9. bölüm / 9
Sınırın İki UcuSINIR 9
Bölümler 9Şu an: SINIR 9
9. Bölüm: Ay Işığı Altında Sessiz İtiraflar
Sarayın o sert, kuralcı ve dedikodularla dolu atmosferinde, prens ile perinin koridordaki tesadüfi karşılaşması günlerce ikisinin de aklından çıkmamıştı. Prens, sarayın tüm baskılarına ve annesi kraliçenin sert uyarıklarına rağmen bu gizemli kadına duyduğu çekime engel olamıyordu. Peri ise içten içe korksa da, prensin kendisine gösterdiği o samimi ve koruyucu tavır karşısında ilk kez kendini bu yabancı krallıkta biraz olsun güvende hissediyordu.
Gece yarısına doğru, mutfak işleri bittikten ve saray tamamen sessizliğe büründükten sonra, kader onları yeniden bir araya getirdi. Peri, sırtında keten bezle sıkıca bağladığı minik oğlu uyurken, sarayın arka bahçesindeki loş ve taş kemerli çeşme başından su alıyordu. Ay ışığı, gecenin karanlığını delip geçerken perinin o doğal, göksel güzelliğini ve yüzündeki masum hüznü kusursuz bir şekilde aydınlatıyordu.
Adımlarını ses çıkarmamaya özen vererek atan prens, köşeyi döndüğünde onu gördü. Bir süre karanlıkta durup onu izledi; perinin sırtındaki minik bebeğe şefkatle fısıldayışını, yorgun ama asil duruşunu seyretti. Ardından yavaşça yaklaşarak seslendi:
"Yine gece yarısı ve yine yalnızsın... Seni yoruyorlar, değil mi?"
Peri, aniden duyduğu bu sesle irkildi, hızla arkasını dönüp başını öne eğdi ve saygıyla selam vermek istedi. Ancak prens, onun ellerini nazikçe tutarak bu hareketi engelledi. Gözlerindeki o yoğun ve derin hayranlıkla periye bir adım daha yaklaştı:
"Lütfen bana karşı böyle davranma. Saraydaki binlerce insan arasında, asıl yabancı gibi hisseden sensin ama... aklımı ve kalbimi esir alan da yine sensin."
Peri, kalbinin göğsünden fırlayacak gibi attığını hissetti. Sırtındaki minik bebek bile sanki bu anın büyücülüğünü sezmiş gibi sessizleşmişti. Peri, titreyen ama büyüleyici sesiyle ilk kez içindeki duvarları biraz olsun araladı:
"Ben... Ben bu saraya ait değilim, Prens Hazretleri. Burası benim için çok tehlikeli... Sizin için de öyle. Bana gösterdiğiniz ilgi başınızı derde sokar."
Prens, perinin bu endişeli ve korku dolu ama bir o kadar da zarif sözleri karşısında gülümsedi. Elini yavaşça uzatarak perinin yanağına doğru yaklaştırdı, parmak uçları tenine dokunmadan hemen önce durdu ama o sıcak mesafe ikisinin de nefesini kesti:
"Bırak derdim başıma bela olsun. Ben hayatımda ilk defa gözlerindeki gerçeği ve huzuru gördüm. Seni ve sırtındaki o küçük emaneti korumak için ne gerekiyorsa yapacağım. Bana adını bağışla yeter..."
Peri, o an prense tam adını söyleyemedi; çünkü gerçeği saklamak zorundaydı. Ama gözlerindeki o derin ışıltı, prensin kalbine kelimelerden çok daha fazlasını fısıldadı. Ay ışığının altında, sarayın dik gözlerinden uzakta geçen o birkaç sessiz dakika, aralarındaki yasak ve destansı aşkı mühürlemişti.
Ancak ikisi de sarayın yüksek pencerelerinden onları izleyen soğuk ve öfkeli bir çift gözün, kraliçenin bu romantik anı adım adım kaydettiğinden habersizdi.
Tanrı Kraliçenin Kazabından korusun!
