22. bölüm · UÇURUMUN ÖTESİ
BÖLÜM 22- GÜN BATIMINDA BİR ÖZÜR
Okul çıkış zili çaldığında herkes bahçeye akın etmişti.Ben ise sınıfta tek başıma oturuyordum.Kalemimi elimde çeviriyor ama tek satır bile yazamıyordum.Aklım sürekli sabah yaşananlardaydı.
Yamal…Ona herkesin içinde bağırmıştım.Üstelik suçsuz olduğunu öğrenmiştim.İçimdeki vicdan azabı her geçen dakika büyüyordu.
Yasmin yanıma yaklaştı.“Geliyor musun?”Başımı iki yana salladım.“Biraz işim var.”“Belli ki kafanda bir şeyler dönüyor.”Hafifçe gülümsedim.“Çözmem gereken bir şey.”Yasmin omzuma dokundu.“Umarım çözersin.”
Sınıftan çıktı.Koridorda yalnız kalınca derin bir nefes aldım.Artık kaçmanın anlamı yoktu.Yamal okul bahçesindeki bankta tek başına oturuyordu.Kulaklığını takmıştı.Başını gökyüzüne kaldırmış, hiçbir şey düşünmüyormuş gibi görünüyordu.
Yavaşça yanına yürüdüm.“Yamal…”Kulaklığını çıkardı.Bana baktı ama hiçbir şey söylemedi.Sessizlik ikimizin arasına yerleşti.“Konuşabilir miyiz?”“Dinliyorum.”Sesindeki soğukluk canımı acıttı.“Dün…”“Hayır.”Sözümü kesti.“Dünden bahsetme.”Başımı eğdim.“Özür dilemek istiyorum.”“Özür mü?”Acı bir tebessüm etti.“Ben seni suçladım.”“Herkesin içinde.”“Ve…”“…yanılmışım.”Yamal uzun süre sustu.Sonra hafifçe iç çekti.“Beni en çok üzen şey bana bağırman değildi.”Başımı kaldırdım.“Peki neydi?”“Bana hiç güvenmemen.”
Bu cümle içime oturdu.Haklıydı.Bir gün önce bana söz vermişti.Ben ise ilk fırsatta ona inanmamıştım.“Özür dilerim.”Gerçekten üzgündüm.Yamal bana baktı.
Sonra ilk kez hafifçe gülümsedi.“Bir şartla.”“Neymiş?”“Bana bir kahve ısmarlarsın.”Şaşırıp güldüm.“Sadece kahve mi?”“Belki yanında tatlı da olur.”İkimiz de istemsizce güldük.İçimdeki yük biraz hafiflemişti.“O zaman…”“Bugün okuldan sonra?”Yamal başını salladı.“Olur.”“Deniz kenarında yeni açılan kafeye gidelim.”“Anlaştık.”
Akşam…Güneş yavaş yavaş batıyordu.Denizin üzerine turuncu ışıklar düşüyordu.Rüzgâr saçlarımı hafifçe savuruyordu.Yamal benden birkaç dakika sonra geldi.Üzerinde siyah bir sweatshirt vardı.“Çok beklettim mi?”“Hayır.”Beraber sahil boyunca yürümeye başladık.İlk birkaç dakika ikimiz de sessizdik.
Sonunda Yamal konuştu.“Aslında…”“Senin böyle özür dileyeceğini beklemiyordum.”“Neden?”“İnatçı görünüyorsun.”Kaşlarımı kaldırdım.“Ben mi?”“Evet.”“Peki sen?”“Sen de aşırı sakinsin.”“Öyle mi?”“İnsan bazen ne düşündüğünü hiç anlamıyor.”Yamal hafifçe güldü.“Belki de anlaşılmak istemiyordur.”Bu cümlede farklı bir anlam vardı.
Ama üzerine gitmedim.Kafeye girip cam kenarındaki masaya oturduk.Siparişleri verdikten sonra sohbet etmeye başladık.
Çocukluk anıları…Komik okul olayları…Sevdiğimiz filmler…İlk defa Yamal’ın gerçekten güldüğünü görüyordum.Gülerken gözlerinin kenarında oluşan küçücük çizgiler dikkatimi çekti.“Ne oldu?”“Neye gülüyorsun?”“Hiç.”“Bana ilk kez bu kadar samimi geldin.”Yamal başını eğdi.“Belki ilk kez gerçekten rahat hissediyorum.”
Bu sözler ikimizin de birkaç saniye susmasına neden oldu.
Tam o sırada…Telefonum masanın üzerinde titredi.
Bilinmeyen numara
içim ürperdi.Mesajı açtım.
“Mutlu görünüyorsun.”
Kaşlarım çatıldı.İkinci mesaj geldi.
“Arkana bakma.”
Elim istemsizce titredi.Yamal bunu fark etti.“Umay?”“Ne oldu?”Cevap vermeden telefonu ona uzattım.Mesajları okudu.Yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.“Bu seni rahatsız mı ediyor?”Başımı salladım.“Arkana bakma.” demişti.Ama dayanamadım.Yavaşça başımı çevirdim.
Sahilin biraz ilerisinde…Siyah kapüşonlu biri ayakta duruyordu.Bize doğru bakıyordu.Yüzünü seçemiyordum.Bir dalga kıyıya vurdu.Tekrar baktığımda…
Kapüşonlu kişi ortadan kaybolmuştu.
Yamal hemen ayağa kalktı.“Burada kal.”“Nereye gidiyorsun?”“Bakıp geleceğim.”“Hayır!”Kolundan tuttum.“Gitme.”Yamal bana baktı.İlk kez gözlerinde endişe vardı.“Tamam.”Tekrar yerine oturdu.O an ikimiz de fark ettik.Bu artık sadece Sıla’nın sırrı değildi.
Birileri…Bizi adım adım izliyordu.Ve nedenini henüz bilmiyorduk.
“Bazı gözler uzaktan izler… Ama asıl tehlike, neden izledikleridir.”
