11. bölüm · Sonn Zil

Bölüm 11: Sessiz Tanık

Tuvanaa .....

Cuma sabahı...
Ankara'yı ince bir sis kaplamıştı.
Can, Aras, Mina, Zeynep ve Eylül, bir gece önce buldukları "Gizli Personel Dosyası" yüzünden neredeyse hiç uyuyamamıştı.
Dosyanın eksik ikinci sayfası akıllarından çıkmıyordu.
Mavi Kafe'de yeniden buluştular.
Can dosyayı masanın üzerine bıraktı.
"Bu dosyada bir şey saklanmış."
Aras başını salladı.
"Hem de çok önemli bir şey."
Eylül sessizce dosyayı inceledi.
"Belki de eksik sayfa her şeyi açıklıyordu."
Mina derin bir nefes aldı.
"Peki şimdi ne yapacağız?"
Aras düşünmeden cevap verdi.
"Okula döneceğiz."
"Tekrar mı?"
diye şaşırdı Zeynep.
"Evet."
"Bu kez öğretmenler odasını araştıracağız."
Öğleden sonra...
Polis şeritlerinin bir kısmı kaldırılmıştı.
Okul hâlâ kapalıydı ama temizlik görevlileri içerideydi.
Beş arkadaş arka bahçedeki eski kapıdan sessizce içeri girdi.
Koridorlar ilk günkü kadar ürkütücüydü.
Her adımları yankılanıyordu.
Öğretmenler odasının kapısına geldiklerinde Aras cebinden ince bir tel çıkardı.
Can şaşkınlıkla baktı.
"Onu nereden buldun?"
Aras gülümsedi.
"Babam çilingir değil ama evde eski kilitlerle uğraşmayı sever."
Birkaç denemeden sonra kapı açıldı.
İçeri girdiler.
Oda darmadağındı.
Çekmecelerin çoğu polis tarafından incelenmişti.
Mina masanın üzerindeki eski ajandayı aldı.
"Buraya bakın."
Ajandanın son sayfasında yalnızca bir tarih vardı.
18 Mayıs 2022
Altına ise şu yazılmıştı:
'Toplantı iptal edildi. Biri gerçeği öğrendi.'
Eylül ürperdi.
"Cinayetten iki gün önce..."
Can o sırada dolaplardan birini açtı.
İçeride küçük bir anahtarlık duruyordu.
Üzerinde sadece bir numara vardı.
307
Tam o sırada...
Koridordan ayak sesleri geldi.
Beş arkadaş nefesini tuttu.
Kapının önünde biri durmuştu.
Kapı kolu yavaşça aşağı indi.
Aras eliyle herkese sessiz olmalarını işaret etti.
Kapı açıldı.
İçeri sadece yaşlı hademe Mehmet Amca girdi.
Çocukları görünce şaşırdı.
"Siz burada ne yapıyorsunuz?"
Can cevap vermek üzereydi ki Mehmet Amca birden sustu.
Yüzü bembeyaz oldu.
Masadaki dosyayı görünce fısıldadı:
"Onu... nereden buldunuz?"
Aras dikkatle sordu.
"Bu dosyayı tanıyor musunuz?"
Mehmet Amca uzun süre sessiz kaldı.
Sonunda yavaşça başını salladı.
"Bu dosyayı gören ilk öğrenciler siz değilsiniz."
Beş arkadaş aynı anda ona döndü.
"Ne demek bu?"
Yaşlı adam derin bir nefes aldı.
"Cinayetten bir hafta önce..."
"...aynı dosyayı isteyen başka biri daha vardı."
"O kimdi?" diye sordu Eylül.
Mehmet Amca cevap vereceği sırada...
Koridorun sonundan büyük bir gürültü geldi.
Herkes irkilerek kapıya baktı.
Koşup dışarı çıktıklarında koridor bomboştu.
Yerde yalnızca beyaz bir zarf duruyordu.
Can zarfı aldı.
Üzerinde siyah harflerle şu yazıyordu:
"Sessiz tanıklar en tehlikeli olanlardır."
Zarfın içinden eski bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta öğretmen, Mehmet Amca ve yüzü kalemle karalanmış üçüncü bir kişi aynı masada oturuyordu.
Fotoğrafın arkasında tek bir cümle vardı:
"Cevap, yaşayan birinin hafızasında saklı."
Mehmet Amca fotoğrafı görünce elleri titremeye başladı.
"Hayır..."
"Bu... bu mümkün değil."
Aras şaşkınlıkla sordu:
"Bu üçüncü kişi kim?"
Mehmet Amca gözlerini kapattı.
"Onun öldüğünü sanıyordum..."
O sırada okulun hoparlörlerinden yine o boğuk ses yankılandı.
"Geç kaldınız..."
"Bir sonraki hamleyi ben yaptım."
Hoparlör sustu.
Beş arkadaş birbirine baktı.
Artık emindiler.
Okulun içinde yalnız değillerdi.
Ve biri, attıkları her adımı izliyordu.
Bölüm Sonu 📖