4. bölüm · Sessiz Vedalar
3. Bölüm – Kapıdan Sonrası
Eylül o kapıdan içeri girdiği anda bir şeylerin değiştiğini hissetti.
Bunu tarif etmek zordu.
Ev büyüktü. Çok büyüktü.Ama mesele büyüklük değildi.
Mesele… atmosferdi.
Salon geniş ve yüksek tavanlıydı.Koyu renk mobilyalar, büyük pencereler ve duvarlarda sade ama pahalı tablolar vardı.
Her şey düzenliydi.
Fazla düzenli.
Sanki burada yaşayan insanlar eşyaları değil, kontrolü seviyordu.
Eylül yavaşça etrafına baktı.
“Burası gerçekten bir ev mi?”
Mert hemen cevap verdi.
“Resmi olarak ev.”
Ali ekledi.
“Gayri resmi olarak…”
Ufuk tamamladı.
“…başımızın belaya girdiği yer.”
Kaan derin bir nefes aldı.
“Susun.”
Üçü aynı anda sustu.
Eylül bunu fark etti.
Bu evde bir hiyerarşi vardı.
Ve en tepede kim olduğunu tahmin etmek zor değildi.
Aslan Karahan.
Aslan ceketini çıkarıp koltuğun arkasına bıraktı.Gözleri bir an bile Eylül’den uzaklaşmıyordu.
“Otursan iyi olur.”
Bu bir teklif gibi değildi.Ama emir de değildi.
Eylül yine de ayakta kaldı.
“Hayır.”
Mert kısık sesle Ali’ye eğildi.
“Ben bu kızı gerçekten sevdim.”
Ali başını salladı.
“Ben de. Ama yaşama süresi konusunda şüpheliyim.”
Ufuk:
“Patron aşık olacak kesin.”
Kaan onlara bakmadan konuştu.
“Üç…”
Üçü birden sustu.
Eylül hâlâ Aslan’a bakıyordu.
“Şimdi biri bana açıklayacak.”
Aslan başını hafifçe yana eğdi.
“Ne açıklayayım?”
Eylül sinirlenmeye başlamıştı.
“Beni neden arabaya bindirdiniz.Neden buradayım.Ve neden herkes Kerim diye biri yüzünden panik halinde.”
Salon birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonunda Aslan konuştu.
“Çünkü o gece orada olmaman gerekiyordu.”
“Bu açıklama değil.”
“Şimdilik bu kadar.”
Eylül sinirle güldü.
“Cidden mi?”
Merve araya girdi.
Kollarını bağlamış, kapıya yaslanmıştı.
“Bir tavsiye.”
Eylül ona baktı.
“Ne?”
“Onu zorlamaya çalışma.”
Başını Aslan’a doğru salladı.
“İnat konusunda pek kaybetmez.”
Eylül anında cevap verdi.
“Ben de.”
Ali fısıldadı.
“Güzel kapışma.”
Ufuk:
“Popcorn lazım.”
Mert:
“Ben alırım.”
Kaan bu sefer gerçekten sinirlendi.
“Yeter!”
Salon tekrar sessizleşti.
Aslan birkaç saniye Eylül’e baktı.
Sonra konuştu.
“Sana zarar gelmesini istemiyorum.”
Eylül kaşlarını çattı.
“Beni tanımıyorsun.”
“Doğru.”
“Öyleyse neden umursuyorsun?”
Aslan’ın cevabı kısa oldu.
“Çünkü Kerim seni gördü.”
Bu cümle havada ağır bir taş gibi asılı kaldı.
Eylül ilk kez gerçekten duraksadı.
“Ne demek o?”
Kaan cevap verdi.
“Kerim Kara, sorunları insan üzerinden çözer.”
Mert ekledi.
“Ve genelde o insanlar… biz oluyoruz.”
Ali:
“Ya da bize yakın olanlar.”
Ufuk:
“Ya da yoldan geçenler.”
Ali:
“Sen yardımcı olmuyorsun.”
Eylül derin bir nefes aldı.
“Yani…”
Hepsine baktı.
“…benim sizinle hiçbir alakam yok ama yine de tehlikedeyim?”
Mert başını salladı.
“Özet bu.”
Eylül birkaç saniye düşündü.
Sonra söyledi.
“Harika.”
Aslan ayağa kalktı.
“Üst katta bir oda hazırlanacak.”
Eylül hemen karşı çıktı.
“Hayır.”
Aslan durdu.
“Hayır?”
“Ben burada kalmayacağım.”
Mert Ali’ye döndü.
“Üç… iki…”
Ali başını salladı.
“Birazdan patlar.”
Aslan Eylül’e doğru bir adım attı.
“Bu gece burada kalacaksın.”
Eylül de bir adım attı.
“Hayır.”
İkisi neredeyse burun burunaydı.
Merve kenardan izliyordu.
Gözlerinde eğlenceli bir ifade vardı.
“Bu ilginç olacak.”
Aslan’ın sesi alçaldı.
“Eylül.”
İlk kez adını söylemişti.
Eylül bunu fark etti ama belli etmedi.
“Ne?”
“Burası senin için en güvenli yer.”
“Buna sen karar veremezsin.”
Aslan’ın bakışları sertleşti.
“Kerim verebilir.”
Sessizlik.
Bu sefer Eylül cevap veremedi.
Tam o anda kapı çaldı.
Ali kapıya gitti.
Kapıyı açtığında uzun boylu genç bir adam içeri girdi.
Sert duruşlu.
Asker yürüyüşü.
Kaan’ın yüzü değişti.
“Kaan Demir,” dedi adam.
“Sen mi?”
Kaan gülümsedi.
“Tatilden geldim.”
Adam içeri girdi.
Eylül’e baktı.
Sonra Aslan’a.
“Misafir mi?”
Aslan kısa cevap verdi.
“Şimdilik.”
Adam başını salladı.
“Ben Kaan.”
Eylül biraz şaşkındı.
“Bir dakika… az önce Kaan yok muydu?”
Mert kahkaha attı.
“İstanbul’da Kaan bolluğu var.”
Ali:
“Karıştırma.”
Ufuk:
“Bu asker olan.”
Kaan Demir Eylül’e baktı.
“Bu evde kafan biraz karışabilir.”
Eylül içinden “Şimdiden karıştı” diye düşündü.
Aslan tekrar konuştu.
“Bu gece burada kalıyorsun.”
Eylül bu sefer itiraz etmedi.
Ama gözlerini ondan ayırmadı.
“Bu konu bitmedi.”
Aslan hafifçe başını eğdi.
“Biliyorum.”
Eylül merdivenlere doğru yürürken içinden tek bir şey geçiyordu.
Bu adamdan nefret edeceğim.
Ama kalbinin bir köşesinde küçük bir his vardı.
Henüz adı konmamış bir his.
Aşağıda Mert fısıldadı.
“Patron.”
Aslan bakmadan cevap verdi.
“Ne?”
“Bu kız başımıza iş açacak.”
Ali başını salladı.
“Kesin.”
Ufuk gülümsedi.
“Ben eğlenceli olacağını düşünüyorum.”
Aslan hiçbir şey söylemedi.
Ama aklından geçen cümle netti.
Bu kız sadece iş açmayacak.
Hayatımı değiştirecek.
Ve İstanbul gecesi…henüz başlamış bir fırtınayı saklıyordu.
