1. bölüm · UÇURUMUN ÖTESİ
BÖLÜM 1- YENİ BİR BAŞLANGIÇ
“Bazı vedalar, yeni başlangıçların değil; fırtınaların habercisidir.”
Sabahın ilk ışıkları odamın perdelerinden süzülürken uzun zamandır ilk kez bu kadar erken uyanmıştım.
Odamın duvarlarına, masamın üzerindeki kitaplara ve penceremin önünde duran saksıdaki solmaya yüz tutmuş çiçeğe tek tek baktım.
Bugün bu evdeki son günümdü.Valizim yatağın üzerinde açıktı. Kıyafetlerimi katlayıp içine yerleştirirken boğazıma bir düğüm oturdu.Burası sadece bir ev değildi.Çocukluğumdu.
Babamın bana aldığı ilk oyuncak hâlâ kitaplığın en üst rafındaydı. Babam yıllardır hayatımda olmasa da onu atmaya hiç kıyamamıştım.
Kapı hafifçe aralandı.Annem, Zeliha…“Umay, hazır mısın?”Başımı kaldırıp ona baktım.Yüzünde uzun zamandır görmediğim bir mutluluk vardı.“Evet…” dedim ama sesim hiç de öyle söylemiyordu.
Annem odama girip valizi kapattı.“Her şey çok güzel olacak.”Bu cümleyi son bir haftadır o kadar çok duymuştum ki artık inanmayı bırakmıştım.Yeni bir şehir…Yeni bir okul…Ve hiç tanımadığım insanlar…
Arabaya bindiğimizde annem sürekli Yasin’den bahsediyordu.“Çok iyi biridir.”“Karan da senin yaşlarında.”“Oraya alışacağına eminim.”Ben ise sadece camdan dışarı bakıyordum.
Yollar uzadıkça sanki eski hayatım arkamda küçülüyordu.Yaklaşık iki saat sonra siyah demir kapılı büyük bir villanın önünde durduk.
Kalbim hızlandı.Annem heyecanla arabadan indi.Kapıyı açan adam kırklı yaşlarının başında, güler yüzlü biriydi.“Hoş geldiniz.”Yasin…
Annem gülümseyerek ona sarıldı.Ben ise küçük bir tebessüm etmekle yetindim.“Hoş bulduk.”Tam içeri girecekken yukarıdan ayak sesleri geldi.
Merdivenlerden siyah tişörtlü, uzun boylu, siyah saçlı bir çocuk indi.Bakışları ifadesizdi.Beni baştan aşağı süzdü.Sonra tek bir cümle kurdu.“Demek geldiniz.”Ne hoş geldin…Ne de gülümseme…Sadece buz gibi bir ses.
Annem ortamı yumuşatmaya çalıştı.“Umay, bu Karan.”Karan kısa bir baş hareketi yaptı.Ben de aynı şekilde karşılık verdim.Sessizlik ikimizin arasında duvar gibi yükseldi.
Yasin kahkaha atarak,“Hadi, odanı göstereyim.” dedi.Odam beklediğimden güzeldi.Büyük bir pencere, beyaz duvarlar ve bahçeye bakan bir manzara…
Ama ne kadar güzel olursa olsun bana ait hissettirmiyordu.Valizimi yatağın üzerine bıraktım.Derin bir nefes aldım.Artık burası evimdi.En azından herkes öyle söylüyordu.
Akşam yemeğinde masaya dört kişi oturduk.Yasin sürekli sohbet etmeye çalışıyor, annem heyecanla yeni hayatımızdan bahsediyordu.
Karan ise neredeyse hiç konuşmuyordu.Yemek bitince ayağa kalktı.“Yarın okul var. Ben odama çıkıyorum.”Bana bakmadan merdivenlere yöneldi.Arkasından istemsizce baktım.Annem hafifçe gülümsedi.“Zamanla alışırsınız.”İçimden “Umarım…” diye geçirdim.
O gece uyuyamadım.Yatağıma uzanmış tavana bakıyordum.Yarın yeni okuluma gidecektim.Hayatımın tamamen değişeceğini hissediyordum.Ama bunun sadece yeni bir okul olmadığını…Yeni dostlukların…Yeni düşmanlıkların…
Ve beni uçurumun kenarına kadar sürükleyecek olayların başlangıcı olduğunu henüz bilmiyordum.
“Bazen kader, seni hiç tanımadığın insanların arasına bırakır. Asıl soru ise şudur: Orada kendini mi bulacaksın, yoksa tamamen mi kaybedeceksin?”
