37. bölüm · Son Bahar
Olacaklardan Habersiz
34. Bölüm – Binbaşı Komutası Altında Bir Hamilelik
Violet'ten;
Hamileliğimin dördüncü ayına girdiğimizde, hayatım bir beyin cerrahı olarak değil, adeta Binbaşı Alex Hernandez’in kişisel koruması altındaki yüksek güvenlikli bir devlet mülkü gibi ilerliyordu. Karargahtaki o büyük müjdenin ertesi gününden itibaren Alex, koca binbaşı kimliğini hastane koridorlarına taşımıştı.
Hastanede nöbetçi olduğum bir gün, odamın kapısı çalınmadan açıldı. İçeri elinde üç farklı organik saklama kabıyla Alex girdi. Üzerinde hâlâ askeri üniforması vardı, bu da koridordaki tüm hemşirelerin ona hayranlıkla bakmasına neden oluyordu.
"Alex? Senin şu an karargahta toplantıda olman gerekmiyor muydu?" diye sordum, masamdaki ameliyat raporlarını kenara iterek.
"Toplantı bitti Doktor. Ayrıca hastane yemekhanesindeki tuz oranını kontrol ettirdim, gebelik kriterlerimize uymuyor," dedi ve kapları masama dizdi. "Bunu bizzat karargahın aşçısına hazırlattım. Protein ve folik asit dengesi tam senin ve ufaklığın ihtiyacına göre ayarlandı. Ayrıca başhekiminle görüştüm."
Gözlerimi fal taşı gibi açtım. "Başhekimle mi görüştün? Alex, sen benim başhekimime emir mi verdin?"
"Emir vermedim, sadece bir binbaşı olarak ricada bulundum," dedi, gayet ciddi bir tonla masanın kenarına oturarak. "Bundan sonra gece nöbetlerin kaldırıldı. Altı saatten uzun süren cerrahi operasyonlara girmene de kısıtlama getirildi. Bu hamilelik bir operasyonsa, taktiksel kararları ben alırım Lavinia'm."
Onun bu aşırı korumacı, koca binbaşının benim üzerime bir bebek gibi titreyen hallerine engel olamayarak güldüm. Ayağa kalkıp boynuna sarıldım. "Sen gerçekten delirmişsin Binbaşım. Ama bu deliliğini çok seviyorum."
Alex'ten;
İki hafta sonra...
Evimizin bahçesi, Sofia’nın o çılgın enerjisi yüzünden adeta bir karnaval alanına dönmüştü. Her yer mavi ve pembe balonlarla, tüllerle kaplıydı. Andrey bahçede Sofia’nın emirleriyle oradan oraya koşuyor, devasa bir kutuyu sahnenin ortasına taşımaya çalışıyordu. Bebeğin cinsiyet partisindeydik.
"Komutanım, valla sınır ötesi operasyonda bu kadar yorulmadım," diye fısıldadı Andrey yanıma gelip alnındaki teri silerken. "Sofia beni resmen lojistik subayı yaptı."
Gülümsedim ama gözüm sadece bahçedeki masaların arasında, üzerindeki dökümlü yeşil elbisesiyle parıldayan Violet’taydı. Karnı artık hafifçe belirginleşmişti ve o haliyle bana bu dünyadaki tüm zaferlerden daha çekici geliyordu. Yanına gidip beline sarıldım ve elimi o küçük kavisin üzerine koydum. Bizim mucizemiz oradaydı. Daniel Hernandez’in o karanlık evinde hiç tatmadığım o aile sıcaklığı, şimdi bu bahçede, karımın karnında büyüyordu.
"Hazır mıyız?" diye bağırdı Sofia elindeki mikrofonla. Herkes bahçenin ortasındaki dev siyah kutunun etrafında toplandı. Violet’la birlikte kutunun iplerini tuttuk.
"Üç... İki... Bir!"
İpleri aynı anda çektiğimizde, kutunun kapağı açıldı ve gökyüzüne doğru onlarca mavi balon fırladı. Bahçede bir anda Sofia’nın çığlıkları ve Andrey’in "Bir asker daha geliyor!" niyetine patlattığı konfetiler yankılandı.
Mavi balonlar gökyüzünün sonsuzluğuna doğru süzülürken, Violet gözyaşları içinde bana döndü. Onu belinden kavrayıp göğsüme bastırdım. Kulaklarıma çarpan tebrik sesleri, konfetiler, Sofia’nın sevinç dansları... Hepsi bir sis bulutunun arkasında kaldı. Violet’ın kulağına doğru fısıldadım, sesim her zamankinden daha derin ve gururluydu:
"Bir oğlumuz oluyor, cerrahım... Küçük bir Hernandez geliyor."
