SINIR 8

Vaveyla Yazarı: Pınar Şahan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: SINIR 8

8. Bölüm: Sırtındaki Emanet ve Koridorlardaki Tesadüf
İftiranın aydınlığa kavuşmasından sonra saraydaki dengeler tamamen değişmişti. Peri, artık herkesin gizliden gizliye konuştuğu, prensin dikkatini çekmiş olan o gizemli hizmetçiydi. Ancak o, bu tehlikeli ilginin saraydaki hayatını daha da zorlaştıracağını biliyordu. Çocuğunu korumak ve dikkatleri üzerine daha fazla çekmemek için geleneksel bir yöntem bulmuştu: Bebeğini sağlam keten bir bezle dikkatlice sırtına bağlamıştı. Bu sayede hem elleri mutfaktaki ve çamaşırhanedeki ağır işler için serbest kalıyor hem de minik oğlu sırtında, kalbinin atışlarına yakın bir şekilde güvende oluyordu. Geceleri tavan arasında ona masallar fısıldarken, sırtındaki o küçük yükün aslında iki dünyanın kaderini taşıyan devasa bir sır olduğundan hâlâ habersizdi.
Diğer yandan, sarayın üst katlarında başka bir fırtına kopuyordu. Veliaht prens, o gün iftiraya uğrayan kadını ve sırtına sıkıca bağladığı bebeğini aklından bir türlü çıkaramıyordu. Prens, sarayın görkemli taht salonunda baş başa kaldıkları bir an, kral babasına ve kraliçe annesine bu kadından bahsettiğinde salon adeta buz kesti.
Kraliçe, öfkeden ve sarayın soy asaletine düşkünlüğünden ellerini titreterek ayağa kalktı:
"Sen veliaht bir prens sin! Adın tarihe yazılacak, bu krallığın tahtına oturacaksın. Sıradan, nereden geldiği belirsiz, üstelik sırtında çocukla dolaşan bir hizmetçi kız mı senin aklını çelen? Asla! Bu sarayın kapısından içeri böyle bir leke giremez!"
Kral ise daha soğukkanlı ama bir o kadar sertti; prensin bu tutkusunun saray için büyük bir zaaf olduğunu düşünüyor, o kadının ve çocuğun saraydan uzaklaştırılması için ilk planların yapılmasını emrediyordu.
Ailesinin bu katı ve zalim tutumundan habersiz olan peri, bir akşamüstü sarayın loş ve az kullanılan taş koridorlarından birinde ağır bir sepet taşırken, kaderin cilvesiyle tam köşede prensle tesadüfen karşılaştı. İkisi de bir an durdu. Prens, karşısında duran bu duru güzelliğe ve kadının sırtında taşıdığı, minik elleri dışarı sarkan bebeğe baktı. Göz göze geldikleri o kısa an, koridordaki tüm zaman durmuş gibi oldu.
Prens, derin bir nefes alarak ona doğru bir adım attı ve alçak ama kararlı bir sesle fısıldadı:
"Korkma... Sarayın duvarları ne söylerse söylesin, o gün adaletin yerini bulmasını sağladığım gibi, seni ve sırtındaki o küçük emaneti koruyacağım."
Peri, kalbi yerinden çıkacak gibi çarparak başını eğdi ve hızlı adımlarla oradan uzaklaştı. Ancak bu tesadüfi karşılaşma, sarayda alevlenecek olan büyük entrikaların ve yasak bir aşkın fitilini çoktan ateşlemişti. Perinin sırtındaki bebek ise, annesinin hızlanan kalp atışlarını hissederken, gözlerinin ardındaki o gizemli ışıltıyla ilk defa sessizce uyanıyordu.