Sınır 2

Vaveyla Yazarı: Pınar Şahan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: Sınır 2

Görünmez duvarın arkasında kalan periler diyarı artık geride kalmıştı. İçeriye girmeye çalıştığı her an, sert bir cam duvara çarpar gibi geriye savruluyordu. Uğraşları, yalvarışları boşa çıkmış; simülasyon perdesi arkasından kapanmıştı.
Ayaklarının altındaki toprak, periler diyarının yumuşak, rengarenk çiçekli zeminine hiç benzemiyordu. Çatlamış, kuru, kasvetli ve ıssız bir coğrafyaydı burası. Gökyüzü gri bulutlarla örtülüydü; ne bir kuş sesi ne de periler diyarındaki o neşeli cıvıltılardan eser vardı. Rüzgâr sert esiyor, dış dünyanın tehlikelerini fısıldayan uğultularla ortalıkta dolaşıyordu.
Peri, kucağındaki minik insan bebeğe baktı. Bebek ise hâlâ perinin ışıltılı kanatlarına ve yüzüne bakarak gülüyor, minik ellerini neşeyle sallıyordu. O gülüş, dış dünyanın tüm karanlığını bir anlığına aydınlatıyor gibiydi. Ancak asıl gerçekle yüzleşme vakti gelmişti: Bu tehlikeli ve ıssız dünyada baş başaydılar.
Bariyerin dışındaki topraklarda hayatta kalabilmek, perilerin o zarif, havada süzülen ve büyüyle beslenen narin yapısıyla imkansızdı. Dış dünyanın ağır enerjisi periyi sarmaladığında, bedeninde garip bir karıncalanma hissetti. Kanatları yavaşça parlayarak arkasına doğru çekildi ve görünmez oldu. Işıltılı peri kıyafeti daha dayanıklı, insanlara benzer toprak tonlarında bir elbiseye dönüştü.
Artık o da dış dünyanın yasalarına uyum sağlamış, bir insan suretine bürünmüştü. İki ayağı simsiyah, çatlamış toprağa bastı. İlk defa gerçek anlamda yer çekimini ve toprağın sertliğini iliklerine kadar hissetti.
Gece yaklaşırken rüzgâr daha da sertleşti. Çevreden gelen garip hışırtılar ve yabani hayvan sesleri perinin (artık insan formundaki annenin) yüreğini ağzına getiriyordu. Tam o sırada kucağındaki bebek açlıktan ve soğuktan ağlamaya, minik dudaklarını titreterek inlemeye başladı.
İşte o an, perinin dünyası bir kez daha sarsıldı. Periler diyarında bebekler neşeyle büyür, anne sütü veya beslenme gibi fiziksel kaygılar hiç yaşanmazdı. "Ben bu bebeği nasıl besleyeceğim? Bu çorak yerde ona ne bulabilirim?" diye geçirdi içinden, gözleri çaresizlikten dolarak.
Fakat daha cümlesini bitiremeden, içini ısıtan ilahi bir sıcaklık bütün bedenini sardı. Yıllardır çocuk özlemiyle yanıp tutuşan kalbinden yayılan o saf annelik sevgisi, mucizevi bir bedensel dönüşümü tetikledi. Göğüsleri bir anda tatlı bir sızıyla doldu; annelik doğasının en saf, en kadim gücü uyanmıştı. Vücudu, kucağındaki minik insan bebeği besleyebilmek için anında sütle dolmuştu.
Gözlerinden bir damla yaş süzüldü. Periler ağlamadan dünyaya gelir ve ağlamadan ayrılırdı derlerdi ya; bu kez o kural ilk kez bozuldu. Ama bu gözyaşı acının değil, dış dünyada atılan ilk adımın ve doğan saf bir sevginin gözyaşıydı.
Bebeğini şefkatle göğsüne bastırdı, ilk kez bir annenin en doğal refleksini göstererek onu doyurmaya başladı. Minik bebek karnını doyururken huzurla nefes alıp veriyor, kısa süre sonra yorgunluktan perinin kucağında tatlı bir uykuya dalıyordu.
Dış dünyanın tehlikeleri ve bilinmezlikleri henüz kapıdaydı ama onlar artık sadece iki kaçak değil, gerçek birer anne ve evlattı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.