28. bölüm · Sırdan düğüm
Aşkk
Üzerimde duran bordo saten elbise , tenimi gece gibi usulca sarıyordu . İnce askıları omuzlarımda küçük kurdaleler halinde dururken , kumaş her hareketimide oşığı yakalayıp parlıyordu . Belimi hafifçe saran büzgüler vücuduma zarif bir şekil veriyor , aşığı doğru dökülen etek ise yürüdükçe sessizce dalgalanıyor.
Bu elbise kendimi hem çok şık hemde biraz ulaşılmaz hissediriyordum . Sanki biri bana bakınca ilk önce rengin derinliğine , sonra da neden bu kadar gizemli durduğuma takılacaktır . Bordo tonunun ağır ama romantik havası , odadaki tüm ışığı üstüne çekiyor . Sıladan aldığım bu muhteşem elbisenin üstüne ince bir damla taşlı kolye taktım . İncecik bir bilezik taktım , bileğime .Gümüş takılarla elbisemi , daha şık gösterdim .Saçımı bukle bukle yapıp şekillendirdim . Omuzları açık bir elbise olduğundan omuzlarımda saçlarımı hissetmek istedim . İnci taşlı topuklu ayakkabıları giyip çıktım odadan . Sılanın odasına geçip , onun hazırlığına baktım . O çok güzel olmuş , elbisesi beyaz , saçları topuz . Makyajı sade ve doğal . Ben onu övecekken o beni övmeye başladı , birbirimiz övdükten sonra odadan çıktık . Merdivenin başında , bizi her zaman giydiğinden farklı bir takımla görünce sıla ile birbirimize baktık . Sıla bilmiyorum amlamında başını salladı , ben sormadan . " abi , sen nereye ? " diye , sordu sıla önden gidip . Yiğit alık alık bana baktığından , ilk sorusunu duymadı . Sıla dürttüp bir daha sorunca " sizi tek hiçbir yere yollayamam , sıla . " dedi , net bir sesle . Sıla güldü " abim , bir dünya korumayla gidicez zaten . Yaman da var ya hani , sana gerek yok " diyince , yiğit sılaya öyle mi dercesine baktı . Havalanan kaşlarının ardından " kendi mekanıma gelirken sana mı sorucam küçük hanım ?" diyerek, tartışmayı sonlandırdı . O bizden farklı bir araba ile , farklı bir masada oturdu . Gözlerini sürekli üzerimde hissettiğimde , ona hiç bakmadım . Bu kısa zamanda , sıla ile yamanın arasındaki yakınlaşmayı gördüm . Bana çaktırmamak için birbirlerine yabancı gibi davransalarda , birbirlerine olan bakışlarından her şey okunuyordu .
Bİz çocukluğumuzdan birkaç olay anlatıp gülerken , o uzaktan bizi seyrediyordu . Mekan çok soft bir yerde , kenarda yemek yiyen insanlar . Avluda dans eden çiftler , gülerek vakit geçen insanlarla doluydu . Sanki şu koca mekanda bir o bir ben yanlız, yarımdık . Sıla ile yamanda bir muhabbete dalmıştı , bende önümdeki yemekle uğraşıyordum . Dalmış giderken , yanıma biri geldi . Sıla merakla adama bakarken , yamanın kaşları çatılmıştı . Adam bana bakıp " hanım efendi , benimle dans etmek ister misiniz ? " diye sordu bir anda . Gözüm bizi izleyen yiğite ilişti , birkaç şey içiyordu . Benim nefret ettiğimi bildiği için içmezdi ama o içti . Kaşları çatılmış bana ve adama bakıyordu , onu sinir etmek için " olur " diyerek elini tuttum . Yaman ayaklanıcakken , sıla onu tuttu . Adam elimden tuttup , avluya götürecekken . Garsonun elinde gezdiği tepsiden , bir bardak alıp içtim . Buradaki suyun bile acı olması mı garip , yoksa ben yiğitten bu kadar ayrıyım diye mi ağzımın tadı kaçtı . Adam , elimi tuttu . Belimi sarmak için eli gidecekken zaten engel olacaktım ama yiğit benden önce davranıp beni kolumdan çekip uzaktıştırmasının ardından adamın suratına yumruğunu indirdi . Adam ciddiyim avlunun , ortasından kenarına fırladı . Ben daha ne olduğunu anlayamadan , başım dönmeye başladı . Yiğit adamın üstüne çıkmış , acımadan öldürürcesine döverken yaman adamı kurtarmaya çalışıyordu . En sonunda yiğit ayağa kalkıp " atın bunu mekandan , bir daha sokmayın böyle itleri " dedi ve ardından öfkeyle bana döndü. Gözlerindeki yanan ormanı görünce , sadece yutkuna bildim . Arkama dönüp kaçmaya çalıştım ama bileğimden tuttup beni dışarı çıkarmasına mani olamadım . Burnundan soluyordu , benim midem çok bulanıyor.
" ne istiyorsun kızım sen benden , canımı mı ? " dedi , öfkeyle . Belinden silahını çıkarıp bana uzattı " canımı istiyorsan , o şekilde alma . Sık gitsin " dedi , silahı elime verip . Kaşlarım çatıldı " saçmalama ,kerem " dememle " s...ktirme keremini , kerem mi bıraktın . Yiğitinde ağzına ettin , kereminde . Bıktım kızım senden !" diye bağırınca , gözlerim doldu . " sakın , sakın ağlama . Ben haklıyım şuan , kandırmazsın beni . O salak yiğit eskide kaldı , senin için oluşturduğum adamı kendi ellerinle öldürdüğünde bitti " diyince , kendime hakim olmadım . Oturup ağladım " benim yiğit ölmedi , pis abluka kerem seni . Defol gir , yanlız bırak beni " dedim , gözlerimden aşlar süzülürken . Yiğit kafasını geriye attı " Bıktım senden , hep böylesin . Hem suçlusun hem güçlü , daha demin elin adamına kendini dokundururken de ağlasaydın . Ben sana bile elimi sürmedim , tenimdeki nazlım kaybolmasın diye , Ama aptallık bende . Beni hiç sevmemiş bir kadının , kokusunu dahi korurken o başka tenler arıyo " diyince ayağa kalktım , öfkeyle " seni sevdim , seni kendimden çok sevdim . Canımdan çok sevdim seni , uğruna bedenimi ruhumu feda edecek kadar ama sana cananımı veremem . Sen benden cananımı da istedin , sen benim kanıma değil kalbime de girdin . Seni silmem gerek , bunu yapabilmek için kalbimi bile yerinden sökerim kerem " dedim , sert bir sesle.
Yiğit bir kaç adım geriledi " ben ne yapayım polis , kafama mı sıkayım ? seni çıkaramadığı kafama mı sıkayım ? bırakmıyorsun peşimi , çıkmıyorsun hayatımdan . Her yerdesin , gözümün gördüğü her yerde . Ben senin canın yanmasın diye , çok şeyden vazgeçtim . Çoğu şeyi sildim hayatımdan , sana tertemiz kalabilmek için ama sen vicdansızsın . Kalbini sökmene gerek yok sevgili , ben kendimi oradan çıkarırım ama hiç mi sevmedin beni be kadın ? her şeyin mi sahteydi , ölümün gibi . Sevdim diyosun ya , sen benim kadar sevememişsin . Ben seninle mahşere kabuşamamanın azabıyla yanıyordum , sen benimle burada dahi beraber olmak istemiyorsun " demesiyle kanım çekildi , o güzel gözleri öfknein yerini kırgınlığa bırakmıştı . " Senin için annemle babamın intikamını bıraktım ben , ya sen polis . Sen benim için ailenin intikamından vazgeçer miydin ? " diyince yine sustum , aramızdaki uzun sessizliği yine o böldü "geçmezdin , sen benim için neyi feda ettin ki ? ben senin için bir ömür feda ederken , sen benim için neyinden geçtin ... benden . Sen kendin için benden geçtin , ben bir ömür uğruna senden geçemezken " dedi , gözünden akan yaşla . Cevap veremedim " canımı en çok bu yakıyo biliyor musun , polis . Senin adını dahi söyleyememek , eğer söylersem bana bir nazlı kalmıycak . Ben nazlı karımı da kaybedicem . Keşke , o gün ben ölseydim de senin beni sevmediğini düşünmeseydim . Merak etme , eski karım ben seni ölümümle cezalandırmazdım . Senin çekeceğin tek azap , vicdan yükün olurdu ama sen bana öyle bir yük bırakıp gitmiştin ki dağ ayakta duramazdı , yıkılırdı benim gibi . Beni ayakta tutan senin gözyaşlarını döken adamların gözlerini ilel ebet kapatmaktı , sevdam . Ben seninle mahşerde kavuşabilmek için bu kanlı ellerle , rabbime sığınmıştım . " dedi , onu gözyaşlarımla dinleyebildim sadece . Ellerine baktı " annem ölünce amcamın öldürttüğü ilk adam , ne çok çırpındım bir bilsen . Önceden namazda ağlar , dua ederdim . Kanlı ellerle çıkmaya utanmıştım , ben seninle buluşabilmek için kızaran suratımda secdeye kapanmıştım . Ben seni çok sevdim , keşke ölseydim de dediklerini işitmeseydim " dediğinde , nefes alamadım . " şöyle bir düşünüyorum da , ne kadar salakmışım . Ben amilathanenin önünde , karımın ölümünü kabullenemezken . O kızar diye herkese çıkışırken , yolda karımın durmuş kal..." o kadar zorlandı ki , biraz durdu . " durmuş kalp sesini dinleyerek , sana yalvarırken . Sen bırakamadığım elini başkasıyla dolduruyorsun . Polis , sen o yüzüğü nasıl çıkardın ?" dedi elindeki yüzüğe bakıp . " ben bana yaptıklarından sonra dahi çıkaramadım , bak kafam güzel hayla çıkaramıyorum . Sen nasıl çıkardın , bana da söyle bende çıkarayım . Nemrut çok canımı acıtıyor" dedi , ağlayarak .
" Özür dilerim " dedim , başımı eğip . Yavaş adımlarla yanıma gelip başımı kaldırdı , göz yaşlarımı sildi . " özür dileme , ben suçluyum . Sana hiç aşık olmam gerekti , ben seninle tanışmasaydım . Belki de nefret ettiğin , öldürmek için canını dişine takacağın bir adam olurdum " diyince , dayanamayıp sarıldım . " istemiyorum , seninle düşman olmak istemiyorum . Seninle mutlu olmak istiyorum ama olmuyor . Senin sırların bitmiyo, kerem . Ben bittim , yemin ederim bittim . Bir sır daha kaldıracak , gücüm yok . Senden nefret edersem canım yanmaz sandım ama olmuyo , Sen benim ruhum olmuşsun . Bedenimi parçalasam ruhumu nasıl yok edicem , seninle de olmuyo sensizde . Öyle bir şeyin içindeyim ki , huzur bana ölüm gibi . Artık annemle babamın katillerinden bile korkar hale geldim , ya o da benim canımdan biriyse . Ya onu da kanım almışsa benden ,kafayı yiyorum . Aklımı kaçırmama çok az kaldı , ben çok yoruldum " dedim , yiğitin göğsünde ağlayıp . " ben yiğiti çok özledim , annemi özledim , canımın yanmadan nefes aldığım o günleri özledim . Eve geleyim beni , yengemin mis yemek kokusu karşılasın , amcam sarılsın kokumu içine çeksin. Sabah seninle uyanayım , yaylamın otlarında koşturalım . Öleceksem , şehit olayım . Şanımla şerefimle bedenim toprağa verilsin ya da seninle deniz kenarında evimizde huzurla kapatayım gözlerimi . Yanımda sen ol , dert olmasın tasa olmasın . İçimde korku olmasın istiyorum , yiğit . Acaba yiğit yalan söylüyor mu diye düşenmek istemiyorum , senin böyle kanlı işlerle içli dışlı olmanı da. Mimarlık şirketin var , yiğit . Ben senin yalanlarınla yıkılmak istemiyorum , azıcık mutluluk bi lema huzur istiyorum . Son arzum değil , hep arzuladığım ol . Ağlama , gözünden yaş dökülmesin . Toprağı sulayan yaşın değil , yağmur olsun . Gözlerinin yeşili hep o ferah orman olsun , kimse gözlerinde toprak görmesin . Çok mu imkansız , sevdam . Çok mu zor ?" dedim , çöken gözlerimle . Saçımını sevdi , yiğit . Üstüne dudaklarını bastırıp öptü " senin kadar zor değil , nazlım " dedi , kokumu içine çekip . Bana nazlı dedğini duydum ya , şimdi ölsem gözüm açık gitmez . Sevdiğinin adından ismini duyabilmek bile , ne büyük nimet ,ne büyük lütuf .
