2. bölüm · Son Gün
Yemek Masası
İkimizide bir süre ağlayarak geçirdiğimiz dakikalar sonunda ağlamalarımız kesildi. Bir süre ortamda garip bir sessizlik hakimiyet kurdu, zorla yutkundum, bağırarak ağladığım için boğazlarım tahriş olmuştu. Derin bir nefes alarak " Kusura bakmayın ben biraz heyecanlandım. Uzun zamandır hiçbir insan görmedimde. Sizi korkuttuysam özür dilerim." Dedi. " Yok, aslında bende uzun zamandır hiçbir insan görmedim. Aksine çok mutlu oldum yalnız olmadığım için." Dedim. Suratında şaşkın bir ifadeyle " Siz de mi yalnız olduğunuzu sanıyordunuz ? " Diye sordu. "Evet evet savaştan ağır yaralı çıkmıştım. En son hatırladığım şey hastanede oluşumdu, sonra" kaşlarımı çattım hastanede olanları hatırlıyamıyordum. Bir süre dalmış olacağım ki karşımdaki kişi ,insan ! "İyi misiniz ? " Diye sorunca daldığımı anladım. Kafamı evet anlamında sallayıp,zoraki bir şekilde gülümsedim. " İsterseniz anlatmak zorunda değilsiniz." Dedi nazik bir tonda. " Yok yok anlatmak istiyorum sadece hatırlamadım pardon." Dedim. Anladığını belirten bir tonda "Hmm" dedi. Kafamı iki yana sallayarak beynimi odaklamaya çalıştım. " Hastanede tekrar uyandım ne kadar süredir orada kaldığımı bilmiyorum ama ne annem ne babam vardı herkes yok olmuştu. Aramayı denedim ama telefonum çalışmıyordu. Hastane harabeydi. Bir süre bütün heryeri gezdim ama hiç kimseden bir iz yoktu. Bende aramaktan vazgeçtim bir süre sonra. Peki ya siz nerede ne yaptınız ? " Dedim onun hikayesini merak ediyordum. Beni sakince dinledikten sonra dudaklarını ıslattı " Benim adım Luke. Ben askerdim savaşta kıyı kesimde birliğimle beraber bir ormandaydık bir anda etrafımızı kuşattılar. Adamlarımı öldürüp beni de öldüm sandılar. Ağır yaralı bir şekilde şehirin Güney kıyısındaki hastaneye kaldırıldım. Sonra sonra buradayım başka hiç bir şey hatırlamıyorum." Dedi. "Bir saniye siz daha yeni mi uyandınız ?" Dedim meraklı bir tonda. " Hayır 4 -5 yıl oldu ben uyanalı. Bu sırada adınız nedir?" Dedi. "İsmim Sera." Dedim. Elini uzatarak " Memnun oldum Sera Hanım." Dedi. Uzattığı eli sıkarak " Bende memnun oldum Bay Luke." Dedim sıcak olduğunu düşündüğüm bir gülmsemeyle, uzun zamandır gülmemiştim yüz kaslarım çok gerildi gülerken. "Siz burada mı kalıyorsunuz ?" Dedim. " A Evet şuradaki binaların 3.sünde kalıyorum. Siz siz nerede kalıyorsunuz ?" Dedi. " Ben Kuzeyde oturuyorum." Dedim. Anladığını belli eder şekilde başını salladı. " Bunlar nedir ?" Diye sordu, getirdiğim kazma ve kürekleri göstererek. " Ben ormanları yeniden yetiştirmeye çalışıyorum buraya da ağaç dikmek için geldim. Kuzey kısmının çoğunu yeşillendirdim. Güney kısmındaydı sıra." Dedim. " Ciddi misiniz ? Ne güzel bir düşünce." Dedi mahçup bir şekilde. " Uzun zamandır kimseyi yemeğe çağırmadım ama isterseniz sizi akşam yemeğine gelir misiniz ? Hem sizin bu anlattıklarınızı dinlemek iserim ben uzun zamandır komada olduğum için sizden biraz daha yeni anlıyorum." Dedi normal şartlar altında bunu kabul etmezdim ama uzun zaman sonra ilk kez insan görünce merakım beynimi yendi. " Peki olur." Dedim gergin bir tonda. Buyrun o zaman diyerek beni yönlendirdi. Evine vardığımızda kapıyı açtı içeri geçmem için eliyle " Buyrun lütfen kusura bakmayın ama biraz dağınık." Dedi içeri girdiğimde büyük bir salon karşıladı beni. "Lütfen çekinmeyin." Dedi. Gergin bir şekilde içeri girdim ve bulduğum koltuğa oturdum. Aklımdanda binlerce düşümce geçiyordu. " Siz rahatınıza bakın bende yemekleri hazırlayayım. Bu arada ne seversiniz ona göre birşey yapayım." Dedi açıkçası taş verse şuan gıkımı çıkarmadan yiyecek durumdaydım. Ayrıca uzun zamandır tek olduğum için yemek yememiştim doğru düzgün. " Hiç fark etmez." Dedim. " Dün tavşan avlamıstım o zaman bir yahni yapayım ondan size uyar mı ?" Dedi. Ulan! Ben onların soyunu arttıcağım diye anam ağladı adam karşıma geçip avladım onu diyordu. Normal şartlar altında buna delirebilirdim ama insan görmemin heyecanı beni durdurdu. Kafamı iki yana sallayarak " Hayır hiç sorun değil." Dedim. "Güzel o zaman." diyerek oturma odasının ucunda bulunan mutfağa gitti. " Yardım edebilir." Dedim. Nazikçe bana iki eliyle dur işareti yapıp " Hayır lütfen uzun zamandır hiçbiri için birşey yapmadım. Hem siz misafirsiniz lütfen dolaşın, oturun, ne bileyim birşeyler yapın ama bunu bana bırakın." Dedi kararlı bir ses tonunda ve yüz ifadesiyle. Pes edip kafamı salladım " Lavabo ne tarafta acaba ?" Dedim. " Düz gidin holün sonundaki kapı." Dedi. Lavabaoya gidip elimi yüzümü yıkadım. Biraz kendime gelmiştim kırık lavabo aynasında kendime baktım. Kafamda düşünceler at koşturuyordu. Uzun zaman sonra ilk kez bir insan gördüm, mutluydumda bunun için ama içimde tarif edemediğim bir sıkıntı vardı. İçimden bir his bunları garip olduğunu söylüyordu. Annem hep bana bazı şeyleri için çok düşündüğümü söylerdi. Belkide haklıydı çok düşünüyordum. Derin bir nefes alıp bölünen aklımı soğuk suyla susturdum. Lavabodan çıktım, salona girince Luke masayı hazırlamıştı. Yemekte ocakta pişiyordu. " A lütfen geç otur. Yemeğin olması biraz sürecek." Dedi. Kanepeye oturdum, gelip karşımdaki koltuğa oturdu. "Ee sen uyanınca ne yaptın." Dedim. " İlk uyandığımda bende ailemi aramayı denedim ama telefonum çalışmıyordu. Birkaç ay bunları kabul etmek için uğraştım. Biraz kendime gelince bende etrafa baktım fakat çok uzağa gidemedim aracım olmadığı için. Bende kendime yaşamak için birşeyler yapmaya başladım. Güneş paneli kurdum çatıya, su biraz sıkıntıydı ama onu da hallettim. Bu arada sen ne yapıyordun yaşamak için buraya kadar nasıl geldin Kuzeyden?" Dedi. " Bende senin gibiydim ilk başta Güneş panelleri kurdum, su zaten vardı ben geldiğimde biraz azdı ama sonra arttı. Sanırım kimse olmadığından. Birde eski bir arabayı modifiye ettim. Elektrikli bir aracım var güneş ve rüzgardan elde ettiğim elektrikle kullanıyorum." Gözleri kocaman açıldı " Oha sen araba mı yaptın ?" Dedi. Mahcup bir şekilde gülümseyip " Evet biraz zaman aldı mantığını anlamam makine mühendisliği okuyordum o yüzden biraz mantığını biliyordum." Anladığını belli eden bir ses çıkardı." A yemeği unuttum." Dedi koşarak yemeğin altıni kapatıp. Tabaklara koydu. "Buyrun lütfen." Diyerek masaya davet etti. O gün o masada sabaha kadar geçmiş hayatlarımızdan ve şuan ne yapabileceğimiz hakkında konuştuk...
