3. bölüm · Tesadüf Aşk
3-cü bölüm 🫀
Kitapda geçen olaylar ve isimler tamamen hayal ürünüdür
Beğenip yorum bildirmeyi unutmayın 💗
Medya:Yazarın anlatımıyla
Leylanın odasında oturmuş Savaş laptopda Almanya'da olan şirket hakkında araştırmalar yapıyordu.Almanya'ya gitmek istemiyordu aslında çünkü İstanbul'da olan şirket onun için en iyisiydi. Ama gitmesi gerekti çünkü araştırması gereken konular vardı. Kendisi Alkan aşitetinin ağası olmasına rağmen, burada yaşamamış hayatının çoğu hissesini işine adamıştı.
Sarp kapını tıklattıp içeri girdi."Merhaba abi söylediğin konunu araştırdım" bir anlık şaşırmasına rağmen konunun ne olduğun hatırladı."Evet dinliyorum kimmiş bu kız?"diye sordu."İsmi Melis" dedi "Melis Altınbilek. Konaktan bir iki mahalle aşağıda bakkalda çalışan Halit amcanın kızı.17 yaşında Kızıltepeden temelli uzaklaşmak kararı almış. Hayatını kendi isteği dahilinde yaşamak için İstanbul'a gitmiş. Ve ünversteyi kazanmış. Ailesi gitmesine karşı olsa da onları dinlememiş. Doktordan rapor almaya çalışıyor. Galiba yalnız uçağa binmekte sorun yaşıyor. Şu an 21 yaşında. Tasarımcı olarak çalışıyor."
Buranın törelerine karşı koyup kendi hayatını yaşaması için İstanbul'a gitmesi Savaşta bir hayranlık yarattı."Tamam Sarp şimdi çıkabilirsin" dedi Sarpa doğru. Bir anda aklına bir şey gelmiş gibi, "Sarp yarın hastaneye geldiğini görürsen nerede olursam ol beni ara" dedi ve yeniden laptopla ilgilenmeye başladı. "Emrin olur abi" diyen Sarp odadan çıktı.
Medya:Melis Altınbilek
Bu gün yeniden hastaneye gitmek için hazırlanmaya başladım.Yüzüme yaptığım hafif ve soft bir makyaj,üzerime giydiğim turuncu bir kazak ve Siyah bol bir pantalonla tamamlandı.Telefonumu ve çantamı alıp odadan çıktım. İşten beş günlük izin istemiştim ve üç gündür burada hastane yollarında kalmakla ve boktan bir rapor almaya çalışmakla meşguldüm.
Merdivenlerden inerek mutfağa girdim annem ve babam yine beni görmezden gelerek, kendi aralarında bir konuşma içerisindeydiler.Onları burada bırakıp kendi ayaklarım üzerinde durmak için İstanbul'a taşındığımdan beri beni görmezden gelerek hayatlarına devam ediyorlardı. Şu an onlarla bir evde kalmam bile beni eve almaları bile mucize gibiydi.
Bir fincan çay içtikten sonra, montumu aldım ve dışarı çıktım.Kaç gündür yaptığım gibi hastanenin yolun tutum ve ilerlemeye başladım. Kaç gündür bir tane raporu almak için neler yapmıyordum ki? Ama ne diyorsun onlar para olmadan sana bir şey vermezler.
Mutlaka yanımda ya biri gitmeliydi ya da raporda yalnız başında uçağa bine bilir yazılmalıydı. Benim yanımda götürebileceğim tek adam kardeşim olmasına bakmayarak, onun burdan çıkmasına ailem müsade etmiyordu. Biricik oğullarını kendi gözlerinin önünden ayırmak istemiyorlardı.
Hastanenin kapısından içeri girdim ve yeniden doktor için bir randevu aldım. İnsanların arasından geçerek merdivenlerden doktorun odasının karşısında sıramı beklemeye başladım. İnsanlar bir bir sıraları geldiğinde odaya giriyorlardı.
Bir anda elimdeki kağıtta olan numara seslendi. "27 Numara lütfen içeri gelin" diyen hemşirenin sesini duydum.
Doktorun odasına girdiğimde beni gördü ve hiçte sevinmişe benzemiyordu. Artık 3 gündür ki beni görmekten usanmıştı. Odaya birazcık baktığımda bizden başka birinin de odanın penceresinden dışarıyı izlediğini gördüm. Arkası bize dönük olduğu için kim olduğunu anlayamıyordum.
"Merhaba doktor bey nasılsınız" dedim sevecen bir ses tonuyla. "Yine mi sen geldin be kızım çok uğraşıyorsun ama ben o rapora imza atmıyıcam" dedi. "Doktor bey benden başka biri için o imzanı attığınızı biliyorum neden onun kağıdına imza attıp da benimkine atmıyorsunuz" dedim sınırlı bir ses tonuyla."Sen ne hakla benimle bu tonlamada konuşmaya cüret edersin?" dedi.
Artık odada birinin olmasını bile umursamadan oturduğu masaya doğru yaklaştım ve elimdeki rapor kağıtın ona uzattım. Parmağımı raporun üstüne koyarak "Bu kağızı imzalıyıcaksınız" dedim üstüne basa-basa. "İmzalamazsanız sizi şikayet edicem" bir anda kağıtı eline aldı ve gözümün önünde tutarak yırttı. Şok olmuş bir ifadeyle suratına bakakaldım. "Ne yaptığınızı sanıyorsunuz siz ya" dedim elimle masanın üstündeki kalem yığınını yere ittirerek."Asıl sen kim oluyorsun da benim hastanemde benim odamda bana üstünlük taslayıp emir verip, beni tehtit ediyorsun?" dedi. "Bu yaptığınız için pişman olucaksınız " dedim ve odadan dışarı çıktım.
Sinirle kolidorları geçip, merdivenden aşağı indim gözlerim dolmuş bir şekilde.
Hangi cüretle benim rapor kağıtımı yırtardı ya ben onu almak için kaç gündür çabalıyordum.
Arkamdan"Melis hanım"diyen bir ses duydum ve o tarafa doğru döndüm. Bu dün bana kendisini etkilemek için ona çarptığımı söyleyen adamdı. "Ne var" dedim tüm sinirimi ondan çıkarmaya çalışarak. "Size bir teklifim var" dedi "Pardon da sizin gibi kendini beğenmiş birinin bana ne gibi bir teklifi ola bilir?" Dedim kibirli çıkan sesimle. "Dinlerseniz, anlarsınız"dedi benim aksime gayet sakin bir şekilde. "Dinliyorum" dedim sabırsıca. "Burada değil biraz sakin ve insanları rahatsız etmiyiceğimiz bir yerde konuşalım" dedi. Başım salladım ve biraz daha karşıya ilerleyip resepsiyon tarafta durdum. Çok geçmedi ki karşımda durdu. "İsmini bile bilmediğim adam bana nasıl bir teklif sunabilirki" dedim ona dik dik bakarak.
"Öncelikle" dedi "Sizin Yurtdışına çıkmak istediğinizi duydum,ama bunun için yanınızda mutlaka biri olması gerek.Sizinse yanınızda götürebiliceğiniz biri yok. Bu yüzden de tehtitle raporunuza imza attırmak ve uçak korkunuzun olmadığını kanıtlamak istiyorsunuz. Ama fikrimce tehtit bir suçtur değil mi?" dedi bana sinir bozucu bir sırıtmayla. "Siz ne demeğe çalışıyorsunuz açık konuşun" dedim sabırsızca. "Bir kaç güne İstanbula dünücem,sonra da Almanya'ya. İstediğin gibi seni de Almanya'ya götüre bilirim, hiç bir raporsuz ve parasız" dedi "Ama bir şartım var" yüzüne baktım "Uzatma kısa kes ne istiyorsun onu söyle" dedim sabırsızca. "Benimle çalışıcaksın.Şirketimde moda-tasarımcısı olarak çalışıcaksın" dedi.
Yüzümde olan alaycı ifadeyle ona baktım."Senin yardımını kabul edeceğimi düşündüren nedir sana?" dedim. "Sen kim oluyorsun da senin teklifini kabul edeceğim de ben" dedim ve resepsiyondan ayrılmak için addım attığımda yeniden konuşmaya başladı. "Sana yardım ede bilicek tek adam benim" dedi kendinden emin bir sesle. "Senin gibi kendini beğenmiş birinden yardım istemiyorum" dedim "Ben kendi başımın çaresine kendim bakmasını bilirim". Cebinden bir kart çıkarıp Resepsiyon bölmesine koydu, "İhtiyacın olunca ara küçük hanım" dedi ve hastane kapısından çıkarak gitti. Arkasından kala kaldım öylece.
Kartı resepsiyon bölmesinden aldım.'Savaş Alkan Modacı'. Kartın üstünde adı ve numarası yazılıydı. Kartı çantama attım.Hastaneden çıkıp eve doğru ilerlemeye başladım.
Bölüm nasıldı?
En beğendiğiniz sahne?
Diğer bölümde neler görmek istersiniz?
Beğenip yorum bildirmeyi unutmayın 💗
