22. bölüm · SIFIR GÜVEN-ilk temas-

Şüphe

Tuana B

Çünkü artık başka bir şey düşünüyordum.

Begüm Arda’yı kaybettiği için beni hedef aldıysa bundan sonra ne yapacaktı?

Bu düşünceyle birkaç saniye daha olduğum yerde kaldım. Duru karşımdaki sandalyede oturuyor, yüzüme bakıyordu. Benim sustuğumu fark etmiş olacak ki elindeki bardağı masaya bıraktı.

"Bir şey söyleyecek misin?"

"Yok."

"Yüzünden belli."

"Ne belli?"

"Bir şey düşündüğün."

Gözlerimi devirdim.

"Sen de her şeyi anlıyorsun."

"Yıllardır tanıyorum seni."

"Abartma."

Duru güldü.

"Abartmıyorum."

Tam o sırada kapının tarafından Arda göründü. Bizi görünce birkaç saniye durdu. Sonra doğrudan yanımıza geldi.

"Rahatsız etmiyorum umarım."

Duru hemen ayağa kalktı.

"Ben biraz yukarı çıkacağım."

Ona şaşkınlıkla baktım.

"Niye?"

"İşim var."

"Az önce yoktu."

"Şimdi oldu."

Duru göz kırpıp uzaklaşınca Arda karşımdaki sandalyeye oturdu.

"İstersen ben de gideyim."

"Hayır."

Arda bana baktı.

"İyi misin?"

"İyiyim."

"Bugün biraz dalgınsın."

"Bir şey yok."

"Tamam."

Aramızda kısa bir sessizlik oldu. Sonra Arda masanın üzerindeki telefonuma baktı.

"Yarın prova var."

"Biliyorum."

"Gelmek istemiyorsan gelmek zorunda değilsin."

"Gelirim."

"Tamam."

Arda ayağa kalkacak gibi oldu ama sonra tekrar oturdu.

"Tuana."

"Evet?"

"Begüm konusunda..."

Kaşlarımı kaldırdım.

"Ne?"

"Ne olursa olsun, onunla yalnız görüşme."

"Niye?"

"Çünkü ne yapacağını bilmiyoruz."

"Ben de zaten onunla görüşmek istemiyorum."

"İyi."

Arda bir süre sustu.

"Bir şey olursa beni ara."

Başımı salladım.

"Ararım."

Bu kadar basit bir konuşmanın ardından Arda kalkıp gitti. Ben de bir süre daha Duru'nun dönmesini bekledim.

Ama o akşam başka bir olay çıkmadı.

Gece ilerlediğinde odama çıktım. Üzerimi değiştirip yatağa uzandım. Telefonumu komodinin üzerine bıraktım. Birkaç dakika sonra Duru kapıyı tıklatıp içeri girdi.

"Uyumadın mı?"

"Hayır."

"Ben de uyuyamadım."

"Niye?"

"Bilmem."

Yatağın ucuna oturdu.

"Bugün Arda'yla konuştunuz."

"Evet."

"Ne dedi?"

"Begüm'le yalnız görüşmememi söyledi."

Duru başını salladı.

"Doğru demiş."

"Ben de öyle düşünüyorum."

Bir süre konuşmadan oturduk.

Sonra Duru ayağa kalktı.

"İyi geceler."

"İyi geceler."

Kapı kapandıktan sonra ışığı söndürdüm.

Ertesi sabah uyandığımda saat çoktan ilerlemişti. Hazırlanıp aşağı indiğimde evde herkes kahvaltı yapıyordu. Masaya oturdum. Duru önüme bir tabak koydu.

"Sonunda uyandın."

"Kaç saat uyudum?"

"Yeterince."

"Bu cevap değil."

"On gibi."

"Geç kalmışım."

Duru güldü.

"Bugün yapacak bir şeyin yok."

Kahvaltı boyunca herkes günlük şeylerden konuştu. Provalar, akşam yapılacak işler, dışarı çıkacak olanlar... Bir süre sonra ben de biraz rahatladım.

Kahvaltıdan sonra odama çıkıp dolabımı açtım. Bir süre ne giyeceğime baktım. Sonunda sade ama şık bir kombin seçtim. Saçımı toparlayıp çantamı aldım.

Aşağı indiğimde Arda salondaydı.

"Nereye?"

"AVM'ye."

"Ne zaman dönersin?"

"Bilmiyorum."

"Tek mi gidiyorsun?"

"Evet."

Arda birkaç saniye düşündü.

"Tamam."

"Niye öyle baktın?"

"Bir şey yok."

"Arda."

"Gerçekten bir şey yok."

Başımı sallayıp kapıya yöneldim.

"Akşam görüşürüz."

"Tamam."

Taksiye binip AVM'ye gittim.

İlk birkaç saat gerçekten sıradan geçti. Mağazalara girdim, kıyafetlere baktım, birkaç şey denedim. Sonra yemek katına çıktım. Kalabalık olmasına rağmen tek başıma oturup yemek yemek hoşuma gitti.

Yemeğimi bitirdikten sonra bir kafeye geçtim. Kahvemi söyledim ve telefonumu çıkardım.

Tam o sırada önümde bir sandalye çekildi.

Başımı kaldırdığımda Begüm'ü gördüm.

Bir an hiçbir şey söylemedim.

Begüm oturdu.

"Konuşmamız lazım."

"Ben seninle konuşmak istemiyorum."

"Bu kez kısa sürecek."

"Geçen sefer de öyle demiştin."

Begüm çantasını masanın yanına bıraktı.

"Sana söylemem gereken bir şey var."

"Ne?"

Begüm birkaç saniye sustu.

"Ben hamileyim."

Elimdeki telefon masanın üzerinde kaldı.

"Ne?"

"Doğru duydun."

"Ve bunun benimle ne ilgisi var?"

Begüm doğrudan gözlerimin içine baktı.

"Çocuğun babası Arda."

Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedim.

Sonra başımı iki yana salladım.

"Hayır."

"Tuana..."

"Hayır. Buna inanmıyorum."

"İnanmak zorunda değilsin."

"Çünkü yalan söylüyorsun."

Begüm sakinliğini korudu.

"İstersen DNA testi yaptırırız."

"Sen ciddi misin?"

"Evet."

"Arda'nın bundan haberi var mı?"

"Hayır."

"Öyleyse neden ona söylemiyorsun?"

Begüm cevap vermedi.

Ben ayağa kalktım.

"Ben gidiyorum."

"Kaçmak hiçbir şeyi değiştirmez."

"Seninle hiçbir yere gitmiyorum."

"Test yaptır."

Durdum.

Begüm tekrar konuştu.

"Sonuç ne çıkarsa çıksın, gerçek ortaya çıkacak."

Ona döndüm.

"Senin söylediğin hiçbir şeye güvenmiyorum."

"Yine de testi yaptır."

Birkaç saniye ona baktım.

Sonra çantamı omzuma taktım.

"Tamam."

Begüm şaşırdı.

"Tamam mı?"

"DNA testi."

"Ne zaman?"

"En kısa zamanda."

"Arda'ya söylemeyecek misin?"

"Hayır."

Begüm'ün yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

"Sen bilirsin."

Arkasını dönüp uzaklaştı.

Ben de birkaç saniye masanın yanında kaldım. Sonra telefonumu çıkarıp Mine'yi aradım.

Telefon birkaç saniye sonra açıldı.

"Tuana?"

"Mine, müsait misin?"

"Ne oldu?"

"Begüm'le karşılaştım."

"Yine mi?"

"Evet."

"Ne yaptı?"

Derin bir nefes aldım.

"Hamile olduğunu söyledi."

Mine sustu.

"Ne?"

"Çocuğun Arda'dan olduğunu söylüyor."

"Arda'nın haberi var mı?"

"Hayır."

"Sen inanıyor musun?"

"Hayır."

"Ben de inanmıyorum."

"DNA testi yaptırmayı teklif etti."

Mine birkaç saniye sessiz kaldı.

"Yaptır."

"Sen gerçekten yaptırmamı mı söylüyorsun?"

"Evet. Çünkü başka türlü bu işin doğrusunu öğrenemeyiz."

"Arda'ya söylemek istemiyorum."

"Şimdilik söyleme."

"Ya sonuç..."

Cümlemi tamamlayamadım.

Mine'nin sesi bu kez daha yumuşaktı.

"Sonuç ne olursa olsun önce birlikte göreceğiz."

Gözlerimi kapattım.

"Tamam."

"Yarın gidelim."

"Tamam."

Telefonu kapattım.

Çantamı omzuma geçirip kafeden çıktım.

AVM'nin kapısından dışarı çıkarken telefonum yeniden titredi.

Arda'dan mesaj gelmişti.

"Neredesin?"

Mesaja birkaç saniye baktım.

Sonra telefonu cebime koydum.

Bu kez cevap vermedim.

Çünkü ertesi gün öğreneceğimiz şeyin sadece Begüm'ün yalanlarından biri mi olduğunu...

yoksa hayatımızdaki her şeyi değiştirecek bir gerçek mi olduğunu henüz bilmiyorduk.

Villanın kapısından içeri girdiğimde içerideki sesler koridordan bile duyuluyordu. Birileri salonda konuşuyor, mutfaktan tabak çanak sesleri geliyordu. Normalde eve döndüğümde doğrudan onların yanına giderdim ama bu kez birkaç saniye kapının önünde kaldım. Çantamı omzumdan indirip tekrar tuttum ve salona doğru ilerledim.

Duru beni görür görmez yerinden kalktı.

"Tuana, geldin."

"Evet."

Sesim fazla kısa çıkmıştı.

Duru bunu hemen fark etti.

"Bir şey mi oldu?"

"Sonra anlatacağım."

Duru yanıma geldi.

"AVM'de ne yaptın?"

"Begüm'le karşılaştım."

Duru'nun yüzü bir anda değişti.

"Ne?"

"Ben de onu görmek istemiyordum zaten. Karşıma çıktı."

"Ne söyledi?"

Çantamı koltuğun üzerine bıraktım.

"Hamile olduğunu söyledi."

Duru birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.

"Ne?"

"Çocuğun Arda'dan olduğunu iddia ediyor."

Duru'nun ağzı hafifçe açıldı.

"Dalga geçiyorsun."

"Keşke."

"Arda'nın haberi var mı?"

"Yok."

"Sen söyledin mi?"

"Hayır."

Duru biraz düşündü.

"Tuana..."

"DNA testi yaptıracağız."

"Kim?"

"Mine."

Duru başını salladı.

"Sonuç çıkmadan Arda'ya söylememek istiyorsun."

"Evet."

"Doğru."

Duru yanıma oturdu.

"Peki sen nasılsın?"

"İyiyim."

"Bu cevabı artık kabul etmiyorum."

İstemsizce gülümsedim.

"Gerçekten bilmiyorum."

Duru elimi tuttu.

"Sonuç çıkana kadar hiçbir karar verme."

"Ben de öyle düşünüyorum."

Tam o sırada koridorun diğer ucundan Arda'nın sesi geldi.

"Tuana?"

Başımı çevirdim.

Arda birkaç adım uzakta duruyordu.

Göz göze geldiğimiz anda yüzündeki ifade değişti.

"Konuşabilir miyiz?"

Ben ayağa kalktım.

"Şimdi değil."

Arda durdu.

"Bir şey mi oldu?"

"Hayır."

Ses tonumu özellikle düz tuttum.

Arda birkaç saniye bana baktı.

"AVM'den beri sana ulaşmaya çalışıyorum."

"Telefonum sessizdeydi."

"Tamam."

Yanımızdaki Duru ikimizi de izliyordu.

Arda tekrar bana baktı.

"Sonra konuşuruz."

"Olur."

Arda uzaklaşınca Duru bana döndü.

"Çok soğuk davrandın."

"Farkındayım."

"Bilerek yaptın."

"Evet."

"Neden?"

"Çünkü şu an ona karşı ne hissettiğimi bilmiyorum. Sonuç çıkmadan hiçbir şey söylemek istemiyorum."

Duru başını salladı.

"Anladım."

Çantamı tekrar aldım.

"Ben odama çıkacağım."

"Tamam."

Odama çıktığımda kapıyı kapatıp yatağın kenarına oturdum. Telefonumu çıkarıp Mine'ye baktım. Birkaç dakika önce mesaj atmıştı.

"Yarın sabah konuşuruz."

Telefonu komodinin üzerine bıraktım.

Tam üzerimi değiştirecekken kapım çaldı.

Bir kez.

Sonra ikinci kez.

"Tuana?"

Arda'ydı.

Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.

Kapıya doğru yürüyüp açmadan konuştum.

"Ne oldu?"

"İçeri gelebilir miyim?"

Bir an sustum.

"Şu an müsait değilim."

"Tuana, sadece konuşmak istiyorum."

"Ben konuşmak istemiyorum."

Arda kapının diğer tarafında sessiz kaldı.

"Bir şey yaptım da benimle böyle konuşuyorsan bilmek istiyorum."

"Seninle ilgili bir şey yok."

"Öyleyse neden benden kaçıyorsun?"

"Kaçmıyorum."

"Kapının arkasından konuşuyoruz."

Cevap vermedim.

Arda'nın sesi biraz daha yumuşadı.

"Ne oldu?"

"Gerçekten şimdi konuşamam."

"Tamam."

Birkaç saniye daha sessizlik oldu.

"Peki görüşürüz."

"Görüşürüz."

Ayak seslerinin koridorda uzaklaştığını duyana kadar kapının önünde kaldım.

Sonra yatağıma geçip telefonumu elime aldım.

Mine'ye tek bir mesaj gönderdim.

"Yarın bunu kesin öğrenmemiz lazım."

Cevabı çok geçmeden geldi.

"Öğreneceğiz."

Telefonu kapattım ve aşşağı durunun yanına gittim biraz sohbet ettik

Duru'nun karşısında otururken saat çoktan öğleden sonra beşe yaklaşmıştı. Ben ise sabahtan beri doğru düzgün hiçbir şey yapmamıştım. Arada mutfağa gidip bir şeyler yemiş, sonra tekrar salona dönmüştüm. Duru da yanımda oturmuş, beni kendi halime bırakmıştı.

Bir süre sonra Duru sessizliği bozdu.

"Bugün dışarı çıkacak mısın?"

"Sanmıyorum."

"İyi misin?"

"Evet."

"Gerçekten mi?"

Başımı salladım.

"Gerçekten."

Duru bana baktı ama üstelemedi. Sonra telefonunu eline aldı.

"Mine'den haber var mı?"

"Yok."

"Belki birazdan gelir."

"Muhtemelen."

Tam o sırada koridordan ayak sesleri geldi.

Arda salona girdi.

Beni gördüğü anda durdu. Sonra Duru'ya baktı.

"Tuana'yla konuşabilir miyim?"

Duru bana baktı.

Ben ise hiç düşünmeden:

"Şu an müsait değilim."

dedim.

Arda birkaç saniye sustu.

"Beş dakika bile olmaz mı?"

"Hayır."

"Tamam."

Gitmek üzere döndü ama kapıya gelmeden önce tekrar arkasını çevirdi.

"Bugün sabahtan beri bana doğru düzgün bakmıyorsun."

"Bakmam gerekiyor mu?"

Arda'nın yüzü düştü.

"Hayır. Sadece ne olduğunu anlamaya çalışıyorum."

"Anlamana gerek yok."

"Tuana..."

"Arda, gerçekten şu an konuşmak istemiyorum."

Arda birkaç saniye bana baktı.

Sonra başını salladı.

"Tamam."

Çıkıp gitti.

Duru sessizce bana döndü.

"Biraz sert oldun."

"Farkındayım."

"Ama hâlâ ona söylemiyorsun."

"Hayır."

"Doğru olduğunu düşündüğün şey bu."

Başımı salladım.

"Sonuç çıkmadan hiçbir şey söylemeyeceğim."

Duru daha fazla konuşmadı.

Tam o sırada kapı açıldı.

Bu kez Mine içeri girdi.

Çantasını koltuğa bıraktı ve doğrudan yanıma geldi.

"Tuana."

Ayağa kalktım.

"Ne oldu?"

Mine yüzüme baktı.

"Konuşmamız lazım."

Duru da hemen ayağa kalktı.

"Ben mutfağa geçeyim."

Mine başını salladı.

Duru uzaklaşınca Mine yanıma oturdu.

"Begüm konusunda..."

"Evet?"

"Test meselesini gerçekten yapacak mısın?"

"Yapacağım."

Mine birkaç saniye sustu.

"Tuana, bunu yapmadan önce bir şeyi düşün."

"Neyi?"

"Begüm bunu neden sana söylüyor?"

"Arda'yla aramı bozmak için."

"Olabilir."

"Başka ne olabilir ki?"

Mine omuz silkti.

"Bilmiyorum. Ama ne olursa olsun sonucu görmeden hiçbir şey yapma."

"Ben de onu söylüyorum zaten."

Mine başını salladı.

"Tamam."

Bir süre daha konuştuk. Sonra Mine saatine baktı.

"Ben eve geçeceğim."

"Tamam."

"Yarın görüşürüz."

Başımı salladım.

"Yarın."

Mine kapıya doğru ilerledi. Tam çıkacakken durup bana baktı.

"Tuana."

"Evet?"

"Ne olursa olsun tek başına karar verme."

"Tamam."

Mine çıktı.

Kapı kapandıktan sonra salona geri döndüm.

Duru hâlâ mutfaktaydı.

Ben koltuğa oturdum ve telefonumu masaya bıraktım.

Birkaç saniye sonra telefonum titredi.

Arda'dan mesaj gelmişti.

"Konuşmak için hazır olduğunda buradayım."

Mesaja cevap vermedim.

Telefonu ters çevirip masaya bıraktım.

Duru mutfaktan çıktı.

"Arda mı?"

"Evet."

"Ne yazmış?"

"Bir şey yok."

Duru karşıma oturdu.

"Bugün herkes bir şeylerin ters gittiğini fark etti."

"Fark etsinler."

"Tuana..."

"Ben sadece biraz zamana ihtiyacım var."

Duru başını salladı.

"Tamam."

Akşam yaklaşırken villa yeniden kalabalıklaşmaya başladı. Birileri salona geçti, birileri mutfakta yemek hazırlamaya başladı. Ben ise olduğum yerden kalkmadım.

Saat beşe gelmişti.

Henüz hiçbir şey kesin değildi.

Ve ben Arda'nın yüzüne bakıp hiçbir şey olmamış gibi davranmak yerine, önce elimdeki gerçeği öğrenmek istiyordum.

Sonra ne yapacağımı düşünürdüm.

Villanın içindeki hareketlilik giderek artıyordu. Birileri mutfakta akşam yemeği hazırlıyor, salondan kahkahalar geliyor, koridorda sürekli birileri gelip geçiyordu. Ben ise koltuğun köşesinde oturmuş, elimdeki telefonun ekranını açıp kapatıyordum.

Duru karşımdaki koltukta oturuyordu.

Bir ara bana baktı.

"Bugün böyle oturup duracak mısın?"

"Sanırım."

"Hiçbir şey yapmayacak mısın?"

"Şu an yapabileceğim pek bir şey yok."

Duru kaşlarını kaldırdı.

"Var aslında."

"Neymiş?"

"Arda'yla konuşabilirsin."

Telefonu masaya bıraktım.

"Hayır."

"Tuana..."

"Sonuç çıkmadan onunla bu konu hakkında konuşmayacağım."

"Ama sonuç çıkana kadar aranız böyle mi kalacak?"

"Şimdilik evet."

Duru bir süre bana baktıktan sonra başını salladı.

"Tamam."

Kalkıp mutfağa gitti. Ben de birkaç dakika daha salonda oturdum. Sonra sıkılıp ayağa kalktım ve mutfağa geçtim.

Duru tezgâhın başında bir şeyler hazırlıyordu.

"Yardım edeyim mi?"

"Sen mi?"

"Evet ben."

Duru gülmeye başladı.

"Sen mutfağa kendi isteğinle geldin ya, ben buna şaşırdım."

"Dalga geçme."

"Tamam tamam."

Yanına geçip tabakları çıkarmaya başladım. Birkaç dakika boyunca sadece yemek hazırladık. Konu açılmadı.

Ta ki kapıdan Arda girene kadar.

Elinde su şişesi vardı. Bizi görünce durdu.

"Yardım edeyim mi?"

Duru hemen bana baktı.

"Ben salona geçeyim."

"Sen de mi?"

"İşim var."

Duru hiçbir şey demeden çıktı.

Arda mutfakta benimle yalnız kaldı.

Bir süre ikimiz de konuşmadık.

Sonunda Arda tezgâha yaslandı.

"Ben sana ne yaptım?"

Başımı kaldırmadım.

"Hiçbir şey."

"Öyleyse neden bana böyle davranıyorsun?"

"Arda, lütfen."

"Ne lütfen?"

"Şu an konuşmak istemiyorum."

"Tamam, konuşmayalım."

Bir adım geri çekildi.

"Ama en azından bana kızgın olup olmadığını söyle."

"Ne kızgınlığı?"

"Sabahtan beri benimle konuşmuyorsun."

"Biraz kafamı toparlamaya çalışıyorum."

"Benimle ilgiliyse..."

Sözünü kestim.

"Şu an hiçbir şey söylemek istemiyorum."

Arda birkaç saniye yüzüme baktı.

Sonra başını salladı.

"Tamam."

Mutfaktan çıktı.

Ben de arkasından bakmadım.

Bir süre sonra Duru geri geldi.

"Ne oldu?"

"Hiç."

"Arda çıktı."

"Evet."

Duru yanımdaki tezgâha yaslandı.

"Sen gerçekten sonuç çıkana kadar hiçbir şey söylemeyeceksin."

"Evet."

"Tamam."

Akşam yemeği için herkes yavaş yavaş masaya geçti. Ben de Duru'nun yanına oturdum. Arda karşı taraftaydı. Göz göze gelmemeye çalışıyordum ama birkaç kez baktığını fark ettim.

Kimse bir şey sormadı.

Yemek boyunca konuştuk, güldük, hatta bir ara gerçekten normal bir akşam geçiriyormuşuz gibi hissettik.

Sonra telefonum titredi.

Ekrana baktığımda Mine'den mesaj geldi.

"Begüm yarın için işlemleri ayarlamış."

Bir süre mesaja baktım.

Sonra cevap verdim.

"Tamam."

Telefonu kapattım.

Tam o sırada Arda bana baktı.

"Kim?"

"Mine."

"Bir şey mi oldu?"

"Hayır."

Arda daha fazla sormadı.

Yemek bittikten sonra odama çıkmak için masadan kalktım. Koridora geldiğimde Arda da arkamdan çıktı.

"Tuana."

Durmadım.

"Ne?"

"İyi geceler."

Bir an durdum.

Sonra arkamı dönmeden:

"İyi geceler."

dedim.

Odamın kapısını kapattım.

Çantamı yatağın üzerine bıraktım. Telefonumu çıkarıp Mine'nin mesajına tekrar baktım.

Yarın.

Her şey yarın daha net olacaktı.

Ama o gece henüz kimseye hiçbir şey söylemeyecektim.