73. bölüm · Son Bahar
Sona Bir Adım
74. Bölüm – İkizlerin Kanunu ve Son Hesaplaşma
Alex’ten;
Mia’nın bilgisayarından yükselen o mekanik uyarı sesi, Akdeniz’in huzurlu dalga seslerini bir anda bıçak gibi kesmişti. Yazlığın bahçesindeki o dingin hava, saniyeler içinde barut kokmaya hazır bir savaş alanına dönüştü.
Andrey ve Aleksey yan yana durduklarında, aralarındaki o sarsılmaz ikiz bağını görmek her zaman düşman için ölümcül bir tehditti. Aynı boy, aynı sert çene hatları ve aynı ölümcül refleksler... İkiz olmanın verdiği o sessiz anlaşma yeteneğiyle, tek bir kelime bile etmeden birbirlerine baktılar. Andrey, Sofia’yı hafifçe arkasına alırken;
Aleksey, Mia’nın önünde adeta çelikten bir duvar ördü. Ivanov’un Madrid’deki o cehennemden sağ çıkan tetikçileri buraya, ailemin olduğu bu son sığınağa doğru geliyordu. Ve bu, onların yapacağı son hata olacaktı.
"Mia," dedim, sesimdeki o pes, emir veren tona geri dönerek. "Sinyalleri ne kadar uzakta yakaladın?"
"Yazlığa giden tek bir sahil yolu var Alex," dedi Mia, parmakları klavyede bir fırtına gibi hareket ederken. Gözlüğü arkasından parlayan gözleri tamamen odaklanmıştı. "Üç siyah arazi aracı. Yaklaşık on dakikaları var. Elektronik haritadan koordinatlarını kilitledim."
Violet’a döndüm. Kucağında Andrew’u sıkıca tutuyordu, gözlerinde o eski titreyen korku yoktu; yerini kocasına, bu boksöre olan sarsılmaz bir güvene bırakmıştı. Yanına gittim, bandaj izleri hala duran elimi yüzüne koydum ve alnını alnıma yasladım.
"Bu son, Violet," diye fısıldadım, içimdeki o vahşi koruma içgüdüsüyle. "Bu pisliği tamamen temizlemeden bize huzur yok. Yukarı çık, Sofia ile birlikte Andrew’un yanında kal."
"Sana inanıyorum boksör," dedi Violet, sesindeki o gizli arzu ve şefkatle elimi sıkarak. "Sadece geri dön."
Violet’ten;
Sofia ile birlikte Andrew’u alıp yazlığın en üst katındaki güvenli odaya geçtiğimizde kalbimin ritmi yeniden hızlanmıştı. Ancak bu kez yalnız değildim. Sofia elimi tuttu, gözlerinde yıllardır Andrey ile omuz omuza savaşmanın verdiği o mağrur duruş vardı.
Aşağıda ise bir ölüm sessizliği hakim olmuştu. Alex, elindeki susturuculu Heckler & Koch’un şarjörünü tek bir hamlede yerine oturturken, hemen sağında ve solunda duran ikizler,
Andrey ve Aleksey, adeta tek bir bedenin iki farklı kolu gibi senkronize hareket ediyorlardı. Aleksey, yazlığın sürgülü cam kapısının arkasına sinerken; Andrey bahçedeki zeytin ağaçlarının gölgesine yerleşti. Mia ise elindeki tabletle içerideki koridorda kalıp çocukların adımlarını yönlendiriyordu.
"Giriş yaptılar," dedi Mia’nın kulaklıklardan gelen soğuk sesi. "İlk araç kapıda."
Pencerenin kenarından aşağıya baktığımda, bahçe kapısını kırarak giren siyah araçlardan eli silahlı adamların indiğini gördüm. Ama karşılarında çaresiz bir tatilci grubu yoktu; karşılarında bir canavar, iki ölümcül ikiz ve siber bir zeka vardı.
İlk silah sesi havayı yırttı. Andrey’in zeytin ağaçlarının arasından ateşlediği keskin nişancı tüfeği, öndeki iki adamı anında yere serdi. Aynı salisede Aleksey, saklandığı yerden fırlayıp diğer iki tetikçiyi askeri yakın dövüş teknikleriyle etkisiz hale getirdi. İkizlerin bu kusursuz uyumu, Ivanov’un adamları için tam bir kabusa dönüşmüştü. Biri soldan bastırırken diğeri sağdan kapatıyor, düşmana nefes alacak tek bir saniye bile bırakmıyorlardı.
Alex’ten;
Çatışmanın hırıltısı ve kurşun sesleri yazlığın duvarlarında yankılanırken, ben doğrudan arkadaki ana hedefe kilitlenmiştim: Madrid’deki depoda elimden kaçan o iri kıyım Rus tetikçi. Bahçenin havuz kenarına doğru adım attığında karşısına çıktım.
"Yine karşılaştık Binbaşı," diye hırıldadı, silahını bana doğrultmaya çalışırken.
Ringdeki o saf konsantrasyonu ve hırsı bir kez daha damarlarımda hissettim. Silahı bir kenara fırlattım. Bu hesaplaşma çıplak ellerle bitecekti. Üzerine bir yıldırım gibi atıldım. Sol kroşem tam çenesine patladığında herif sersemleyerek havuza doğru geriledi. Adamın hamlelerini boşa çıkarıp, Madrid'deki yaralarımın acısını çıkarırcasına peş peşe sert darbeler indirdim. İçimdeki o vahşi adam, ailemi, Violet’ı ve oğlumu korumak için tamamen serbest kalmıştı.
Son bir dönen tekmeyle herifi havuzun mavi sularına gömdüm. Sudan çıkmaya çalışırken, Andrey ve Aleksey çoktan diğer tüm adamları temizlemiş, havuzun başında yanımda bitmişlerdi. İkizler silahlarını havuzdaki adama doğrulttu.
"Oyun bitti," dedi Andrey, tetiğe basmadan önce soğuk bir gülümsemeyle.
Silah sesi Akdeniz’in sonsuz karanlığında kaybolduğunda, bahçeye çöken o derin sessizlik bu kez ölümün değil, mutlak zaferin ve özgürlüğün habercisiydi. Ivanov sendikası, Madrid’den sonra Akdeniz’in bu kumsalında tamamen tarihe gömülmüştü.
Yukarıya, merdivenlere doğru baktım. Violet, Andrew kucağında, Sofia ile birlikte aşağı iniyordu. Üzerindeki o beyaz şile bezi elbise hafifçe uçuşurken, gözlerindeki o derin rahatlama ve aşk içimdeki tüm savaşı sonsuza kadar bitirdi. Silahı belime koydum, ona doğru yürüdüm ve ikisini de göğsüme bastırdım.
"Bitti sevgilim," dedim, kulağına doğru fısıldayarak. "Bu kez gerçekten bitti. Finale geldik."
