50. bölüm · Sırdan düğüm
Hasta
"Nazlı Hanım, nerede olduğunuzu biliyor musunuz?" diye sorunca psikolog, Nazlı bana baktı. Durumu üç ay sonra yavaş yavaş toparlamaya başlamıştı. Ses etmedi, sadece başını sallayarak onu onayladı.
"Peki, size önceden verdiğim kâğıdı doldurdunuz mu?" diye sorunca yine başını salladı. Kadın yerinde dikleşti.
"Harika. Okuyabilir miyim?" deyince cebinden bir kâğıt çıkarıp avucunun içine koydu. Üstünü parmaklarıyla kapattı; burada okumasını istemediğini böyle belli etti.
Psikoloğun yüzünde bir gülümseme belirdi.
"Nazlı, tedavin harika ilerliyor. Bu gidişle tekrardan aramıza katılabileceksin." demesine yine başını sallayarak onay verdi.
Psikolog ayağa kalkınca ben de ayağa kalktım. Beraber dışarı çıktık.
"Nazlı Hanım'ın ilerleyişi çok yavaş, Yiğit Bey." deyince kaşlarım çatıldı. Daha demin öyle demiyordu.
"Nasıl yani?" dedim merakla.
"Nazlı Hanım istese bugün eski hâline gelebilir. Çünkü başta kafasında bazı şeyleri çözemiyordu ama şimdi her şey onun için bitmiş. Başta sürekli sorguluyordu, 'Neden?' diyordu. Ama şimdi sadece gün sayıyor." dediğinde,
"Ne günü?" demekten başka bir şey diyemedim.
Psikolog kâğıdı açtı. Kâğıtta sadece büyük harflerle SON yazıyordu.
Psikolog, "Son dört gündür sadece 'SON' yazıyor. Normalde birden üç yüz altmış beşe kadar sayfaya sayıları yazardı. Nazlı tedaviyi reddediyor, Yiğit. Eminim birkaç gün sonra tekrar içine kapanacak ve kimseyle konuşmamayı sürdürecek." dedi.
Çaresizdim. Hiçbir şey diyemedim. Kim diyebilirdi ki?
Kadın gitti. Ardından içeri girdim. Nazlı yine yatağa uzanmış, kendince uyuyarak sorunlardan kaçmayı seçmişti. Yanına geçip yatan bedenine özlemle sarıldım. Yine hiçbir tepki vermeyince odadan çıktım.
Nazlı bu süreçteyken mafya ilişkilerimin hepsini bitirdim. Şu an sadece Nazlı'nın kocası ve mimarlık şirketlerinin sahibiyim.
Odama geçip hazırlandıktan sonra şirkete gittim. Yaman ve Adem abiyle birkaç yere uğrayıp belgeleri hallettik. Toplantı için akşam yemeğine çıkmıştık. Adem abi ve Yaman iki yanımda otururken diğerleri de onların yanında dizilmişti.
"Kerem Bey, araziyi sahibinden satın alamadık. Bir türlü kabul etmedi." dedi kadın.
Yaman, "Fiyat teklifini en üst seviyede tutmamıza rağmen adam asla yanaşmıyor." diye ekledi.
Arkama yaslandım.
"Adem Bey, müsait olduğunuz bir gün bizzat biz gidip misafir olalım. Bir şirket sahibi olarak değil, bir vatandaş olarak, Yaman Bey." dedim hafif bir tebessümle.
Herkes bu konuda hemfikir oldu. Ortağım tam konuşacakken telefonum çaldı.
Masanın altından baktım. Arayan, Nazlı'dan sorumlu tuttuğum Sevim Hanım'dı.
Telefonu hemen açtım.
"Buyur." dedim aceleyle.
"Kerem Bey, Nazlı Hanım yok." deyince ayağa fırladım.
"Nasıl yok?" dedim yüksek sesle.
Adem abiyle Yaman da bana panikle baktı.
"Vallahi yok, Kerem Bey. Her yeri arattık, hiçbir yerde yok." demesiyle soluğu malikanede aldım.
Ama gerçekten yoktu.
Nazlı gitmişti.
Yatağının üstüne bir tane mektup bırakıp gitmişti.
Çıldırmak üzereydim. Yatağa oturup mektubu okudum.
"Sevgili eski kocama..."
yazısını görünce istemsizce göz devirdim.
"Ben bildiğin üzere bu ara deliyim. Biliyorum, bana her sarıldığında sana sarılmam için can atıyorsun ama yapamadım. Sana kırgın veya kızgın olduğumdan değil; sana karşı öyle duygular beslemiyorum. Ama eminim sen şu an bana aşırı derecede kızgınsın.
Kızma, sevgilim. Geri döneceğim. Hem de eskisinden daha iyi. Ama öncesinde halletmem gereken işler var.
Şaka maka Yiğit, gözüm artık kimseyi görmüyor. Kaybedecek tek şeyim geleceğim, bir de sana verdiğim sözlerim.
Senden tek ricam sevgilim, birkaç gün sonra gelecek boşanma evraklarını imzalaman ve ben sana geri döndüğümde harika bir düğün yapman. Seninle her şeye sıfırdan ve sırsız başlamak istiyorum.
Not: Başka sırın varsa seni öldürürüm.
Her neyse, sen şimdiden bana düğünde takacağın servetlik takıları hazırla ve beni arama. Biraz müsaade et bana, yalnız kalayım.
Aklımı kaçırmadım. Hayır, kesinlikle kaçırmadım. O psikolog bozuntusu tam bir ruh hastası ve beyinsiz. Sırf sıkılsın diye kaç gündür üşenmeyip üç yüz altmış beş günün her birini tane tane yazdım ama o benim daha çok deli olduğumu sandı.
Lütfen geri döndüğümde bana daha kaliteli bir psikolog bul. Zengin kocam var ama hiçbir şey göremiyorum. Kolyem bile yok.
Neyse, geri döneceğim. O zamana kadar bekâr bekle. Unutma, bir sevgilin var."
Yazısını okuyunca gülsem mi ağlasam mı bilemedim.
Aylar sonra ilk kez korkuyla değil, umutla ayağa kalktım.
Çünkü bu satırları yazan kadın benim Nazlı'mdı.
