Tutun Bana kitap kapağı

3. bölüm / 6

Tutun Bana

BÖLÜM 3

Vaveyla Yazarı: Elif Nel

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 3

Bekir yoğun günün ardından eline kahvesini alıp kendini bahçeye attı.

En canlı renkler ilkbaharda mıydı yazda mıydı? Onu tartışmak şöyle dursun yeşil en güzel mevsimindeydi. Kahvenin buharı bahar serinliğine karışırken bahar mevsimine şükran duydu.

Bugün eve gitmeyip klinikte çalışacaktı. Dün Cansel'i gördükten sonra bir daha yanına gitmedi ama aklı sürekli onda dönüp duruyordu. Bugün Cansel'in annesi Fatma hanımı da arayacaktı; konuşacak, buraya çağıracaktı.

Kafası ağırlaşınca ilerideki kamelyaya yürüdü. Oturup derin bir nefes aldı, bardağını masaya koydu. Etrafına baktıktan sonra kafasının ağırlığına dayanamayıp masaya eğilerek kafasını kollarının arasına gömüverdi. "Beş dakika" dedi içinden. " sadece beş dakika".
Kliniğin bahçesinden gelen tek ses kuş sesleriydi. Beş dakka sonra kalkmayı planlarken yarım saat geçmişti. Vücudu üşüse de uykuda bunu hissetmemişti. Fakat üzerine gelen örtü ile gözlerini araladı. Kafasını gömdüğü yerden kaldırıp yanına baktı.

“Bekir bey, uyandırmak istememiştim.”

Mahmur bakışıyla Zülal hanımı süzdü. Zihni bir an Cansel'in odasındaki o pencere önü sessizliğine gitti.

“Yok, teşekkür ederim. Uyuyakalmışım”, diyerek kolundaki saate baktı. Üzerindeki örtüyü katlayarak ayağa kalkıp Zülal hanıma uzattı.

“Teşekkür ederim, çok düşüncelisiniz.”

“Rica ederim, bende hava almaya çıkmıştım. İyisiniz umarım.”

“İyiyim iyiyim, kafamda bi ağırlık var sanırım mevsim geçişinden kaynaklı. Kafamı koyup dinlenmek istedim ama uyuyakalmışım. “

“Evet şu sıralar herkeste bi ağırlık var, dikkat edin. “

“Sizde dikkat edin Zülal hanım, eğer izniniz olursa acil bi arama yapmam gerekiyor.”

Psikiyatrist Doktor Zülal hanım içinden biraz sohbet etmeyi geçirse de hüsranla yanında bulunan kamelyaya oturdu.

Bekir alelacele odasına ilerleyip Fatma hanımı arayacaktı. Bugün seansları bitmişti geriye bazı hastalarının tedavisinde çalışmaları ve araştırmaları vardı. Hızla masasının üzerinde olan iş telefonu ile Fatma hanımı aradı.

Uzun bir çalmanın sonucunda güçlü ve tiz bir ses "Alo" dedi

“Merhaba Fatma hanım, ben Doktor Bekir.”

“Aa Merhaba Cansel'e bir şey mi oldu?“

“Yok hayır ama görüşmemiz gerekiyor, aslında sizi buraya bekliyordum. “

“Evet evet geleceğim, Cansel nasıl?”

“Ne zaman geleceksiniz Fatma hanım?”

“Iı-ı... iki üç gün sonra döner miyiz Faruk? “

“Hayatım üç gün sonra döneriz”, diye bağıran ses doktorun hayli canını sıkmıştı.

“Üç gün sonra dönüyoruz, o zaman Cuma günü gelebilirim”

“Cansel’e bir şey mi oldu?”

“Şu an hayır ama sizinle burada görüşmek istiyorum, telefonda değil. Ayrıca yanınızda eşinizde olursa mutlu olurum.”

Bekir ayağa kalkarak odasını adımlamaya başladı. Duygusunu kontrol altına alıp danışanın ailesine dair notlarını almaya başladı. Durum tespitlerinden sonra analizini yazmaya başladı.

Analiz: Danışandaki "yenilme" ve "hastalık" hissi, biyolojik bir arızadan ziyade, kronik bir duygusal sahipsizlikten beslenmektedir. Cansel’in "güvende hissetme" ihtiyacı, ancak anne figürünün yarattığı bu boşlukla yüzleşildiğinde tam anlamıyla karşılanabilecektir.

Defterini kapatmadan önce de yan boşluğuna içinden gelen o cümleyi yazdı.

"Bazı yaralar sadece ilaçla ya da terapiyle iyileşmez; çünkü bazen asıl hastalık, hastanın kendisinde değil, onu en çaresiz anında tek başına bırakan yakınındadır."

Cansel ile iletişim kurmakta zorlanıyordu çünkü Cansel'in durumunu çok içselleştirmişti. Annesi ile birkaç kere konuşsa da annesi kendi durumundan çok bahsetmemiş, sürekli kendini acındırma rolünü oynamıştı. Belki de gerçekten zor şeyler yaşamıştı bunu bilemiyordu ama Cansel'i özellikle kendine zarar vermekten korkmayan bir genci, tek başına bırakmanın ona bu yolda izin verdiğini göstermekten başka bir şey olmadığını anlamalıydı.

Cansel'i düşündükçe halini merak etti ve yukarıya hemşiresiyle görüşmeye çıktı.

202 numaralı odanın karşısında olan odanın kapısını tıklatarak içeri girdi.

“Aa Bekir hocam?”

“Merhaba Esra, nasılsın?”

“İyiyim hocam teşekkür ederim, siz nasılsınız?”

“Bende iyiyim teşekkür ederim. Ee... Cansel'in ilaçlarını verdin mi?”

“Evet verdim hocam, hatta biraz konuşmaya çalıştım ama pek başarılı olamadım.”

“Neden kötü müydü?”

“Yani hocam normalde beni sever, birkaç neşeli sohbet ederdik ama iki gündür hiçbir şey konuşmuyor sadece uyumak istediğini söylüyor.”

“Tamamdır. Eklemek istediğin bir şey var mı?”

“Hocam bence yanına gitmeyin. Sizinle seansından sonra pek sizi görmek istemiyor gibi hissettim ben.”

“Bunu hissetmen için bir şey olması gerekiyor Esra. Bir şey mi dedi?”

“Yani bunu aslında dememem gerekiyordu size.”

“Ne dedi?”

“Hocam aramızdaki sırrı size söylersem bana güveni kırılır.”

“Seni zorlamıyorum da ben onun doktoruyum eğer endişeleneceğim bir şey ise lütfen söyle.”

“Hocam, abisinden bahsetti bugün. Sizi hiç sevmemiş ve Cansel'in sizinle iletişiminden çok rahatsızmış. Cansel'i kötü yapan sizmişsiniz.”

“Cansel de bunları destekledi mi?”

“Evet. Yani abim haklı dedi.”

“Hah! Mükemmel.”

Aradan geçen birkaç saniyeden sonra Bekir gülümseyerek Esra'ya yaklaştı.

“Esra, Cansel'in abisi yakın zamanda ölmüş.”

“Aa!!! Nee?!”

Esra'nın yüksek çıkan sesi yan odada bulunan hemşireleri de korkutmuştu.

“Kız sakin ol.”

“Ay hocam ben hastaları karıştırmışım. Ama Cansel'in durumu çok iyi normalde.”

“Hayır iyi değil, rol yapıyor Esra. Acısını gizliyor.”

“Hocam.. Ben çok üzüldüm. O zaman o yalan mı atıyor?”, dedi Esra. Yakınlık kurduğu birkaç hastadan biriydi Cansel. Ne kadar rehabilitasyon merkezlerinde çalışsa da içi ürpermişti.

“Hayır, bunu demek için erken. Yas sürecinde olduğu için bu teşhisi koyamayız. Başka konularda bir yalanını yakaladığını sanmıyorum? Esra onunla konuşmaya devam et.”

“Hayır, dediğiniz gibi hocam. Tamamdır.”

“Teşekkürler, kolay gelsin.”

Bekir kapıyı kapatıp Esra'yı o şaşkın ifadesi ile tek başına bıraktı. Karşısında 202 nolu odayla bakışınca ister istemez yine canı sıkıldı. Arkasında duran duvara kendini bırakıp derin bir nefes aldı. Bu durumda yalnız kalmaması gereken bir hastayı tek bırakmak bütün merhametini yok ediyordu.

Ama her dakika yanına giremezdi. Belki de annesi değildi Cansel'i yenilme hissine sokan kendisiydi. Cansel'e hastalık damgası vuran onun yaklaşımı olabilir miydi?

Bekir kendi yaklaşımını düşünmeye başladı. Odasına girip hastalarının oturduğu o koltuğa bir vaka olarak kendisi uzandı ve karşısında duran duvara seanslarını tahayyül ederek bir filmmişcesine izledi. Hayır onun yanlış yaklaşımı yoktu, kendinde hiçbir hata göremiyordu. Belki de kendi hocasına bu olanları anlatıp onunla da konuşmalıydı.

...

Cansel, Esra hemşire de gittikten sonra ona dedikleri yüzünden kendini suçlu hissetmeye başladı. Göğsünde büyüyen o sıkışmayı dindiremiyordu, güvenmemeliydi. Kimse ama kimse güvenilir değildi. Abisinden de bahsetmemeliydi. Daha önce hastaneye yattığında bahsettiğinde onu yalancı olarak damgalamışlardı. Ha bir de doktorundan yakındı o kadına. Neden güvendi, neden?!

Canı sıkılarak koluna takılı seruma baktı. Hayır hayır, asıl uyuşturucuya başlamamalıydı. Hastaneden çıkamazdı bu illetten dolayı çünkü o da istiyordu iyileşmeyi.

“Ben hasta değilim”, diye fısıldadı. “Burada olmamın tek nedeni uyuşturucu. Başka bir sebebi yok. Evet doktorun sana iyi gelmek istiyor. Ve onun konuşması seni rahatlatıyor. Evet, o olmasaydı belki de çok daha ağır duygular yaşayacaktım.”

İçtiği hapların sersemliği kendisini yatıştırmasına izin vermiyordu, gitgide artan öfkesini altedemiyordu. Öfkesi uyuşturucu kriziyle birleşince Cansel kontrolünü tamamen kaybetti. Aklına sürekli Esra hemşire geliyor ve kendi kendine kızıyordu.
Seruma baktı, o faydası olmayan, minik minik hiç bitmezmişcesine damlayan ilaca da sinir oldu.O plastik boruyu bir kelepçe gibi hissetti, nefesi iyice daralınca bantı umursamayarak bir çırpıda çekip attı, içinde iğnenin hareketini hissetmesiyle iğneyi de. Hafif bir sızı başlamıştı.
Odayı kızgınlıkla arşınlarken kolunda yoğun bir kanama başlamıştı. O sıcak kanı zihninin gürültüsünden hissetmemişti bile.

“Söylememeliydim, söylememeliydim. Abim buna da kızacak. Abi, abi beni şimdi alabilirsin!” diye konuşurken gözlerinden yaşları akmaya başlamıştı.
Dizleri titriyor yürüdüğü yolda kendinden damla damla iz bırakıyordu. Yalpalayarak yürüyordu.
Odadan çıktığında alarm sistemi hasta bakıcısına ve hemşireye bildirim göndermişti.

Gelen bildirimde Esra sakinlikle ne ihtiyacı var ki diye düşündü. Cansel ise öfkeyle karşı odanın kapısının kolunu zorluyordu. Sonunda açabilmişti fakat gitgide artan halsizliği ile konuşmaya zorlanıyordu. Esra hemşire karşısında endişe ile seslenirken Cansel bağırmaya başladı.

“Ben sana güvenmeyi seçtim, kahretsin neden seçtim nedennn?”

Gözünün koluna ilişmesiyle sesler duyulmamaya başladı, ardından uzun bir çınlama duydu. Gözleri kararırken Esra hemşire onu tutmuş adını sesleniyordu. Çok sürmedi Cansel kendini yere bırakmıştı.

Yapılan ilk müdaheleden sonra Esra Bekir hocasının klinikte olduğunu hatırlayarak yanına gitti. Kapıya sert bir şekilde vurdu. Artık Cansel'den korkuyordu.

Bekir endişeyle kapıyı açmaya yöneldi

“Hocam! Cansel, Cansel iyi değil.”

“Tamam Esra sakin ol. Olanı biteni anlat.”

“Hocam öfkeyle kapıyı açtı işte, sonra bana bağırırken tansiyonu düştü. Hocam ben çok korktum. Ben ona kötü bir şey yapmadım ki ya.”

“Esracım sakin olur musun lütfen. Cansel zarar verecek biri değil, öyle olsa serbest olmazdı anlıyor musun? Sana bir şey dedi mi? Ne diye bağırıyordu?”

“Neden sana güvendim diye bağırdı. Hocam siz ona bir şey mi söylediniz?”

“Hayır, Esracım Cansele bu konuda hiçbir şey de demiyoruz tamam mı? Ben onunla konuşmadım bugün. Sakin ol. Ben aynı şekilde devam edeceğim tamam mı?”

Esra ağlarken aynı zamanda kafasını aşağı yukarı sallıyordu.

Bekir hızla Cansel'in yanına ilerlemeye devam etti.

“Şu an ne durumda?”

“Hocam damarını patlatmıştı, ilk müdaheleyi yaptık. Siz sevmezsiniz ama sakinleştirici vurmak zorunda kaldım.”

“Tamam.”

Bekir duyguları yok eden o katil sakinleştiriciden nefret ediyordu, şimdi Cansel'i baygın görecekti. İçindeki sıkıntı göğsünü daralttı.

Canselin odasına girdiğinde bu kadar solgun ve yıpranmış bir yüz görmeyi planlamıyordu. Yatağın ucuna oturarak genç kızın solgun yüzüne baktı. Hiçbir cümle kuramıyor, hiçbir şey düşünemiyordu. Uyanık olsaydı konuşmakta ne kadar da zorlanacaktı.

Arkasından gelen Esra'ya bakarak odadan çıkmasını söyledi. Şimdi odada tek kalmışlardı. Özgürce Cansel'in yüzüne bakabilirdi.

Bekir içindeki sıkıntı ile yüzleşmekten korkuyordu çünkü birkaç saat önce kendisini kusursuz, hatasız düşünüyordu. Hocasına bu düşüncesini söyleseydi, hocası onu hiç düşünmeden kovardı. Esra'yı da zora sokmuştu. Kızın kendi vicdanıyla savaşına neden olmuştu. Ama ona hasta hakkında da bir bilgi vermişti, etik bir davranış değil miydi?

Kendine çıkar yol bulma dedi kendisinin bile duyamayacağı bir seste. Duymadı ama zihninde yankılanan bir cümleydi.

Yarım saat sonra Cansel hareketlenip gözlerini aralayınca Bekir yanıbaşına dikildi.

“Ben buradayım Cansel.”

“Oo doktor, sen neden geldin? Evine git uyu.”

“Cansel kendine gelmiş olsa da sesi hala yorgundu.”

“Bu gece eve gitmemiştim, ne oldu sana?”

Bekir sakinlikle ve yumuşak ses tonuyla konuşuyordu aslında ninni söylese bir yetişkini rahatlıkla uyutabilirdi.

“Bana mı? Bilmiyorum en son sinirli bir şekilde kalkmıştım.”

“Neden?”

“Esra'ya, Esra hemşireye öfkelendim.”

“Her neyse ilk önce dinlenelim.”, dedi.

Uzun cümleler kuruyor fakat sık yutkunduğu için zor anlaşılıyordu. Ardından öğürerek doğruldu. Bekir hızla yanda duran küveti alıp Cansel’e tuttu. Aynı zamanda terden ıslanan saçları tutuyordu.

Cansel elindeki kabı tutarak ona elini kaldırmıştı. Hala öğürse de hiçbir şey çıkaramıyordu. Bekir kenarda duran lastikle becerebildiği kadar saçını bağlayıp geriye çekilmişti.
Sakinleyen Cansel elindeki kabı sımsıkı tutarak geriye yaslanmıştı. Bekir kabı elinden alıp çöpe attı.
Cansel baygın gözleriyle kendine içten içe acıyordu. O an ölmeyi ne çok isterdi. Yalnızlığın ve çaresizliğin içinde olmaktansa kuru bir toprak içinde kalmak daha rahattı.
Sakinledikten sonra Bekir’e baktı.

“Bir sır verdim. Onu söyler diye pişmanlık duydum sonra da işte... Kendimde değildim bence. Neden böyle oldu doktor sen söyle?”

“Yani neden olduğunu öğrenmek için biraz konuşmamız gerekiyor”, dedi Bekir yatağın ucuna tekrar oturarak.

“İki kişinin bildiği sır değildir kuralımı çiğnedim.”

“Unutma Cansel, insan insan için yaratılmış bu evrende. Eğer bir güvensizlik yaşadıysan o yanlış kişiden kaynaklıdır. Bu da normaldir; yanlış yapacaksın ki birgün doğruyu bul, yanlış kişiyle olacaksın ki birgün doğru kişiyle ol, yanlış tercihlerde yapacaksın çünkü doğrunun yolu yanlış seçeneklerden geçer. Bazen yapmaktanda korkacaksın ama bil ki o yanlış sayesinde cesaretleneceksin. Yani anlayacağın kendini insanlardan izole edemezsin. Senin varlığın başka bir insana ilaç.”

Bekir bunları bir doktor olarak değil, bir arkadaş olarak demişti.

“Senin bana kötü geldiğini söylemiştim ona.”

Bekir afalladı. Gözlerini ellerine çevirdi. Bunu Canselden duymak çok kötü bir histi. Aradan geçen birkaç dakikadan sonra devam etti.

“Sen ışık veren birisisin, ama benim kalbim senin aydınlığına hazır değil. Ben bilmiyorum neden böyle hissediyorum.”

Bekir hayal kırıklığı ile ne diyeceğini bilememişti. Biliyordu ki Cansel'i iyileştiriyordu ama Cansel neden böyle demişti?

“Bazen gözler ışığa alışık olmadığı için yanar. Bazen de yanlış ışıktan dolayı”

Bekir kalp çarpıntısıyla beraber cümlesine devam ederken Cansel araya girdi.

“Benim gözlerim karanlığa alışıktı, sadece ışık fazla geliyor. Doğru ışığın yanındayım. “

Bekir gözlerini Cansel'in gözleri ile buluşturduğunda Cansel gülümsedi.

Bekir gülümsemeyi unutmuştu. Kalbinin sakinleşmesi için derin bir nefes aldı. Sonra ise ayağa kalktı.

“Cansel, bir şeye ihtiyacın olursa ben odamdayım. Seni daha fazla yormayayım.”

Tam arkasını dönerken Cansel kısık sesiyle seslendi.

“Doktor... Şey”, dedi kafasını yastığa gömerek diyeceği şeyde kararsız bir şekilde bekledi.

Bekir devamını getirmeyince ona tüm vücuduyla döndü.

“Bir şeye mi ihtiyacın var?”

“Bu gece burada kalabilir misiniz? “

“Ayşe abla vardı, gece kalacaktı…”, Sessizliğin ardından gözlerini Cansel ile buluşturdu. “Kalırım. Odamdan telefonumu alıp geliyorum. “

Cansel huzurla ziyaretçi koltuğunun olduğu tarafa dönüp yastığına gömüldü, tek başına kalmamak içini rahatlatmıştı.

Bekir ise telefonunu ve odasında bulunan ceketini alıp gelmişti.

Yanında bulunan koltuğa yayılmıştı. Uyuyakalma korkusuyla alarmı saat altıya kurmuştu. Seansı saat dokuzda başlıyordu ve seanslarından önce hocasını görecekti. Yarının taslağını kafasında kurduktan sonra gözleri Cansel'e gitti.

Kendine dönük halde yatıyordu, üstündeki örtüyü omuzlarına kadar çekmiş tedirginlikle yatıyordu.

Cansel uyuduğunu farkettiği an içini çekip zihnine yaptığı alarm ile uyanmıştı. Teşekkür edecekti! Gözlerini aralayıp doktora baktı. Doktor ise yere dalmış bir şeyler düşünüyordu.

“Teşekkür ederim.”

Bekir Cansel'in sesiyle daldığı yerden ayrılıp ona baktı.

“Uyuyorsun sanıyordum.”

“Teşekkür etmeden uyumayacaktım, uyuyakalmışım.”

Gecenin vakti bir gece lambasının aydınlattığı odada Bekir ve ondan memnun olmayan hastası iki arkadaş gibi konuşmaya başlamıştı.

“Rica ederim hadi uyu artık.”

“Sen rahat değilsin, yarın nasıl çalışacaksın? Uyumuyorsun da?”

“Ben rahatım, lütfen uyu. Sabah uyandığında olmayabilirim, erken çıkmam gerekiyor.”

“Sorun değil, bu iyiliğini unutmayacağım”, dedi tekrar kendini uykunun kollarına bırakmıştı.

Bekir Cansel'in bu çaresiz halini nedensizce çok sevmişti. Kendisine kötü geldiğini söylemesi ne kadar onun hatasız duruşunu yerle bir etse de burada kalmasını istemesi pansuman yerine geçmişti.

İhtiyacı olduğunda yanında istediği insanın hiç tanımadığı bir doktor olması da ayrıca hüzünlendirdi.

‘Madem güvenmekten korkuyorsun benim burada kalmam bana güvenmen değil de ne?’, dedi Bekir içinden.

Bekir'in odadaki varlığı Cansel'e ciddi boyutta güven ve huzur vermişti. Akşam yaşadığı krizi ilaçların etkisiyle o an unutmuş sadece güven içinde uyumanın keyfine varmıştı.

Bekir yine düşüncelere dalmaya başladı.

Cansel'in ihtiyacı olan gün ışığı değildi, onu sakinlik ve sessizlikle aydınlatan bir ay ışığıydı. Güvendiği biriyle sessiz kalmaktı belki de ilacı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.