Bölüm 2: Sokak

Vaveyla Yazarı: E Yağmur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: Bölüm 2: Sokak

“Bazı insanlar doğar, yürür, ölür. Bazıları ise sokaklarda savaşarak hayatı öğrenir.”
Charles Bukowski – Factotum

Sabah gözlerimi açtığımda, üstüme örtülen battaniyeye baktım. Büyük ihtimalle ikizlerden birisi örtmüştü.

Ayağa kalkıp salona geçtim.

"Günaydın, uykucu prenses" dedi Ayaz

"Günaydın" dedim.

"Yaran nasıl, ağrın var mı?"

"Olsa bile ağrı çekeceğimi zannetmiyorum"

"Pek emin olma. Alper işe erken gitti bugün. Kahvaltı yapıp çıkacağım bende. Sende evde kal bugün dışarı çıkma."

"İstersen birde süt ısıtıp kanepeye kıvrılayım?"

"Yapsan iyi olurdu ama sen bu tarz şeyleri anca dalga geçmek için söylersin" dedi ve ekmeği masaya koydu.

"Sen nasıl her sefersinde işe kahvaltı yapıp gidiyorsun?"

"İş yeri sağolsun, kahvaltı yapmadan gidersem halsiz oluyorum"

"Saat kaç?" Dedim.

"Saat tam 8 otur da başlayalım"

Sandalyeye geçip oturdum. Kahvaltı bittikten sonra Ayaz evden çıkmıştı.

Bende koltuğa uzandım. O sırada telefonum çaldı.

"Ayaz ne unuttun yine ya!" Diyerek söylene söylene telefonu açtım.

"Kaan?" Diyen ses ile ufak bir dumura uğrasam bile hemen kendimi topladım.

"Numara mı nereden buldun?"

"Kaan, yapma. Konuşmamız gerek, ben senin annenim"

"Bir anneye ihtiyacım olduğunu sanmıyorum." Dedim. Tam telefonu kapatacağım sıra son cümlesi dikkatimi çekmişti.

"Kaan eve gelmen ve konuşmamız gerek. Konu önemli"

"Eve gelmem, dışarda konuşurum" dedim.

"Tamam, kabul. Saat 1'de **** kafesinde"

Kabul ettikten sonra saate baktım. Henüz yeni 9 olmuştu, bir saat yeni geçmişti.

Koltuğa uzandım ve gözlerimi kapattım. Uyusam iyi olacaktı.

"Sana söylemiştim Metin! Gün gelecek çocuklarını aramaya gelecekler!" Diyen annemle ellerini, yüzüne gömmüş onu dinleyen babama baktım.

"Ne yapayım Funda! Göz göre göre hiçbir şey olmamış gibi geri götürüp kapılarına mı atayım?"

"O bizim oğlumuz değil!"

"Bizim oğlumuz olmadığı, büyütmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Gerekirse hayatının içine eder, öyle atarız karşılarına."

"Öğrenecekler ve öğrendiklerinde başımız büyük bir belaya girecek!"

Gözlerimi açtığımda etrafıma baktım. Saçma bir rüya beni terletmişti.

Saat 11 olmuştu. Ayağa kalkıp banyoya gittim; duş almam gerekiyordu. Biraz da olsa kendime gelmemde yardımcı oluyordu.

Suyu açtığımda buz gibi su üstüme döküldü. Sıcak suyu açma gereksiniminde bile bulunmadan duş aldım.

Bu taktiği birkaç yıl önce bir sokak kavgasından sonra öğrenmiştim; sıcak su yaraları acıtıyordu.

Banyodan çıktıktan sonra üstümü değiştirip kafamdaki bandajı değiştirdim ve mahalleye indim.

Bizim ekip yine yerindeydi.

"Kaan geliyor" diyen Ateş ile hepsinin gözü bana döndü.

"Hoşgeldin Kaan'ım. Geçmiş olsun"

"Sağol" dedim ve yanlarına oturdum.

"Nasılsın şimdi? Var mı bir sorun?" Diyen Ateş'e baktım.

"Yok ya, uyudum tüm gün"

"En iyisini yaptın, boş ver oğlum" dedi Ozan.

"Efe nerde?" Dedim.

"Annesi salmıyormuş, bugün evde olacak" diye cevap verdi Oktay.

Ozan'ın "Ev kuşu" demesiyle hepimiz ufak bir kahkaha attık.

"Anne hanım çağırdı beni" dedim. Hepsinin dikkati bir anda bana kesilmişti.

"Niye?" Dedi Mete.

"Konuşmamız gerekiyormuş"

"Yardım lazım mı, gelelim mi bizde?" Dedi Oktay.

"Gerek yok, hallederim"

"Emin misin, Kaan?"

"Eminim Mete" dedim ve ayağa kalktım.

"Hadi ben kaçtım görüşürüz" diyerek yanlarından ayrıldım.

Söylediği konuma geldiğimde dün akşam geldiğim kafe olduğunu gördüm.

İçerdeki masalardan birine oturdum ve diğerlerini bekledim.

Bir kaç dakika sonra masaya birileri geldi.

"Kimleri görüyoruz Kaan bey?"

"Hiç kavga edecek halim yok mümkünse başka bir gün yarayım kafanı" dedim.

"Bence bugün bunun için ideal Kaan" dedi ve yumruk attı.

"Hay sikeyim yine mi?" Dedim ve ayağa kalktım.

Kafayı gömdüğüm an diğeri beni yakaladı. Üçüncü piç saldıracağı sırada yüzüne tekme attım, arkamdakini ise basit bir teknik ile yere sermiştim.

İki dakika sonra kafama yediğim bir şey ile kafamı çevirdim.

"Kesme tahtası vurmuş sikik" dedim ve gözüm karardı.

En son hatırladığım başıma bir kaç kişinin toplandığı ve içlerinden birinin yüzünün acayip tanıdık gelmesiydi.

****

Gözlerimi açtığımda yine bir hastane yatağındaydım.

Kafama saplanan ağrı ile kendimi kastım.

"Hay sikeyim!" Dedim.

"İyi misin?" Diyen ses bana yabancı birisiydi, kafamı kaldırıp ona baktım.

"Sen kimsin?"

"İsmim Baran, kafe de çıkan kavgada bayıldın"

O sırada kapıdan içeriye Ayaz girdi.

"Kaan!" Gözlerindeki telaşa baktım.

"İyi misin?" Dedi.

"İyiyim sadece başım ağrıyor"

"Kim yaptı?" Dedi.

"Her zamankiler işte, arkam dönükken kesme tahtası vurdu kafama"

"Başın beladan kurtulmuyor" dedi.

"Normal insan yumruk atar amına koyayım, adam mutfaktan ekipman getirmiş."

Kafamı biraz oynattığımda giren ağrı ile geri uzandım.

"Bıçakla gelmediğine şükret bence" dedi Ayaz.

"Bir dahakine rende vuracaklar galiba, kafama bir şey vurmayı çok seviyorlar"

Kapıdan içeriye doktor girdi.

"Nasılsın Kaan?"

"Biraz başım ağrıyor, onun harici iyiyim."

"Tomografin temiz, beyin kanaman da yok. Kafandaki dikişlere dikkat etmen gerek, bir kaç gün başın ağrıyabilir. Sersemleme, mide bulantısı falan olursa tekrar gel ve kafana darbe almamaya dikkat et"

"Elbette dikkat edecek merak etmeyin" dedi Ayaz

"İşlemleri hallettikten sonra çıkabilirsiniz geçmiş olsun" dedi ve çıktı.

"Bende gideyim artık" diyen baranın varlığını unutmuştum.

"Kardeşimi getirdiğin için sağol" dedi Ayaz

"Önemli değil" dedi ve o da çıktı.

"Kirdişimi gitirdiğin için siğil"

"Bükme bana ağzını Kaan"

"Abilik rolleri taslama bana Ayaz"

"Sus gidip işlemleri halledeceğim sende üstünü değiş" dedi ve çıktı.

Ayağa kalkıp üstümü değiştim, saçıma şekil verirken kafamda ki bandajı gördüm.

Ulan ne şanssız insanım, bir kafamda, bir kaşımda bandaj dolaşıyorum ortalıkta.

Bir kaç dakika sonra içeriye Ayaz geldi.

"Hadi gidelim"

Ayaz koluma girdiğinde hastaneden çıkmaya başladık.

Eve geçtiğimizde herkes buradaydı. Kendini ailem sanan insanlar bile.

“Oğlum!” diyen annem hemen gelip sarılmaya kalkmıştı.

Ayaz abim kolunu araya koyarak engel oldu.
“Sarılmak yasak, dikişleri yeni,” dedi ve beni odama götürdü.

Bizim ekip tek tek içeri geldiğinde biraz onlarla sohbet ettim.

Sonra herkes gitti, ben de dinlenmek için yatağa uzandım.

Olaylar ne kadar sürecek bilmiyorum ama doktor sözü dinlemeyeceğim kesindi.

Gözümü kapatıp uyumaya çalıştım, birkaç dakika sonra tekrar açtım.

Kafamdaki ağrı uyumama izin vermiyordu. O sırada odaya Alper girdi.

“Uyumamışsın, ağrın mı vardı?”

“Evet, uyku tutmadı.”

“İlaç getireyim mi?”

“Yok ya, geçer birazdan,” dedim ve oturur
pozisyona geçtim.

“Ailen eve geçip onlarla kalmanı istiyor.”

“İmkansızı istiyorlar.”

“Biliyorum,” dedi.

O sırada kapıdan içeri Ayaz girdi.

“Kardeş buluşması yapılıyor ve beni çağırmıyorsunuz,” diyip koltuğa oturdu.

“Kaan’a, ailenin dediklerini söylüyordum.”

“Peki, bu durum için sen ne diyorsun?”

“Gitmek istemiyorum,” dedim.

“Bir kere dene, Kaan. Eğer zor gelirse beni ara, gelip alırım seni.”

“Yarın evlerine git, bir kaç gün kal. Sonra biz gelip alırız seni,” dedi Alper.

“Biraz uyumaya çalış, yaranın iyileşmesi gerek,” dedi Ayaz ve Alper’i alıp çıktı.

Kafamı yastığa gömüp uyumaya çalıştım. Madem yarın eve geçecektim, yorucu bir gün olacaktı.

Gözlerimin kapanması ile gelen uykuya teslim oldum.

*******

Sabah gözlerimi açtığımda kafamda tekrar keskin bir ağrı hissettim.

Ayağa kalkıp banyoya geçtim ve yüzümü yıkadım. İkizler evde yoktu; saate baktığımda 11 olduğunu gördüm.

Telefonuma gelen mesajlara bakarken Ayaz'dan gelen mesajı gördüm:

"Ağrın olduğu için uyandırmak istemedim. Kahvaltı yapıp dinlen, belaya bulaşma."

"Klasik Ayaz," dedim ve masanın üstündekilere baktım.

Bir adet simit, zeytin, peynir falan vardı.

Bir şeyler yedim ve üstümü değiştirip mahalleye indim.

Ekibin yanına giderken mahallede yabancı bir araç gördüm.

Oktay beni görünce yanıma geldi.

"Lan, manyak mısın sen? Kafanda beş tane dikiş var, hâlâ mahalleye iniyorsun!"

"Bu araç kimin?" dedim.

"Bilmiyorum, dünden beridir burada."

"İçinde birisi var mı?"

"Bizene oğlum, mahalleden birine misafirliğe gelmişlerdir," dedi.

"Doğru," dedim ve birlikte diğerlerinin yanına geçtik.

Mete'nin olay anlatırken enseme vurması ile geçen ağrı tekrar patlamıştı.

Aynı şekilde Ateş de onun kafasına vurmuştu.

"Ulan gerizekalı! Çocuğun kafasında dikiş var, salak mısın?"

"Unuttum ben onu ya," dedi Mete.

Birkaç saat onlarla takılıp eve geçtim. Yanıma birkaç kıyafet, şarj aleti ve kulaklığı alıp evden çıktım.

Ayaz ve Alper bugün mesaiye kalacaklarını söylemişti.

Biricik ailemin evine gitmemi ve birkaç gün eve gelmemem gerektiğini söylemişlerdi. Tabii ki de öyle bir şey olmayacaktı.

Tanıdık sokaklara girdiğimde anılarım canlanmaya başlamıştı.

İlk kavgamı yaptığım sokak burasıydı; ilk bıçaklandığım sokak da burasıydı.

Evlerinin önüne gelince kapıyı çalıp açmalarını bekledim.

Babamın kapıyı açınca karşısında beni görmeyi beklemediği apaçık ortadaydı.

"Hoşgeldin," dedi.

"Hoşbulduk," dedim ve içeri girdim.

"Hoşgeldin Kaan," dedi annem.

"Hoşbulduk," diye tekrar ettim.

"Aç mısın? Bir şeyler hazırlayayım mı?"

"Hayır, değilim. Mahallede yedim bir şeyler," dedim.

"Yaran nasıl?" diyerek lafa girdi babam.

"İyi," dedim ve koltuğa oturdum.

Ondan sonra pek konuşmadık, ta ki Kerem gelip bana sataşana kadar.

"Oooo, Kaan bey, duydum ki tekrar nezarete düşmüşsünüz. Senden de ne beklenirse zaten…"

Yürüdü ve hemen karşımdaki koltuğa oturdu, hâlâ aynı Keremdi. Bunu tavır ve hareketleri belli ediyordu.

"Eee, anlat bakalım, nasıl oldu kafandaki? Dur, tahmin edeyim: Kesme tahtası indirdiler değil mi?"

O sırada içeriye annem girdi.

"Odanı değiştirmedik, hâlâ aynı istediğin zaman geçebilirsin, eskisi gibi." dedi annem.

Eskisi gibi...

Ayağa kalkıp odaya geçtim dolapta ki kıyafetlerim hâlâ duruyordu.

Yatağa uzandım gözlerimin kapanması ve ağrıyı azaltma isteğiyle uyuma moduna geçtim.

Bölüm sonu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 8beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18