2. bölüm / 6
The Road That Fell to Bodrum1 bölüm
Bölümler 6Şu an: 1 bölüm
- 1 Bodrum'a Düşen Yol90 kelime
- 2 1 bölüm1.784 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2 bölüm1.978 kelime
- 4 3 bölüm2.021 kelime
- 5 4 bölüm2.514 kelime
- 6 5 bölüm2.371 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
12 YIL ÖNCE
Arabanın içinde iki küçük kızın sesi birbirine karışıyordu. Arka koltukta oturan Selin, kardeşi Leyla’nın saçlarını çekmesinden artık iyice sıkılmıştı.
Selin: Anne, Leyla’ya baksana! Saçlarımı çekiyor.
Arya: Yapma Leyla, ablanın saçlarını böyle çekme.
Leyla: Ne yapayım anne? Keşke onun saçları bende olsaydı.
Selin: Of, çekil Leyla!
Arya, kızlarına dönüp ikisini de sakinleştirmeye çalıştı.
Arya: Tamam, kızlar. Artık kavga etmeyin. Birazdan parka varacağız.
Leyla’nın yüzü bir anda aydınlandı.
Leyla: Anne, parka gideceğiz, değil mi? Lunaparka da gireceğiz, değil mi? Bana pamuk şeker ve lolipop alacak mısın?
Arya: Alacağım, benim güzel Selin’im. Sana da Leyla’ya da alacağım.
Leyla: Anne, bana da alacaksın, değil mi? Hep Selin’i övüyorsun!
Arya: Kızım, öyle olur mu? Hadi ama, benim güzel kızlarım.
Selin gözlerini devirerek ön koltukta oturan babasına seslendi.
Selin: Baba, şu kızlarına bir şey söyle! Kızın Leyla’ya bir şey söyle.
Ahmet, dikiz aynasından kızlarına bakıp gülümsedi.
Ahmet: Tamam, Selin’im. Hadi bakalım, size çok güzel şeyler olacak.
Arabada kısa bir sessizlik oldu. Ahmet yola odaklanmıştı. Bir süre sonra Arya, önlerindeki trafik ışığını fark etti.
Arya: Ahmet, ne oluyor? Arabayı durdursana, kırmızı ışık yanıyor!
Ahmet frene bastı. Ancak araba yavaşlamadı.
Ahmet: Arya… Frenler tutmuyor.
Arya: Nasıl tutmuyor?
Ahmet yeniden frene bastı. Direksiyonu kontrol etmeye çalışırken yüzündeki ifade değişti.
Ahmet: Kızlar! Kızlar, hemen kemerlerinizi takın!
Selin: Baba, ne oluyor?
Ahmet: Olmuyor! Tutmuyor!
Arya korkuyla Ahmet’e döndü.
Arya: Ahmet, bir şey yap! Kızlar arkada!
Leyla korkup annesine doğru uzanmaya çalıştı. Emniyet kemerini çıkardığında Selin panikle ona seslendi.
Selin: Anne, Leyla! Anne, Leyla kemerini çıkardı!
Arya: Leyla, yerine otur kızım! Sakın kalkma!
Selin: Leyla, dur! Düşeceksin!
Ahmet direksiyonu kontrol etmeye çalışıyordu. Arabanın içindeki korku, saniyeler içinde büyüdü.
Ahmet: Kızlar, tutunun!
Ardından…
BÜM!
Her şey bir anda karardı.
O gün, iki küçük kızın hayatı sonsuza kadar değişti.
12 YIL SONRA — RUSYA
Okulun koridorunda öğrenciler toplanmıştı. Birkaç kişi duvarın kenarına sıkıştırılmış bir kıza gülüyor, Aydın ise olanları izlemekle kalmıyor, diğerlerini de kışkırtıyordu.
Kızın gözleri dolmuştu. Elindeki kitaplar yere saçılmıştı. Aydın, kitaplardan birini ayağıyla kenara itti.
Aydın: Ну что, опять будешь жаловаться учителям?
Ne oldu, yine öğretmenlere mi şikâyet edeceksin?
Kız cevap veremedi. Diğer öğrenciler gülmeye devam etti.
Tam o sırada koridorun öbür ucundan Lavin geldi. Önce yerdeki kitaplara, sonra köşeye sıkıştırılan kıza baktı. Ardından gözlerini Aydın’a çevirdi.
Lavin: Эй! Вы совсем с ума сошли?!
Hey! Siz aklınızı tamamen mi kaçırdınız?!
Aydın arkasını döndü. Lavin’in yüzündeki öfkeyi görünce alaycı bir gülümsemeyle kollarını kavuşturdu.
Aydın: О, Лавин пришла. Ты опять решила играть в героиню?
Aa, Lavin geldi. Yine kahramancılık oynamaya mı karar verdin?
Lavin onun sözlerine aldırmadı. Yerdeki kitapları toplaması için kıza işaret etti, sonra Aydın’a doğru birkaç adım attı.
Lavin: Я тебе сколько раз говорила? Не трогай её!
Sana kaç kere söyledim? Ona dokunma!
Aydın: А что ты мне сделаешь?
Peki, bana ne yapacaksın?
Aydın bir adım yaklaştı. Yanındaki öğrencilerden biri gülerek araya girdi.
Öğrenci: Да ладно, Лавин. Мы просто шутим.
Abartma Lavin. Sadece şaka yapıyoruz.
Lavin gözlerini o öğrenciye çevirdi.
Lavin: Это для вас шутка? Посмотрите на неё! Ей даже слова сказать не дают!
Sizin için bu şaka mı? Şu kıza bir bakın! Konuşmasına bile izin vermiyorsunuz!
Sonra yeniden Aydın’a döndü.
Lavin: Я тебя предупреждала, Айдын. Ещё раз её тронешь — пожалеешь.
Seni uyarmıştım, Aydın. Ona bir daha dokunursan pişman olursun.
Aydın’ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
Aydın: Ты думаешь, что можешь командовать мной?
Bana emir verebileceğini mi sanıyorsun?
Lavin: Нет. Но я точно не позволю тебе издеваться над теми, кто слабее тебя.
Hayır. Ama senden güçsüz olanlara zorbalık etmene kesinlikle izin vermeyeceğim.
Aydın sinirlenerek Lavin’in omzuna dokundu ve onu kenara itmeye çalıştı.
Aydın: Отойди с дороги!
Çekil önümden!
Lavin yerinden kıpırdamadı.
Lavin: Не трогай меня.
Bana dokunma.
Aydın bir kez daha üzerine yürüyünce Lavin onun elini itti. İkisi arasında tartışma büyüdü. Aydın, Lavin’i kışkırtmak için gülümseyerek konuştu.
Aydın: Что случилось? Ты же такая смелая. Или только на словах?
Ne oldu? Hani çok cesurdun. Yoksa sadece konuşurken mi cesursun?
Lavin’in çenesi gerildi.
Lavin: Ты ещё не понял? Я не боюсь тебя.
Hâlâ anlamadın mı? Senden korkmuyorum.
Aydın Lavin’in kolunu tuttu. Lavin kolunu kurtarıp onu kendisinden uzaklaştırdı. Etraftaki öğrenciler bağırmaya, bazıları da kavgayı izlemek için yaklaşmaya başladı.
Lavin: Сколько можно?! Почему ты постоянно выбираешь тех, кто не может тебе ответить?!
Daha ne kadar devam edeceksin?! Neden sürekli sana karşılık veremeyenleri seçiyorsun?!
Aydın: Сама напросилась!
Bunu kendin istedin!
Aydın yeniden Lavin’in üzerine yürüdü. Lavin kendini savundu; ikisi birbirini itip kakarken koridor bir anda karıştı.
Tam o sırada sert bir ses duyuldu.
Öğretmen: Что здесь происходит?!
Burada neler oluyor?!
Herkes olduğu yerde durdu. Öğretmen, yerdeki kitapları ve öğrencilerin yüzlerindeki ifadeyi görünce öfkeyle etrafına baktı.
Öğretmen: Айдын! Лавин! Немедленно ко мне. Оба — к директору!
Aydın! Lavin! Hemen yanıma gelin. İkiniz de müdürün odasına!
Aydın başını iki yana sallayarak Lavin’e baktı.
Aydın: Из-за тебя у меня будут проблемы.
Senin yüzünden başım belaya girecek.
Lavin yerdeki kitapları alan kıza baktı, sonra Aydın’a döndü.
Lavin: В следующий раз подумай, прежде чем кого-то унижать.
Bir dahaki sefere birini aşağılamadan önce düşün.
Öğretmen ikisine de sertçe baktı.
Öğretmen: Хватит! Я сказала — к директору!
Yeter! Müdürün odasına dedim!
Lavin hiçbir şey söylemeden arkasını döndü ve yürümeye başladı. Aydın ise söylene söylene peşinden gitti.
MÜDÜRÜN ODASI
Müdür masasının arkasında oturuyordu. Lavin ve Aydın karşısında dururken dosyaları önüne bıraktı ve derin bir nefes aldı.
Müdür: Это уже который раз? Вам не надоело каждый день устраивать драки?
Bu kaçıncı? Her gün kavga çıkarmaktan bıkmadınız mı?
Aydın hemen konuşmaya başladı.
Aydın: Но она сама—
Ama o kendisi—
Müdür: Я ещё не закончил!
Daha sözümü bitirmedim!
Aydın sustu. Müdür bu kez Lavin’e döndü.
Müdür: А ты, Лавин? Ты хоть понимаешь, что могла серьёзно навредить себе и другим?
Ya sen, Lavin? Kendine ve başkalarına ciddi zarar verebileceğini hiç anlıyor musun?
Lavin kollarını kavuşturdu.
Lavin: Учитель, это он начал. Вы не видели, что он делал? Он издевается над другими, унижает их и думает, что ему всё позволено.
Hocam, bunu o başlattı. Ne yaptığını görmediniz mi? Başkalarına zorbalık yapıyor, onları aşağılıyor ve her şeyi yapabileceğini sanıyor.
Müdür: Даже если он виноват, ты не можешь решать всё кулаками!
O suçlu olsa bile her şeyi yumruklarınla çözemezsin!
Lavin: Тогда кто-нибудь должен его остановить.
O zaman birilerinin onu durdurması gerekiyor.
Müdür bir an sessiz kaldı. Ardından masasındaki telefonu eline aldı.
Müdür: Я звоню твоему дяде. Пусть он сам поговорит с тобой.
Dayını arıyorum. Seninle kendisi konuşsun.
Lavin’in yüzündeki ifade değişmedi.
Lavin: Звоните!
Arayın!
Müdür kaşlarını çattı ve telefonu kaldırdı.
MAKSİM’İN GELİŞİ
Bir süre sonra kapı açıldı. Lavin’in dayısı Maksim içeri girdi. Yüzünden ne kadar sinirlendiği anlaşılıyordu. Önce müdüre selam verdi, sonra Lavin’e döndü.
Maksim: Лавин, это уже который раз?
Lavin, bu kaçıncı?
Lavin gözlerini devirdi.
Lavin: А что я сделала?
Ben ne yaptım ki?
Maksim: Ты ещё спрашиваешь? Почему я постоянно должен приходить сюда из-за тебя?
Bir de soruyor musun? Neden sürekli senin yüzünden buraya gelmek zorundayım?
Lavin: Потому что никто не хочет видеть, что происходит на самом деле!
Çünkü kimse gerçekte neler olduğunu görmek istemiyor!
Maksim ona sertçe baktı.
Maksim: Хватит спорить. Пойдём домой. Немедленно.
Tartışmayı kes. Eve gidiyoruz. Hemen.
Lavin cevap vermedi. Çantasını omzuna takıp kapıya yöneldi.
Maksim müdüre kısa bir özür diledikten sonra peşinden çıktı. Koridorda Lavin’in kolundan tutmadan, ama sert bir sesle konuştu.
Maksim: Иди впереди меня.
Düş önüme.
Lavin başını çevirip ona baktı.
Lavin: Я сама знаю, куда идти.
Nereye gideceğimi kendim biliyorum.
Maksim: Тогда хотя бы один день постарайся не создавать проблем.
O zaman bari bir gün olsun sorun çıkarmamaya çalış.
Lavin cevap vermedi. İkisi de eve dönene kadar konuşmadı.
EV — AKŞAM
Kapı kapanır kapanmaz Maksim’in sabrı tükendi.
Maksim: Лавин! Сколько это может продолжаться?!
Lavin! Bu böyle daha ne kadar devam edecek?!
Lavin ayakkabılarını çıkardı. Sanki az önce müdürün odasında yaşananlar sıradan bir günün parçasıymış gibi davranıyordu.
Lavin: Я же сказала, что он сам начал.
Daha önce söyledim ya, o başlattı.
Maksim: Меня не интересует, кто начал! Ты должна научиться контролировать себя!
Kimin başlattığı umurumda değil! Kendini kontrol etmeyi öğrenmelisin!
Lavin ona döndü.
Lavin: А кто будет защищать тех, кого обижают? Ты?
Peki, zorbalığa uğrayanları kim koruyacak? Sen mi?
Maksim bir an sustu. Lavin’in bu cevabına ne diyeceğini bilemedi, ancak öfkesi hâlâ geçmemişti.
Maksim: В свою комнату. Сейчас же!
Odana. Hemen!
Lavin dudaklarını sıktı ve merdivenlere yöneldi.
Lavin: С удовольствием.
Seve seve.
Odasına girip kapıyı kapattı. Çantasını bir kenara bıraktı, yatağının kenarına oturdu. Bir süre tavana baktı. Dışarıdan dayısı ile yengesinin sesleri gelmeye başladığında başını kapıya çevirdi.
Sesler gittikçe belirginleşiyordu.
LAVİN’İN DUYMAMASI GEREKEN KONUŞMA
Aşağı katta Irina, elindeki bardağı masaya bırakarak Maksim’e döndü.
Irina: Максим, я больше не могу. Каждый день одно и то же! Я устала от её постоянных проблем.
Maksim, artık dayanamıyorum. Her gün aynı şey! Sürekli çıkardığı sorunlardan yoruldum.
Maksim: Ирина, она пережила многое. Ей нужно время.
Irina, o çok şey yaşadı. Zamana ihtiyacı var.
Irina: А сколько ещё времени? Она разрушает спокойствие в этом доме. Иногда мне кажется, что она вообще не хочет здесь жить.
Daha ne kadar zamana ihtiyacı var? Bu evin huzurunu bozuyor. Bazen burada yaşamak bile istemediğini düşünüyorum.
Yukarıda Lavin, kapının yanında duruyordu. Kendisinden söz ettiklerini anlayınca istemeden konuşmaya kulak verdi.
Maksim: Она не всегда была такой. Ты же знаешь, что её детство было тяжёлым.
O her zaman böyle değildi. Çocukluğunun zor geçtiğini biliyorsun.
Irina derin bir nefes aldı.
Irina: Тогда почему ты не рассказываешь ей правду?
O zaman neden ona gerçeği anlatmıyorsun?
Maksim’in sesi bir anda alçaldı.
Maksim: Не сейчас, Ирина.
Şimdi değil, Irina.
Irina: А когда? Она имеет право знать, что её настоящая семья жива.
Peki ne zaman? Öz ailesinin hayatta olduğunu bilmeye hakkı var.
Lavin’in parmakları kapının kenarına tutundu.
Öz ailesi mi?
Aşağıdaki konuşma devam ediyordu.
Maksim: Говори тише. Она может услышать.
Daha alçak sesle konuş. Duyabilir.
Irina: Её младшая сестра, Лейла, живёт в Бодруме. Она учится в колледже «Бодрум Аурелия». А её родители тоже там…
Küçük kız kardeşi Leyla, Bodrum’da yaşıyor. Bodrum Aurelia Koleji’nde okuyor. Anne babası da orada…
Lavin’in nefesi kesilecek gibi oldu.
Leyla.
Küçük kız kardeşi.
Bodrum.
Anne babası da hayattaydı.
Yıllardır bilmediği bir gerçek, birkaç saniye içinde bütün hayatını değiştirmişti. Lavin’in gözleri doldu. Bir eliyle ağzını kapatıp duyduklarına inanmak ister gibi başını iki yana salladı.
Lavin (fısıldayarak): Это невозможно…
Bu imkânsız…
Bir adım geriledi. Sanki ayaklarının altındaki zemin kayıyordu.
Lavin: Моя семья… жива?
Ailem… hayatta mı?
Aşağıdan Irina’nın sesi yeniden duyuldu.
Irina: Максим, она должна знать. Нельзя скрывать это вечно.
Maksim, onun bilmesi gerekiyor. Bunu sonsuza kadar saklayamazsın.
Lavin artık daha fazla dinleyemedi. Yavaşça odasına döndü ve kapıyı kapattı. Sırtını kapıya yasladı. Gözlerinden yaşlar süzülürken zihninde tek bir isim dönüp duruyordu.
Leyla.
Yıllardır varlığından habersiz olduğu kız kardeşi…
Ve Bodrum’da onu bekleyen, belki de hiç tanımadığı bir aile.
Lavin yatağın kenarına oturdu. Ellerini birbirine kenetledi, derin bir nefes almaya çalıştı.
Lavin: Почему вы скрывали это от меня?..
Neden bunu benden sakladınız?..
O gece Lavin’in aklında tek bir düşünce vardı:
Bodrum’a gitmeliydi.
Çünkü artık geçmişi yalnızca bir sır değildi.
Gerçeğin peşinden giden bir yoldu.
Bölüm etkileşimi
