1. bölüm · Son Gün

Herşey Bittiği Yerden Başlar

Light Life

Bugünde dünün aynısıydı. Gözlerimi açtığımda rüyalarımda beni yalnız bırakmayan ailemin, arkadaşımın burda ,yok olmuş bu harabede benimle olmasını hepsinin bir kabus olduğunu duymak için can atıyordum, fakat herşey aynıydı. Yalnızdım. 10 yıl oldu insan görmeyeli, Dünyada büyük bir savaş çıktı ve ben hariç bütün insanlar,bitkilerin çoğu, hayvanlarında büyük bir çoğunluğu yok oldu. Bir tek ben kaldım bu koyduğumun yerinde. Aradım taradım bir umut bir yaşam belirtisi bulurum diye ama yoktu !Kahretsin ki kimse yoktu şu koca dünyada!
Onlardan başka da dostum yoktu işte. Koca dünya bana kalmıştı ama içimde bir boşluk vardı açıklayamadığım. İnsan sevmem derdim ama bu kadar yanlız kalmak benim için bile korkunçtu. Kafamdaki düşünceler su gibi akıp gidiyordu. Nefes verip yattiğım yerden doğruldum. Biraz kendime gelmek için gerindim, gözlerimi kırpıştırdım ardından ayağa kalkıp banyoya gittim. Her yer harabe olmasına rağmen başımı sokabileceğim bir ev bulmuştum. Biraz yıkık döküktü, tavanının sıvaları dökülüyordu ama yine de bana yeter bir yerdi. Duvarları vardı bir kere suyu da vardı. Uzun zaman dünya susuz kaldıktan sonra bu bir nimetti benim için. Kirletecek kimse olmadığından doğa on yılın sonunda yavaş yavaş kendini iyileştirmeye başlamıştı. Bende buna biraz katı sağlamak için elimden geleni yaptım. Savaştan ağır yaralı düşen hayvanları iyileştiriyordum. Onlardan başka da dostum yoktu işte. Yüzümü yıkadım kırık aynada dağılan saçımı düzelttim ıslak ellerimle. "Yeni gün yeni umuttur." Dedim aynadaki yansımama ama ikimizde bunun bir yalan olduğunu biliyorduk. Üstümü değiştirip yulaftan bir kahvaltı hazırlayıp onu da yemeye zorladım kendimi. Tek olduğu zaman insanın iştahıda onu terk ediyordu. Yarısını yediğim yulaf kasesini yıkadım deri ceketimi de alıp aşağıya indim. Bugün Güney kıyısında ağaç dikecektim. Arabama bindim kontağı çevirmeme rağmen çalışmıyordu. "Off yakıtı bitmiş." Diye söyleme söylene güneş panellerinden elektirik üreterek depoyu dolduruyorum. Yalnız kala kala çoğu şeyi yapmayı öğrenmiştim. Yalnızlık sağ olsun çok bol vaktiniz oluyordu. Depo dolunca arabayı çalıştırdım. Güney tarafına en son 5 yıl önce filan gitmiştim. Sırayla dünyaya tekrar hayat vermeye çalışıyordum. İnsanların mahvettikleri şeyleri yeniden yapması çok zordu. Ülkenin kuzey, batı ve doğusunu yeşilleştirdim. Şimdi sıra güneydeydi.
Güney yakasına geldiğimde bagajdaki fidanları, kürekleri kazmaları çıkartıp bir kenara koydum. Güney kıyısı harabe,beton,gri ve donuktu sadece bir tane ağaç vardı koskoca şehirde. Kazma ve kürekle başladım ağaçları bir bir dikmeye. Bugünkü elimde olan bütün ağaçları diktikten sonra bitik bir şekilde yaşlı ağacın altına, yere yığıldım. Yorgunluktan kapanan gözlerime karşı koyamayarak uykunun beni esir almasına izin verdim. Rüyamda yine sevdiklerimi görüyordum bana bağırıyorlardı "İnsan !insan!" Diye, bir dakika annem niye bana böyle bağırıyordu. Bilincim kendine gelirken açılmayan gözlerimi itaat etmeleri için zorluyordum. Güneşin altında yatmaktan kuruyan ağzımı yutkunarak nemlendirdim. Karşımda bir adam duruyordu. Ne ! İnsan ! İnsan ! Beynim benimle oyun oynuyordu yine ya kahretsin. O kadar güneşin altında uyursan bu olur Sera ya off. "İnsan! İnsan! " Diyerek beni sarsıyordu. O an bunu gerçek olduğunu anladım o buradaydı bir insan. Çığlığı bastım. Ellerini hızlıca benden çekti " Çok özür dilerim. Çok özür dilerim yıllardır burda tektim. Uzun zaman sonra ilk kez insan görüyorum. Sizi korkutmak istememiştim. Afedersiniz. İyi misiniz ?" ard arda özür sıkıştırıyordu. Bende gözlerime inanamıyordum sonunda "İnsan İnsan !"diye bende bağırarak ağlamaya başladım. Çok rahatlamıştım uzun zaman sonra bir insan gördüğüm için...