5. bölüm · Tutkunun izi
5
Ders çıkışı kafeye gidip işlere yardım ettim. Elif abla mutfakta beni gördüğü an sorguya çekti.
"Ne oldu dün şu adamla. Niye gelmiş?"
"Ailemi sorduğu için özür dilemeye geldi. Ama tabi Kaan abi her şeyi anlatmış ailemle ilgili."
"Şu Kaani bir gün döveceğim."
"Aman boşver. Dün gece instagramdan yazdı bana. Endişelendiği için Kaan abinin hesabından bulmuş beni. Nasıl olduğumu sordu."
"Suzi, bu adamla ilişkiniz ne?"
"Ne ilişkisi Elif abla?"
"Arkadaş mısınız? Nesiniz? Son zamanlarda fazla adı geçer oldu."
"Kaan abinin arkadaşı işte."
"Bak dikkat et. Kim olursa olsa o senden 10 yaş büyük bir adam. Adımlarını kontrollü at. Tamam mı Suzi?"
"Tamam. Ben çocuk değilim. Kendim doğru kararları verebilirim."
"Çocuk olmadığını biliyorum canım. Yine de seni kardeşim gibi görüyorum ve abla olarak söylemek istedim."
"Teşekkür ederim Elif ablacığım."
Akşam çıkışta eve doğru yürürken içimde bir huzurluk hissettim. Arkadan gelen tekerlek sesiyle yana geçtim. Araba yanımda durunca hızlıca yürümeye başladım. Araba beni takip ediyordu.
"Suzan," dedi arabadaki ses. Arkamı döndüğümde Ayazın arabası olduğunu farkettim.
"Korkuttun beni Ayaz abi. Neden seslenmiyorsun."
"Seslendim ya. Amacım korkutmak değildi. Kusura bakma."
Ayaz arabadan inip yanıma geldi.
"Kusura bakma."
"Önemli değil. Ben de bizim buralarda kim bu garip diye düşünüyordum."
"Garip mi? Terbiyesizin yeni hali galiba."
"Öyle demek istemediğimi biliyorsun."
Biz Ayazla sohbet ederken tanıdık bir ses "Demek beni bu adam için bıraktın," dedi.
Sinan sokağın ortasında durmuş bize bağırıyordu.
"Sinan?! Ne saçmalıyorsun sen?"
"Bu adamla mı birlikte oluyorsun? Kaç yaşında be bu adam. Bunun için mi ayrıldık? Arabasını mı beğendin? Yoksa parasını mı?"
Sinan beni tedirgin ediyordu. Ayaz tedirginliğimin farkına varmış olacak ki Sinana doğru gidip "Düzgün konuş Suzanla," dedi.
"Sen kimsin lan? Suzanın adını ağzına alma!"
Sinan beklenmedik anda Ayaza bir tane yumruk attı. Şokla ne yapacağımı şaşırdım. Ayaz dudağındaki kanı silerek Sinanın gözüne bir tane yumruk, karnına iki tane yumruk attı. Sinan yere yığılırken Ayaz Sinana yaklaşıp "Seni bir daha Suzanın etrafında görür, adını sayıkladığını görürsem mahvederim. Bunu gerçekten yaparım. Ayağını denk al genç adam. Suzanı aptal takıntılarına alet ettiğini görmeyeceğim."
Ben olanları şokla izlerken Ayaz omzumdan tutup beni arabaya bindirdi. Sinanın yanından geçip giderken Ayazın dudağının patladığını gördüm. Eli de kanıyordu.
"Ayaz abi dudağın... Elin de kanıyor."
"Yok bir şeyim."
"Benim yüzümden oldu. Çok özür dilerim. Pansuman yapalım."
"Gerek yok Suzan."
"Cerrah adamın eli benim yüzünden mahvoldu. Dudağın da patlamış. B-ben çok üzgünüm."
"Pansuman yaparsan bu durum bitecek mi?"
"Hangi durum?"
"Şu kendini suçlama durumu."
"Hıhı" dedim başımla onaylarak.
"Eve gidelim o zaman. Arabada pansuman yok."
Ayazın evine geldiğimizde ellerimi yıkayıp salona geçtim. Ayaz pansuman için gerekli malzemeleri masaya koymuş koltukta beni bekliyordu.
"Geldim."
"Hadi yap bakalım pansuman."
Solüsyonu pamuğa döktüm. Yavaşça Ayazın dudağına götürdüm. Ayaz acıdan yüzünü çevirince elimi çenesine götürdüm. Çenesinden tutup pamuğu tekrar dudağına bastırdım. Ben onun dudaklarına odaklanmışken o da gözlerini benden bir saniye bile ayırmıyordu.
Dudaklarını ilk defa yakından görüyordum. Küçük ama dolgunlardı. İlk geldiği zaman sakallarının arasına gizlenen dudakları işe başlamasıyle jiletlediği yüzünde ortaya çıkmıştı.
Sıra eline gelmişti. Elini ellerimin içine aldım. Bir elimde elini tutuyor diğer elimde pansuman yaoıyordum. Elleri sıcak ve yumuşaktı. İnce, uzun ve kemikli parmaklara sahipti. Tam cerrah eliydi. Ellerine özen gösterdiği belliydi. Şimdi bu eller benim yüzümden kan ve yara olmuştu. Pansuman sonrası elinin üzerine bant yapıştırdım.
"Bu işte baya iyisin."
"Doktor bir aileden geldiğimi unutuyorsun."
"Ah pardon. Ellerine sağlık. Teşekkür ederim."
Biraz sessizlikten sonra "Bir şey sorabilir miyim Suzan?" dedi Ayaz.
"Tabi."
"Kimdi o çocuk?"
"Eski sevgilim."
Ayazın yüzü düştü.
"Yeni mi ayrıldınız?"
"Aslında oldu baya ama hala atlatamıyor."
"Peki çok özel olmayacaksa neden ayrıldınız?"
"Kafalarımız pek uyuşmadı. Benim gelecek çin hayallerim çok başka. Sinan bana engel oluyordu. Hayal kurmamla bile dalga geçiyordu. Böyle karşıma geçip hesap sorması çok komik. Bir de bizi sevgili sanması tabi. Kusura bakma."
"Neden ki? Öyle sanması normal değil mi?"
Güldüm.
"Ayaz abi biz yanyana geldiğimizde aramızdaki fark belli oluyor. Kimse bizi öyle sanmaz merak etme."
"Niye öyle dedin?"
Ayaz bu konuyu irdeliyordu.
"Çünkü sana bakan olgun, havalı bir doktor olduğunu düşünür. Bana bakan ne olacağını bilmeyen bir öğrenci olduğumu anlar."
"Demek beni olgun ve havalı buluyorsun."
"Ş-şey... Yani öylesin."
"Olgun derken yaşlı mı demek istedin?"
"Haha! O şaka sadece Kaan abiye özel. Sana asla yaşlı demem."
"Demiş kadar oldun küçük hanım."
"Küçük hanım mı? O nereden çıktı?"
"Evet. Öylesin çünkü."
"Neyse, ben yavaştan gideyim. Tekrar özür dilerim. Seni de işlerime dahil etmiş oldum. O kadar sert davrandın ki Sinan asla bana yaklaşamaz. Çok teşekkür ederim."
"Bir daha yaklaşırsa hemen beni arıyorsun."
"Şey numaran yok ki."
"Yazmamı ister misin?"
"Olur."
Nedense o an geçiştirmek yerine Ayazın numarasını almak istemiştim. Ayaz telefonuma numarası yazdıktan sonra kendini çaldırdı. İsmimi telefonuna kaydedip gösterdi.
Küçük hanım
"İnanmıyorum! İsmim öyle kalacak."
"Artık böyle."
"Görüşürüz Ayaz abi. Kendine dikkat et."
"Sen de Suzan."
