39. bölüm · Tutkunun izi

38

Sweet Writer

Eve geldiğimde kapı açıktı. Salondan sesler geliyordu. Yavaşça ilerledim. Karşılaştığım manzara karşısında neye uğradığımı şaşırdım.
Anneannem o adamla karşılıklı oturmuş hararetli bir şeyler konuşuyordu.
"Birazdan Suzan gelecek. Neden geldin söyle artık."
"Suzan hanım benim acil böbrek nakli olmam gerek. Almanyada çok iyi bir doktor arkadaşım ameliyatımı yapmaya hazır ama uygun donor bulunamıyor. Son çarem Suzandan rica etmek."
Anneannem şiddetle ayağa kalktı. Bağırarak "Sen ne utanmaz adamsın. 25 yıldır bir kez bile yüzünü görmediğin, hatırlamadığın kızın ölüm korkusu sarınca mı aklına geldi. Utanmaz arlanmaz. İlk kızımın canına kastettin, şimdi de sıra torunumda mı."
"Ağır konuşuyorsunuz ama."
"Senin gibi pislik herife az bile. Yıllardır tuttum içimde."
"Ee yeter be. Karşında çocuk yok. 26 yıldır hiç değişmemişsin. Sunaya da basgı yaptın. O benim yüzümden değil senin, senin basgıların, korkundan öldü. İlişkimizin ilk gününden karıştın hayatımıza. Mutlu musun şimdi? Yanında ne kızın var, torunun da olmayacak. Suzan da anneannesinin nasıl bir kadın olduğunu anlayacak."
Anneannem hızla nefes alıp veriyordu. O adamın karşısında dik durmaya çalışsa da kendini kötü hissettiği belliydi. Daha fazla dayanamayıp salona girdim.
"Sen ne biçim konuşuyorsun anneannemle."
Gözler bana dönünce anneannemin rahatladığını farkettim.
"Kızım..."
"Ay ne kızı be. Bana sadece anneannem kızım diyebilir. O ve dedem bana hem anne, hem baba oldular. Bir de gelmiş utanmadan benden donör olmamı istiyorsun. Sence senin bu hayatta olup olmaman benim umurumda mı? Ben de 25 yıl sonra babam denen adam neden buldu diye soruyordum kendime. Beni kullanmak için bulmuş. Hemen git buradan. Anneannem özür dile ve defol git."
"Babanım ben senin benimle doğru konuş."
"Hemen özür dile ve git."
"Suzan..."
"Dur anneanne. Bu adam senden özür dileyip öyle gidecek."
Adam sinirden kızardı.
"B-ben sinirle öyle konuştum. Hastayım biliyorsunuz. Ben özür dilerim Suzan hanım. Ne de olsa kızımın anneannesisiniz. Suzan lütfen konuşalım. Baban ölüyor."
"Benim babam zaten ölü. Artık gidebilirsin."
"Tekrar geleceğim."
"Sakın yanımıza yaklaşmaya çalışma."
Adam sinirle evden ayrıldı. Anneannem başını tuttu. Koltuğa uzanıp beni yanına çağırdı.
"Ne oldu anneanne? İyi misin? Korkutuyorsun beni."
"Başım ağrıyor. Biraz uzansam iyi olur."
Koşarak mutfağa gittim. Telefonu aldığım gibi Kaan abiyi aradım.
"Abi çabuk gel. Anneannem iyi değil."
"Ne oldu Suzan?"
"Gel anlatırım."
Rehberde Ayazın ismini görünce hemen tıkladım. O saniye telefonu açtı.
"Ayaz! Anneannem iyi değil. Gel lütfen."
"Hemen geliyorum Suzan."
Anneannemin yanına gittim. İsmimi sayıklıyordu. Elini tutup "Buradayım anneanneciğim," dedim.
"Suzan, kızım, kendine iyi bak. Kafeye iyi bak. Dedenden yadigar. Hep mutlu ol kızım. Sen çok güçlüsün."
"Anneanne konuşma böyle lütfen. İyileşeceksin. Yorma kendini."
"Dinle beni. Her ne kadar gösteremesem de ben seni çok seviyorum kızım. Kendine çok iyi bak."
Beş dakika sonra kapı çaldı. Ayaz yanında Suat doktorla kapıdaydı. Koşarak salona gittiler. Anneannem gözlerini kapatmış uzanıyordu.
"Suzan hanım, beni duyuyor musunuz?" diye sordu doktor. Anneannem evet der gibi başını salladı.
"Konuşabiliyor musunuz?"
"B-başım," diyebildi sadece. Ben bir köşede durmuş ağlarken Ayaz yanıma geldi. Eliyle omzumu okşayıp "Korkma Suzan. İyi olacak."
"Kurtar onu Ayaz," dedim yaşlı gözlerle Ayaza bakıp. Onun yapabileceği bir şey olmadığını biliyordum ama başka kimden yardım isteyeceğimi bilmiyordum.
"Nasıl oldu bu durum?"
"Çok stres yaptı, çok sinirlendi. Benim yüzümden oldu. O adam geldi. Ona kötü sözler söyledi. Gittikten sonra da fenalaştı."
"Anladım. Arabayı hazırlayalım. Hastaneye gitmemiz gerek."
O sırada Kaan abi ve Elif ablayı görünce ağlamam daha da şiddetlendi. Kaan anneannemi görünce duraksadı.
"Suat durum ne?"
"Ameliyata almamız gerek Kaan. Yavaşça arabaya götürelim."
"Ne oldu birden bire?"
"Benim yüzümden!"dedim ağlayarak. Kaan abi kaşlarını çatarak bana baktı.
"Ne diyorsun Suzan?"
"Sırası değil. Hadi yardım edin de arabaya götülerim Suzan hanımı."
Ayazla ben anneannemin olduğu arabayı takip ediyorduk. Tüm yol boyu ağladım. Ayaz tek kelime etmeden sadece elimi tuttu.
Hastaneye vardığımız gibi anneannem ameliyata alındı. Ameliyathanenin önünde beklerken Kaan abi sinirle üzerime yürüdü.
"Anlat ne oldu?"
Ağlamaktan konuşamıyordum. Ayaz yanıma gelip "Şimdi sırası değil kardeşim," dedi.
"Sen karışma Ayaz. Benim yüzümden dedin. Ne yaptım anneanneme."
"Anneannemize!" dedim düzelterek.
"Efendim?"
"Yeter bu kadar bencillik. O benim de anneannem. Baba denen adam geldi tamam mı? Ölüyormuş. Çok hastaymış. 25 yıl sonra benden donör olmamı istediği için bulmuş beni. Anneannem beni korudu. O da kötü sözler dedi ona. Anneannemi korudum ben. Ağzının payını verdim ama anneannem o sözleri duyunca fenalaştı. Ben de seni aradım."
"Demek senin yüzünden bu halde o kadın. Başından beri uğursuzsun kızım sen. İlk önce teyzem gitti, şimdi de anneannem gidecek senin yüzünden. Babana karşı gelemedin mi he! İlla anneannemi dahil etmek zorunda mıydın? O kadın hasta. Beyninde bir bombayla yaşıyor."
Ayaz aramıza girip "Kaan pişman olacağın şeyler söyleme. Suzanın hiç bir suçu yok," dedi.
"Kaan, Suzan teyze bunları duysaydı çok kızardı sana. Hadi canım. Suzan da çok üzgün. Hadi oturalım."
Elif abla Kaanı uzaklaştırdı. Beş saat süren ameliyat sonrası anneannem yoğun bakıma alındı. Tüm gece başında bekledik. Hava almak için bahçedeki banka oturdum. Biraz sonra Ayaz yanıma oturdu.
"Nasılsın Suzan?"
"Kötüyüm Ayaz. Ben anneannemsiz nasıl yaşarım? Hayatımda beni koşulsuz şartsız seven tek insan o. Anneannem giderse ben ne yaparım? O bizim için sadece anneanne değil. O hem anne, hem öğretmen, hem psikolog, hem yargıç her şeydi işte. Kaan abi ondan sinirli. Kaan abinin onun için yeri başka. Dedeme benzetiyordu hep."
"Suzan teyze iyi olacak. Sen çok güçlüsün Suzan bunu unutma. Ben de her zaman ne olursa olsun senin yanındayım."
"Teşekkür ederim Ayaz."
O gece o bankta saatlerce sessizce oturduk. Sabah Suat doktorun yanına gittik. Bize anneannemin durumunun kritik olduğunu, iyileşse bile yatağa bağlı olabileceğini söyledi. Duyduklarım karşısında ağlamaya başladım. Kaan bana bakıp "Ağlama. Anneannem iyi olacak. Ağlama!" diye bağırdı.
"Sakin olun. Suzan hanım zaten şu an yoğun bakımda. Tek temennimiz çabucak çıkması. Sizin şu an birbirinize ihtiyacınız var."
Odadan çıkınca Kaana dönüp "Abi, bana kız, söv ama şu an tek ihtiyacım olan anlayış," dedim.
"Suzi, özür dilerim. Anneannemin benim yani bizim için ne kadar değerli olduğunu biliyorsun. Kaptırdım kendimi onu o halde görünce."
"Önemli değil Kaan abi. Seni çok iyi anlıyorum."
"Gel buraya" dedi ve bana sarıldı.
Bu sarılış bana o kadar iyi gelmişti ki. Sanki hatamı biraz da olsa örtmüştü.