10. bölüm · UÇURUMUN ÖTESİ
BÖLÜM 11- GÖZLERİN ANLATTIĞI
Sabahın serinliği yüzüme vururken okulun demir kapısından içeri girdim.İstanbul Şehir Anadolu Lisesi her zamanki gibi kalabalıktı.Koridorlardan kahkahalar yükseliyor, öğrenciler son zil çalmadan sınıflarına yetişmeye çalışıyordu.
Dün gece gelen mesajlar hâlâ aklımdan çıkmıyordu.Telefonumu cebimden çıkarıp tekrar baktım.Numara hâlâ kayıtlı değildi.Mesajlar duruyordu.
“Bugün dikkatli olmalıydın.”
“Herkes göründüğü gibi değildir.”
İçimi garip bir huzursuzluk kapladı.“Umay!”Yasmin koşarak yanıma geldi.“Nasılsın?”Omuz silktim.“İyiyim… Sanırım.”“Mesajları düşündün değil mi?”Başımı salladım.“Belki gerçekten biri şaka yapıyordur.”“Umarım öyledir.”
Tam sınıfa girecekken koridorun diğer ucunda Sıla’nın bana baktığını fark ettim.Yanında Elifsu ve Ece vardı.Üçü de fısıldaşıyor, ara ara bana bakıp gülümsüyordu.İçimdeki huzursuzluk biraz daha büyüdü.
İlk iki ders beklediğimden sakin geçti.Öğretmen tahtada konu anlatırken ben not almaya çalışıyordum.
Tam o sırada telefonum sessize alınmış olmasına rağmen titreşti.Ekranda yine bilinmeyen numara vardı.Kalbim hızlandı.Mesajı açtım.
Bilinmeyen numara:
“Arkana bakma!”
Nefesim kesildi.İstemeden başımı kaldırdım.Arka sırada oturan Sıla bana bakıyordu.Ama elinde telefon yoktu.Mesajı o mu göndermişti?
Yoksa…Ben farkında olmadan başka biri mi beni izliyordu?Teneffüs zili çaldı.Sınıftan çıkıp koridora yöneldim.Kalabalığın içinde yürürken biri omzuma hafifçe dokundu.Yaman.“Bir dakika konuşabilir miyiz?”Başımı salladım.
Koridorun daha sessiz olduğu pencere kenarına geçtik.“İyi görünmüyorsun.”“Dün gece…”Telefonumu uzattım.Mesajları gösterdim.Yaman dikkatlice okudu.Yüzündeki ifade bir anda ciddileşti.“Bu numarayı tanıyor musun?”“Hayır.”“Başka mesaj geldi mi?”“Bu sabah bir tane daha.”Telefonu bana geri verdi.“Bir daha böyle bir mesaj gelirse bana haber ver.”Şaşkınlıkla ona baktım.“Neden?”Çevresine göz gezdirdi.“İçime kötü bir his doğdu.”Tam o sırada zil çaldı.
Yaman derin bir nefes aldı.“Derse geç kalacağız.”Birlikte sınıfa doğru yürümeye başladık.
Öğle arasında okul bahçesinde oturuyorduk.Yiğit her zamanki gibi bitmek bilmeyen şakalarını anlatıyordu.Karan kahkahalarla gülüyor, Yasmin ise sürekli “Yeter artık.” diyordu.Ben ise istemsizce Yaman’a bakıyordum.Sessizdi.Ama sürekli etrafı izliyordu.Sanki birini bekliyor gibiydi.Tam o sırada bahçe kapısından Yamal, Atlas ve Efe içeri girdi.Yamal’ın arkasından da Sıla geldi.Hiç düşünmeden Yamal’ın yanına gidip onunla konuşmaya başladı.Yamal kısa cevaplar veriyor, Sıla ise konuşmayı uzatmaya çalışıyordu.
Ben bunu uzaktan izlerken Yaman’ın bakışlarının bir anlığına o tarafa kaydığını fark ettim.Sonra bana döndü.“Ne düşünüyorsun?”Bir an afalladım.“Hiç…”“Yalan söylüyorsun.”Yüzünde hafif bir gülümseme vardı.Ben de istemsizce güldüm.“Galiba.”
Son ders bittiğinde okul yavaş yavaş boşalmaya başladı.Yasmin ailesiyle buluşacağı için erken ayrıldı.İlayda da kursa gideceğini söyleyip vedalaştı.Ben çantamı omzuma takıp okul kapısına doğru yürürken arkamdan tanıdık bir ses geldi.“Umay.”Yaman’dı.“Bugün seni durağa kadar bırakacağım.”“Neden?”“Bilmiyorum.”Omuz silkti.“Aklım öyle istedi.”İkimiz de güldük.
Okuldan birlikte çıktık.Gökyüzü bu kez açıktı.Dünkü yağmurdan eser yoktu.Yol boyunca okuldan, öğretmenlerden ve çocukluk anılarından konuştuk.İlk kez konuşurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım.Sokağıma yaklaştığımızda Yaman durdu.“Buradan sonrası tamam.”“Teşekkür ederim.”“Rica ederim.”Tam vedalaşacakken…Yaman’ın telefonu yeniden çaldı.Ekrana baktı.Yüzündeki gülümseme yine kayboldu.Bu kez telefonu açmadı.Sadece derin bir nefes aldı.
Sonra bana baktı.“Görüşürüz Umay.”Arkasını dönüp yürümeye başladı.Ben ise olduğum yerde kaldım.Her telefon çaldığında neden bu kadar değişiyordu?Bu sorunun cevabını bilmiyordum…
Ama bir gün öğreneceğimi hissediyordum.
“İnsan bazen birinin gözlerine bakarak, söylemediği her şeyi anlayabilir.”
