10. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Rumoli_13🎀

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: 10. Bölüm

15 Ocak

Her iki konserimizi de yapmıştık ve Kore'ye dönme mize az kalmıştı. 16 Ocak günü Kore'ye inmiş olacaktık. Bir anda telefonumun titremesiyle irkildim. Sabahın 6.24'ünde kim yazabilir diye merak ederken telefonun ekranını açtım. "Hamur Maya'sı adlı kişiden 2 mesajınız var. " mesaja tıklayıp açtım.

_____________

Hamur Maya'sı adlı kişiyle konuşuyorsunuz

Hamur Maya'sı:
Way hiyarrr
Büyümüşte 24'üne giriyormuş!

Siz:
Mal ödümü kopardın
Bir şey oldu sandım.

Hamur Maya'sı:
Ananı-
Çabuk akşamın haberlerini aç

Siz:
Neden?
Noldu

Hamur Maya'sı:
Açınca görürsün.
*görüldü*

Hamur Maya'sı:
O görüldüyü götüne sokarım cevap ver bana.

Siz:
Bekle bi be.
*Hamur Maya'sı bu mesaja 👍🏿ifadesini bıtaktı*

_______________

Telefonu kapatıp salona gittim. Seungmin ve Han'ı uyandırmamya özen göstererek televizyon kumandasını elime aldım. Dün akşamın haberlerini açtım. Gördüğüm şey beni kahkahaya boğmuştu.

O sırada Han'ın bana baktığını gördüm. "Sabahın köründe neye bu kadar gülüyorsun ya? " diye sordu gözünü ovuştururken. "Haberlere çıkmışız. " dedim gülmeye devam ederken. "Ne? Haberlere mi çıkmışız!" dedi. "Sadece ben çıkmışım da diyebiliriz. " dedim. "Nasıl ya ne diyor? " dedi hiçbir şey anlamamıştı. "Benim halkımda işte. Gruba katıldığımla ilgili ama biraz komik." sonda attığım kahka ile Seungmin'i de uyandırdım.

10.23 gibi herkes bizim eve kahvaltıya gelmişti. Tele fonuna gelen bildirimle telefonumu elime aldıp açtım. "Hamur Maya'sı adlı kişiden mesajınız var. " tekrar mesaja tıklayıp açtım.

____________

Hamur Maya'sı adlı kişi ile konuşuyorsunuz

Hamur Maya'sı:
Emroooşummm
Sana bişey sorayım mı?

Siz:
Çıkar ağzındaki baklayı bakalım

Hamur Maya'sı:
Şimdi
Bu gün hava çok güzel ya

Siz:
Evet?

Hamur Maya'sı:
Diyorum ki
Sende çocukları al
Sonra benim buraya gel
Futbol yada voleybol oynayalım.
Noooluuurr

Siz:
Bilmem.
Biz daha yeni kahvaltıya oturduk.
Chan'a sorarım ama.

Hamur Maya'sı:
Yeyyeyeye
Ama şimdi sor yoksa babam beni öldürücem.

Siz:
Tamam bekle

_________

Telefondan kafamı kaldırıp Chan'a döndüm. "Bang Chan~" dedim çatalımı elime alırken. "Efendim? " diye sordu ekmekten bir parça koparırken. "Sizden bir şey isteyeyim mi? Bir arkadaşım buluşmak istiyorda, eğer gelmek isterseniz? Diye soruyor. İster misiniz? " diye sordum. Chan diğerlerine bir göz gezdirdi. "Diğerleri de kabul ederse neden olmasın? " dedi. Diğerlerine döndüğümde gayet istekli görünüyordu.

Hepsi zaten dünden istekliydi. "Olur hem eğlenmiş oluruz. " dedi Minho. "Aynen ya hep iş hep iş yorulduk yani. " diye isyan etti Han. "Harika ben arkadaşıma haber vereyim. " dedim telefonumu elime alırken.

"Bir dakika ya senin bu arkadaşın kız mı? Erkek mi? " diye sordu Hyunjin. "Kız." diye cevap verdim. Herkesten bir "Oooo" sesi yükseldi. "Düşündüğünüz gibi bir şey değil ne alaka ya? Hem sevgilim olsa ben burda mı olurdum cahil insanlar. " dedim mesajlar kısmını açarken. "Tabii canım kesin öyledir. " dedi Changbin. "Changbin! Elimin tersindesin zaten bi çakarım yerle bütünleşirsin." dedim gözümün kenarıyla ona bakarken.

Ağzına fermuar çeker gibi yapıp yemeğine devam etti. "11.50 gibi buluşuyoruz. Yemeğimizi bitirip hazırlanalım. " dedim. Hepsi beni onaylayıp yemeğine devam etti. Ara sıra Changbin'in bana bakıp sırıttığını görüyordum. Ama beni fark edince geri önüne dönüyordu.

11.40

(Emre ve Maya'nın konuşmaları Türkçedir)

(Minho korece konuşuyor)

(Geri kalanlar Maya'yla konuşurken İngilizce konuşmaktadır.)

Sahaya geldiğimizde Maya orada bekliyordu. "Şükür geldiniz. " dedi ayağa kalkarken. "Tam söylediğin saatten 10 dakika önce geldik. Daha ne yapalım? " dedim. "İyi tamam hoş geldiniz. " dedi. "Şey Arkadaşım Korece bilmiyor maalesef İngilizce anlaşacağız. " dedim bizimkilere dönüp. "Tamamdır. Bize fark etmez. " dedi Chan. "Ee ne duruyoruz takımları yapalım. Hadi. " dedim Maya'nın elinden voleybol topunu alırken. "Ya! Emre gerizekalı mısın? " diye bağırdı peşimden gelirken. "Hadi ye ne bakıyorsunuz gelin takımları kurucaz! "

Ben ve Maya takım kaptanıydık. "İlk ben kursam takımımı nolur? " diye sordu Maya. "Sırayla seçiyoruz çanım. Bir sen bir ben anladın? " diye sordum. "Offf tamam ya. Ben I.N.'i almak istiyorum. " dedi.

Sırayla Maya'nın takımında:I.N., Han, Minho ve Seungmin. Benim takımımdaysa: Chan, Hyunjin, Felix ve Changbin vardı.

"Hadi başlayalım. " dedi Felix. Oturduğumuz yerden kalkıp sahaya yerlerimize geçtik. "Şimdiden söylüyorum ağlayacak varsa çıkabilir. " dedi Maya elindeki topu sektirirken.

"E kimse kalmaz o zaman. " dedi Chan. "Helede Hyunjin gibi bir drama queen varsa. " dedi Seungmin Hyunjin'i gösterirken. "Aaa! Aşk olsun Seungmin! Be drama queen miyim? " diye sorarken. "Öylesin Hyunjin'ciğim! " dedik hepimiz aynı anda. "Püüü koynumda yılan beslemişim! Püüüü. " dedi Hyunjin.

Maya her kaçırdığı sayıda küfür edip duruyordu. "Ne küfür ediyon be? " diye sordum. "Sanane be istediğimi söylerim. Nede olsa anlamıyorlar. " dedi. Bir 2-3 dakika daha oynadıktan sonra sahaya küçük çocuklar geldi. "Heh bir bunlar eksikti. " dedim sinirle. "Sahayı boşaltın abiler. " dedi içlerinden biri. "Pardon? " dedi Maya kollarını göğsüne birleştirirken. "Duymadınız mı? Boşaltın sahayı. " dedi aynı çocuk. "Sahada biz varız bilmem farkında mısın? " dedim bende.

"Emre? Bunlar kim? " diye sordu Changbin. "Önemli bir şey değil. " diye cevap verdim. O sırada Maya çocuğa bir şeyler söyüyordu. "Bediş kırk yılın başı arkadaşlarım geldi rahat bırakda oynayalım yarım saat 1 saat. " diyordu. "Bana bak velet rahat bırak bizi çakarım bir tane görürsün. Hadi gidin bakın çocuk parkı orda. " dedim. "Yok ya! Biz daha yeni geldik kim bilir ne zamandan beri oynuyorsunuz. " dedi sinirle. "Allah Allah? Defolup gidin hadi kış kış. " dedim çocuğun boyuna eğilip.

Bu sefer bana küfür etmeye başladı. "Şşt? Ağır ol Bedirhan. Eğer o çeneni kapatıp gitmezsem Ela'ya ondan hoşlandığını söylerim. Kapiş? " dedi Maya sinirle. Çocuk sinirle iç çekip gitti. Arkasındakiler de peşinden. "Bu bahsettiğin Ela bizim Ela mı? " diye sordum. "Ta kendisi. " dedi Maya gülerek.

Biraz daha oynayıp yorulduk tam sonra her birimiz kendimizi banka attık. "Yemek yemek isteyen bir tek ben miyim? " diye sordu Changbin. "Acıkmasan şaşardık. " dedi I.N. "Eve gidince yemek yersin az sabret Changbin." dedi Minho. "Kore'ye dönünce 2 hafta boyunca yemeğe elimi sürmeyeceğim. Bunaldım! " dedim elimi havaya kaldırarak. Yemeklerde bana yardım eden Hyunjin ve Felix de "Bende sürmeyeceğim! " dediler.

Biz onlara gülerken Maya beni yanına çağırdı. Başkan kalkıp yanına gittim. "Ne oldu Hamur Maya'sı?" diye sordum kolımu onun omzuna koyarken. "Annem eğer açsanız yemeğe bize davet ediyor. Babam ve kardeşimde yok zaten. " dedi. Bizimkilere göz ucuyla baktım. Hiç biri o kadar yolu gidebilecek gibi durmuyordu. "Meryem teyzeye yemeği biraz fazla yapmasını söyle bu akşam biraz kalabalık olacaksınız. " dedim. Maya kocaman gülümsemesiyle başını salladı.

Bende bizimkilerin yanına gittim. "Hadi yine iyisin Changbin. Maya'nın annesi bize de yemek yapacakmış. " dedim. "Cidden mi? " diye sordu Changbin heyecanla ayağa kalkıp. Başımı olumlu anlamda salladım. "Hey bize neden sormadın? Arkadaşına söyle annesine öyle bir şeyin olmayacağını söylesin. " diye itiraz etti Chan. "Maalesef Chan'cığım. Annesi yemeklere başladı bile. Hem misafirliğe gitmezsek ayıp olur. " dedim göz kırpıp.

Maya'ların evine gittiğimizde annesi bizi gülerek karşıladı. Kapıda bize tek tek sarıldı. "Aşk olsun anne! Onlara sarıldın bir bana sarılmadın. Ben mi senin çocuğunun onlar mı ya? " dedi Maya Meryem abla ona sarılmadığı için. Meryem abla ayağındaki terliği eline alıp Maya'nın kafasına attı ama Maya son anda kendisini kurtardı. Bunu görünce ufak çaplı bir gülme krizine girmedim değil.

Salona geçtiğimiz de yemek masasında mezeler, salatalar, tabaklar, bardaklar, çatal ve kaşıklar koyulmuştu bile. O an bizimkilerin evi bilmediklerini hatırladım. "Gelin benle elinizi yıkayın. Hijyen önemli. " dedim salondan çıkarken. "Tek sıra yapın bakalım. " dedim. Elimi yıkayıp neredeyse salona kadar uzanan sıraya baktım. "Sırayla geçin işte. " diyip mutfağa gittim.

Meryem abla ve Mya mutfakta yemekleri yapıyordu. Mutfaktaki masanın oradan bir sandalyeye oturup masadaki kurabiyeden bir tane aldım. "Babanlar nasıl Emre? " diye sordu. "İyiler sanırım. " dedim. "Sen ne hayırsızsın öyle! Elimizde büyüdün bir kez arayıp nasıl olduğumuzu sormuyorsun! " diye azarladı beni Meryem abla. Haksız da sayılmazdı. Eskiden aynı mahallede oturuyorduk. Maya ile kardeş gibi büyümüştük. "İşlemi çok yoğun Meryem abla ya. Bundan sonra sık şık aramaya çalışıcam vallaha. " dedim bir kurabiye daha alırken. "Anne ya şuna bir şey desene bitirdi kurabiye leri! Ben olsam daha dokunmadan pataklardın. " dedi kaşlarını çatarak.

Yemekler hazır olunca Maya'yla tek tek yemekleri içeri taşıdık. Felix, Chan ve Han'da bize yardım etti.

Yemekteyken aklıma gelen dahiyane fikirle Meryem ablaya dönfüm. "Meryem abla sence bunlar kaç yaşındadır? " diye sordum. "Hm şu sarı saçlı (felix) on yedi felan. Onun yanında oturan kısa saçlı (Chan) kırk üç öbür yanındaki çekik gözlü (jeongin) on beş falan. Şu ayı gibi yiyen (Changbin) on sekiz. Yanakları sincaba benzeyen (Han) on altı, onun yanında uzun saçlı (Hyunjin) yirmi felan. Şu sırıtıp duran ve yanındakide(Seungmin ve Minho) yirmi iki felandır. " dediğinde ben kendimi gülmemek için zor tutuyordum.

Bizimkilere dönüp kısa bir açıklama yaptım. "Meryem abla size sırayla Felix'e 17 Chan'a 43 Jeongin'e 15 Changbin'e 18 Han'a 16 Hyunjin'e 20 Seungmin ve Minho'ya 21 yaşında diyor. " diyip sırıtyım. "Ben o kadar yaşlı mı duruyorum teyzem ya! " dedi Chan yüzü düşmüş bir şekilde. Seungmin ise Chan'a klasik tarifesini yaptı. "Bang Chan is so old! " diye bağırdı. Chan hariç hepimiz gülüyorduk. "Ne oldu çocuğu sana neden yüzün düştü? " diye sordu Meryem abla Chan'a. "Ben 43 yaşıma daha çok uzağım teyze ya!" dedi Chan arkasına yaslanırken. Fakat tek sorun oturduğu şeyin bir tabure olmasıydı haliyle yere kapaklandı.

Bu yüzden saatlerce güldük. Gerçekten çok komikti.

Evde(uzadı)

"Yaşasın! Evimize gidiyoruz! Kendi dilimi özledim! " dedi Seungmin eşyalarımızı toplarken. Ben ise gitmek istemiyordum. Keşke hep burada olabilseydim. "Abur cubur çantasını doldurmalıyız. Kim benle gelecek? " diye sordum bavulu kapatırken. "Ben gelirim zaten bavulum hazır. " dedi Han.

Han ile birlikte en yekın markete gittik. Cips, çikolata, gofret vs. alıp döndük. Ben kendime ayrı bir paket hazırlamıştım. İçerisinde Kore'de bulamadığım tüm yiyecekler vardı. Onu da bavuluma sıkıştırıp bavulu kapımın yanına koydum.

O sırada telefonuma mesaj geldi. Mesaj ablamdandı. Mesaja tıklayıp açtım.

___________

Ablamm adlı kişi ile konuşuyorsunuz

Ablamm:
Emre
Babamdan ne zaman özür dileyeceksin?

Siz:
Neden ben özür diliyormuşum?
Özür dilenecek bir şey yapmadım ben.

Ablamm:
Yapmadın mı?
Adama gidip küfür etsen daha az canı acırdı.

Siz:
Gerçekleri duyduğu için mi özür dileyeceğim?
Asla.

Ablamm:
İnat etme işte.
Özür dile de bitsin şu küslük.

Siz:
Gerçekten ablam olduğuna emin misin?
Bu zamana kadar onun suçlu olmasına rağmen hep ben özür diledim.
Bir kerelik benden özür dileyip ilk hamleyi o yapabilir diye düşünüyorum.

Ablamm:
Offf!
İnat keçi.

Siz:
Teşekkürler Yağmur.
*görüldü*
Neyse.
Ben diğerlerine yardım edeceğim.

________

Derin bir iç çekip içeri gittim. "Hazır mısınız? " diye sordum bizimkilere. Hepsinden evet cevabını aldım. O an aklıma yavru kedi geldi. Mutfak balkonundaki kutudan küçük kediyi çıkardım.

Kediyi içeri götürüp bizimkilere döndüm. "Sizce bunu ne yapmalıyım? " diye sordum. "Bence burada dumasın uçakta gütürelim. Hem orda ona çok iyi bakarız. Özelliklede Minho. " dedi Hyunjin. İtiraz etmeyip kediminde eşyalarını bir poşete koydum. Fakat ablam sürekli mesaj atıyordu. Ve ben bundan rahatsız olmaya başlamıştım.

Bu yüzden telefonu sessize alıp kendimi yatağa bıraktım.

______

Yeterrrr
Nasıldı?
Daha ne olaylar olacak ne olaylar.
Anywayy soo ben artık gideyim
İnsta: rumeyasi_13
Beğenip yorum yapında okunsun yaw

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.