21. bölüm · SIFIR GÜVEN-ilk temas-

Gercekler

Tuana B

Begüm karşımdaki sandalyeye tekrar oturdu. Bir süre hiçbir şey söylemeden yüzüme baktı.

Sonra hafifçe gülümsedi.

"Sanırım artık sana kim olduğumu söylememin zamanı geldi."

Kaşlarımı çattım.

"Zaten adının Begüm olduğunu söyledin."

"Adımı değil, Arda'yla olan bağımı soruyorum."

İçimdeki huzursuzluk yeniden arttı.

"Ne bağı?"

Begüm birkaç saniye sustu.

"Ben Arda'nın eski nişanlısıyım."

Bir an hiçbir şey söyleyemedim.

Sonra istemsizce güldüm.

"İnanmıyorum."

"İnanıp inanmaman sana kalmış."

"Arda'nın nişanlısı olsaydın bana anlatırdı."

"Gerçekten mi?"

"Evet."

Begüm başını hafifçe yana eğdi.

"Arda sana geçmişindeki her şeyi anlatıyor mu?"

Cevap vermedim.

"Demek ki anlatmamış."

"Çünkü böyle bir şey yok."

Begüm sandalyesine yaslandı.

"Peki sana neden hiç söylemedi?"

"Çünkü söyleyecek bir şey yok."

"İstersen neden ayrıldığımızı da anlatabilirim."

Başımı iki yana salladım.

"Hayır."

Begüm gülümsedi.

"Yine de anlatacağım."

İçimde kötü bir his oluştu.

"Arda'yla biz sen hayatına girmeden önce beraberdik."

Sadece yüzüne baktım.

"Şirketteyken de beraberdik. Seçildiği dönemde de. Seninle tanıştığında bile."

Sesim güçlükle çıktı.

"Yalan söylüyorsun."

"Keşke öyle olsaydı."

Begüm devam etti.

"Biz sadece sevgili değildik Tuana. Nişanlıydık."

Kalbim hızlandı.

"Bir ay sonra düğünümüz vardı."

Gözlerimi ondan ayıramıyordum.

"Sonra sen geldin."

Begüm'ün sesi sakinleşti.

"Sizin otele gittiğiniz gün beni terk etti."

Başımı eğdim.

Bir şey söylemek istiyordum ama kelimeler çıkmıyordu.

Begüm biraz daha yaklaştı.

"Ve biliyor musun? Seni buraya getirtmemin sebebi de bu."

Başımı kaldırdım.

"Ne?"

"Arda'nın peşini bırakman için."

O an söylediklerinin ağırlığı üzerime çöktü.

Begüm ayağa kalktı.

"Ben sadece onun hayatımdan çıkmasını kabullenemedim."

Kapıya doğru yürüdü.

Sonra arkasını dönüp bana baktı.

"Şimdi artık neden burada olduğunu biliyorsun."

Kapı kapandı.

Ben ise olduğum yerde kalakaldım.

Aklımda tek bir soru vardı.

Arda bana gerçekten yalan mı söylemişti?

Kapının açıldığını duyduğumda başımı kaldırdım.

Arda içeri girdi.

Beni gördüğü anda yüzündeki bütün ifade değişti. Birkaç saniye sadece bana baktı.

"Tuana..."

Gözlerim dolmuştu.

Arda hızlıca yanıma geldi. Bana sarılmak için kollarını açtığı anda ellerimi göğsüne koyup onu ittim.

Arda şaşkınlıkla geri çekildi.

Hiçbir şey söylemedim.

Sadece gözlerinin içine baktım.

Sonra başımı eğip yanından geçtim.

"Tuana, bekle."

Duymamış gibi yürümeye devam ettim.

Arkamdan adımlarını duydum. Tam peşimden çıkacakken arkamızdan Begüm'ün sesi geldi.

"Arda."

Arda olduğu yerde durdu.

Yavaşça arkasını döndü.

Begüm birkaç metre geride duruyordu.

"Sen ne yaptığını sanıyorsun?"

Arda'nın yüzü sertleşti.

"Sen burada ne arıyorsun?"

"Tuana'ya sadece gerçekleri anlattım."

"Ne söyledin sen ona?"

Begüm kollarını bağladı.

"Bilmesi gerekenleri."

"Senin ona bir şey anlatmaya hakkın yok."

Begüm bir adım yaklaştı.

"Benim hakkım yok mu? Bunca yıl sonra gelip hayatıma giren sensin."

"Bu senin hayatınla ilgili değil."

"Öyle mi?"

Arda öfkeyle güldü.

"Bizim aramızda hiçbir şey kalmadı Begüm."

Begüm'ün yüzü gerildi.

"Sen öyle sanıyorsun."

"Hayır. Gerçek bu."

Begüm Arda'nın yanına kadar geldi.

"Onu seçtin diye geçmişini değiştiremezsin."

Arda'nın sesi yükseldi.

"Ben geçmişimi değiştirmeye çalışmıyorum. Sadece senin artık benim hayatımda olmadığını söylüyorum."

Begüm birkaç saniye sustu.

Sonra soğuk bir ifadeyle ona baktı.

"Bu daha bitmedi Arda."

Arda başını iki yana salladı.

"Benim için bitti."

Begüm cevap vermedi.

Arda ise arkasını dönüp Tuana'nın gittiği yöne baktı.

Ama artık onu göremiyordu.
Tuana taksiyle birlikte çoktan haraket etmişti bile

Taksi kafeye geldiğinde camdan dışarı baktım.

Duru ile Mine benden birkaç dakika sonra gelecekti.

İçeri girip en köşedeki masalardan birine oturdum. Ellerimi masanın üzerinde birleştirip boş boş karşıya baktım.

Begüm'ün söyledikleri hâlâ kafamın içindeydi.

Bir süre sonra kapı açıldı.

Duru ve Mine içeri girdi.

Beni gördükleri anda direkt yanıma geldiler.

Duru sandalyeyi çekip karşıma oturdu.

"Tuana..."

Başımı kaldırdım.

"Ben iyiyim."

Mine hemen karşıma oturdu.

"Hiç iyi görünmüyorsun."

Gözlerimi kaçırdım.

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra Duru yavaşça konuştu.

"Begüm sana ne söyledi?"

Derin bir nefes aldım.

"Arda'nın eski nişanlısı olduğunu söyledi."

Mine'nin yüzü değişti.

"Ne?"

"Arda'yla sevgili olduklarını söyledi. Hatta ben şirkete geldiğimde bile beraber olduklarını..."

Sesim titremeye başladı.

"Bir ay sonra düğünleri varmış."

Duru şaşkınlıkla bana baktı.

"Arda sana hiç bundan bahsetmedi mi?"

"Hayır."

"Başka ne söyledi?"

Gözlerim doldu.

"Sizin otele gittiğiniz gün Arda'nın onu terk ettiğini söyledi."

Mine sessizce elimi tuttu.

"Sonra?"

"Sonra da beni bu yüzden kaçırttığını söyledi."

Bir süre kimse konuşmadı.

Duru derin bir nefes aldı.

"Tuana, Begüm'ün söylediklerinin hepsinin doğru olduğunu bilmiyoruz."

"Ama Arda gerçekten nişanlıysa?"

Mine hemen cevap verdi.

"O zaman bunu Arda açıklayacak."

Başımı eğdim.

"Ben onu dinlemek istemiyorum."

Duru elimi sıktı.

"Şu an karar vermek zorunda değilsin."

Gözyaşım yanağımdan süzüldü.

"Ben sadece neden bana söylemediğini anlamıyorum."

Mine sessizce bana baktı.

"Çünkü belki anlatamadı."

"Ya da gerçekten benden sakladı."

Duru başını iki yana salladı.

"Şu an hiçbir şeyi kesin bilmiyoruz."

Ben gözlerimi sildim.

"Ben de zaten neye inanacağımı bilmiyorum."

Üçümüz bir süre sessizce oturduk.

Masadaki kahveler çoktan soğumuştu.

Ama kimsenin umurunda değildi.

Çünkü o an konuştuğumuz tek şey vardı.

Arda ve onun sakladığı geçmişi.

Bir süre daha masada sessizce oturduk.

Mine kahvesinden küçük bir yudum aldıktan sonra bana baktı.

"Tuana, bence Arda'yla konuşmadan bunu kafanda büyütme."

"Konuşmak istemiyorum."

"Tamam. Şu an konuşmak zorunda değilsin."

Duru da başını salladı.

"Ama bir şey söyleyeceğim. Begüm seni özellikle şüpheye düşürmek istemiş olabilir."

"Ya söyledikleri doğruysa?"

Duru cevap vermeden önce birkaç saniye düşündü.

"O zaman Arda açıklamak zorunda."

Başımı önüme eğdim.

"Ben ona güveniyordum."

Mine elimi tuttu.

"Şimdi de hemen karar vermek zorunda değilsin."

Tam o sırada telefonum titredi.

Ekrana baktım.

Arda arıyordu.

Üçümüz de aynı anda ekrana baktık.

Aramayı reddettim.

Birkaç saniye sonra tekrar aradı.

Yine kapattım.

Duru sessizce bana baktı.

"Konuşmak istemiyorsan açma."

Telefon üçüncü kez çaldı.

Bu sefer Arda aramak yerine mesaj gönderdi.

Ekranda yalnızca tek bir cümle vardı:

"Lütfen beni bir kez dinle."

Mesaja uzun süre baktım.
Parmaklarım klavyenin üzerinde birkaç saniye bekledi.

Sonra telefonu kapattım.
"Bugün değil."

Duru başını salladı.
"Bugün değil."

Mine de elimi sıktı.
"Ne zaman hazır olursan."

Telefonum yeniden titredi.

Bir mesaj daha gelmişti.
"Sana açıklamam gereken şeyler var."

Ekranı kapattım.
"Şu an istemiyorum."

Duru hiçbir şey söylemedi.
Mine de sadece yanımda oturdu.

Öğleden sonra olmuştu.
Kafede saatlerdir oturuyorduk.

Bazen Begüm'den, bazen Arda'dan, bazen de tamamen başka şeylerden bahsediyorduk.

Duru özellikle konuyu değiştirmeye çalışıyordu.

Bir ara telefonunu masaya koyup:
"Bugün dans provasına gidecek miyiz?"
diye sordu.

Mine şaşkınlıkla ona baktı.
"Sen ciddi misin?"
"Ne var?"
"Tuana'nın başına bunlar gelmiş, sen dans provasını düşünüyorsun."

Duru omuz silkti.
"Normal hayat devam ediyor."

Ben ilk kez biraz daha rahat gülümsedim.
"Doğru söylüyor."
Mine bana baktı.

"Gerçekten gitmek istiyor musun?"
"Belki."
"İyi. O zaman biraz kafamız dağılır."
Duru çantasını topladı.

"İşte bu."
Masadan kalktık.
Tam kapıya doğru ilerlerken telefonum yeniden titredi.
Arda'dandı.
Bu kez açmadım.
Mesajı da okumadan telefonu cebime koydum.

Duru bana baktı ama hiçbir şey sormadı.

Şirkete gittiğimizde herkesin havası değişikti.

Normalde koridorlarda müzik olur, insanlar konuşur, birileri koştururdu.

Bugün ise herkes daha sessizdi.
Benim kaçırılması bütün ortamı etkilemişti.

Elif yanıma yaklaştı.
"İyi misin?"
"İyiyim."
"Yalan."
"Biraz kötüyüm."
"Bu daha gerçekçi."

Duru yanımıza geldi.
"Arda burada."

Olduğum yerde durdum.
"Ne nerde?"
"Toplantı odasında."

Başımı iki yana salladım.
"Ben onunla karşılaşmak istemiyorum."

Duru hemen:
"Tamam."
dedi.

Ama birkaç dakika sonra toplantı odasının kapısı açıldı.

Arda çıktı.
Beni gördüğü anda durdu.
Bakışlarımız kesişti.
Yüzünde yorgunluk vardı.
Birkaç saniye boyunca ikimiz de konuşmadık.

Sonra Arda bana doğru bir adım attı.
"Tuana..."

Ben hemen geri çekildim.
"Yaklaşma."

Arda durdu.
"Tamam."
"Şu an konuşmak istemiyorum."
"Begüm'ün söyledikleri—"
"Duymak istemiyorum."

Arda başını eğdi.
"Ben sana yalan söylemedim."
"Şu an bunu bilmiyorum."

Bu cümleden sonra Arda sustu.

Duru hemen araya girdi.
"Arda, biraz zaman ver."

Arda başını salladı.
"Tamam."

Sonra bana baktı.
"Ne zaman konuşmak istersen buradayım."

Ben cevap vermedim.
Arda birkaç saniye daha durduktan sonra uzaklaştı.

Mine bana baktı.
"En azından seni zorlamadı."
"Ben yine de konuşmak istemiyorum."
"Konuşma."

Duru başını salladı.
"Kimse seni zorlamıyor."

Akşam olduğunda tekrar kafeye geçtik.
Aynı masaya oturduk.
Bu kez hiçbirimiz hemen konuşmadık.
Mine çantasından telefonunu çıkarıp masaya koydu.
"Bir şey söyleyeceğim."
"Ne?"
"Begüm'ün söylediklerini düşünürken bir ayrıntı fark ettim."
Duru ona baktı.
"Ne?"
"Begüm, Arda'nın seni senin için terk ettiğini özellikle söyledi."
Ben başımı kaldırdım.
"Evet."
"Tamam. Peki bunu neden özellikle vurguladı?"
Duru'nun yüzü değişti.
"Çünkü Tuana'nın kendisini suçlu hissetmesini istiyor olabilir."
Ben sustum.
Mine devam etti.
"Belki de asıl amacı Arda'yla aranı bozmak."
Duru başını salladı.
"Bu mümkün."
Ben ellerimi birbirine kenetledim.
"Ya gerçekten doğruysa?"
Mine bana baktı.
"Doğruysa bile bunu Arda'dan duyacağız."
Duru ekledi:
"Begüm'den değil."
Bu cümle kafamda kaldı.
Belki de gerçekten acele ediyordum.
Belki Arda'nın açıklamasını dinlemem gerekiyordu.
Ama hemen affetmeye de hazır değildim.
Telefonumu çıkardım.
Arda'nın son mesajına baktım.
Parmaklarım klavyenin üzerinde birkaç saniye bekledi.
Sonra yazdım:
"Şimdilik konuşmak istemiyorum."
Gönderdim.
Cevabı kısa sürdü.
"Tamam."
Bir süre sonra ikinci mesaj geldi.
"Hazır olduğunda beni dinlemeni istiyorum."
Telefonu kapattım.
Duru bana baktı.
"Ne yazdı?"
"Konuşmak istiyor."
Mine başını salladı.
"Sen hazır olana kadar beklesin."
Başımı eğdim.
"Ben de onu tamamen hayatımdan çıkarmak istemiyorum."
İkisi de sustu.
"Yani..." dedim, gözlerimi masaya indirerek. "Şu an sadece neyin doğru olduğunu bilmek istiyorum."
Duru elimi tuttu.
"Öğreneceğiz."
Üçümüz bir süre daha sessizce oturduk.
Dışarıda hava çoktan kararmıştı.
Ben ise o gece ilk kez bir şeyi net olarak biliyordum.
Begüm'ün anlattıklarının ne kadarı gerçek olursa olsun, bu hikâyenin tamamını henüz bilmiyordum.
Ve gerçeği öğrenene kadar Arda'ya güvenip güvenemeyeceğimi de bilmiyordum.

Ertesi sabah gözlerimi açtığımda odanın perdelerinden içeri giren güneş yüzüme vuruyordu. Birkaç saniye tavana bakıp nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Sonra dün gece yaşadıklarım aklıma geldi ve içimdeki o ağırlık yine geri döndü.

Begüm.

Arda.

Nişan.

Düğün.

Beni seçtiği için onu terk ettiği iddiası...

Telefonumu komodinin üzerinden aldım. Ekranda birkaç bildirim vardı. Arda yine mesaj atmıştı ama bu kez açmadım. Telefonu ters çevirip yatağın üzerine bıraktım ve doğruldum.

Aşağı indiğimde Duru mutfakta kahvaltı hazırlıyordu. Beni görünce elindeki bardağı tezgâha bıraktı.

"Uyandın sonunda."

"Uyandım."

"Bir şey yiyecek misin?"

"Canım istemiyor."

Duru bana öyle bir baktı ki cevabımı değiştirmek zorunda kaldım.

"Tamam tamam biraz yerim."

"Şöyle uslu uslu konuşunca çok güzel anlaşıyoruz."

Sandalyeye oturdum. Duru önüme bir tabak koydu. Birkaç dakika boyunca hiçbirimiz konuşmadık. Ben çatalımla tabağı karıştırırken Duru arada bana bakıyordu.

Sonunda dayanamadı.

"Arda'yla konuştun mu?"

"Hayır."

"Mesajlarına baktın mı?"

"Hayır."

"İyi."

Başımı kaldırdım.

"Niye iyi?"

"Çünkü bugün kafanı biraz toparlaman lazım."

Tam cevap verecekken dışarıdan kapının açıldığını duydum.

Birileri salona girdi.

Duru da sesi duyunca başını çevirdi.

"Kim geldi?"

Ayak sesleri yaklaştı.

Sonra Efe göründü.

"Tuana, seni arıyordum."

"Ne oldu?"

Efe bir an durdu.

"Şirketten aradılar."

"Ne için?"

"Begüm'le ilgili."

Çatalı elimden bıraktım.

"Ne olmuş?"

Efe sandalye çekip oturdu.

"Onun hakkında bazı şeyler araştırılıyor. Dün gelen adam birkaç bilgi daha vermiş."

Duru hemen sordu.

"Ne bilgisi?"

"Begüm'ün anlattığı hikâyenin bazı kısımları doğru değilmiş."

Kalbim hızlandı.

"Nasıl yani?"

Efe derin bir nefes aldı.

"Arda'nın Begüm'le gerçekten nişanlı olduğu doğru. Ama ilişki Begüm'ün anlattığı gibi değilmiş."

Başımı eğdim.

"Arda bunu biliyor mu?"

"Evet."

"Başka?"

Efe birkaç saniye sustu.

"Arda dün gece seni aramış."

"Kaç kere?"

"Bir sürü."

Duru hemen araya girdi.

"Tuana konuşmak istemiyor."

"Evet, biliyorum."

Efe başını salladı.

"Ben de zaten zorlamıyorum. Ama Arda bugün şirketten ayrılmadan önce seninle konuşmak istediğini söyledi."

İçim sıkıştı.

"Ben istemiyorum."

"Tamam."

Efe ayağa kalktı.

"Ben ona söylerim."

Efe giderken arkasından baktım.

Duru yanıma oturdu.

"Bak, şu an hiçbir şey yapmak zorunda değilsin."

"Ya onu tamamen kaybedersem?"

Duru bir an sustu.

"Tuana, gerçekten seviyorsan bile şu an kendini düşünmen gerekiyor."

Başımı eğdim.

"Biliyorum."

---

Öğleden sonra şirketten gelen birkaç kişi villaya uğradı. Ben salonda otururken herkes kendi arasında konuşuyordu. Ben ise konuşulanların hiçbirine tam olarak odaklanamıyordum.

Bir ara kapı açıldı.

Arda içeri girdi.

Bu kez kimse konuşmadı.

Arda'nın gözleri direkt beni buldu.

Ben ayağa kalkmadım.

O da yanıma gelmedi.

Sadece birkaç saniye uzaktan baktı.

Sonra:

"Tuana, konuşabilir miyiz?"

Başımı iki yana salladım.

"Hayır."

Arda'nın yüzündeki ifade düştü.

"Tamam."

Dönüp gideceğini düşündüm.

Ama kapıya doğru yürürken durdu.

"Begüm'le olan nişanım konusunda sana anlatmadığım şeyler var."

Gözlerimi kapattım.

"Arda..."

"Sadece şunu bilmeni istiyorum. O kızla evlenmek istemedim."

Başımı kaldırdım.

"Öyleyse neden nişanlandın?"

Arda cevap vermeden önce birkaç saniye bekledi.

"Çünkü başka bir seçeneğim yoktu."

O cümleyle birlikte odadaki herkes sessizleşti.

Arda devam etti.

"Ama seni bunun içine sokmak istemedim."

"Ben zaten içindeyim."

"Biliyorum."

"Ve beni kaçırdılar."

Arda'nın yüzü gerildi.

"Biliyorum."

"Begüm seni seviyorsa neden beni hedef aldı?"

Arda gözlerini benden ayırmadı.

"Çünkü seni benim zayıf noktam olarak gördü."

Bir an hiçbir şey söyleyemedim.

Arda derin bir nefes aldı.

"Benim zayıf noktam olmanı istemediğim için değil. Sana bir şey olmasından korktuğum için."

Gözlerim doldu.

"Geç kaldın."

Arda başını eğdi.

"Biliyorum."

Sonra sessizce dışarı çıktı.

Ben arkasından bakakaldım.

Duru yanıma geldi.

"İyi misin?"

Gözyaşlarımı sildim.

"Hayır."

Duru bana sarılmadan önce birkaç saniye bekledi. Sonra sadece elimi tuttu.

Ben de ilk kez Arda'nın anlattıklarını düşünmeye başladım.

Belki gerçekten Begüm'ün anlattığı gibi değildi.

Belki Arda'nın sakladığı şey başka bir şeydi.

Ama bunu öğrenmek için artık onunla konuşmam gerektiğini de biliyordum.

Yine de bugün değil.

Bugün sadece biraz daha düşünmek istiyordum.

Çünkü bazı gerçekler öğrenildiğinde insanın içini rahatlatmıyordu.

Tam tersine...

Daha fazla soru doğuruyordu.

Arda'nın arkasından kapı kapandığında salonda uzun bir sessizlik oluştu. Kimse onun peşinden gitmedi. Ben de olduğum yerde oturmaya devam ettim.

Duru yanımdaki koltuğa oturdu.

"Ne düşünüyorsun?"

"Begüm'ün söylediklerini."

Duru başını salladı.

"Ben de."

"Bir şeyler uyuşmuyor."

"Ne?"

"Begüm, Arda'nın benim şirkete geldiğimde bile onunla birlikte olduğunu söyledi."

Duru kaşlarını çattı.

"Evet."

"Sonra sizin otele gittiğiniz gün beni senin için terk ettiğini söyledi."

Bir süre sustum.

"Fakat Arda az önce bana başka bir şey söyledi."

Duru bana baktı.

"Ne?"

"Onunla evlenmek istemediğini söyledi. Hatta nişanının başka bir sebeple yapıldığını söyledi."

Duru'nun yüzündeki ifade değişti.

"Demek ki Begüm'ün anlattıklarıyla Arda'nın anlattıkları arasında ciddi bir fark var."

Başımı salladım.

"Ben hangisine inanacağımı bilmiyorum."

Tam o sırada Efe salona girdi. Elinde telefonu vardı. Bizi görünce birkaç saniye durdu.

"Bir şey öğrendik."

Duru hemen ayağa kalktı.

"Ne?"

Efe telefonu masanın üzerine bıraktı.

"Begüm'ün anlattığı tarihlerle ilgili."

Kalbim hızlandı.

"Ne olmuş?"

Efe telefonundaki bazı notlara baktı.

"Arda'nın eski nişanıyla ilgili kayıtları araştırmışlar."

Bir anda bütün dikkatimi ona verdim.

"Ve?"

Efe gözlerini bana çevirdi.

"Arda nişanı Idol House seçmeleri açıklanmadan dört gün önce bozmuş."

Bir an hiçbir şey söyleyemedim.

"Ne?"

"Dört gün önce."

Duru şaşkınlıkla Efe'ye baktı.

"Yani Tuana şirkete gelmeden önce?"

"Evet."

Benim kafamda Begüm'ün sesi yankılandı.

"Seninle tanıştığında da benimle sevgiliydi."

Başımı yavaşça iki yana salladım.

"Bu doğru değil."

Efe:

"Değil."

dedi.

"Arda, Idol House'a seçilmeden dört gün önce nişanı atmış."

Duru hemen sordu:

"Begüm bunu biliyor mu?"

Efe'nin yüzü ciddileşti.

"Büyük ihtimalle biliyor."

İçimde garip bir his oluştu.

Yani Begüm bana bütün hikâyeyi bilerek yanlış anlatmıştı.

Benim şirkete geldiğimde Arda'nın hâlâ onunla birlikte olduğunu söylemişti.

Oysa Arda dört gün önce nişanı bitirmişti.

Üstelik bu, benim Arda'yla tanışmamdan çok önceydi.

"Demek otelde söyledikleri de yalan..."

Duru bana baktı.

"Ne?"

"Arda'nın benimle tanıştığı sırada hâlâ onunla birlikte olduğunu söylemişti."

Efe başını salladı.

"Bu da doğru değil."

Bir anda içimdeki bütün parçalar birbirine bağlanmaya başladı.

Begüm beni Arda'dan uzaklaştırmak istiyordu.

Bunun için de geçmişte yaşananları olduğundan farklı göstermişti.

Ama hâlâ bir şey vardı.

"Neden?"

Duru bana baktı.

"Ne neden?"

"Niye bu kadar uğraşıyor?"

Kimse cevap veremedi.

Tam o sırada Efe'nin telefonu çaldı.

Ekrana baktı.

"Arda."

Telefonu açtı.

"Alo?"

Karşı taraftan gelen sesi duyamıyordum ama Efe'nin yüzündeki ifade giderek değişiyordu.

"Tamam."

Bir süre dinledi.

"Anladım."

Sonra telefonu kapattı.

Duru hemen sordu.

"Ne dedi?"

Efe bana baktı.

"Arda bazı belgeleri bulmuş."

"Neyle ilgili?"

"Begüm'le olan nişanın tarihleriyle."

Kalbim hızlandı.

"Eğer istersem..."

Efe cümlesini tamamlamadan sustu.

Ben ayağa kalktım.

"Hayır."

Duru bana baktı.

"Ne oldu?"

"Ben görmek istiyorum."

Efe başını salladı.

"Tamam."

---

Birkaç dakika sonra Arda salona geri geldi.

Elinde birkaç sayfa vardı.

Beni görünce durdu.

Ben de ona baktım.

Bu kez kaçmadım.

Arda masaya belgeleri bıraktı.

"Begüm'ün sana söylediklerinin bir kısmının neden yanlış olduğunu göstermek istiyorum."

Duru ile Efe biraz geride kaldı.

Ben masaya yaklaştım.

Belgelerden birinde tarih yazıyordu.

Idol House seçmeleri açıklanmadan dört gün önce.

Altında nişanın sona erdiğine dair resmi kayıt vardı.

Gözlerimi tarihten ayıramadım.

"Bu gerçek mi?"

"Evet."

"Sen nişanı bu tarihte mi attın?"

"Evet."

"Yani..."

Sesim kısıldı.

"Ben şirkete geldiğimde onunla nişanlı değildin."

Arda başını iki yana salladı.

"Hayır."

"Benimle tanıştığında da?"

"Hayır."

"Otelde olduğumuz zaman?"

"Hayır."

Gözlerimi kapattım.

Begüm'ün bana anlattığı her şey bir anda farklı görünmeye başlamıştı.

Arda sessizce konuştu.

"Begüm sana bunların hiçbirini söylememiş."

Başımı kaldırdım.

"Hayır."

"Çünkü gerçeği anlatırsa seni benden uzaklaştıramayacağını biliyordu."

Bir süre Arda'ya baktım.

"Sen neden bana en başından söylemedin?"

Arda'nın yüzü düştü.

"Çünkü geçmişte yaşadığım şeyleri sana anlatmanın seni bu işlere sürükleyeceğini düşündüm."

"Sonuçta daha kötü oldu."

"Biliyorum."

"Ben sana kızgınım."

"Biliyorum."

"Ama artık neden sustuğunu biraz anlıyorum."

Arda hiçbir şey söylemedi.

Ben belgeye tekrar baktım.

Dört gün.

Sadece dört gün.

Begüm'ün anlattığı gibi aylarca birlikte değillerdi.

Düğün hazırlıkları da benim düşündüğüm şekilde değildi.

Ama yine de bütün cevapları almış değildim.

Çünkü nişanın neden yapıldığını hâlâ bilmiyordum.

Ve Arda'nın ailesinin bu işte ne kadar büyük bir rolü olduğunu da.

Arda belgeleri topladı.

"Gerçeklerin tamamını anlatacağım."

Bu kez ona bakarken başımı salladım.

"Tamam."

Ama içimde bir ses hâlâ aynı şeyi söylüyordu.

Bu hikâyede henüz ortaya çıkmamış bir şey daha vardı.

Arda bir süre sessiz kaldı. Sonra gözlerini masanın üzerindeki belgelere indirdi.

"Tuana... Begüm'le neden nişanlandığımı gerçekten bilmek istiyorsan sana her şeyi anlatacağım."

Başımı kaldırdım.

"İstiyorum."

Arda derin bir nefes aldı.

"Begüm benim çocukluk arkadaşım. Çok uzun zamandır tanıyordum onu. Bir dönem gerçekten en yakın arkadaşlarımdan biriydi."

"Sonra?"

"Sonra hayatında başka biri oldu."

Kaşlarımı çattım.

"Sevgilisi mi?"

"Evet."

Arda birkaç saniye sustu.

"Begüm onunla birlikte olmak için evden kaçtı."

Şaşkınlıkla ona baktım.

"Ne?"

"Ben de sonradan öğrendim."

Arda ellerini birbirine kenetledi.

"O çocuk Begüm'ü aldatmış. Begüm bunu öğrendiğinde ailesine dönmekten korkmuş. Çünkü ailesinin bunu öğrenmesi halinde ona ne yapacaklarını biliyordu."

"Sen ne yaptın?"

"Begüm yanıma geldi."

Arda'nın sesi biraz daha alçaldı.

"Onu o hâlde görünce vicdanım el vermedi."

"Yani ona yardım ettin."

"Evet."

Başını salladı.

"Begüm'ün ailesinin bu olayı öğrenmesini engellemek için bir çözüm düşündüm."

"Ne çözümü?"

"İki haftalık bir nişan."

Bir an Arda'nın yüzüne baktım.

"İki hafta mı?"

"Evet."

"Gerçekten nişanlandınız."

"Evet ama benim açımdan bu hiçbir zaman gerçek bir ilişki değildi."

Arda hemen ekledi.

"Begüm'ü seviyordum ama arkadaşım olarak. Onu korumak istiyordum."

"Sonra ne oldu?"

"Begüm bana karşı farklı hissetmeye başladı."

İçimde garip bir his oluştu.

"Âşık oldu."

Arda başını salladı.

"Ben bunun farkına vardığımda çok geçti."

"Sen ona ne söyledin?"

"Defalarca bunun sadece iki haftalık bir anlaşma olduğunu söyledim. Nişanı bozacağımı söyledim."

"Ve bozdun."

"Evet."

Arda gözlerimin içine baktı.

"Idol House seçmeleri açıklanmadan dört gün önce."

Bir anda Begüm'ün söyledikleri aklıma geldi.

Bir ay sonra düğünümüz vardı.

Arda beni senin için terk etti.

Sizin otele gittiğiniz gün hâlâ benimle birlikteydi.

Hepsi yalandı.

"Sonra beni öğrendi."

Arda'nın yüzü gerildi.

"Seninle sevgili olduğumuzu öğrendi."

"Ve çıldırdı."

"Evet."

"Çünkü hâlâ seni seviyordu."

"Seviyordu."

Arda başını eğdi.

"Ben onunla konuşmaya çalıştım. Bunun bittiğini söyledim. Ama beni dinlemedi."

"Sonra beni kaçırttı."

Arda'nın yüzündeki ifade değişti.

"Evet."

"Arda..."

"Evet, biliyorum."

"Begüm bana senin beni seçtiğin için onu terk ettiğini söyledi."

Arda hemen başını iki yana salladı.

"Hayır."

Sesi ilk kez bu kadar sert çıkmıştı.

"Ben seni seçtiğim için onu terk etmedim."

Bir adım yaklaştı.

"Ben zaten seni tanımadan önce nişanı bitirmiştim."

Gözlerim doldu.

"Yani o gün otelde..."

"Yalan."

"Sen onunla birlikte değildin."

"Değildim."

"Ben şirkete geldiğimde de?"

"Hayır."

"Idol House seçildiğinde?"

"Begüm'le nişanım çoktan bitmişti."

Başımı eğdim.

Bir süre hiçbir şey söyleyemedim.

Sonra sessizce:

"Begüm beni neden bu kadar suçladı?"

Arda cevap vermeden önce birkaç saniye bekledi.

"Çünkü seni gördüğünde benim artık onun hayatına geri dönmeyeceğimi anladı."

"Ve beni senden ayırmak istedi."

"Evet."

Arda'nın sesi kısıldı.

"Bu yüzden seni tehdit ettirdi. Seni kaçırttı."

Gözlerim doldu.

"Ben hiçbir şeyden haberim yokken..."

"Biliyorum."

"Ve sen..."

Arda sustu.

"Ben seni koruyamadım."

Bu kez ona baktım.

Arda'nın gözlerinde öfke değil, pişmanlık vardı.

"Begüm'ün sana söylediklerinin hiçbirini hak etmedin."

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra Arda çok daha sakin bir sesle konuştu.

"Begüm benim sevgilim değildi Tuana."

Başımı kaldırdım.

"Hiçbir zaman olmadı."

İşte o cümleyle birlikte içimde günlerdir duran düğüm biraz olsun çözüldü.

Ama tamamen değil.

Çünkü artık başka bir şeyi düşünüyordum.

Begüm Arda'yı kaybettiği için beni hedef aldıysa, bundan sonra ne yapacaktı?