6. bölüm · Sonn Zil

6.Bölüm: Oyunun Yeni Kuralı

Tuvanaa .....

Çarşamba akşamı...
Mavi Kafe'den ayrılan beş arkadaşın aklında tek bir soru vardı:
Öğretmenlerini kim öldürmüştü?
Son günlerde buldukları ipuçlarını defalarca incelemişlerdi.
13...
F5...
Siyah şah taşı...
Ve en önemlisi...
"İlk hamle senindi."
Aras sessizliği bozdu.
"Bu ipuçlarının hepsi aynı kişiye çıkıyor."
Can kaşlarını kaldırdı.
"Nasıl yani?"
"Birisi bizi özellikle yönlendiriyor."
Mina düşünceli bir şekilde ekledi:
"Ve bence bu kişi cinayetle doğrudan bağlantılı."
Eylül derin bir nefes aldı.
"O zaman onu bulmamız gerekiyor."
Zeynep başını salladı.
"Polis bulamıyorsa belki biz yeni bir ipucu bulabiliriz."
O akşam saatlerce okulun eski fotoğraflarını, haberleri ve sosyal medya paylaşımlarını incelediler.
Tam umudu kesmeye başlamışlardı ki Can bir fotoğrafta garip bir ayrıntı fark etti.
"Durun..."
Herkes Can'ın telefonuna eğildi.
Cinayetin işlendiği gün okul bahçesinde çekilmiş bir fotoğraftı.
Arka planda siyah kapüşonlu biri görünüyordu.
Yüzü seçilmiyordu.
Ama kolundaki bileklik dikkat çekiyordu.
Üzerinde gümüş renkli küçük bir satranç şahı vardı.
Aras'ın gözleri büyüdü.
"Şah taşı..."
Mina heyecanla konuştu.
"Demek bize bıraktığı taşın sebebi bu."
Can ayağa kalktı.
"Artık eminiz."
"Bizi izleyen kişi, cinayet günü okuldaydı."
Eylül kararlı bir sesle konuştu.
"Onu bulacağız."
Saat akşam dokuzu geçmişti.
Herkes evine dönmek üzere vedalaştı.
Eylül otobüs durağına doğru yürümeye başladı.
Telefonu titredi.
Bilinmeyen Numara
Bu kez mesaj vardı.
"Peşimden gelmeyi bırak."
Eylül cevap yazmadı.
İkinci mesaj geldi.
"Son uyarın."
Eylül yürümeye devam etti.
Tam otobüs durağına yaklaşmıştı ki telefon yeniden titredi.
Bu kez telefon çalıyordu.
Açtı.
Karşı tarafta aynı boğuk erkek sesi vardı.
"Söz dinlemediniz."
"Artık oyunun kuralları değişti."
Telefon kapandı.
Eylül hızla etrafına baktı.
Sokakta kimse görünmüyordu.
Tam rahatladığını düşündüğü anda arkasında bir araç durdu.
Eylül dönüp bakamadan telefonu elinden yere düştü.
Ekran çatladı.
Araç birkaç saniye içinde karanlık sokağın içinde kayboldu.
Yaklaşık on dakika sonra...
Can'ın telefonu çaldı.
Bu kez görüntülü aramaydı.
Dört arkadaş aynı anda ekrana baktı.
Loş ışıklı bir odada Eylül oturuyordu.
Korkmuştu ama yaralı görünmüyordu.
Kameranın önüne siyah kapüşonlu biri geçti.
Yüzü yine görünmüyordu.
Boğuk sesi sakin ama kararlıydı.
"Beni bulmaya çalışıyorsunuz."
"Artık bu oyunun bir bedeli var."
Kısa bir sessizlik oldu.
"Eylül'ü geri istiyorsanız..."
"Benim peşimden gelmeyi bırakacaksınız."
Aras öfkeyle bağırdı.
"Sen kimsin?"
Adam cevap vermedi.
Devam etti.
"Yarın ilk ipucunu alacaksınız."
"Her ipucu sizi arkadaşınıza biraz daha yaklaştıracak."
"Ama unutmayın..."
"Aynı ipuçları sizi öğretmeninizin katiline de götürecek."
Can nefesini tuttu.
"Ne istiyorsun bizden?"
Adam son kez konuştu.
"Gerçeği bulabilecek misiniz..."
"...yoksa arkadaşınızı mı kaybedeceksiniz?"
Görüntü bir anda kesildi.
Can'ın telefonuna hemen ardından tek bir mesaj düştü.
"Oyun şimdi başladı."
Dört arkadaş sessizce birbirine baktı.
Artık sadece bir cinayeti çözmeye çalışmıyorlardı.
Bir arkadaşlarının hayatı, çözecekleri her ipucuna bağlıydı.
Bölüm Sonu