Bölümler 9Şu an: 1.Bölüm~Sessiz Bir Çarpışma
- 1 Giriş395 kelime
- 2 1.Bölüm~Sessiz Bir Çarpışma531 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2. Bölüm – Bilmediğin Bir Dünya553 kelime
- 4 3. Bölüm – Kapıdan Sonrası666 kelime
- 5 4. Bölüm – Kerim Kara’nın Gözünden291 kelime
- 6 5. Bölüm – Gölgeler İçinde401 kelime
- 7 6. Bölüm – Gece Saldırısı423 kelime
- 8 7. Bölüm – Travma ve Gölgeler399 kelime
- 9 8. Bölüm – Gece Savaşı453 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece, Beykoz’un üstüne ağır bir örtü gibi çökmüştü.Ormanın içinden gelen rüzgâr, villanın bahçesindeki ağaçları usulca sallarken, içerideki sessizlik neredeyse rahatsız ediciydi.Bu evde sessizlik huzur demek değildi.Sessizlik, beklemekti.
Aslan Karahan masanın başında ayakta duruyordu.Önünde açık duran dosyaya bakmıyordu bile.Zaten okumasına gerek yoktu.Bazı isimler, kağıtta değil insanın zihninde yer ederdi.
Kerim Kara.
Adı bile soğuktu.
Kaan Demir, odanın köşesinde dimdik duruyordu.Bu bir alışkanlıktı.Askerlik insana rahatlamayı değil, tetikte olmayı öğretirdi.
“Son iki haftada üç sevkiyat,” dedi Kaan.“Hepsi temiz, ama biri bizi izliyor.”
Aslan sonunda başını kaldırdı.Bakışı sertti ama sakin.Fırtına öncesi deniz gibiydi.
“İzleyen korkmaz,” dedi.“Korkmayan da hata yapar.”
Kapı tıklatıldı.Cevap beklenmeden açıldı.
Mert Karahan içeri girdi, yüzünde her zamanki rahat ifade vardı.Sanki az önce bir mafya toplantısına değil de arkadaş buluşmasına gelmişti.
“Üç Silahşörler hazır,” dedi sırıtıp.“Ali hâlâ telsizi ters tutuyor ama olsun, hevesli.”
Kaan gözlerini kapatıp açtı.“Bir gün beni kalpten götüreceksiniz.”
Aslan’ın dudağının kenarında belli belirsiz bir kıpırtı oldu.Gülümseme değildi.Ama ona en yakın şeydi.
“Çıkıyoruz,” dedi.
Aslan’ın dudağının kenarında belli belirsiz bir kıpırtı oldu.Gülümseme değildi.Ama ona en yakın şeydi.
“Çıkıyoruz,” dedi.
Aynı dakikalarda, Beşiktaş’ta Eylül Aras aceleyle evden çıkıyordu.
Telefonunu çantasına atarken Defne’nin sesi hâlâ kulaklarındaydı.“Geç kalma. Bu sefer gerçekten önemli.”
Eylül önemli kelimesine alışkındı.Hayatı boyunca her şey “önemli” olmuştu.Ama hiçbir şey gerçekten açıklanmamıştı.
Sokağa çıktığında serin hava yüzüne çarptı.Beşiktaş geceleri canlı olurdu ama bu saatlerde bile bir sakinlik barındırırdı.İnsan kendini güvende sanardı.
Eylül yürürken içini kaplayan o tuhaf hissi görmezden gelmeye çalıştı.Psikoloji okuyan biri için ironikti;tehlikeyi sezmek ama mantıkla susturmak.
Bir adım…Sonra bir fren sesi.
Her şey çok hızlı oldu.
Siyah bir araba, olması gerekenden çok daha sert durdu.Eylül geriye doğru sendeledi.Düşmedi ama dizlerinin bağı çözüldü.
Kapı açıldı.
Karşısında duran adam, gecenin kendisi gibiydi.
Uzun, geniş omuzlu, koyu renkler içinde.Bakışları insanın üstünde durmuyor, insanın içinden geçiyordu.
Aslan Karahan.
Eylül o an bunun bir isim olduğunu bilmiyordu.Ama bir şeylerin geri dönülmez şekilde değiştiğini hissetti.
“İyi misiniz?” diye sordu Aslan.
Sesi düşündüğünden daha sakindi.Bu, Eylül’ü daha çok tedirgin etti.
“Arabaya bakarak yürümeniz gerekir,” dedi Eylül.Sesi titremedi.Kendisi bile şaşırdı.
Mert arkadan fısıldadı:“Patron, kız bize ayar çekiyor.”
Ali ciddi ciddi başını salladı.“Cesur kız.”
Ufuk ise Eylül’e baktı.“Ben olsam bayılırdım.”
Kaan tek bakışıyla üçünü de susturdu.
Aslan, Eylül’ün gözlerinin içine baktı.Bu bakışa alışkındı.İnsanlar ya korkardı ya da kaçardı.
Eylül ikisini de yapmadı.
“Adınızı alabilir miyim?” dedi.“Polise ifade vermem gerekebilir.”
Aslan ilk kez gerçekten şaşırdı.
“Gerekmez,” dedi.“Bu bir kaza değildi.”
Eylül’ün kaşları hafifçe çatıldı.“Ne demek istiyorsunuz?”
O anda uzaktan gelen silah sesi havayı yardı.
Bir tane.Sonra bir tane daha.
Aslan’ın bakışları sertleşti.
“Şimdi,” dedi, sesi bir emir gibiydi.“Benimle geliyorsunuz.”
“Hayır,” dedi Eylül.“Gitmiyorum.”
Aslan bir adım yaklaştı.Aralarındaki mesafe tehlikeli derecede azaldı.
“Bu bir rica değil.”
Eylül kalbinin deli gibi attığını hissediyordu.Ama geri adım atmadı.
“Beni zorla götürürseniz bu kaçırma olur.”
Aslan’ın bakışlarında bir anlık bir şey belirdi.
Saygı mıydı?İnat mı?
“İnatçı,” diye mırıldandı Mert.“Sevdim.”
Kaan çevreyi kontrol ederken konuştu:“Zamanımız yok.”
Aslan kararını verdi.
“Kapıyı açın,” dedi.
Eylül kendini arabanın içinde bulduğunda hâlâ ne olduğunu tam anlamıyordu.Ama şunu biliyordu:Bu adamın dünyasına adım atmıştı.
Ve bu dünya, geri dönüşü sevmezdi.
Aslan koltuğuna yaslandı.Camdan dışarı bakarken içinden geçen tek cümle şuydu:
Bu kız başıma bela olacak.
Eylül ise içinden şunu geçiriyordu:
Bu adamdan nefret etmeliyim.
İkisi de haklıydı.
Ama ikisi de eksikti.
Çünkü bazı hikâyeler, düşmanlıkla başlar.Ve en tehlikeli olanlar…Sessiz vedalarla biter.
Bölüm etkileşimi
