39. bölüm · Son Bahar

Zırhların Ötesinde

Aybüke Boyraz

Bölümler
1 Başlangıç 2 Kaderin Koridoru 3 Yağmurun Altındaki Sözler 4 Kırılan Kalp 5 Yarım Kalan Çocukluk 6 Nefes Arasında 7 Gerçeklerle Baş Başa 8 İki Ateş Arasında 9 Son Karar 10 Son Bakış 11 Yaralı Dönüş 12 Bekleyiş 13 Umuda Açılan Kapı 14 Sessiz Mucize 15 Yanında 16 İlk Adım 17 Kapanan Kapılar 18 Her Cevap Aynıydı 19 Hafızanın Ötesinde 20 Döndüğüm Yer Sendin 21 Yan Yana 22 Eski Defterler 23 Güvenin Sınavı 24 Evim Sensin 25 Sonsuzluğa İlk Adım 26 Aynı Yolda 27 Yeni Bir Sayfa 28 Mutluluğun Ötesinde 29 Gecenin Teşhisi 30 Yükün Ağırlığı 31 Kırılan Zırh 32 Aşkın Teşhisi 33 Göğüsümdeki Huzur 34 Beklenmedik Misafir 35 Küllerden Doğacak Gelecek 36 Olacaklardan Habersiz 37 Nabız Sınırı 38 Zırhların Ötesinde 39 En Zor Teşhis 40 Atış Alanındaki Fırtına 41 Sirenlerin Ardındaki Sır 42 Kritik Müdahale 43 Ölüme Bir Adım 44 Lavanta Ve Gün Işığı 45 Anne Vasiyeti 46 5 Dakika Daha 47 Bekleyiş 48 İlk Karşılaşma 49 Baba Olmak 50 Yuvaya İlk Adım 51 Asıl Savaş 52 İlk Kelime 53 Bir Bütün 54 Boğuk Düşüncelerle Baş Başa 55 Gün doğumu 56 Gece Yarısı Kaçamağı 57 Sınırda Kırılma 58 Sınırda Barut Kokusu 59 Yaralı Savaşçı 60 Soyunma Odasında Patlama 61 Baş Başa 62 Kapanan Hesap 63 Yeni Bir Sayfa 64 "Mezarını Derin Kazadır" 65 Kopuş Noktası 66 Dönüm Noktası 67 Geri Adım Yok 68 Burada Kural Yok 69 Kumsaldaki sığınak 70 Gece Kaçamağı 71 Herşeyden Habersiz 72 Sona Bir Adım 73 Yarım Kalan Hayatlar

36. Bölüm – Sınır Hattı

Alex'ten;
Monitörden yükselen o düz ve acımasız ses (Biiiiiiiiiiiiiiip) ameliyathanenin duvarlarında yankılanırken, zaman benim için tamamen durmuştu. Bir binbaşı olarak cephede saniyelerle kararlar alır, ölüme meydan okurdum; ama şu an sevdiğim kadının ve doğmamış oğlumun hayat çizgisi ellerimin arasından kayıp gidiyordu.

"Tekrar şarj edin! 360 Joule! Herkes çekilsin, bas!"

Doktorun komutuyla cihaz Violet’ın göğsüne tekrar dokundu. Bedeni masada bir kez daha sarsıldı. Gözlerimi monitörden ayıramıyordum. Yalvarıyordum. Hayatımda hiç yapmadığım kadar derinden, içimdeki o kırık dökük çocukla birlikte yukarıya yalvarıyordum. Onu benden alma. Beni o sevgisiz karanlığa geri gömme.

Bir saniye, bir asır gibi geçti. Ve sonra... Monitörde ani bir dalgalanma oldu. O düz çizgi kırıldı.

Bip... Bip... Bip...

"Nabız geri döndü! Sinüs ritmi yakalandı!" Doktorun rahatlama dolu sesi odada çınladı ama kriz henüz bitmemişti. "Kanama kontrol altına alındı ama durum hâlâ bıçak sırtı. Hemen yoğun bakıma alıyoruz!"

Violet’ın elini son bir kez öpüp beni dışarı çıkaran hemşirelere direnmedim. Ameliyathanenin o ağır, metal kapısı yüzüme kapandığında sırtımı duvara yaslayıp yavaşça yere çöktüm. Başımı ellerimin arasına aldım. Koridordaki o loş ışıkta, bir binbaşının tüm çelik zırhları tamamen un ufak olmuştu.

Violet'ten;
Gözlerimi açtığımda, o derin ve karanlık siyahlığın yerini loş, beyaz bir ışık almıştı. Burnumdaki oksijen maskesinin kokusunu ve kolumdaki serumların soğukluğunu hissettim. Burası ameliyathane değildi. Başımı hafifçe yana çevirdiğimde, başucumdaki sandalyede oturan Alex'i gördüm.

Üniformasının kolları sıvanmıştı, gözleri kan çanağına dönmüştü ve çenesinde günlerin yorgunluğunu taşıyan hafif sakallar belirmişti. Elimi iki elinin arasına almış, başını elime yaslamıştı. Uyumuyordu, sadece öylece duruyordu.

"Alex..." diye fısıldayabildim maskenin altından. Sesim o kadar çatlaktı ki, sanki bana ait değil gibiydi.

Sesimi duyduğu an Alex başını hızla kaldırdı. O koyu gözlerindeki o saf korku, beni gördüğü an yerini tarifsiz bir rahatlamaya bıraktı. Hızla ayağa kalkıp üzerime eğildi, yüzümü ellerinin arasına aldı. Dudaklarını alnıma bastırdı ve orada çok uzun süre kaldı. Nefesinin titrediğini hissedebiliyordum.

"Lavinia'm..." dedi, sesi o kadar boğuk ve hırıltılıydı ki içim sızladı. "Buradasın. Gitmedin."

"Bebek..." dedim, elim istemsizce karnıma doğru giderken. Gözlerim korkuyla büyümüştü. Bir cerrah olarak en kötü senaryoyu düşünmekten kendimi alamıyordum. "Oğlumuz... O iyi mi?"

Alex, elimi karnımın üzerine koyup kendi büyük elini de benim elimin üzerine yerleştirdi. Yüzünde, günlerdir ilk kez hafif ama gözlerini dolduran bir tebessüm belirdi. "O da senin gibi bir savaşçı, Doktor Rodriguez," diye fısıldadı. "Doktorlar mucize olduğunu söylüyor. Plasenta tamamen ayrılmadan müdahale ettiler. Oğlumuz iyi. Kalbi atıyor."

Bu sözleri duyduğum an gözlerimden akan yaşlar şakaklarıma doğru süzüldü. Ama bu kez acıdan değil, şükrandan ağlıyordum. Alex, eğilip gözyaşlarımı dudaklarıyla sildi.

"Seni kaybetmekten o kadar çok korktum ki," diye mırıldandı, alnını alnıma yaslayarak. "Bir daha asla o neşteri eline almayacaksın. Bu hamilelik bitene kadar bu hastaneye sadece kontrol için geleceksin. Bu bir emir değil, Lavinia'm... Bu benim sana olan yalvarışım."

Gülümsedim, ellerimizi karnımızın üzerinde daha sıkı kenetledim. Biz o derin siyahlıktan, birbirimize olan aşkımız ve içimizdeki o küçük can sayesinde el ele çıkmıştık.