7. bölüm · Son Gün

Kemikteki Buçak

Light Life

Rahatlamak için boynumu iki yana çevirdim. Çıkan kütleme sesleri ile Luke'un kafası bana çevrildi. Acilen çıkmak zorundaydım burdan, ama nasıl ? . Günlerdir süren ağlama ve sinir krizlerim yerini garip bir sükunete bıraktı. Kafam bomboştu sadece tek bir his vardı. İntikam. Burdan nasıl çıkarım hiçbir fikrim yoktu. Bunu tek bilen kişi Luke'tu ama onu nasıl konuşturacaktım ? Fikrim yoktu. Zorlasam konuşmazdı. Kaba kuvvette bir işe yaramadı, az çok çözmüştüm onu. O anlamadan onun ağzından buraya nasıl geldiği hakkında bilgi almalıydım. Zeki olsada sadece kitap zekisiydi, doğru sorularla kafasını sislendirecektim ve o anlamadan cevapları alacaktım , yani şuanklık planım o yöndeydi. Ama nerden başlayacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Dikkatli davranmalıyıdım ki şüpheyi üzerime çekmemeliyidim. Kafasını karıştırmamda lazımdı. Ama nasıl olacaktı ? Luke " Nasılsın?" Diye sordu çatlayan sessiyle ardından öksürerek sessini düzeltmeye çalıştı. Çatlayan sesi çok komik olduğu için boşluğuma gelip kıkırdadım. Bu onda bir öz güven yaratmış olcak ki, zırhımı indirdiğimi düşünüp bana. " Ya işte bu işte tanıdığım Sera." Dedi yumuşacık bir gülümsemeyle. Histerik bir gülüş döküldü dudaklarımdan. Beni tanıdığını mi düşünüyordu bu aptal ? Off. Gülüşümü tehtit olarak algılamak yerine daha da gevşeyerek. Ellerinden bir alkış koptu dudaklarından da " Ya sonunda güldün sonunda aslında bu kadar takılmamak gerek ." Dedi. Suratım düştü bir anda ne demişti bu aptal çok büyütmemek mi gerek ? Yıllarımı, aklımı,ailemi, en önemlisi de gerçeğimi kaybettim lan ben! Diye haykırmak istiyordum suratına ama tuttum kendimi. Beni benden başkası kurtaramazdı çünkü. Yavaşça en sevimli maskemi takıp en sahici gülümsememi takındım " O kadar haklısın ki? Sadece...sadece bir an gerçekler çok ağır geldi. Ben nasıl başa çıkacağımı bilemedim o yüzden biraz dalgalıydım. Kusura bakma lütfen." Dedim. Yüzünde kocaman bir gülümsemeyle koltuğundan kalkıp kollarını bana sardı en masum tonda " Ya geri dönmene çok sevindim. O eski Sera olduğun için çok mutluyum. " Dedi sırtımı sıvazlayarak. Ondan tiksiniyordum. Ellerini boynumdan sökercesine koparmak ve kemiklerini kırmak istiyordum. Ama zihnim uyarı verdi bana bende kollarımı onun boyununa dolayarak ona sarıldım ve " Beni gerçekten tanımana çok sevdim." Dedim sesimdeki tiksintiyi maskelemeye çalışarak. Yavaşça ondan çekildim ardından " Lütfen biraz konuşalım mı ? Çok ihtiyacım var şuan." Dedim gözlerime merhamet eklemeye çalışarak. Doğruldu" Tabi ki tabi ki lütfen konuşalım günlerdir çok sessizdik kafayı yemek üzereyim. " Dedi. Ulan Şeref yoksunu köpek ben yıllardır burada yalnızım ben kafayı yemedi. Sen iki günde mi aklını yetirdim. Kafasız seni. Gerçekçi olmasını umarak kıkırdadım. Çok gerçekçi olacak ki inandı. Ellerim üzerine ellerini koyarak nazikçe pat pat yaptı. "Ee anlatsana nasıl başladı bu deney?" Dedim. Ellerini çekti " Aslında bende tam bilmiyorum bu çok gizli bir deney aslında herkes işini biliyor sadece ben Profesör'ün asistanıydım. Bildiğim kadarıyla deneyin iki amacı var insan ne kadar yalnızlığa maaruz kaldırsa beyin fonksiyonlarına ne olduğu. İkincisi ise Dünya' daki kaynaklar tüketirsen insanlar tek başında nereye kadar giderler ? Çok yaratıcı bir insandır Profesör. " Dedi hayranlıkla bahsediyordu bu adamdan. " Ya ne güzelmiş amacı" yıllarımı çalmanızın. Yutkundum " Peki Profesör kim o nasıl birisi adı ne ?" Dedim sesimdeki merakı gözüne sokarcasına. İştahla anlatmaya başladı hayranlığı adeta gözlerinden okunuyordu " Profesör mü? . O müthiş bir insan doğa üstü gibi çok zeki, çok bilgili, çok mükemmel bir insan. Profesör' ün ne gerçek adını ne de özel hayatını kimse bilmez kendine Profesör dedirtiyor. Adam o kadar zeki ki bir keresinde çözülemez denen bir problemini aslında çözülebileceğini kanıtladı. Sürekli seni izliyoruz daha doğrusu izliyorduk bir gece yanlışlıkla yeni asistan 2 yılın raporunu silmişti yedekleriyle beraberinde. Profesör'e nasıl söyleyeceğimizi düşünüyorduk. Öğrenince sinirlenmedi hepsini kelimesi kelimesine ne olduğunu söyledi ve yeni rapor hazırladık ardından eski arşivde raporları bulduk kelimesi kelimesine ayınıydı ve o raporlar 5 yıl öncesinin raporuydu inanabiliyor musun ? Adam inanılmaz zeki. " Dedi ona hayranlığı benim midemi bulandırıyordu. Demek ki asıl düşman Profesörmüş. "Ya peki labaratuvarınız nasıl ?" Dedim meraklı bir şekilde. " Ya aslında çok güzel biliyor musun 5 futbol sahası büyüklüğünde müthişş kapsamlı bir yer. Oraya girebilmek çok zor. Bilim insanlarının bir sürü testten geçmesi gerekiyor. Testler tırnak boyutunu bile kapsıyor sen düşün. Neyse 7 katlı bir labaratuvarımız var Dünyadaki en büyük ve kapsamlı labaratuvar bizimki. Her türlü bölüm bulunuyor psikolojiden astronomiye. Profesör oranın kurucularından birisi 6 arkadaş olarak kurmuşlar labaratuvarı. Her yöneticinin bir katı varmış. Ben daha diğer kurucularla tanışmadım bilemiyorum o yüzden onları. Herşey çok hızlı ve gizlidir. Çok fazla ödülü ve sertifikaları olan bir labaratuvar bizimkisi." Dedi heyecanlı heyecanlı. "Ya biz kaçıncı kattayız ?" Dedim. " Biz şuan labaratuvarda değiliz biz bu projeyi çok gizli yürütüyoruz sadece ortaklar ve çalışanlar biliyor o yüzden özel bir yer ayarlandı bu deney için ." Dedi. " Peki biz neredeyiz o zaman?" Dedim. " Biz şuan Deney sahasındayız. Labaratuvar şehrin Kuzeyinde bizde Doğusundayız. Çok uzaklar birbirlerine ya oraya gidene kadar 3 saat geçiyor. Çok yoruluyorum her hafta." Dedi. Aha yakalandım seni. Şaşkınlıkla kaşlarımı alnıma yapıştırdım adeta " Sen buradan çıkabiliyor musun?" Dedim. " Evet. Senin haftalık uyumalarında " Dedi çok normal birseymişçesime. " Rapor veriyorum. Hareketlerini, vücudunun ve beyninin tepkilerini labaratuvara rapor verip, ailemi görmeye gidiyorum. " Dedi sonra ne yaptığını anlamış olacak ki alnına vurdu. Ne yaptığımı anlamış olmasından o kadar korktum ki. " Ya çok özür dilerim ben ailemi görmediğini unuttum görgüsüz gibi oldum?" Dedi. Bir an rahatlayarak " Ya saçmalama olur mu öyle şey " sen dışarı çıkıp gezerken ben sizin yüzünüzden aklımı yitiriyordum sadece ya ! " Saçmalama lütfen hiç öyle düşünmedim lütfen devam et." Dedim destekleyici bir gülümsemeyle. O da sıcak bir gülümsemeyle karşılık verdi. " Kaçak seni, nasıl kaçıyordun peki ?" Dedim göz kırparak şakacı bir tavırla. Güldü o da " Ya nasıl olucak Güneydeki metal ağacın altındaki geçitten " dedi çok normal bir tavırla . Güldüm. Buldum sonunda. " Ya çok sevindim seninle konuştuğum için ama çok yoruldum ben yatacağım iyi geceler diyerek yatak odasına gittim. Ne olursa olsun istediğimi alacaktım..