10. bölüm · Tesadüf Aşk

10-cu bölüm 🫀

Mehriban Ahmedova

Kitapta geçen olaylar ve isimler tamamen hayal ürünüdür
Beğenmeyi ve yorum yazmayı unutmayın 💗
İyi okumalar dilerim 🎀

Medya:Melis Altınbilek

Gözlerimi kitaptan ayırdığımda pencere tarafa baktım. Artık hava kararmaya başlıyordu yavaş-yavaş bu gün işten erken çıkmıştık. Ve eve gelip kitap okumaya dalmıştım.

Odamdan çıktım ve aşağı kata indim. Salonda ve mutfakta kimse yoktu galiba. Kendime bir şeyler hazırladıktan sonra televizyonu açtım ve bir çizgi filimi izlemeye başladım. Bu gün evde boştum zaten bir anda telefonu elime aldım ve Nazlıyı aradım. İlk çalışta telefonu açtı "Efendim güzelim" dedi sevecen bir sesle. "Nazlıcım bu gün taşınabilirmiyim zaten bavulum hazır. Hem de bu gün boşum" dedim açıklama yaparak. "Ayy evet bekliyorum o zaman seni" dedi. "Tamam o zaman görüşürüz" dedim ve telefonu kapattım.

Televizyonu kapattım ve odaya çıktım. Pijamalarımı çıkardım ve üstüme tayt ve bol bir sweatshirt giydim. Pijamalarımı da bavula koyduktan sonra bavulun ağzın kapattım. Bir taksi sipariş verdim ve beklemeye başladım. On dakikalık bekleyişimin ardından taksinin geldiğiyle ilgili bir bildirim aldım ve odadan çıktım. Benim kadar olan bavulumu da zorlulukla merdivenlerden idirdim.

Kapıya geldiğimde arkamdan "Nereye gidiyorsun sen?" diyen Savaşın sesin duydum. "Bir ev buldum ora taşınıyorum" dedim açıklama yaparak. "Size de teşekkür ederim burda kalmama izin verdiniz. Ama çok kaldım. İyi günler dilerim" dedim ve kapının kulpunu çevirip kapını açtım.

Ben kapını açmamla kapının biri tarafından itilip kapanması bir oldu. Döndüğümde karşımda heybetli vücuduyla bir eli kapıda duran Savaşı gördüm."Ne yapıyorsunuz Savaş bey?" dedim kaşlarımı çatarak. "Hiç bir yere gitmiyorsun" dedi yüzümün her detayını inceleyerek. "Ne demek gitmiyorsun?" dedim yüksek sesle. "Buna siz mi karar veriyorsunuz? Nereye gidip gitmeyeceğime ben karar veririm" dedim. "Ben karar veririm evet" dedi masmavi gözlerini dudaklarıma çevirerek. Sonra yine gözlerime baktı. "Ve kararımı verdim, hiç bir yere gitmiyorsun" dedi sırıtarak. "Ne münasebet" dedim ve dönüp kapıyı açmaya çalıştım.

"Savaş bey şu elinizi çekin kapıdan" dedim bağırarak. "Ben istemeden gidemezsin" dedi. "Ben senin patronunum ve benim dediğim olucak" diyip boşta kalan eliyle kapıyı kilitledi.

Yüzüne şaşkınca baktım. "İstefa ediyorum" dedim. "Artık patronum falan değilsiniz bırakın gideyim" Cıkladı "İstefan kabul edilmedi Melis şimdi hadi odana dön" dedi. "Beni korkutuyorsunuz. Burda kalmak istemiyorum" sesim titremeye başlamıştı artık. "Benden mi korkuyorsun?"diye sordu şaşkınca. Başımı salladım. "Tanımadan bilmeden sizinle buraya gelmemem gerekirdi. Belki de iş adamı adı altına sığınmış bir katilsiniz" dedim. "Sen çok mu filim izleyip kitap okuyorsun?" diye sordu bana. "Peki o zaman neden gitmeme izin vermiyorsunuz?" dedim dolmuş gözlerimle yüzüne bakarak. "Oturup dinlersen söyliyicem de ama sen hayallerinle yaşmayı seçtiğin için bir şey söylememe izin vermiyorsun".

Dolmuş gözlerimi bir kaç kez kırpıştırdım. "Hadi geç otur anlatayım neden gitmemen gerektiğini" başımı hayır anlamında salladım "Burda söyleyin" dedim inatlaşarak. "Bazı günler şirkete gitmeden burda çalışacağız onun için burda kalman gerek" dedi. Mantıklı bir açıklama vererek. "Gerek yok siz gelmediğiniz günleri ben buraya gelirim" dedim inat ederek. "Neden hep benimle inat ediyorsun sen?" dedi gözlerini kısarak. Kaşlarımı çattım "Sizinle ne inatlaşıcam ya ben" dedim bu kez de. "İnatlaşmadığını göstermek için burada kalabilirsin" dedi. "Ve bu arada gidersen Almanya'da yeni bir asistanla gitmem gerekecek" dedi bana bakarak. "Beni tehtit mi ediyorsunuz?" diye sorum. "Hayır" dedi ilk önce. Sona başını salladı "Ya da Evet tehtit ediyorum. Şimdi gitmekte özgürsün" dedi ve üstümden çekildi.

"Ne kadar adı bir herifsiniz" dedim arkasından kısık bir sesle. "Konuşurken dikkat et,her şeyi duyabilirim" dedi ve salona geçip televizyonu açtı.

Oflayıp cebimden telefonumu çıkardım. Nazlıyı aradım ilk çalışta telefonu açtı "Geldin mi?" diye sordu heyecanla. "Nazlı" dedim kısık sesle "Ben gelemiyicem ya kusura bakma" dedim mahçup bir sesle. "Ne oldu Melis iyimisin sen?" diye sordu telaşla. "Evet iyiyim merak etme" dedim "Yarın anlatırım" diyip telefonu kapattım.

Bavulumu merdivenin yanına koydum ve salona geçtim. "Dünü hatırlıyormusunuz" diye sordum. Yüzüme baktı. "Dün ne oldu ki" dedi. Ben dünkü konuşmalarımızı hatırladım. "Hiç bir şey" dedim.

"Ben başka yerde kalırsam da buraya gelip sizinle çalışabilirim" dedim kaşısına geçerek. Yüzüme dahi bakmadı yine ciddi tavırlarına dönmüştüm. Bu adam tam bir dengesizdi. Nasıl biri olduğunu çözemiyordum. Lakin içimde ona karşı anlamadığım bir güven vardı. "Melis beni sinirlenince gördün mü hiç?" diye sordu bana "Evet" dedim başımı sallayarak "Bu gün şirkette sinirliydiniz galiba" diyerek cevap verdim bende. Yüzünü bana çevirdi "Bak o gördüğünden de fazla sinirlenebiliyorum, bu yüzden de konuyu kapat" dedi emredercesine. Kaşlarımı çattım "Bana emretmeyin. Ben sizin kuklanız değilim" dedim sinirlenerek. Onun sinirinden daha keskindi benimki.

İçine büyük bir nefes çekti. Sabır diler gibiydi sanki. "Hadi kalk" dedi. "Anlamadım nereye kalkıyım" diye sordum şaşkınca. Beni evden çıkarıyormuydu diye düşündüm. "Yarın sinirlenmemek için sana kahve yapmayı öğreticem" dedi ve ayağa kalktı. Mutfak tezgahına doğru yürüdü. "Hadi gelsene orda dikilicekmisin öylece".

Hemen ayağa kalktım ve yanına gittim. "Siz de normal insanlar gibi bir kahve içseniz ben de yapa bilirim ama siz kendiniz gibi dengesiz bir kahve istiyorsunuz" dedim boş bulunarak. Bir anda beni tezgahla kendi arasına aldı. Ve üstüme eğildi. "Sen bana dengesiz mi dedin?" diye sordu. Yaşadığım anın etkisiyle kendimi ona kaptırmamaya çalışıyordum. "Ben öyle söylemek istememiştim" dedim bir yalana baş vurarak. Külliyen yalandı tam bir dengesiz herifdi. "Tam olarak ne söylemek istemiştin" dedi. "Bilmiyorum" dedim. Saçma sapan bir durumun içindeydik şu an.

Gözleri dudaklarıma kaydı. Yutkundu ve yeniden gözleri gözlerime tırmandı. "Kahveyi nasıl yapıcaktık" dedim kalbim küt-küt atarak konuyu dağıtmaya çalışarak. Bir an kendine geldi ve boğazını temizledi o da. Tezgahtan çekildi ve dolaptan kahveni aldı ve yapmaya başladı. Yaptıklarına dikkatle baktım ve kahveni nasıl yapmam gerektiğini öğrendim. "Anladın mı?" diye sordu hazırladığı kahveyi yudumlayarak. Başımı salladım. "İçsene" dedi benim için yaptığı kahveyi göstererek. Kahve fincanın aldım ve bir kaç yudum içtim. Gerçekten de çok güzeldi. "Ellerinize sağlık çok güzel olmuş" dedim. "Afiyet olsun. Bu gün ben sana yaptım yarından sıra sende". Elindeki fincanı bıraktı. "Ben çıkıyorum, geç gelirim" dedi ve kapının yanındakı ceketini üstüne giyip evden dışarı çıktı.

Ben de mutfakta olan bir kaç şeyi topladıktan sonra bavulumu da alıp odama çıktım. Zaten akşam olmuştu artık. Şu saatte neden evde olmayıp da geceleri yok oluyordu anlayamıyordum. Gözümü kapadım ve uykuya dalmaya çalıştım, ama gözümü kapattığım an yüzlerimiz arasında olan bir kaç santim aklıma geliyor ve beni uyutmuyordu. Bir kaç gündür tanıdığım birinin hayatıma bu kadar dahil olması normal değildi. Neler oluyordu bana diye düşündüm kendi kendime. Ama kendimi uyumaya zorladım.

Medya:Savaş Alkan

Evden çıktığımda yüzüme soğuk havanın çarpması beni biraz da olsun kendime getirmişti. Neden onun evden gitmesine izin vermedim diye düşünüyordum. Ona söylediğim sebep çok saçmaydı. Bana dünü hatırlayıp hatırlamadığımı sordu. Evet hatırlıyordum. Ben alkol kullansam da kolay kolay sarhoş olmazdım. Bu yüzden dün olan her şeyi hatırlıyordum. Bana nasıl etki ediyordu bilmiyorum. Bu çok garipti. Bir kaç gündür tanıdığım bir kadının bana adını dahi bilmediğim hisler yaşatması komikti.

Dün ilk kez iyi bir uyku çekmiştim. Kaç yıldır, Karun öldükten iyi bir uyku çekemiyordum. Uyku ilaçları dahi bana yardım etmiyordu. Ama dün ilk kez bir koku beni uyumaya zorladı. Dün onunla otururkan onun kokusu beni uyumaya zorladı. Bunun nasıl bir sihir olduğunu anlamıyordum. Ama sanki içimdeki bir şeyler beni ona doğru itiyordu. Onu araştırıyordum ve evet onun hakkında kendinin bile bilmediği bilgilere ulaşmıştım.

Hayatı tamamen yalandı. Ailesi, kardeşi ve hayatında olan her şey. Kaybedecek bir şeyi yoktu. İki güne Almanya'ya gidicektik ve tüm her şey ondan sonra başlayacaktı.

Kendimi bir bara attım. Lüks bir mekandı. Taberanın üstünde oturdum ve barmenden en ağır içkiyi istedim. Çünkü sağlam beyinle orman yeşili olan gözleri aklımdan çıkmıyor ve beni deli ediyordu. İçkimden bir kaç yudum aldım ve etrafı izlemeye başladım.

Bir kaç saat sonra artık biraz da olsa sarhoş olmuştum. Bu kadar yeter dedim ve arabaya binip eve doğru sürmeye başladım. Eve vardığımda arabadan indim ve eve girdim. Kendi odama geçtim ve yatağa uzanıp uyumaya çalıştım. Ama ne kadar sarhoş olursam olayım o ormanları unutamadım.

Bölüm nasıldı?
Ig: tesadüf Aşk
Takip atın canlarım🎀
En beğendiğiniz sahne hangisi oldu?
Bu bölümde bolca MelSav sahneleri vardı.
Beğenmeyi unutmayın desteğiniz beni motive ediyor 🤍
Sevgilerle❤️🩹