardeşler miydi? Daha da ötesi...
⋇⋆✦⋆⋇
(Asrin)
Yaklaşık bir saattir olduğu gibi var gücümle kendimi sıkıyordum, bu kodumun teröristini dakikalardır zapt etmeye çalışıyorduk ama siktir ki asla kendinden ödün vermiyor her fırsatta babama ve diğerlerine daha çok zarar veriyordu.
"Belasını sikerim ben bunun" Sıktığım dişlerim ve gerilen sinirlerim beni rahatlatmıyordu.
Başımı kaldırdığımda mağaranın arka siperlerinden bir helikopter sahaya iniş yaptı,
"Geldiler. Şimdi bize askerlerimizi ver!" Alpan'ın bu sabırsız duruşu duygularıma tercüman oluyordu,
"Daha dur askercik!" Kirli sakallarını ovuşturarak pis bir gülüş attı,
"Senin o dilini- keserim!" Diye araya giren Birol'a baktım, onun için de önemli bir olaydı babası Erman amca da burada olabilirdi -ki hala göz önünde değildi-
Bir ekip direkt olarak iniş yaptı derin bir nefes vererek toparlandım, Alpan yavaşça bulunduğu yerden kalktı ve adamlarımızı almak için yeltendi;
"Orada kalasın!" Diye bağıran piçe ne kadar istemese bile durarak yanıt verdi.
"Babas, sana geldim."
Gözümü kısa bir süre babamdan ayırdım sadece uyuştuğu için bir süre öylece bekledim, ökyüzü bir anda uğursuz bir kızıllığa büründü. Teröristin kurduğu düzenek, metal bir çatırdama sesiyle titreşti ve ardından kör edici bir ışık patladı.
Yer sarsıldı, toz bulutu bir duvar gibi yükseldi; kulakları sağır eden uğultu birkaç saniye boyunca her şeyi yuttu.
Alevlerin arasında siluetler bir an görünüp kayboldu. Etrafa saçılan enkaz parçaları yere çarpınca kısa kısa metal sesleri duyuldu. Dumanın içinden yankılanan koşuşturmanın karmaşası, sahneyi kaotik bir sessizliğe sürükledi.
İtiraf etmek zordu ama canım yanıyordu.
Bunca yıl sonra babamı bulmuşken şimdi kaybedemezdim.
Daha fazla o'nun yokluğu ile sınanamazdım!
Her bir parça yüzümün yakının geçti, elimdeki silaha sığınır gibi kapandım,
Görüşüm sığlaşırken ne olduğunu idrâk edemedim, kulaklarım derin bir çınlama -ve bir sürü haykırış- ile sarsıldı.
Bahtsız ömrümde yaşadıklarımın formülü tam olarak şu idi;
16 yıl hasret 1 saniye'de kayıplara mâl olmuştu.
İçim sızlıyor derimin altında etraftaki alevler tarafından git gide sarılıyordum, şuan ben tek başıma hissediyordum.
Sanki alevler değilde ölüm beni sarmış gibi hissediyordum, ağlayamıyordum.
Bedenim değil de hislerim uyuşmuş gibi hissediyordum.
Yutkanamadım, boğazıma binlerce iğne battı, konuşamadım.
Peki siz hiç aldığınız nefesleri kendine hâk görememekle yüzleştiniz mi?
BÖLÜM SONU...
Ayten TeTeyzAnnesinin tek yakınıyakıyaPaP
Bölüm etkileşimi
