6. bölüm / 10
Stray Kids ama tekrar 9. Üye6. Bölüm
Bölümler 10Şu an: 6. Bölüm
Changbin'le arka bahçeye çıkan araya doğru ilerlediğimizde yerde yatan Felix'i gördük.
İkimizde korkuyla birbirimize bakıp ardından Felix'in yanına koştuk.
Yerde öylece yatıyordu ve kafasından kanlar süzülüyordu.
Hemen Changbin'e döndüm, "Bana biraz buz ve de pamık veya kanamayı durduracak bir bez getir. Bizimkilere de onu bulduğumuzu söyle hızlı ol. "
Changbin başını onaylar anlamda sallayıp eve gitmek için kalktı.
Korkarak elimi nabzını ölçmek için boynuna attım.
Derin bir nefes aldım hala nabzı vardı. Felix elimin verdiği sıcaklıkla gözünü açıp elini kafasına dokunmak için kaldırınca elini tuttum. "Kafan kanıyor. Dokunma daha kötü yapacaksın. " dedim.
Changbin gelip buzu ve bezi bana verdi. Bezi yaranın olduğu kısma koyup üzerine bastırdım. Yongbok aniden irkilip yumruk yaptığı elini ağzına görürdü.
Kanamayı durdurup buzu koydum ve Yongbok'a buzu kafasından çok çek memesini ve olabildiğince sabit kalmasını söyledim.
Changbin o sırada arabayı hazırlamıştı. Dikkatlice Yongbok'u arabaya gitmesi için yardım ettim. Biz binince Changbin arabayı hastaneye sürerken diğerleri bahçeden bize bakıyordu.
Hastanenin acil bölümüne girdik. Hızlıca doktor kontrolü ardından sadece pansuman yapılıp yara bantlandı ve çıktık.
"İyisin değil mi? " diye sordum Yongbok'a. "Cidden, iyiyim ben küçük bir şey zaten. " dedi Yongbok. "Daha iyi rol yapmalısın Felix. " dedi Changbin. "Tabi canım alt tarafı ölebilirdin!" dedim arkama yaslanırken. "Hadi ama! Büyütüyorsunuz bakın hala yaşıyorum. " dedi bir elini omzuma koyarak.
Eve gittiğimizde Chan'ı koltıkta uyuklarken yakaladık. "Sizce onu uyandırsak mı? " dedi Changbin. "Bence uyandıralım yatağına gitsin. Yarın çok çalışacağız her yeri ağrıyacak şikayet edecek sonra. " dedim. "Doğru. Uyuanralımda sırtı felan tutulmasın. " dedi Yongbok. Chan'ı uyandırıp odaya gitmesi için yardım ettik. Uyku sersem iken çok komik oluyordu. Yastığa kafasını koyar koymaz uyuması bir oldu. Bizde Yongbok'la balkona çıktık.
"Sana bunu kim yaptıysa onu bulucam ve onu parçalara ayırıp köpeklere yediricem." dedim sessizliği bozarak. "Biraz abartmıyor musun? " diye sordu.
Emre: Abartmıyorum. Ayrıca sen nasıl bu kadar sakin olabiliyorsun ya?
Felix: Bilmem. Sadece sakinim.
Emre: İstersen sana yardım edebilirim. 2 güne kalmaz buldururum.
Felix: Peki. Nasıl istersin. Senle başa çıkılmayacak.
Emre: Sonunda doğru yolu buldun. Bekle dayımı arayacağım.
(Konuşmalar Rusça Olmaktadır.)
Emre: Alo?
Emre'nin Dayısının Manejeri: Buyrun Mike bey.
Emre: Şey Amina abla Dayım müsait mi?
Amina: Nikolay bey şu an bir toplantıda. Bir isteğiniz varsa ben iletirim.
Emre: Sen sadece dayım toplantıdan çıkınca dayıma beni aramasını söyle.
Amina: Tamamdır Mike bey ben kendisine iletirim.
(Konuşmalar Korece Olmaktadır.)
Felix: Ne oldu?
Emre: Dayım toplantıdaymış. Birazdan arayacak.
Felix: Dayın çok önemli biri mi?
Emre: Rusya güvenlik kuvvetleri komutanı kendisi.
Felix:Yuh! Ebesinin nikahı ama!
Biz biraz daha konuştuktan sonra dayım aradı.
(Konuşmalar Rusça Olmaktadır.)
R.G.K.K Nikolay: Ne oldu Mike?
Emre: Dayı ya bana bir kaç polis ve FBI gönderebilir misin? Biri bir arkadaşımı öldürmeye çalışıyor. Onun bulunmasını istiyorum.
R.G.K.K Nikolay: Onlar oyuncak değil biliyorsun değil mi Mike?
Emre: Biliyorum. Fakat bu cidden önemli arkadaşımı kaybetmek istemiyorum. Annemi seviyorsan en azından..
R.G.K.K Nikolay: iyi. Sadece 3 kişi ama.
Emre: Çok teşekkür ederim. Ban kapatayım artık. Bay bay~
(Konuşmalar Korece Olmaktadır.)
Emre: 3 kişi için izin aldım. Bir kaç güne burada olacaklar.
Felix: Teşekkürler beni bu kadar düşünmene gerek yoktu.
Emre: Saçmalama! Sen benim arkadaşımsın. Senin iyiliğini düşünüyorum. Kim olsa aynı şeyi yapardı. Bu arada sana bir haberim var.
Felix: Neymiş o?
Emre: Bir hafta sonra Türkiye'ye gidicez! Konser için. 2 hafta orada kalacakmışız.
Felix: Öyle mi? Çok sevindim senin için. Artık yatalım mı uykum geldi.
Emre: Aynen benimde uykum geldi.
26 Aralık
Bu gün herkesden önce kalkmıştım. Altıma beyaz bir ince kıyafet üzerime açık lacivert bir sweatshirt altıma koyu gri bir eşofman ve günün zincir desenli yüzüğümü taktım.
Üzerimi giyindikten sonra aşağı inip kahvaltı hazırladım. 45 dakika sonra kahvaltı hazırdı. Yukarı çıkıp herkesi uyandırmaya başladım.
İlk Hyunjin ve Minho'yu, Changbin ve Jeongin'i, Jisung ve Seungmin'i son olarakta bizimkileri kaldırdım. Yada Yongbok hariç hepsini. Hepsi masada yemeğe oturmuştu. Elime bir hava ve kepçe alıp bizim odaya çıktım. Tava ve kepçeyi alıp birbirine vurdum.
Felix korkuyla sıçrayıp uyandı. Bende bu kadar ses çıkmasını beklemediğim için bende biraz korktum. "İNSAN BÖYLE Mİ UYANDIRILIR LAN ÖDÜM Bİ YERİME KAÇTI YA! " diye bağırdı korkuyla. "İki saattir seni bekliyoruz burda ya uyanmadın ne yapalım? " dedim. "GICIKSIN YA GICIK! " dedi yataktan kalkarken.
Kahvaltımızı yapıp çıktık. Pratiklere başladık. Bu kez ne kadar yorulsakta sesimizi çıkarmadık. Her şeyin mükemmel olması gerekiyordu. Hem onlar hemde ben çok heyecanlıydık. 3 yıldır Türkiye'ye gidemiyordum.
Yorucu bir 4 saatin ardından yemek yedik. "Bir kaç saat daha mı pratik yapalım yoksa eve mi gidelim? " diye sordu Chan. Bir iki kişi hariç hepimiz bir kaç saat daha pratik istedik.
İstemeyenlere mükemmel öldürücü bakışlarımla tehtid ettim. Ve bir kaç saat daha pratik yaptık. İyi ki varım.
Eve geldiğimizde hepimiz bitmiştik. O an aklıma 1 hafta kadar sonra Ocak ayına gireceğimizi ve Afra'yla doğum günümüzün yaklaştığını fark ettim.
Ve tam doğum günümde Türkiye'de kardeşlerimle ve arkadaşlarımla olacaktım. Bu düşüncelerle kulaklığımı takıp müzik dinlemeye başladım.
Konseri düşündüm. Ülkemi ve ailemi düşündüm. Gözümden akan bir kaç yaş akıyordu. O sırada odaya Yongbok girdiğinde korkup gözümdeki yaşları sildim hızlıca. "Ağlıyor musun sen? " dedi odanın kapısını kapatırken. "Yoo.. " dedim kulaklığı kulağımdan indirip boynuma taktım. "Gördüm! Ağlıyordun söyle bakalım sorun ne?" dedi yatağın ucuna otururken.
Telefonu kapatıp yasyığın altına koydum. "Önemli bir şey de- ğil.." dedim dizlerimi karnıma çekip kollarımı bacağıma doladım. "Hadi söyle söz kimseye anlatmayacağım. "
"Offf neden bu kadar ısrarcısın? " diye sordum iç çekerken. "Sen benim için bu kadar endişeleniyorsun bende senin için endişeleniyorum. " dedi.
"Pekala.. " dedim. Yongbok bağdaş kurup yatağa yerleşti. "Başla bakalım. " dedi.
Emre: Nasıl anlatılır bilmiyorum. Hem heyecanlıyım hemde mutsuzum.
Felix: Neden?
Emre: Bende onu bilmiyorum zaten.Ayrızca kardeşlerimi, arkadaşlarımı ve ülkemi özlüyorum 3 yıldır onlarla yüz yüze görüşemedim.
"HADİ LAN YEMEK HAZIR! GELMEZSENİZ BEN YERİM HEPSİNİ!" diye bağıran Changbin'i duyduk. "Hadi gidelim yoksa yemek yiyemeyeceğiz. " dedim bunu fırsat bilip. Benim ardımdan Felix'te yavaş afımlarla geliyordu.
Aşağı inip yemeklerimiziyedik. Biraz televizyon izleyip uyuduk. Bu programı 1 hafta daha devam ettirecektik.
_____
Bu bölüm benden bu kadar bence gayet uzun bir bölüm oldu. Umarım sıkıcı olmamıştır. Bunu yayınlayıp pqueen'imi izleyeceğim. Eğer beğendiyseniz kitaplığınıza eklemeyi unutmayın. Ayrıca önerilerinizi, saçma bulduğunuz yerleri veya beğendiğiniz yerlere yorum yapın ki motive olayım ve daha çok kitap yazayım.
Bu arada Emre ile Felix'i shiplemiyorum. Yanlış anlaşılmasın. Sadece iyi arkadaşlar.
Hade hoşçakalın kitaplarla kalın efendim mucuklandınızzz.
Bölüm etkileşimi
