14. bölüm · Sonn Zil

14.Bölüm: Tuzak

Tuvanaa .....

Kapüşonlu adam çoktan gözden kaybolmuştu.
Aras elindeki anahtara baktı.
Üzerindeki tek kelime dikkatini çekti.
"Laboratuvar."
Can sessizce konuştu.
"Fen laboratuvarı..."
Mina başını salladı.
"Bizi oraya yönlendiriyor."
Eylül derin bir nefes aldı.
"Bu bir tuzak olabilir."
"Olabilir." dedi Aras. "Ama artık geri dönemeyiz."
Beş arkadaş, telefonlarının fenerini açarak okulun fen laboratuvarına doğru yürümeye başladı.
Koridor her zamankinden daha sessizdi.
Sadece ayak sesleri duyuluyordu.
Bir anda...
Tak!
Arkalarındaki kapı kendi kendine kapandı.
Can irkilerek arkasına döndü.
"Rüzgâr değildir umarım."
Kimse cevap vermedi.
Fen laboratuvarının kapısına geldiler.
Kapı kilitliydi.
Aras cebindeki anahtarı çıkardı.
Anahtarı yavaşça kilide yerleştirdi.
Çıt...
Kapı açıldı.
İçerisi karanlıktı.
Sıraların üzerinde toz birikmişti.
Deney tüpleri ve eski mikroskoplar hâlâ yerindeydi.
Eylül sınıfın ortasına doğru yürürken duvarda asılı eski bir okul fotoğrafını fark etti.
Fotoğrafta Selim Bey de vardı.
Ama bir ayrıntı dikkatini çekti.
Selim Bey'in yanındaki kişinin yüzü siyah kalemle karalanmıştı.
"Buraya bakın."
Herkes fotoğrafın etrafında toplandı.
Mina fısıldadı.
"Bu kişi neden özellikle silinmiş?"
Aras dikkatlice çerçeveyi indirdi.
Arkasında katlanmış küçük bir kâğıt vardı.
Kâğıtta yalnızca şu yazıyordu:
"Gerçek bazen görünen değildir."
Altında ise bir harf vardı.
K
Can kaşlarını çattı.
"K ne demek?"
Tam o sırada laboratuvarın arka tarafında metal bir dolap büyük bir gürültüyle devrildi.
GÜÜMM!
Herkes korkuyla o tarafa döndü.
Ama içeride kimse yoktu.
Yalnızca yerde duran siyah bir satranç taşı...
Bu kez kale taşı.
Eylül taşı eline aldı.
"Her bölümde farklı bir taş..."
Aras düşünceli bir sesle konuştu.
"Belki de taşların sırası bir şifre oluşturuyor."
Can cebindeki defteri çıkardı.
Şimdiye kadar buldukları taşları yazdı.
Şah
At
Vezir
Kale
Mina bir anda heyecanlandı.
"Bir dakika..."
"Henüz fil ve piyon eksik."
Tam bunu söylediği anda hoparlörlerden yine o tanıdık boğuk ses duyuldu.
"Doğru düşünmeye başladınız."
Eylül öfkeyle bağırdı.
"Neden bunları yapıyorsun?"
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra adam konuştu.
"Çünkü Selim Bey gerçeği öğrendi."
"Ve şimdi siz de öğrenmek üzeresiniz."
Ses kesildi.
Aras laboratuvardaki eski öğretmen masasını açtı.
En alt çekmecede küçük siyah bir USB bellek buldu.
Üzerinde beyaz etiket vardı.
GÜVENLİK KAYITLARI
Can heyecanlandı.
"Bu..."
"...cinayet günü kameraları olabilir."
Tam USB'yi çantasına koyacakken...
Okulun elektrikleri tamamen kesildi.
Koridor kapkaranlık oldu.
Ardından yüksek bir alarm sesi çalmaya başladı.
VİUUU! VİUUU!
Mina panikle bağırdı.
"Buradan çıkmamız lazım!"
Beş arkadaş kapıya doğru koşmaya başladı.
Tam çıkacakları sırada...
Koridorun sonunda siyah kapüşonlu kişi yeniden belirdi.
Bu kez elini kaldırıp sadece tek bir cümle söyledi:
"Bir sonraki hamlem... sizi sonsuza kadar değiştirecek."
Adam karanlıkta kayboldu.
Arkasında ise beyaz bir zarf bıraktı.
Zarfın içinde tek bir cümle yazıyordu:
"15. bölümde hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."
Beş arkadaş sessizce birbirine baktı.
Hiçbiri bunun ne anlama geldiğini bilmiyordu.
Ama içlerinde kötü bir his vardı.
Sanki yaklaşan fırtına artık durdurulamayacaktı.
Bölüm Sonu 📖