13. bölüm · Sonn Zil

13.Bölüm:Karanlık Koridor

Tuvanaa .....

Gece saat 22.30...
Anka Koleji'nin önünde yalnızca sokak lambalarının solgun ışığı vardı.
Can, Aras, Mina, Zeynep ve Eylül okulun demir kapısının önünde buluştu.
Aras etrafı kontrol etti.
"Kimse yok."
Can derin bir nefes aldı.
"Umarım."
Eylül elindeki günlüğü sımsıkı tutuyordu.
Selim Bey'in son cümlesi aklından çıkmıyordu.
"13. kata bakın."
Mina fısıldadı.
"Bu okulun resmi olarak 13. katı yok."
Aras başını salladı.
"Belki de gizli bir kat vardır."
Beş arkadaş okulun arka kapısından içeri girdi.
Koridorlar karanlıktı.
Sadece telefonlarının fenerleri yolu aydınlatıyordu.
Ayak sesleri boş binada yankılanıyordu.
Zeynep ürperdi.
"Burası gündüz bile korkutucuydu."
Can gülmeye çalıştı.
"Ben de hiç korkmuyorum zaten."
Tam o sırada...
Tak!
Üst katta bir ses duyuldu.
Herkes olduğu yerde dondu.
Eylül yavaşça başını kaldırdı.
"Orada biri var."
Aras sessizce merdivenlere yöneldi.
Diğerleri onu takip etti.
Üçüncü kata geldiklerinde merdiven bitiyordu.
Ama Aras duvardaki eski bir tabloyu fark etti.
Tablo hafifçe eğikti.
Dikkatlice çekince arkasında küçük metal bir düğme ortaya çıktı.
Can şaşkınlıkla sordu.
"Bu da ne?"
Aras düğmeye bastı.
Eski duvardan mekanik bir ses yükseldi.
Grrrr...
Duvar yavaşça yana doğru açıldı.
Arkasında dar bir merdiven vardı.
Mina şaşkınlıkla fısıldadı.
"İnanamıyorum..."
Eylül derin bir nefes aldı.
"13. kat..."
Merdivenleri tırmanmaya başladılar.
Yukarı çıktıkça hava soğuyor, duvarlar eski görünüyordu.
Son basamağa geldiklerinde paslı bir kapıyla karşılaştılar.
Kapının üzerinde silinmeye yüz tutmuş bir tabela vardı.
13. KAT
Kapıyı yavaşça açtılar.
İçerisi yıllardır kullanılmamış gibiydi.
Toz içindeki sıralar, kırık dolaplar ve eski panolar...
Sınıfların kapıları açıktı.
Bir sınıfın tahtasında tebeşirle tek bir cümle yazıyordu.
"Gerçek bazen gözünüzün önündedir."
Can yavaşça tahtaya yaklaştı.
Tam o sırada Eylül yerde parlayan küçük bir nesne gördü.
"Eğilin!"
Aras eldivenini takıp nesneyi aldı.
Bu küçük bir USB bellekti.
Üzerinde etiket vardı.
S.Y.
Mina heyecanlandı.
"Selim Yılmaz..."
"Bu Selim Bey'in USB'si olabilir."
Tam okuldan çıkacakları sırada...
Tak!
Kapı büyük bir gürültüyle kapandı.
Işıklar söndü.
Koridor karanlığa gömüldü.
Hoparlörlerden boğuk bir ses yükseldi.
"Buraya gelmenizi bekliyordum."
Can bağırdı.
"Çık ortaya!"
Ses devam etti.
"İlk sırrı buldunuz."
"Ama ikinci sır için bir bedel ödeyeceksiniz."
Bir anda koridorun sonunda siyah kapüşonlu biri belirdi.
Bu kez kaçmadı.
Olduğu yerde durdu.
Yüzü hâlâ gölgelerin arasındaydı.
Aras ona doğru koşmaya başladı.
Tam yaklaşacakken...
Kapüşonlu kişi cebinden küçük bir zarf attı.
Sonra arkasındaki kapıdan kayboldu.
Aras zarfı aldı.
İçinde tek bir anahtar vardı.
Anahtarın üzerinde şu yazıyordu:
"Laboratuvar."
Ve altında tek bir not...
"Gerçek sandığınızdan daha yakın."
Beş arkadaş sessizce birbirine baktı.
Bu anahtar...
Cinayetin çözümüne açılan kapı olabilir miydi?
Bölüm Sonu 📖