32. bölüm · UÇURUMUN ÖTESİ
BÖLÜM 32- YENİ BİR HAYAT
Teknenin kıyıya yanaşmasıyla herkes aynı anda hareketlendi.
Tugay, Umay’ı kucağına alıp tekneden indirdi.Genç kızın başı omzuna düşmüş, gözleri hâlâ kapalıydı.Yakup önden koşarak kapıyı açtı.“İçeri getirin.”Emre hemen peşlerinden geldi.“Doktoru aradım. Yolda.”Tugay cevap vermedi.Gözleri yalnızca kucağındaki kızdaydı.
Onu salondaki koltuğa yatırdıktan sonra dizlerinin üzerine çöktü.“Dayan…”Umay’dan hiçbir tepki gelmedi.Asmin korkuyla kapının yanında durmuştu.“Yaşayacak mı?”Kimse cevap vermedi.
Tam o sırada dışarıdan bir araba sesi duyuldu.Doktor gelmişti.Yakup kapıya koşarken Tugay hâlâ Umay’ın başındaydı.Doktor içeri girip genç kızı kontrol etmeye başladı.“Kurşun yaraları var.”Emre’nin yüzü bembeyaz oldu.“Üç tane…”Doktor başını kaldırdı.“Üç mü?”Tugay sessizce başını salladı.Doktor birkaç saniye düşündü.“Bu durumda hastaneye götürmemiz gerekiyor.”Yakup hemen araya girdi.“İmkânsız. Bu saatte ambulans gelene kadar—”Doktor sözünü kesti.“Önce kanamasını durduracağız. Sonra karar veririz.”Tugay Umay’ın eline baktı.Parmakları buz gibiydi.
Tam elini bırakacakken…Umay’ın parmakları çok hafif hareket etti.Tugay dondu.“Bir dakika.”Herkes ona döndü.Tugay tekrar Umay’ın elini tuttu.Bu kez daha net hissetti.
Umay yaşıyordu.
Doktor, Umay’ın durumunu kontrol etmeye devam ederken odadaki herkes sessizce bekliyordu.
Tugay ise bir adım bile uzaklaşmıyordu.Doktor sonunda doğruldu.“Şimdilik hayati tehlikesi devam ediyor ama müdahale edebiliriz.”Yakup derin bir nefes aldı.“Burada mı?”“Geceyi atlatması gerekiyor. Onu şimdi hareket ettirmek riskli.”Tugay’ın gözleri Umay’a çevrildi.“Ne zaman uyanır?”Doktor kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi.“Bunu söylemek mümkün değil.”Asmin kapının yanında gözlerini sildi.“Hiç mi uyanmayabilir?”Doktor ona baktı.“Uyanacak.”
Sonra Umay’ın üzerinde mont olmadığını fark etti.“Bu kız denizde ne kadar kalmış?”Yakup cevap vermeden önce Tugay konuştu.“Bulduğumuzda denizdeydi.”Doktor şaşkınlıkla başını salladı.“Bu kadar süre sonra hâlâ hayatta olması gerçekten şaşırtıcı.”Tugay hiçbir şey söylemedi.
Çünkü onun için bunun şaşırtıcı bir tarafı yoktu.Umay’ı bulduklarında yüzünü gördüğü ilk anda içinden tek bir şey geçmişti:
Onu kaybetmeyecekti.
Doktor odadan çıkınca Yakup Tugay’ın yanına geldi.“Biraz dinlen.”Tugay başını salladı.“Ben iyiyim.”“Sabaha kadar burada oturamazsın.”Tugay Umay’ın yüzünden gözlerini ayırmadan cevap verdi.“Otursam da bir şey olmaz.”Yakup daha fazla üstelemedi.
Herkes yavaş yavaş odadan çıkarken Tugay yalnız kaldı.Sandalyeyi yatağın yanına çekti.Umay’ın elini tuttu.“Kim olduğunu bilmiyorum.”Sesi neredeyse fısıltıydı.“Nereden geldiğini de bilmiyorum.”Bir süre sustu.“Öğrenirsin.”Umay’ın gözleri kapalıydı.Tugay başını eğdi.“Ama önce uyan.”
Tam o anda Umay’ın parmakları yeniden hafifçe kıpırdadı.Tugay başını kaldırdı.
Bu kez…Umay’ın göz kapakları da çok hafif hareket etmişti.
Umay’ın gözleri aralandı.Gördüğü ilk şey, tavandaki soluk ışık oldu.Nerede olduğunu bilmiyordu.Başını çevirmeye çalıştı ama vücudundaki ağrı yüzünden hemen vazgeçti.Yanında birinin oturduğunu fark etti.
Tugay.Genç adam onun uyandığını görünce bir anda doğruldu.“Uyandın.”Umay ona baktı.Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.Tugay’ın yüzü tanıdık gelmiyordu.“Ben…”Sesi çok zayıftı.Tugay hemen yaklaştı.“Konuşma. Dinlen.”Umay kaşlarını hafifçe çattı.“Neredeyim?”
“Evimizde.”Umay gözlerini kapatıp tekrar açtı.“Evimiz?”Tugay kısa bir an durdu.“Benim evim.”Umay’ın bakışlarında korku belirdi.Tugay bunu fark edince ellerini geri çekti.“Korkma. Sana kimse zarar vermeyecek.”Umay cevap vermedi.Gözlerini odanın içinde gezdirdi.Duvarlar yabancıydı.Koku yabancıydı.İnsanlar yabancıydı.Ama zihninin içinde bir görüntü dönüp duruyordu.Karanlık.Deniz.
Sonra…Bir uçurum.Umay bir anda nefesini tuttu.“Ben…”Tugay hemen ayağa kalktı.“Ne oldu?”Umay’ın gözlerinden yaş süzüldü.“Hatırlayamıyorum.”Tugay sessiz kaldı.Umay ellerine baktı.“Ben kimim?”Bu soru odanın içinde ağır bir sessizlik bıraktı.
Tugay ne söyleyeceğini bilemedi.Çünkü karşısındaki kız yalnızca uçurumdan düşmemişti.Sanki geçmişinden de kopup gelmişti.Kapının ardından Yakup’un sesi duyuldu.“Tugay?”Tugay kapıya baktı.Sonra tekrar Umay’a döndü.“Şimdilik hiçbir şeyi hatırlamak zorunda değilsin.”Umay ona baktı.“Ya hiç hatırlamazsam?”Tugay birkaç saniye sustu.Sonra sakin bir sesle cevap verdi:
“O zaman yeniden başlarsın.”
Umay gözlerini kapattı.Ve ilk kez, bilmediği bu evde kendisini tamamen yalnız hissetmedi.
Kapı yavaşça açıldı.Yakup içeri girdiğinde Tugay hâlâ yatağın yanında oturuyordu.“Uyandı mı?”Tugay başını salladı.“Biraz önce.”Yakup’un bakışları Umay’a çevrildi.Umay ise yabancı yüzü görünce istemsizce geri çekildi.
Yakup bunu fark edip olduğu yerde durdu.“Merhaba.”Umay cevap vermedi.Yakup daha fazla yaklaşmadı.“Ben Yakup.”Umay’ın kaşları hafifçe çatıldı.“Tanıyor muyum sizi?”Yakup bir an Tugay’a baktı.Tugay başını iki yana salladı.“Hatırlamıyor.”Yakup’un yüzündeki ifade değişti.“Hiçbir şeyi mi?”“Kim olduğunu bile bilmiyor.”Umay gözlerini ikisine çevirdi.
“Benim adım ne?”Bu kez odadaki sessizlik daha da ağırlaştı.Yakup cevap vermeden önce Tugay’a baktı.Tugay’ın yüzündeki kararsızlığı gören Umay’ın gözleri doldu.“Gerçekten bilmiyorsunuz.”Yakup yavaşça konuştu.“Hayır. Seni bulduğumuzda üzerinde kimliğini gösterecek hiçbir şey yoktu.”Umay’ın eli istemsizce battaniyeyi sıktı.“Montum?”Tugay’ın bakışları yere indi.“Denizde bulduğumuzda üzerinde değildi.”Umay birkaç saniye düşündü.Hiçbir şey.
Ne bir isim…Ne bir ev…Ne de geçmişinden bir görüntü.Sadece karanlık bir deniz ve yüzüne vuran soğuk vardı.“Benim bir ailem var mı?”Yakup cevap veremedi.Tugay ise Umay’a baktı.“Vardır.”Umay gözlerini ona çevirdi.“Ya beni arıyorlarsa?”Bu kez Tugay’ın yüzündeki ifade değişti.Çünkü bunu düşünmemiş değildi.Eğer bu kızın gerçekten bir ailesi varsa…
Şu anda onu kayıp sanıyor olabilirlerdi.Ve belki de Umay’ın öldüğünü düşünüyorlardı.Tugay ayağa kalktı.“Bulacağız.”Umay şaşkınlıkla baktı.“Neyi?”Tugay kapıya doğru yürürken durdu.“Seni.”Sonra arkasını dönüp ekledi:“Kim olduğunu da.”Umay ilk kez hafifçe başını salladı.Ama ikisinin de bilmediği bir şey vardı.
Umay’ın geçmişi sandıklarından çok daha yakındı.
Ve o geçmiş, onu bulmak için çoktan harekete geçmişti.
Gece ilerledikçe ev yeniden sessizleşti.Yakup, Asmin’i ve çocukları odalarına göndermişti. Tugay ise Umay’ın yanında kalmaya devam ediyordu.
Umay uyumuyordu.Gözleri tavanda, zihni ise bomboştu.Bir süre sonra kapı tekrar açıldı.Bu kez Asmin içeri girdi.Elinde bir bardak su vardı.“İyi misin?”Umay başını çevirdi.“Sanırım.”Asmin bardağı komodinin üzerine bıraktı.“Bir şeye ihtiyacın olursa söyle.”Umay birkaç saniye ona baktı.“Benim adım gerçekten Umay mı?”Asmin şaşırdı.“Evet.”“Nasıl biliyorsunuz?”“Pantolonun iç cebinde küçük bir şey vardı.”Umay hemen doğrulmaya çalıştı.“Ne?”Asmin cebinden küçük, metal bir kolye çıkardı.Kolye avucunun içindeydi.“Pantolonun cebinden çıktı.”
Umay kolyeye baktığı anda…Bir görüntü belirdi.Küçük bir kız çocuğu.Bir kadın.Ve aynı kolyenin çocuğun boynuna takıldığı bir an.
Umay’ın nefesi kesildi.“Anne…”Asmin şaşkınlıkla ona baktı.“Ne dedin?”Umay gözlerini kapattı.Görüntü kaybolmuştu.“Ben… bilmiyorum.”Tugay hemen yanına geldi.“Bir şey hatırladın mı?”Umay başını salladı.“Bir kadın vardı.”“Kim?”“Annem olabilir.”Tugay ve Asmin birbirlerine baktılar.Bu küçücük hatıra bile önemliydi.Umay kolyeyi eline aldı.Arkasında küçük harflerle bir şey yazıyordu.
U.V.
Umay parmaklarını harflerin üzerinde gezdirdi.“Bu benim mi?”Asmin cevap verdi.“Sanırım.”Umay kolyeyi göğsüne bastırdı.“Onu bulmak istiyorum.”Tugay’ın bakışları yumuşadı.“Bulacağız.”Ama odanın dışında Yakup konuşulanları duymuştu.Ve
U.V.
harflerini duyduğu anda yüzündeki ifade değişmişti.Çünkü o harflerin ne anlama geldiğini biliyordu.Ve Umay’ın gerçek kimliğini öğrenmek, düşündüklerinden çok daha büyük bir sorunu beraberinde getirecekti.
Yakup kapının önünde birkaç saniye daha bekledi.Sonra sessizce mutfağa geçti.Tugay da kısa süre sonra odadan çıktı.“Baba?”Yakup arkasını döndü.“Ne oldu?”Tugay’ın yüzünde merak vardı.“Umay’ın kolyesini gördün mü?”Yakup bir süre cevap vermedi.“Ne olmuş?”“Hiçbir şey.
Sadece… onu görünce bir şey hatırladı.”Yakup kaşlarını çattı.“Ne?”“Annesini.”Yakup’un yüzündeki ifade değişti.Tugay bunu fark etti.“Bir şey mi biliyorsun?”“Hayır.”“Baba.”“Bir şey bilmiyorum, Tugay.”Tugay onun gözlerinin içine baktı.Baba’sının bir şey sakladığını anlamıştı.Ama üzerine gitmedi.“Tamam.”Tekrar odaya döndü.
Umay hâlâ uyanıktı.Tugay içeri girince ona baktı.“Annem beni bulur mu?”Tugay birkaç saniye sustu.“Bulur.”“Ya bulamazsa?”“Bulur.”Umay hafifçe gülümsedi.“Bu kadar emin olma.”Tugay da ilk kez gülümsedi.“Olacağım.”Umay gözlerini kapattı.“Teşekkür ederim.”“Ne için?”“Beni bulduğun için.”Tugay’ın yüzündeki gülümseme kaybolmadı.“Ben seni bulmadım.”Umay gözlerini açtı.Tugay ona baktı.
“Deniz seni bana getirdi.”
Umay hiçbir şey söylemedi.Bir süre sonra gözleri ağırlaşmaya başladı.Tugay battaniyeyi düzeltti.“Uyu.”Umay gözlerini kapattı.O gece ilk kez huzur içinde uykuya daldı.
Fakat aynı saatlerde…Şehrin başka bir yerinde bir telefon çaldı.Telefonu açan kadın, karşı taraftaki sesi duyunca olduğu yerde dondu.“Ne demek bulamadınız?”Karşıdaki kişi bir şey söyledi.Kadının gözleri doldu.“Hayır…”Telefonu elinden düşürmemek için masaya tutundu.“Onu bulmanız gerekiyor.”Karşıdaki ses sustu.Kadın gözlerini kapattı.Sonra fısıldadı:
“Kızım yaşıyor.”
Ve Umay’ın başlayacak olan yeni hayatı…
O gece sessizce başlamış oldu.
