35. bölüm · Tutkunun izi
34
Akşam kafede oturmuş Onurla sohbet ederken aniden kapı açıldı. Kaan, Elif ve Ayaz kafeye girdiler. Hemen ayağa kalktım.
"Suziş, sana bakalım dedik."
"İyi ettiniz."
"Bir kahveni alırız."
"Tabii."
Ayaz Onura kitlenmişti. Onursa anlamsız bakışlarla bana bakıyordu.
"Sizi yeni şefimiz Onurla tanıştırayım. Bunlar kuzenim Kaan, eşi Elif ve arkadaşları Ayaz."
Ayaz ağzının içinde "Arkadaşları ha." dedi.
"Memnun oldum."
"Biz de memnun olduk."
"Size Onurun enfes elmalı tartından getireyim. Çok sevildi."
Elif abla kıskanarak "Enfes tart demek. Tadalım bakalım," dedi.
Tart ve kahveleri getirdim. Elif abla önyargıyla yediği lokmadan o kadar etkilendi ki belli etmemeye çalışsa da mimimlerinden beğendiği baya belliydi.
"Çok iyi! "
Ayaz sessizdi.
"Siz beğenmediniz galiba." dedi Onur Ayazı hedef göstererek.
"Tart işte." dedi Ayaz umursamaz bir tavırla.
"Damak zevkinize hayran kaldım." Onurun tonunda kinaye vardı.
"Dalga mı geçiyorsun benimle?" Ayaz sinirlenmişti.
"Ne münasebet. Ciddiyim."
"Neyse ben gidiyorum."
Ayaz kalkınca Elif ve Kaan Ayazı oturması için ikna etti. Kaan ve Elif Onurla çok iyi anlaşsa da Ayazın yıldızı barışmadı. Kahveleri içtikren sonra birlikte kafeyi kapatıp eve gittik. Onur restorana gitti. Elif ve Kaan da kendi arabalarıyla eve gidince ben de ısrarlar sonucu Ayazın arabasına bindim. Ayaz bana bakıp
"İyi misin?" diye sordu.
"Yok bir şey."
"Biri canını mı sıktı?"
"Hayır."
"Söyle bana."
"Sen sıktın Ayaz. Garip davranıyorsun. Bugün Onurun yanındaki tavırların. Ne oluyor anlamadım?"
"Bir şey olduğu yok. Sevmedim o adamı."
"Niye?"
"Hoşlanmadım işte."
"Sen benim yanımda gördüğün her erkeğe böyle mi davranacaksım? Yani hatrın olduğu için arkadaş olarak kalalım dedim ama bu böyle olmuyor."
Ayaz arabayı sağa çekti. Arabadan inip benim tarafıma doğru yürüdü. Kapımı açıp ellerini arabaya diredi.
"Suzan çok zorluyorsun beni."
"O ne demek?"
"Seni bir başkasıyla görmek..."
"Ayaz, yeter artık. Üstünden 3 yıl geçti. Unut artık benim unuttuğum gibi."
"Sen unuttun mu yani?" Ayazın yüzü düştü. Gözleri hüzünle doldu.
"Evet Ayaz. Ben bizi unuttum. Sen de unut ve hayatına devam et. Aynı çevrede olmamız sürekli konuşmamızı gerektirmez. Lütfen artık unutalım."
Ayaz uzun uzun gözlerime bakıp kapıyı yüzüme kapattı. Arabaya binip gaza bastı. O gaza bastıkça kalbimin atışı hızlanıyordu. Eve varana kadar konuşmadık. Beni eve bırakıp tek kelime etmeden evine döndü. Ayazın beni unutması için tek yol onu acıtmaktı. Benim onu unutmam mümkün değildi belki ama o beni unutabilirdi.
