Bölüm 6: Aile Sıcaklığı

Vaveyla Yazarı: E Yağmur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: Bölüm 6: Aile Sıcaklığı

"Sevilmediğini sanan bir çocuk için,
küçük bir ilgi bile dünyayı ısıtır.”

Gözlerimi Oktay’ın kafamda homurdanmasıyla açtım.

“Kaan, kalkmayı düşünüyor musun kardeşim?”

“Yok, şahsen biraz daha uyuyacağım.”

“Okul var, hadi geç kalacağız.”

“Meraklısı değilim, biliyor musun?”

“Biliyorum. Şimdi kalk, yoksa seni yataktan atarım.”

“Onu nasıl yapacaksı—” dememe kalmadan yatağı yan çevirip beni yere attı.

Lan, ben bunun bu kadar güçlü olduğunu bilmiyordum.

“Lan!”

“O yatağı toplayacaksın, Kaan. Şimdi üstünü değiş, gidelim.”

“Ulan, okula gidiyoruz laf yiyorum; gitmiyorum yine laf yiyorum. Ne yapacağımı şaşırdım artık.”

“Kim okula gittiğin için laf söyledi?”

Kapıda dikilen Semih amcayla göz göze gelmiştik.

“Vallahi Semih amca, bana kalsa herkes söylüyor. Ama diğer taraftan bakarsak kimse bir şey demiyor.”

“O yüzden diğer taraftan bakıyoruz ya zaten.”

“Oktay haklı, Kaan. Hadi hazırlanın, geç kalacaksınız,” deyip gitti.

Üstümü giyinip çantayı aldım ve evden çıktık.

Diğerleri de geldiğinde okula doğru yürüdük.

“Sen gel, bir gün önce kavga et; ertesi gün bir şey olmamış gibi geri gel.”

“Mert değil mi o?”

Ateş’in gösterdiği yöne baktık. Mert ve bir adam arabadan inmiş, konuşuyorlardı.

“Bize ne oğlum? Kavga ettik, bitti. Bizi
ilgilendirmez,” dedim.

Sınıflara dağıldıktan sonra yerlerimize geçtik. Ders matematikti ve ben genelde matematik derslerinde uyurdum.

Oktay matematikte iyiydi; Ateş ve ben yapamıyorduk.

Bu yüzden genelde uyuyan taraftaydık.

Hoca geldiğinde kafamı sıraya koydum. Birkaç dakika sonra yanımdaki hareketlilikten Ateş’in de kafasını koyduğunu anladım.

Gözlerimin kapanmasıyla birlikte etraftaki sesler boğuklaştı…
Sonrası yok.

(İlahi bakış)

Elinde tuttuğu oyuncak ayıya baktı Kaan. Annesi ona almıştı. Her oyuncağına değer verirdi; hepsi onun için ayrı bir anıyı taşıyordu. İçine girdiği dolap, küçük bedenini saklamak için yeterliydi.

“Benim küçük oğlum neredeymiş?” diyerek gelen babasının sırtına atladı.

“Buradaymış!” dedi ve sırtından alıp Kaan’ı gıdıklamaya başladı.

Evde yankılanan kahkahalar, mutluluklarının en büyük belirtisiydi.

“Metin, fazla gıdıklama; bak, nefesi kesiliyor,” dedi Funda.

Kaan’ın bir kardeşi olacaktı; herkes çok mutluydu.

“Bir şey olmaz ona. O benim oğlum. Her zaman güçlüdür, güçlü olacak,” dedi ve Kaan’a baktı.

“Öyle değil mi, oğlum?”

“Evet!” diye bağırdı Kaan.

Henüz farkında değildi Kaan; çünkü mutlu olduğu son günleri yaşıyordu.

O günden sonra her şey aynı şekilde ilerledi. Sonra kardeşi doğdu. Kaan, o gün evde halasıyla birlikte kalıyordu.

“Kaan! Baban çağırıyor, buraya gel!”

Yanındaki ayıcığı kucağına aldı ve halasının yanına gitti.

Babası, elindeki telefonu küçük oğluna çevirdi.
“Kardeşin, Kaan… Kerem.”

Gözleri parladı Kaan’ın. Artık abi olmuştu; evde birlikte büyüyecekleri bir kardeşi vardı.
Ertesi gün Boyoz ailesi eve geldi.

Annesi, Kaan’ın yüzüne bile bakmadan içeri geçti. Babasıysa kucağındaki minik oğluyla ilgileniyordu.

Kaan odasına gitti, oyuncak ayısını alıp salona geçti. Elindeki ayıyı babasına gösterdi ama babası bakmamıştı bile.

“Sonra, Kaan. Şu an kardeşinle ilgileniyorum.”

Sonra annesinin yanına gitti. Eskisi gibi kolunun altına girmek istiyordu.

“Seninle uğraşacak değilim, Kaan. Odana git, orada oyna.”

Oyuncağını da eline alıp odasına gitti. Madem kimse onunla ilgilenmiyordu, o da kendi kendine oynardı.

★★★★

Son kısmı da boyadıktan sonra resmine baktı. Önceden bu tarz resimleri babasıyla birlikte yapardı.

Kafasını yanındaki oyuncağına çevirdi. Sonra onu kucağına alıp babasının yanına gitti.

Minik adımlar atarak ses çıkarmamaya çalıştı; çünkü kardeşi uyanabilirdi.

Koltukta oturan babasına baktı.

“Baba?”

“Ne oldu, Kaan?”

“Uçakcılık oynayalım mı?”

“Olmaz, yorgunum. Gidip oyuncaklarınla oyna.”

“Ama baba,” dedi ve elindeki ayıyı babasının
kucağına koydu.

Koltukta çıkmak için iki eliyle destek aldı.
Çıktıktan sonra ayıyı babasına gösterdi.

“Ama sıkıldım,” dedi ve ayıcığıyla televizyona bakan babasının önünü kapattı.

“Çek şunu, Kaan,” diyerek ayıyı itti Metin Boyoz.

Kaan aynı şeyi tekrar yaptığında, babası elindeki ayıcığı aldı.

Bir an heveslendi Kaan; onunla tekrar oynayacak sandı.

Fakat babası ayıcığın kolunu koparıp yere attı.
Gözleri yerde duran ayıcığa kaydı.

Oturduğu koltuktan aşağı indi. Ayıcığını kucağına alıp odasına gitti.

Ayıcığını yere koydu, yatağına uzandı.
Dolan gözlerini sildi. Sonra tekrar ayağa kalkıp ayıcığının yanına oturdu.

Gözleriyle kopan koluna ve bedenine baktı. Ardından çekmecesinden aldığı bantla ayıcığının yanına geldi.

Yapıştırmaya çalıştı; tekrar eskisi gibi olsun istedi.
Ama olmadı.

Ayıcık kopmuş, Kaan parçalanmıştı.

(Kaan'dan devam)

Ateş'in beni uyandırması ile kafamı salladım.

"İyi misin?"

"İyiyim"

"Titriyordun Kaan"

"Rüya gördüm, ondandır."

"Zil çalacak şimdi, bahçeye ineceğiz gelecek misin?"

"Gerek yok siz inin"

Sonra zil çaldı, Ateş emin misin der gibi baktı.

"Eminim gidin siz" dedim.

Oktay ve ikisi çıktığında kafamı geri sıraya koydum.

Sonra yanımda hissettiğim hareketlilik ile kafamı çevirdim.

"Ne istiyorsun, Mert?"

"İyi misin diye emin olmak istedim."

"Kavga ettikten sonra bunu sorman bir garip, ama iyiyim"

"Kardeşin var mı?"

"Niye sordun?"

"Merak ettim."

"Var, erkek kardeşim var. Peki ya senin?"

"İki abim, bir ikizim, birde kız kardeşim var"

"Ailen sana sahip olduğu için şanslıymış"

"Öyle" dedi ve kafasını çevirdi.

"İkizinin olması nasıl bir şey?"

"Harika bir şey"

"Ben tek büyüdüm, belirli bir yaşa kadar sonra kardeşim doğdu."

"Ben ikizimle büyüdüm, en son kardeşim doğdu."

"İyi bir aileye sahipsin Mert, onların kıymetini bil."

"Peki sen Kaan? Senin ailen nasıl?"

"Normal bir ailede sevgi dolu şekilde büyüdüm. Annem ve babam benden ilgisini eksiltmezdi."

Yalan.

"Kardeşim doğduktan sonra birlikte oyunlar oynayarak büyüdük, annem bizi çok severdi."

Yalanın daniskası. Doğduktan sonra sadece Kerem'i sevdiler.

“İkizinle büyümek eğlencelidir. Arkadaşa ihtiyacın olmaz.”

“Öyle…” dedi ve kafasını eğdi.

“Sohbet için sağ ol,” dedi ve kalktı.

Kafamk tekrar sıraya gömdüm.

Ne biçim tenefüs lan, bu bitmek bilmiyor…

Bir süre sonra yanımdaki hareketlilikten bizimkiler olduğunu anladım.

Çünkü Ateş’ten başka kimse sıraya hayvan gibi oturmazdı.

“Kaan’ın neyi var?” dedi Oktay.

“Bilmiyorum, rüyasında bir şey görmüş, canı sıkkındı.”

“Oğlum, hiç mi açmadı bu çocuk? Uyandıralım şunu.”

“Tenefüse kadar uyusun. Sonra yemek alırız ona.”

(Mert Keskin'den)

Kaan’a ikiz konusunda gerçekleri söylememiştim. Evet, ikizim vardı; ama onu hiç hatırlamıyorum. Annem sürekli bahsetse bile, kafamda yüzünü canlandıramıyorum.

Onu sadece fotoğraflardan biliyorum, başka hiçbir şeyini bilmiyordum.
Fotoğraflarda hafif kumral bir çocuktu.

Ailemin dilinden düşürmediği kardeşimi ben hiç tanımamıştım.

Ders boyunca Kaan’a baktım, kafasını sıradan hiç kaldırmamıştı.

Kapı çaldı, içeriye müdür girdi.

Herkes ayağa kalktı.

“İyi dersler hocam, Mert Emir Keskin burada mı?”
El kaldırdım.

“Odama geç ve beni bekle, Mert. Geliyorum.” dedi ve çıktı. Ben de sınıftan çıkıp amcamın odasına
gittim.

İçeri girdim ve bekledim. Sonra amcam geldi.

“Eee Mert, nasıl gidiyor?”

“İyi gidiyor amca, uğraşıyorum.”

“Yeni çocuklarla aranız nasıl?”

“Bizim müdüre ne oldu?”

“Baban kavga olayını anlattı. Burada olması sen ve diğerleri için sıkıntı olurmuş, beni buraya, onu da başka bir okula gönderdiler.”

“Anladım. Peki beni neden çağırdın?”

“Şu çocuk hakkında konuşacaktım.”

“Evde de konuşabilirdik.”

Doğru söylemiştim, evde de bu konuyu konuşabilirdik.

“Biliyorum. Abilerinden haberin var mı?”

“Baran abiler mi? Şirkete gideceklerdi bugün, yeni bir şirketle ortaklık yapmak için.”

“O abilerin değil, diğer abilerin.”

“Hangileri?”

Anlamıştım, onları soracaktı tabii.
“Bilmiyorum, konuşmadık hiç.”

“Olaylardan haberleri var mı?”

“Sanırım hayır.”

“Tamam, geç sen sınıfına. Akşam konuşuruz.”

Kafamı sallayıp kalktım. Odadan çıkıp sınıfa girdim. Kaan uyanmış, oturuyordu.

Göz göze geldik, gözlerimi kaçırdım.
Zil çaldığında Kaan ve diğerleri çıktı.

“Yavaş bak, içine düşeceksin çocuğun.” diyen Kıraç’la kendime geldim.

“Bakmıyorum.”

“Belli Mert.” dedi Kumsal.

“Neyin var? Amcan neden çağırdı seni?”

“Abiler için.”

“Baran abiler mi?”

“Hayır, diğerleri.”

“Onları neden sordu?” dedi Deniz.

“Bilmiyorum ama huzursuz hissettim.”

“Başlarını belaya sokacak halleri yok ya Mert, merak etme.” dedi Kumsal.

Öyleydi, başlarını belaya sokmazlar.

(Kaan'dan)

"Nereden bileyim oğlum ben ya!” dedi Efe.

“Babam öldürecek beni diye başlasana, Efe.”

“Ateş, sikerim babanı!”

“Babama sövme lan, piç.” dedi ve elindeki kalemi Efe’ye fırlattı.

“Getir lan o kalemi!”

Efe yerden kalemi alıp getirdi ve oturdu.

“Çıkışta bir yerlere mi gitsek ya?” dedim.

“Nereye gideceğiz?”

“Bara falan.”

“Bar olmaz. Serdar amca bizim bara ‘18 yaş altı ve Kaan giremez’ yazdırmış. İçeri giren herkesi tek tek kontrol ediyorlar.”

“Gece kulübü?” dedi Ozan.

“Bardan ne farkı var?” dedi Ateş.

“Yarın hallederiz ya, evlere dağılalım.”

“Kaan, sen iyisin değil mi? Durgun gibisin.”

“İyiyim Oktay, sadece yorgunum.”

“Tamam o zaman, çıkışta evlere dağılıyoruz.” dedi ve ayağa kalktı.

Zaten son derse girecektik.

Sınıflara dağıldık. İçeri girdiğimde herkes kısa süreliğine bana baktı.

“Önünüze dönün.” dedim ve yerime geçtim.

Kafamı sıraya koyup uyumaya çalıştım. Nasıl olsa giderken Oktay uyandırırdı.

(İlahi bakış)

“Kaan! Hangi cehennemin içindesin sen!”

Kaan saklandığı dolabın içine biraz daha sokuldu. Babası her sinirlendiğinde, sinirini ondan çıkarıyordu.
O da babasından kaçmak için odasındaki dolaba giriyordu.

Dolabın kapağı açıldığında gözlerini kapattı Kaan.

“İşte buradaymış!”

Babası kolundan tuttuğu gibi dolaptan çıkardı.
Zaten zayıftı; bedeni yaşına göre küçüktü.
Beş yaşındaki bir çocuğun bu şekilde
hırpalanması zararlıydı… ama Metin Boyoz bunun farkında değildi.

“Seslendiğim zaman geleceksin! Sana daha kaç kere hatırlatmam gerekiyor!”

“Özür dilerim baba…”

“Özür falan yok! Eğer özür her şeyi kurtarsaydı, seni de kurtarırdı!”

Kaanı yatağa doğru savurdu.

Gözlerinden akan yaşları elinin tersiyle sildi.

“Bazen ceza gerekir oğlum. Hayatın doğru ilerlemesi için ceza gerekir.”

Belindeki kemeri çıkardı.

İşte her şey şimdi başlıyordu.
“Baba lütfen…”

Daha beş yaşındaydı.
Ne istemişti ki?

Kemer vücuduna indikçe gözlerindeki yaşlar sessizce yanaklarından süzülüyordu.

Çığlık atmıyordu artık.
Öğrenmişti.

Yaşı kadar kemer darbesi yemişti Kaan.

“Hayat böyledir oğlum. Toz pembe değildir.” Dedi ve odadan çıkıp gitti.

Kaan yerinden kalkamadı.
Minik bedeni güçsüz düşmüştü.

O gece kimse gelip yaralarını sarmadı.

Yıllar geçti.
Babası Kaan’a hep aynı şeyi anlattı:
Yaptığın her hatanın bir bedeli vardır.

Bu “bedeller” Kaan on üç yaşına girdiğinde sona ermişti.

Çünkü Metin’in karşısında artık küçük Kaan yoktu.
Karşısında susmayan, geri çekilmeyen, kendine vurulmasına izin vermeyen biri vardı.

“Ne olurdu biraz ailemize layık bir evlat olsaydın!”

“Biraz düzgün davransaydınız belki size layık bir evlat olurdum.”

“Neyini eksik ettim lan! Yediğin önünde, yemediğin arkandaydı!”

Kaan bu gülüş acı bir gülüştü.

“Bir düşün baba… neyi mi eksik bıraktın?”

“Her şeyin vardı! Cebine para giriyordu! Karakollara düştün, ben çıkarttım seni!”

“O zaman keşke çıkartmasaydın.”

“Düzgün konuş benimle!”

“Bence gayet düzgün konuşuyorum.”

Metin Boyoz arkasını dönüp çıktı.
Bir canavar yaratmıştı.
Ve Metin Boyoz için bu bir hata değil, başarıydı.

(Kaan dan devam)

Gözlerimi Oktay’ın beni dürtmesiyle açtım.

“Kaan, hadi gidiyoruz.”

Ayağa kalkıp sınıftan çıktım. Aşağıya indiğimizde Ozan’ı beklemeye başladık.
Kapının girişinde duran bir araba dikkatimi çekti. Sonra arabadan bir adam çıktı. Kafamı çevirdiğimde arabanın yanına giden Mert’i
gördüm.

“Görüşürüz,” dedi.

“Görüşürüz,” dedim.

O sırada Ozan da geldi. Arabanın yanından geçerek ilerlemeye başladık.

“Kaan!”

Arkamı döndüm. Seslenen kişi Mert’ti. Yanıma geldi.

“Şey, işin var mı?”

“Hayır, yok.”

“Takılmak ister misin? Abimle gezecektik, biz de.”

“Akşam belki. Eve gidip üzerimi değiştirmem gerek.”

“Bu akşam altı uygun mu?”

“Evet,” dedim.

Numarasını aldıktan sonra arkamı dönüp ilerledim.

“Ne konuştunuz?” dedi Ateş.

“Takılmak istedi.”

Mahalleye geldiğimizde evlere dağıldık.

“Kaan.”

Kafamı çevirip Oktay’a baktım.

“Akşam bir sorun olursa—”

“Seni ararım, merak etme.”

Kafasını sallayıp eve girdi.
Ben de eve doğru gittim. Ayaz gelmemişti büyük ihtimalle.

Zaten bazı günler böyle oluyordu; günlerce gidip eve uğramadıkları ya da gece geç saatte geldikleri.

İçeri girdikten sonra odama ilerledim.

Aklıma bu güne kadar yaşadıklarım geldi.

Ailenin sevgisiz çocuğu olarak büyütülmüştüm. Babam yüzünden güvenimi kaybetmiştim; göz ardı edilmiş, en sonunda evden gitmiştim.
Şimdi de pek önemi yoktu.

Annem ve babam hâlâ benden nefret ediyordu.
Göz bebekleri Kerem’di.

Bir şeyler vardı, ters giden şeyler.

Farkındaydım. Ağızlarından kaçırdıkları bir cümle zaten her şeyi anlamama yetmişti.

'Gün gelecek, çocuklarını aramaya gelecekler!'

Günaydın anne, oğlun her şeyin farkında.

Bölüm sonu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18