Bölüm 3: Kaan

Vaveyla Yazarı: E Yağmur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: Bölüm 3: Kaan

“Kalbin hâlâ atıyor; demek ki bir
yerlerde umut da hâlâ yaşıyor.”

Gözlerimi açtığımda bulunduğum ortamı başta yabancılasam da, sonradan hatırladım.

Ayağa kalkıp banyoya geçtim ve yüzümü yıkadım. Ardından üstümü değiştirip içeriye gittim.

Herkes masaya oturmuştu. Annem beni görünce hemen açıklama yapmaya çalıştı:

"Şey… sen uyuyordun, uyandırmak istemedim."

"Önemi yok, alışkınım," dedim ve birkaç parça bir şeyler attım.

"Nereye?" diye sordu babam.

"Dışarıya, gezeceğim biraz."

"Çıkamazsın, bugün herkes evde duracak."

"Öyle kural olduğunu zannetmiyorum, hem biricik aileni de alıp birlikte oturabilirsin, baba," dedim ve evden çıktım.

Ana yola çıktıktan sonra bir kafenin içine girip oturdum.

O sırada Ayaz aradı:

"Naber kardeşim? Nasıl gidiyor?"

"Hiç, takılıyorum dışarda."

"Ailenle zaman geçirmek için göndermedim mi ben seni oraya?"

"Değmezmiş işte, Ayaz, ne yapayım?"

Biraz daha konuştuktan sonra telefonu kapattım.

"Kardeşim, baksana bir," diyen adama baktım.

"Sen benim kıza bakmışsın."

"Ne ara bakmışım, amına koyayım?"

"Öyle söyledi."

"Eee, ne olmuş, baktıysam?"

"Lan, sen kimsin de kıza bakıyorsun!" dedi ve
üstüme yürüdü.

"Hay sikeceğim, ama yine mi?!" dedim ve ayağa kalktım.

Adam yumruk attığında sendeledim.

"Bu kavgalarda neden hep ilk yumruğu ben yiyorum ya, sikiceğim ama," dedim ve kafayı
gömdüm.

Bu tarz kavgalarda boyumun uzun olması işime yarıyordu.

Adam yere düştüğünde yüzüne tekme attım, bayıldığını sandım çünkü düştüğü yer yan masanın üstüydü.

"Dikkat et!" diyen kadının sesiyle arkamı döndüm ve dönmemle yüzümde bir sızı hissettim.

Yüzüme dokunduğumda elime gelen sıcak kanla ağzımdan bir küfür kaçtı:

"Ananı sikeyim ya!"

Adam elindeki bıçağı sıkıca tutuyordu. Tekrar hamle yapacağı sırada içeriye polisler girdi.

Bir adam yanıma geldi ve yaraya tampon uyguladı. Ambulans gelene kadar böyle devam etti; bilincim hafif bulanıklaştığında uyumamam için sohbet etmeye başladılar.

"İsmin ne?" diyen adama kapanmak üzere olan gözümü açtım.

"Kaan."

"Kaç yaşındasın, Kaan?"

"17."

"Daha gençsin, neden kavgalarla uğraşıyorsun?"

"Hep böyleyim," dedim.

"Benim de senin yaşında bir oğlum var; o da senin gibi deli dolu," dedi.

Cevap vermedim, ya da veremedim, bilmiyorum.

"Biraz daha dayan, Kaan," dedi.

Gelen ambulansla beni hastaneye götürdüler.

Kaşımdaki yaraya dikiş attılar, kafamın
arkasındaki yara da kendini ufak ufak belli etmeye başlamıştı.

“Ağrın var mı?” dedi odadaki doktor.

“Hafif.”

“Ağrı kesici vereceğim; etkisiyle uyuyacaksındır.
Direnmeye kalkma, dinlenmen gerek.”

Sonra hemşireye baktı.

“Ailen ya da ulaşabileceğimiz birisi var mı?”

“Abim var.”

“Arayabilir misin?”

Telefondan Ayaz’ı bulup doktora verdim.

“Alo?”

“Merhaba, ben … Hastanesi’nden, doktor Kıraç kardeşiniz Kaan, sizin abisi olduğunuzu söyledi. Kendisi şu an acilde. Mümkün olan en kısa sürede buraya gelmeniz gerekiyor.”

“Ne oldu Kaan’a?”

“Yüzyüze konuşsak daha iyi olur; buraya gelmeniz gerek.”

“Geliyorum.”

Hatırladığım son şey ise doktorun telefonumu komidine koymasıydı.

(Ayaz'dan)

Aldığım telefon ile donmuştum; Kaan yine başını belaya sokmuştu. Patronun yanına gidip erken çıkmak için izin alacaktım.
Odasının önüne gelince kapıyı çalıp içeri girdim.

“Bir şey mi oldu Ayaz?”

“Patron, erken çıkabilir miyim?”

“Hayırdır, inşallah.”

“Hastaneden aradılar. Kaan orada; acil gelmem gerektiğini söylediler.”

“Tamam, çıkabilirsin. Haber ver bana.”

“Sağol, patron.”

Üstümü değiştirip arabaya bindim, çalıştırdıktan sonra hastanenin yolunu tuttum.

Aklım hâlâ Kaandaydı. Ne olmuştu? Neden hastanedeydi?
Hastaneye geldiğimde danışmaya sordum:

“Kardeşim Kaan Boyoz bugün buraya getirilmiş; nerede?”

“Acile gidin, arkadaşlar yardımcı olacaktır.”

Acil kısmına geldiğimde, yatakta baygın yatan Kaan’ı gördüm. Doktor yanındaydı.
Yanına gidip Kaan’a baktım.

“Durumu nasıl?”

“Yaraları ciddi ama kontrol altında. Kaşındaki kesik dikişle kapatıldı, kafasındaki darbe nedeniyle hafif sarsıntı geçirmiş. Şu an bilinci biraz bulanık; birkaç gün gözetim altında kalması gerekecek. Ağrı kesici ve serumla takviye ediyoruz.”

Doktor, sonra tekrar geleceğini söyleyerek odadan çıktı.

Bir saat sonra hemşireler ve sedye ile geldi.

“Odaya alacağız, siz de gelin,” dedi.

Ayağa kalkıp hemşirelerle Kaan’ı sedyeye geçirdik. Hastane odasına geldiğimizde kendimi koltuğa attım.

Patrona durum hakkında kısa bir bilgilendirme mesajı attım; fazla zaman geçmeden cevap geldi:

“Ayaz, Kaan bu durumdayken işe gelmen doğru olmaz. İyileşip eve geçene kadar işe gelmene gerek yok; Kaan’ın sana benden daha çok ihtiyacı var.”

Bazen diyorum ki, iyi ki bu işteyim.

Doktor odaya geldiğinde oturduğum yerden kalktım.

“Uyandı mı?” diye sordu.

“Hayır.”

Kaan’ın başına gidip yarasına baktı.

“Kaan?” dedi.

Kaan’dan tepki gelmeyince tekrar seslendi.

“Kaan?”

“Neden uyanmıyor?” dedim endişeyle.

“Kaan kafasına ciddi bir darbe aldı. Kafasındaki şok ve kan kaybı nedeniyle beynindeki sinirler geçici olarak baskı altında. Şu an için tepki vermemesi normal. Nabzı ve değerleri stabil; endişelenecek bir durum yok ama bir gün boyunca bilinçsiz kalabilir.”

Gözlerimi Kaan’a çevirdim; elimde büyüttüğüm çocuğu böyle yatarken görmek hoşuma gitmemişti.

Doktor odadan çıktığında koltuğa uzandım. Kaan uyurken ben de uyusam iyi olacaktı.

(Vural Keskin'den)

Eve geldiğimde arabayı adamlardan birine verdim ve eve doğru yürüdüm.

Hizmetli kapıyı açınca içeri girdim. Baran hariç herkes salondaydı.

Güneş kapıdan girdiğimi görünce hemen yanıma koştu.

"Baba!"

"Prensesim" diyerek kucağıma aldım ve diğerlerinin yanına ilerledim.

Hülyanın yanağına öpücük kondurup yanına oturdum.

"Aç mısın? Sofra hazır, geçelim istersen?"

"Siz geçin, ben üstümü değiştirip geliyorum" dedim ve odaya geçtim.

Banyoda elimi yüzümü yıkayıp üstümü değiştim ve aşağıya indim.

Herkes yerine oturmuş, beni bekliyordu.

Bende yerime oturdum ve yemekler gelene kadar kısa bir sohbet başlattım.

"Günün nasıldı Demir?"

"İyiydi baba. Şirkette birkaç problem çıktı ama hallettik onu da. Birkaç şirket ortaklık teklif etti, onlarla bir ilgileneceğim. Onun haricinde pek bir şey olmadı."

"Anladım. Ortaklık teklif eden şirketler bilindik mi?"

"Bir, iki tanesini biliyorum baba ama diğerlerini ilk defa duydum."

Kafamı sallayıp Mert'e döndüm.

"Senin günün nasıldı Mert?"

"Eh işte baba. Tüm gün ders çalıştım, onun harici Tunalar geldi, onlarla falan takıldım. Başka da bir şey olmadı"

"Ders çalıştığına emin miyiz peki?"

"Evet"

Tekrardan kafamı sallayıp Güneş'e döndüm.

"Benim prensesim bugün neler yaptı?"

"Boyama yaptım, şekey yedim sonya annem beni payka götüydü"

"Eğlendin mi peki?"

"Çook"

"Sen ne yaptın hayatım?"

"Aman Vural, ne yapayım… Çocuklarla uğraştım tüm gün. Neclalar geldi, onlarla sohbet ettik biraz. Bir de yarın akşam misafirimiz gelecek."

"Kim geliyor?"

"Babamlar gelecekmiş"

"Gelsinler hayatım"

"Sen ne yaptın baba?" Diyen Demir'le konuşmaya başladım.

"Eski bir arkadaşımı gördüm. Biraz sohbet ederiz diye bizim kafeye geçtik. Sohbet muhabbet güzel gitti. Sonra kafede iki kişi kavga etti. Birisi 17 yaşındaymış, diğerini bilmiyorum ama aralarında yaş farkı olduğu belliydi."

Tüm aile pür dikkat beni dinliyordu.

"Büyük olan cebinden çıkardığı bıçağı savurdu, çocuk da arkasını döndü o ara. " dediğimde Hülya'nın ağzından bir korkma nidası çıktı.

"Çocuğa bir şey oldu mu?" Dedi Mert.

"Bıçak kaşının üstünü kesti, fazla kan kaybetti. Ambulans gelene kadar bilincini açık tutmaya çalıştım. İsmi Kaan'mış, 17 yaşında bir genç. Onu görünce Mert geldi aklıma. Sen de belaya bulaşıyorsun; görüntü ve huy olarak da benziyordunuz. Ambulans gelince götürdüler, şimdi ne hâlde bilmiyorum."

Kafamı Hülya'ya çevirdim, aklıma gelen olay ile masanın üzerindeki elini sıktım.

"Aklından geçeni tahmin edebiliyorum güzelim ama öyle bir şey olması çok zor"

"Ya gerçekse?"

"Hülya'm biliyorum, unutamadın. Bende unutamıyorum. Öyle bir şey olmasını bende isterim ama imkansız."

O sırada yemekler masaya getirildi.

"Araştıralım baba" dedi Mert.

"Atlas bizden koparıldığında üç yaşında değil miydi?" Dedi Demir.

"Evet"

"Bu çocuk şu an 17 yaşında. Yani 14 yıl önce… Mert'e benzediğini söyledin. Ya oysa?"

"Emin olamayız Demir"

Kapıdan içeriye Baran girdi.

"İyi akşamlar, sevgili ailem."

"Hoşgeldin oğlum. Hadi elini yüzünü yıka üstünü değiş, gel"

"Geliyorum anne, başlayın siz." dedi ve üst kata odasına gitti.

Bir, iki dakika sonra geldi.

"Eee ne konuşuyordunuz?"

"Babam bugün Mert'e benzeyen bir çocuk görmüş." Dedi Demir.

"Ee, insan insana benzer."

"İnsan insana benzer ama çocuğun, huyu, yüzü, yaşı... her şeyi uyuyor"

"Atlas olduğunu mu düşünüyorsunuz?"

"Diğerleri öyle düşünüyor" dedim.

"Bende geçen bir çocuk gördüm. Kafede kavga çıktı, kafasına tahta vurdular, bayıldı. Hastaneye götürdüm bende"

"Sonra ne oldu?" Dedi Mert.

"Abisi geldi. Çocuğun ismini falan öğrendim."

"Neymiş ismi?"

"Kaan"

Tesadüf müydü? Zannetmem.

"Çocuğu takip mi etsek?" Dedi Demir.

"Nerede olduğunu bilmiyoruz." Dedim.

"Buluruz baba" dedi Baran.

"İyi de nasıl?" Dedi Mert.

"Sen o işi abilerine bırak"

"Yemeklerinizi soğutmayın bu konuyu sonra uzun uzun konuşuruz" dedim ve afiyet olsun işareti yaptım.

Bu gecenin konuşacak konusu da çıkmıştı.

Bölüm sonu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

15okunma 7beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18