3. bölüm · Sessizce iyileşirken

1. Cilt 3. Bölüm

dilek akcan

Ben işe gidip geliyordum.
Uykusuzluk artık bir hâl değildi, bir alışkanlıktı. Sabahları gözlerimi açtığımda hâlâ gece gibi hissederdim. Evden çıkarken içimde hep aynı cümle olurdu: Bugün de bitecek mi?
Biterdi.
Ama her gün biraz daha eksilerek.
O günlerde ablamın eşi verem oldu. Hastane koridorları hayatımıza yerleşti. Uzun süre yatacaktı. Ablam yalnız kalmasın diye bir süre onun yanında kaldım. Bir gün anahtar içeride kaldı. Kapının önünde beklerken içimde eski bir korku yükseldi. Ablamı aradım.
“İş yerine gel,” dedi, “bende yedek var.”
Gittim.
İş yerinin havası bana yabancıydı ama rahatsız da değildi. Biraz yanında oturdum. O sırada fark ettim onu.
İki yan masada çalışan, mavi gözlü bir delikanlı.
Bakışı sabit değildi; arada bir bize takılıyor, sonra hemen işine dönüyordu. Ablamdan sürekli bir şeyler istiyordu. İplik, metre. Ablam ne istediyse attı. Sonra delikanlı arkasını dönüp gülerek,
“Abla makas istiyorum,” dedi, “onu da atmazsın inşallah.”
Gülüştük.
O gülüş, içimde uzun zamandır kıpırdamayan bir yere dokundu.
Ablam bu kez bana döndü.
“Lara, şunu verir misin?”
Uzanıp makası aldım. Delikanlıya uzattım.
“Buyurun,” dedim.
O an makineden çıktı. Bana doğru geldi. Elini uzattı.
“Selam,” dedi, “hoş geldiniz. Ben Aras. Sen de Serap ablanın kardeşi olmalısın.”
“Evet,” dedim.
Sesim bana bile yabancı geldi.
Ayaküstü birkaç cümle… Ama bazı anlar vardır, kısa sürer ama iz bırakır. Ben işime gittim. Gün devam etti ama kafam orada kaldı.
Ertesi sabah iş yerinin telefonu çaldı.
Ben hastalardan sandım. Ama telefondaki sesti. Aras’tı.
“Nasılsın?” dedi.
Birinin bunu sorması bile yetmişti.
“İyiyim,” dedim.
“Hafta sonu bir yerlere gidelim mi?” dedi.
Kalbim hızlandı.
Uzun zamandır ilk kez, gelecekle ilgili küçük bir plan kurdum. Ne giyeceğim? diye düşündüm. Bu bile bana iyi geldi.
Pazar günü buluştuk. Bir kafeteryada oturduk. Konuştuk. Sustuk. Ama asıl fark ettiğim şey şuydu: Ben bir şey sordukça Aras kızarıyor, kelimeleri karıştırıyordu. O heyecan, bana güç verdi. İlk kez biri benim yanımda bu kadar savunmasızdı.
Bir hafta sonra yine buluştuk. Lunaparka gittik.
Hayatım boyunca korktuğum dönme dolap…
“Binelim mi?” dedi.
Gözlerimi kapadım.
Ama içimde korkudan çok güven vardı. Sonra yavaşça açtım gözlerimi. Şehir yukarıdan başka görünüyordu. Hayat sanki daha genişti. O an çocukluğumda yaşayamadığım ne varsa, hepsi içimde aynı anda belirdi.
Her gün aynı pastanede kahvaltı yapmaya başladık. Bana zorla süt içirirdi. Güya zorla… Ama içerdim. Çünkü biri benim için bir şey istiyordu. İşten önce, işten sonra görüşüyorduk. Hayat ilk kez bana hafif davranıyordu.
Bir gün,
“İstemeye gelelim,” dedi.
İçimde bir düğüm oluştu.
Ev…
Camları kırık, kapıları kontrplaklı, korkusu saklanan bir ev. Abim… Annem… Babam…
Ama bir yerden başlamalıydım.
Anneme söyledim. O babama söyledi. Babam,
“Gelsinler,” demiş.
Şaşırtıcı bir sükûnetle oldu her şey. Kahveler içildi. Ama ben sürekli saate baktım.
“Abim gelmeden gitsinler,” dedim.
Gittiler.
Artık sözlüydük.
Ertesi sabah pastaneye gittiğimizde pastacı,
“Hayırlı olsun,” dedi.
Şaşırdım.
Aras gülümsedi.
“Çikolatayı buradan yaptırdım,” dedi. “İstemeye gidiyoruz diye söyledim.”
Ama sonra Aras durgunlaştı.
“Ne oldu?” dedim.
“İstemeden beri bir tuhafsın.”
Sessiz kaldı. Sonra,
“Askerliğim yaklaştı,” dedi.
“Senin o evde kalman… abin…
Hemen evlenelim desem param yok.
İstenenler var…
Senin hayallerin var.”
Haklıydı.
Ve biz sıkışmıştık.
“Kaçalım,” dedi.
Bu kelime korkutmadı beni.
Aksine, tanıdık geldi.
“Tamam,” dedim.
On sekiz yaşındaydım.
Yarım kalmış bir çocukluk, aceleye gelmiş bir gençlik…
Yola çıktık.
Ablasının evine gittik. Ablası yoktu, eniştesi vardı.
“Biz kaçtık,” dedik.
“Hayırlı olsun,” dedi.
Sonra çıktı.
Yarım saat sonra döndü. Yanında şahitler ve bir hoca vardı.
Nikâh kıyıldı.
İçimde ne sevinç vardı ne hüzün.
Sadece büyük bir boşluk.
Sonra dışarı çıktık. Bir aile çay bahçesine oturduk. Ben sustum. Aras konuşmaya çalıştı. O sırada canlı müzik başladı.
“İlk çıkan şarkı bizim olsun,” dedi.
Kabul ettim.
Ve çaldı:
İkimiz bir fidanın,
güller açan dalıyız…
O an anladım:
Hayat beni kırarak büyütmüştü ama
ilk kez birine yaslanmama izin veriyordu.
Kolay olmayacaktı.
Ama artık tek başıma değildim.