Bölümler 18Şu an: 10. Bölüm
- 1 TANITIM248 kelime
- 2 1. Bölüm757 kelime
- 3 2. Bölüm1.364 kelime
- 4 3. Bölüm2.301 kelime
- 5 4. Bölüm1.274 kelime
- 6 5. Bölüm1.881 kelime
- 7 6. Bölüm2.318 kelime
- 8 7. Bölüm1.025 kelime
- 9 8. Bölüm880 kelime
- 10 9. Bölüm1.967 kelime
- 11 10. Bölüm2.695 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 11. Bölüm2.483 kelime
- 13 12. Bölüm3.411 kelime
- 14 13. Bölüm1.988 kelime
- 15 14. Bölüm2.550 kelime
- 16 !!DUYURU!!14 kelime
- 17 15. Bölüm2.720 kelime
- 18 16. Bölüm2.642 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
- Özet -
K: Yardıma ihtiyacın varmı
Şerefsiz adi köpek birde dalga geçiyor, geceliğin eteği çok kısa olduğu için utanıyordum ama başka da çarem yoktu kapıyı açtım ve odaya giriş yaptım, hayvan koltukta oturmuş beni baştan aşağı süzdü
___________________________________
Elleriyle "gel" işareti yaptı, gitmedim, bu sefer konuştu
K: Gel ufaklık
Gözlerim doldu ama akmalarına izin vermedim , ellerimi yumruk yaptım şuanda bu kadar savunmasız olmak sinirimi bozuyordu, hayvan tekrar konuştu
K: Sen mi gelirsin ben mi geliyim?
Sabır ya , dizlerim titriyordu bir adım attım bir adım daha ve en son yanına varmıştım, sırıttı koltuğu işret etti, göz devirdim , sinirlenmiş olmalı ki kolumdan tutup beni oturttu , yüzüne bakmıyordum çenemden tutup beni kendisine çevirdi
K: Benimle konuşurken düzgün konuş diye daha sana kaç kere diyebilirim ufaklık
D: Özür dilerim
Dedim kısık çıkan sesimle
K: Benim dünyamda özür diye bir şey yoktur unuttun mu , şimdi sana ceza vermek zorundayım, uslu dur
Dedi ve çenemi bıraktı kollarını iki yanıma koydu , dudaklarıma bakarak yaklaştı bende gözlerimi sımsıkı yumdum ,bir kaç saniye sonra gülme sesi geldi gözlerimi açtım hayvan bana gülerek bakıyordu
K: Gerçekten seninle birlikte olacağımı mı sandın?
Kaşlarımı çattım
D: Ne
Aşalayarak baktı
K: Benim dünyalar güzeli bir sevgilim varken seninle birlikte olup seni ödüllendireceğimi mi sandın?
Dedi ve yanımdan kalktı, sinirlenmiştim benimle oyun oynuyordu, ayağa kalktım, elimi kaldırdım ve yüzüne tokadı geçirdim
D: Sen iğrenç bir insansın, nefret ediyorum senden sen varya sen şu dünyada gördüğüm en şerefsiz insansın , bir kadınla bu şekilde dalga geçmek zaten senin gibi bir hayvana yakışırdı
Dedim yüzüne tiksinerek baktım , yüzünü bana çevirdi gözlerinden ateş fışkırıyordu resmen, bileğimi kavradığı gibi beni kendine çekti kulağıma eğilip
K: Beni sınama dua et ailem evde yok yoksa seni burda işkencelere boğardım , bir daha
Dedi ve beni yere itti, dengemi kaybettim yere düştüm oturduğu gibi saçımı tuttu ve konuşmaya devam etti
K: Sakın kuralara karşı gelme
Dedi ve saçımı daha sert çekti
K: Yoksa bu sefer ailem demez seni mâf ederim
Dedi ve saçımı bıraktı , gözlerimden yaşlar akmaya başladı ayağa kalktım geceliğin eteğini düzelttim ve banyoya ilerledim içeri girip kapıyı kilitledim ayakta durmakta zorlanıyordum küvete doğru ilerledim suyunu açtım ve duvardan destek alarak küvetin yanına oturdum ağlamaya başladım ağzımdan bir hıçkırık çıktı elimle ağzımı kapattım , kimse beni duysun istemiyordum
...
Gözlerimi araladığımda banyodaydım, dün geceyi hatırlamaya çalıştım
"Dün nolmuştu"
(Dur ben hatırlatırım , hayvan dün seninle dalga geçti sonrada-)
"Tamam tamam hatırladım, saol"
(Ne demek canım)
Ayağa kalktım ama her yerim tutulmuştu
"Ah , of ya her yerim tutulmuş"
(Eee burda yatarsan olucağı bu )
"Napsaydım hayvanla aynı odada mı kalsaydım"
(Doğru)
Yavaşça kapıya doğru ilerledim
"Umarım uyanmamıştır"
Kapıyı sessizce açtım ama yoktu
"Nerde bu"
Gözlerim etrafta dolandı daha yatak bile bozulmamıştı
"Anlaşılan gece burda kalmamış"
(Nerde kaldı o zaman)
"Banane nerde kaldıysa kaldı cehennemin dibine kadar yolu var "
Duvarda bir tane saat asılıydı ve saat 7.30 tu
"Ben bu saate kadar nasıl uyudum ki?"
Hemen dolaba yöneldim
"Önce şu iğrenç gecelikten bir kurtulalım"
Dolabı açtım, ama benim eski evimdeki kıyafetler yoktu
" Sanarım unutmuşlar ,hayvana söylerim getirtir herhalde , yada ben kendim gider alırım "
Tekrar dolaba baktım ve üstüme; Mavi, sade, dizlerime kadar gelen şık bir elbise giydim ,ayakkabı olarak ise beyaz spor ayakkabı tercih ettim daha rahattı , makyaj masası vardı
" Sanarım ben gelmeden önce burası düzenlemiş ama hâlâ her yer siyah neyse bende severim siyahı"
Makyaj masasına oturdum saçımı taradım ve salık bıraktım ama gözüm makyajlara takıldı
"Bu kadar makyajı kim kullanacak?"
(Sen, kim olacak başka)
" İyi hoş da ben makyaj yapmam "
(Boş ver takıl işte)
" Kendimi suçlu gibi hissediyorum "
(Neden?)
" Baksana insanlar o kadar mutlu oğulları evlendi diye ama her şey bir oyun , ve bir sürü şey almışlar bunların hiç biri benim için degilki, gerçek gelinleri için oysa ben , anlaşmalı evlilik yapmış biriyim "
(Yani?)
" Kendimi hakka girmiş gibi hissediyorum, sonuçta onları kandırıyorum "
(Sen değil Kubilay kandırıyor)
" Olsun hinede bende bu oyunun içindeyim, nerden çıktı şu Allah'ın belası adam karşıma ya"
Bıkkınlıkla nefes verdim
" Neyse ben artık aşağıya iniyim "
Dedim ve ayaklandım tam o anda telefon çaldı
"Benim telefonum burda mıydı"
Telefonun sesini takip ettim komidinin üzerindeydi elime aldım arayan "Hayatım " dı
" Sabır ya"
Açtım sesi geldi
K: Uyandın mı?
Uyanmasam nasıl açıcam
D: Evet
K: Güzel şimdi aşağıya in ve hiç bir şey çaktırma ben birazdan gelicem sen yukarda giyiniyor dersin
Yine yalan yine yalan
D: Tamam
Dedim ve derdemez telefon yüzüme kapandı
" Hayvan nolcak"
telefonu elime alıp hızlı adımlarla odadan çıktım aşağıya indim çok güzeldi dün gece o kadar takmamıştım ama hem büyük hemde büyüleyiciydi bayada ferah, düşüncelerimden sıyrılmamın sebebi Sevgi hanımın sesiydi
S: Günaydın kızım
Gülümsedim
D: Günaydın efendim
S: Kubilay oğlum nerde?
Geldi sorumuz
D: Üst katta üzerini değiştiriyor
Gülümsedi
S: Tamam kızım , gel otur şöyle bizde kahvaltıyı hazırlıyorduk
Onlar kahvaltı hazırlarken benim oturmam ayıp olur bence
D: Aslında bir sakıncası olmicaksa bende yardım edebilir miyim?
S: Tabi kızım ne sakıncası sen yorulma diye ben demedim
D: Yok efendim ne yorulması , mutfak ne tarafta?
S: Gel benimle
Dedi ve bende arkasından gittim , mutfak denilen yere gelmiştik baya güzeldi her zamanki gibi ferahtıda Sevgi hanım bana döndü
S: Kızım aslında çok az şey kaldı onlarıda hizmetliler hâl ederler gel biz seninle sofrayı kuralım
Başımla onayladım
D: Olur
Dedim ve tabakları götürdüm her şeyi tek tek dizmeye başladım
...
Sofra hazırdı sadece börekler kalmıştı Sevgi hanıma döndüm
D: Sevgi hanım son olarak börek kaldı onuda ben getiririm
S: Kızım Kubilay hâlâ inmedi acaba bir şey mi oldu?
(Sabahtan beri Kubilay Kubilay ne Kubilaymış)
İç ses bir bakıma haklıydı, Sevgi hanıma döndüm
D: İşi çıkmıştır gelir şimdi
Başıyla onayladı hızlı adımlarla mutfağa gittim tam börek tabağını almıştım ki cama vurma sesi geldi , arkamı dönmemle hayvanla göz göze gelmem bir oldu mutfak kapısının camına vuruyordu açıyım diye , hemen tabağı bıraktım ve kapıyı açtım, sesizce konuştum
D: Kubilay bey nerde kaldınız, Sevgi hanım sorup durdu
Bana baktı sinirliydi sanarım
K: Tamam geldim işte, sen beni mi sorguluyorsun?
D: Estağfurullah Kubilay bey , ben sizi sorgular mıyım hiç, sadece-
K: Amma çok konuştun, tamam kes
Göz devirdim bu adam harbi mal , ona baktığımda bana sinirli bakıyordu hine neye sinirlendi ki?, bir adım atarak aramızdaki mesafeyi kapattı
K: Sen bana göz mu devirdin , bak se-
Bir anda doğrulup yanağından öptüm
S: Bende seni seviyorum
Dedim yalandan bir gülümseme ile , şaşkın şaşkın yüzüme bakıyordu, gözümle kapıyı işaret ettim , evet niye öptüm sizce çünkü Nazlı kapıdaydı , hayvan Nazlı ya baktığında hemen dudağımı sildim, pis yanağını öptüm çünkü , Nazlı gülerek bize bakıyordu
N: Ben yanlış bir zamanda geldim galiba
Dedi sırıtarak, ellerimi kaldırdım
D: Yo yo gelmedin , bende börekleri alıp geliyordum tam
Dedim ve elime tepsiyi alarak yanına gittim
D: Hadi gidelim
Başıyla onayladı ama hayla gülüyordu , hayvana son kez bakıp masaya gittim ve böreği bıraktım, Sevgi hanım mutlulukla masaya bakıyordu
S: Nede güzel hazırladık masayı , saol kızım
Bu kadın bana her kızım dediğinde içimden bir parça kopuyordu sanki , annemi özlüyordum , gülümsedim
S: Kubilay nerde gelmedi mi hâlâ?
Tam o anda hayvan mutfaktan geldi ve konuştu
K: Burdayım anne
Sevgi hanım şaşırdı
S: Oğlum sen ne zaman mutfağa gittin ben niye görmedim?
Hayvan gülümseyerek yanımıza geldi
K:Arkanı dönüktün annem beni ondan görmemişsindir
S: Niye bir günaydın demedin oğlum
Nazlı gülerek söze atıldı
N: Çünkü karısının yanına gitti eee malum , öpü-
Nazlı ya sinirle baktım, neyse ki sustu, güldü ve
N:Tamam tamam sustum
Sevgi hanım kahkaha attı
S: Anladım ben anladım neyse ben gidiyimde Orhan ' nı uyandırıyım
Dedi ve tam gidecekken Orhan Soykan merdivenlerden inerken karısına doğru seslendi
O: Uyandım ben hayatım , günaydın
Hayatım mı? Çok tatlı, gülümseyerek onlara baktım, Sevgi hanım direk yanına gitti
S:Günaydın
Dedi ve ikisi gülümsedi, herkes masaya kuruldu ben nereye oturacağımı bilmedim ama hayvan sağolsun sandalyeyi çekti
K: Gel buraya otur
Gülümsedim ve yanına oturdum şuanda sıralama şu şekildeydi, masanın en başında Orhan Soykan, onun sağ tarafında Sevgi hanım, onun yanında da kızı Nazlı vardı Orhan beyin sol kısmında, ise Kubilay,onun yanında ise ben oturuyordum
Orhan bey söze girdi
O: Herkese afiyet olsun
Dedi ve çatal bıçak sesleri odadaki tek sesti ben ise tabağımla bakışıyordum , herkes çok mutluydu onlara bakınca kendi hayatıma bakıyordum acaba babam pislik olmasa ve anne mi sevse böyle güzel bir aile olurmuyduk
(Bence hayır,çünkü senin baban asla düzgün biri olmazdı)
Haklısın, dedim kendi iç sesime , düşüncelerimden sıyrılmamın sebebi Orhan beyin bana seslenmesiydi
O: Duru kızım nasılsın alıştı mı buraya?
Fazla soğuk bir adam gibi dursada bence öyle değildi çünkü bana bakarken bildiğin gülüyordu, gülümsedim
D: İyim efendim , alıştım çok güzel bir ailesiniz
O: Saol kızım ailemiz büyüyor sonuçta sen geldin , hem belki dahada büyür, oğlumun bir veliahtı olsa çok iyi olurdu
Kızaran yanaklarıma kala kaldım çocuk mu bekliyorlardı birde? Yok artık, adamın yüzüne aval aval bakıyordum tam o anda masanın altından hayvan elini bacağıma koydu ve söze girdi
K: Umarım baba bizde çok isteriz , öyle değil mi sevgilim?
Fal taşı gibi açılan gözlerimle Kubilay' a bakıyordum , ne çocuğu ve anlaşmada bu yoktu , ve asla saçmalık, yüzüme sinirle baktı bir an bende hemen gülümsemeye çalışarak söze girdim
D: T-tabi
Orhan beyde gülümsedi , bu adam eğer bu evliliğin sahte olduğunu anlarsa beni yaşatmaz, şu bakışlara bak sanki yalan söylediğimizi biliyor gibi , Sevgi hanımın sesiyle ona döndüm
S: İnşallah inşallah en kısa zamanda torunumu kucağıma almak nasip olur
Bu kadarı da fazla ama , tamam bir konuyu kapatın ya, Sevgi hanım tekrar konuştu
S: Kızım biz bugün bir derneğe gidicez sende gelmek istermisin?
Dernek mi? Yok ben anlamam o işlerden, tam o anda fark ettim ki Kubilay' ın eli hâlâ bacağım daydı ve bacağımda ki eli sıkılaşarak bana cevap verme diyordu sanarım
K: Yok anne biz bugün şirkete gidicez öyle konuşmuştuk
Öyle mi konuşmuştuk benim neden haberim yok? Hine benim yerime kararlar sabır be , Sevgi hanım gülümsedi
S: İyi o zaman başka zaman değil mi kızım?
Gülümsedim
D: Tabi efendim
Sevgi hanım kırılmış gibi baktı
S: Aa kızım, ben sana kızım diyorum sende bana anne de olurmu olmuyor böyle ama
Bir an duraksadım , aklıma annem geldi
- 11 Yıl Önce -
(Duru'nun annesi- Gamze :G)
G:Kızım kahvaltı hazır hadi gel
D: Tamam anne
Çok hecanlıydım çünkü anneme çizdiğim resmi göstercektim , koşarak annemin yanına gittim
D: Anne bak öğretmen ödev verdi aileniz ile birlikte bir fotoğrafınızı çizin dedi
Annem gülümseyerek elimdeki resmi aldı
G: Kızım benim bu çok güzel
Dedi ve diz çöküp benimle aynı boya geldi , sarıldı
D: Gerçekten mi?
Başıyla onayladı
G: Evet hemde çok güzel
Ellerimle alkış yaptım
D: Oley en güzel resim benim kesin ben alıcam
Annem şaşırdı
G: Neyi?
D: Çikolatayı, öğretmenim en güzel resmi alana çikolata alıcak
Annem kahkaha attı
G: Öyle mi?
D: Evet
G: Neyse kızım eğer biraz daha geç kalırsak çikolatayı alamicaksın
D: Evet o zaman hemen kahvaltı edelim annemmm
Annem gülümsedi
G: Ne güzel anne diyorsun sen öyle
Güldüm
D: Annemmm
G:Oy yerim seni
Dedi ve beni gıdıklamaya başladı
D: Ya anne dur hahahaha anne dur ya hahahha
...
- Günümüz -
Gözümden bir damla yaş süzüldü , gülümsedim
D: Tabi derim , anne
Sevgi hanımın gülümsemesi dahada büyüdü
S: Teşekkür ederim canım kızım
Gözümdeki yaşı sildim Orhan bey söze girdi
O: O zaman banada baba de
Benim babam bana hiç baba sevgisi göstermemişti başkasına baba demek benim için gerçekten hayal kırıklığı ama hinede Orhan beye gülümsedim
D: Olur ,baba
Orhan bey bana mutlulukla baktı, gözlerim bir an hayvana kaydı bana garip bir şekilde bakıyordu, kızdı galiba , Kubilay da söze girdi
K: O zaman bize müsade izninizle
Dedi ve kalktı bende kalktım, Orhan bey bize döndü
O: Müsade sizin çocuklar
Nazlı söze atıldı
N: Bende dersanaye geç kalıcam baba gidiyim
Dedi ve merdivenlere çıktı, Kubilay belimden tutarak beni çıkış kapısına yönlerdirdi , dev villadan çıktık arabası hemen bahçenin önündeydi, siyah hep mafya filmlerinde gördüğüm arabalara benziyordu , Kubilay doğrulup yolcu koltuğunun yanındaki koltuğun kapısını açtı bende mecbur bindim , oda yolcu koltuğuna geçip kuruldu , gözlerim hâlâ doluydu annemi çok özlemiştim, Kubilay arabayı çalıştırdı bende aklıma ilk gelen şey için Kubilay' a döndüm
D: Kubilay bey , bir şey sorabilir miyim?
Bana bakmadan cevap verdi
K: Sor
D: Şey hani siz beni dağ evine götürmüştünüz ya işte orda benim yanımda bir çantam vardı
K: Evet
D: O çanta nerde?
K: Napıcaksın?
D: İçinde değerli bir şeyim vardı da
Bir an bana baktı sonra tekrar yola döndü
K: Ne vardı?
Yutkundum gözlerim dahada doldu
D: Annemin bana hediye ettiği bir kolye vardı
K: Tamam ben getirtirim çok mu değerliydi senin için?
Buruk bir gülümseme ile
D: Evet annemden bana kalan tek şey
Kaşlarını çattı
K: Annenin öldüğünden haberim var ama , nasıl öldüğünden haberim yok
Yutkundum , annemin öldüğünü babam söylemiş olmalıydı sanarım ondan biliyor
D: Tamam Kubilay bey siz bana o kolyeyi getirin yeter başka bir şey istemiyorum
Dedim ve camdan dışarıyı seyretmeye başladım, konu açılsın istemiyordum çünkü, Kubilay da hiç bir şey dememişti zaten
Bir süre sonra sessizliği bozan Kubilay bey oldu
K: Ailemin yanında iyi iş çıkardın o yüzden bugün sana ceza yok
Neden ceza vericekti ki?
D: Ne hata yaptım Kubilay bey
Bana bakmadan konuşmaya devam etti
K: Sabah bana göz devirdin
Bunun için mi yani , yok artık alt tarafı göz devirdim
K: Artık ayağını denk alsan iyi olur, çünkü işler kızışmaya başladı, hata affetmem
Gözlerim büyüdü bu adam çok garip biri filmdemiyiz ne bu ciddiyet
(O bir mafya)
Olsun , ben daha mafyalığını görmedim uyduruyor bence , Kubilay tekrar konuştu
K: Ha bu arada sabahki o çocuk meselesine takılma, öyle bir şey asla olmicak
İçim rahatladı , gülümsedim ve başımı cama yaslayıp dışarıyı izlemeye devam ettim , ama sonra aklıma sabah hiç bir kıyafetimin getirilmediğini hatırlayınca tekrar Kubilay beye döndüm
D: Kubilay bey bir şey daha sormam gerek
K: Ne sorucaksın
D: Şey, bu sabah dolapta benim eski evimde kalan kıyafetler getirilmemişti , tabi getirmek zorunda değilsiniz ama rica etsem ben kendi evime gidip alabilir miyim?
Bana bakmadan konuştu
K: Hayır
Cevabı düz ve netti , kaşlarımı çattım
D: Neden?
K: Çünkü artık senin o ev ile hiç bir bağlantın kalmadı dediğim gibi sen benim malımsın , ben ne alırsam onu giyceksin, benim yemeğimi yiceksin , benim nefesimle yaşıyacaksın
İyice sinirlenmeye başlamıştım, ben ona ne yaptım da bana böyle davranıyordu ki? Derin bir enfes alıp başımı cama yasladım
D: Beni neden şirketinize götürüyorsunuz?
K: Evde kalsaydın kesin herşeyi eline yüzüne bulaştırırdın , o yüzden seni yanımda getiriyorum
Göz devirdim, tabi o görmemişti
D: Ben ne diyeceğimi biliyorum artık Kubilay bey , yani merak etmeyin
Ciddi bir şekilde
K: Ben işimi sağlama alıyım da
...
Geleceğimiz yere varmıştık baya büyük bir bir binaydı , arabadan indik Kubilay bey direk yanıma geldi ve elini belime attı, ona baktım ama bir şey diyemedim çünkü diyemezdim
Binaya giriş yaptığımızda herkesin gözü üzerimizdeydi yani benim üzerimde, insanlar bir şeyler fısıldaşıyor , bana üsten üsten bakıyor ,bazılarıda kıskançlıkla bakıyordu
"Neden böyle bakıyorlar ki?"
Kubilay bir anda bana döndü
K: Kim bakıyor
Bu nasıl duydu ya
D: Kimse
K: Az önce dedin ya neden bakıyorlar diye , kim bakıyor?
Bakan kişilere baktım sonrada ona
D: Şey çalışanlarınız yani garip bakıyorlar
Çalışanlara baktı, sonrada ciddiyetini hiç bozmadan
K: Seni ilk kez görüyorlar , ondandır
Doğru, başımla onayladım
D: Anladım
Dedim ve beni ilerletme ye devam etti asansörün önüne geldiğimizde içine girdik , Kubilay bey 10. Katın tuşuna bastı
(Kaç katlı ki bu bina?)
"Bilmiyorum ama belli ki 10 kat var"
Kubilay bey bir anda bana döndü
K: Sen hine kendi kendine mi konuşuyorsun?
Şaşkın gözlerle ona baktım beni nasıl duydu ki?
(Adamdaki kulak değil ki)
İç sesime güldüm, Kubilay bey anlamaz gözlerle bana bakıyordu
K: Neye gülüyorsun sen?
Gülüşüm soldu, yutkundum
D: Hiç
Sabır çekti
K: Sen delisin herhalde
Başımı iki yana salladım
D: Yoo deli değilim
Güldü bu adam gülebiliyor muydu?
Asansör bir anda durdu geldik sanarım, hayvan yüzüme bile bakmadan çıktı bende arkasından gittim ama çenemi tutamadım
D: Kubilay bey nereye?
Bana bakmadan konuştu
K: Sadece takip et
Kaşlarımı çattım, bir şeyide söyle be adam , bir kapının önüne geldik Kubilay bey kapıyı açtı , ama açar açmaz gördüğüm kişi beni o kadar da şaşırtmadı
(Bu kadın her yerden çıkmayı nasıl başarıyor )
...
_______________________________
Bölüm etkileşimi
