6. bölüm · Sessiz Vedalar

5. Bölüm – Gölgeler İçinde

D3lila D

Aslan Karahan

Gecenin sessizliği, Beykoz villalarının üstünde ağır bir battaniye gibi duruyordu.Ama sessizlik, benim için hiçbir zaman huzur demek değildi.Sessizlik, uyarıydı.Ve ben uyarıyı çok iyi duyuyordum.

Kerim Kara… adını duyduğum anda hissetmiştim.Ve şimdi, bu his gerçekti.Gölgeler arasından sızan bir varlık gibi, planları, niyetleri… hepsi havadaydı.Ve ben hazırdım.

Eylül Aras… yanımda duruyordu.Hâlâ inatçı, hâlâ dirençli.Ama farkında değil… bu evde ve bu dünyada, hayatta kalmak bir oyun değil, bir zorunluluk.

Kaan sessizce arkamda duruyordu.Bir bakışıyla bana her şeyi hatırlatıyordu:“Dikkat et, patron. Planlarını bozan biri var.”
Ali, Mert ve Ufuk… Üç Silahşörler.Her zamanki gibi biraz gürültü, biraz komik… ama her zaman hazır.Karanlıkla dans ederken, gülmek… insanın aklını koruma şeklidir.

Bir derin nefes aldım.

“Eylül,” dedim, sesi düşük ama keskin.“Burası güvenli ama burada kalmak demek, oyunun kurallarına uymak demek.”
Eylül dudaklarını sıkıp başını salladı.“Kurallarınız mı? Ya da sizin gibi adamlara hizmet mi?”
Gözlerim onu taradı.Onu anlamaya çalışmadım.Ama onu tanımak istedim.Her kelimesi, her bakışı… bu gece boyunca sınanacaktı.

Bir silah sesi havayı yardı.Kaan ve Ali aynı anda pozisyon aldılar.Üç Silahşörler de refleksle arkaya çekildi.Ama ufak bir gülme, Mert’in ağzından kaçtı.
“Bakın, tam da beklediğimiz gibi başladı,” dedi.Ufuk başını salladı.“Evet… eğlence başlıyor.”
Eylül, gerilimi fark edip adım attı.Ama arkaya bakmadan, kendini savunmaya hazır bir duruş aldı.

Kapı tekrar çarptı ve Kerim Kara’nın gölgesi içeri sızdı.Gözlerimde bir parıltı, dudaklarımda hafif bir kıpırdanma vardı.
“Hoş geldin,” dedim, sesi soğuk ama derin.“Bekliyordum.”
Kerim adımlarını sessiz attı.Ama sessizlik bir silah gibi keskinti.O, benim oyun alanıma girmişti.Ve bunu biliyordum.

Eylül, bana bakıyordu.Onun gözleri, hem korku hem merakla doluydu.Ama en çok… direnç vardı.Ve bu direnç… onun hayatta kalma şansıydı.

Kerim dudaklarını bükerek bana baktı.
“Sanırım uzun zamandır beklediğim bir karşılaşma bu,” dedi.
“Sen gelmeseydin…” dedim.“Her şey daha kolay olurdu.”
“Kolay olan hiçbir zaman benim tarzım olmadı,” dedi Kerim.Ve o an anladım… bu gece basit geçmeyecekti.

Bir adım attı, bir bakış fırlattı.Ama ben yerimden kıpırdamadım.Eylül’ü korumak, Kaan’ı desteklemek, Üç Silahşörleri izlemek… hepsi benim sorumluluğumdaydı.Ama asıl görevim: kontrolü kaybetmemek.

Bir sessizlik çöktü.Herkes nefesini tutmuştu.Eylül hafifçe geriye çekildi.Mert, Ali ve Ufuk ise hafifçe gerildi ama yine de hazır oldular.Kaan, arkada dimdik duruyor, gözleriyle bana işaret gönderiyordu:“Hazır ol.”
Kerim Kara bir adım daha attı.“İşimiz kolay olmayacak, Aslan,” dedi.“Sana, planına, oyuna meydan okuyorum.”
Ve ben…Ona gülümsedim.
“Benim oyunumda, senin gibi bir taş… sadece bir başlangıçtır.”

O gece, İstanbul’un sessizliğinde, ilk ciddi çatışmanın gölgesi düşüyordu.Ve ben biliyordum:Kerim’in hamlesi sadece bir başlangıçtı.Eylül’ün varlığı, Üç Silahşörlerin komik karmaşası ve karanlığın kendisi…Hepsi birleştiğinde, bu gece unutulmayacak.

Bir sonraki nefesle, gece resmen başlıyordu.