24. bölüm · Şegaf
Fedai’nin Kema ile Uğraşması
Fedai, Kemal’i yavaş yavaş delirtecekti. Çünkü Fedai, Kemal’in İslam’a verdiği zararı ödetmek istiyordu.
Kemal yine gencin birini ağına düşürmüş locada masonluğa giriş töreni düzenliyordu. Genç vasiyetini yazdıktan sonra Kemal’in karşısına çıkmıştı. Kemal masonlukla ilgili sözleri söylemesi gerekirken Fedai’nin Kemal’in kulağına fısıldaması ile Kemal : “Allah yardımcın olsun.” Dedi. Kemal ne dediğini farkına varması fazla zaman almadı. “Ne dedim ben.” Dedi içinden. Adeta salaklaşmıştı Kemal şok geçiriyordu. Sayısız tören düzenlemiş ve yönetmişti ama böyle bir dil sürçmesi yaşamamıştı. Kemal yaşadığı şoku atlatmak için locadaki odasına çekildi. Koltuğunda gözlerini kapadı ve biraz uyumak istedi. Ama her şey yeni başlıyordu. Fedai tadını çıkara çıkara işini yapacaktı. Fedai, Kemal’in uykusuna daldığından emin olduktan sonra onun rüyasına girdi. Fedai, Ali Haydar Efendi olarak Kemal’in rüyasına girdi. Kemal rüyasında Ali Haydar Efendiyi genç olarak görüyordu ve Ali Haydar Efendi ona alaycı bir şekilde: “Kemal beni de mason yapacak mısın? Ya da biz seni Müslüman yapalım olmaz mı?” dedikten sonra Ali Haydar Efendi korkunç bir hal aldı sağ eliyle Kemal’in boğazından tutarak onu havaya kaldırdı. Kemal uyanacak gibiydi Fedai onun rüyasından çıktı ve Kemal uyandı. Kan ter içerisindeydi. Kemal çok yorulduğunu düşündü. Ayakkabılarını çıkardı locanın arkasında bulunan bahçeye geçti. Çıplak ayakla toprağın üstünde gezinmeye başladı. Çünkü vücudunda bulunan kötü enerjiyi atmak istedi. 20 dakika gezindikten sonra odasına geçmeden ayaklarını yıkadı ve toprağın kirini temizledi. Masasına geçti masanın üzerinde Anderson yasaları vardı defalarca okuduğu bu yasaları tekrar okudu. Maksadı rahatlamaktı.
Fedai bugünlük yeter diyerek Kemal’in yanından ayrılarak Ali Haydar Efendi’nin yanına yani kutsal topraklara gitti. Ali Haydar Efendi, Fedai’ye “ Nuh’un yanına git sohbetlerde cennete gidecek olanların Allah’ın bir ve tek olduğuna ve Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem’in Allah’ın kulu ve resulü olduğuna iman edenlerin olduğunu üstüne basa basa söylesin. Ayrıca unutulan bir sünneti yerine getirenlerin imanlarını muhafaza edeceklerini söylesin.” Fedai saniyeler içinde Nuh’un yanına gitti ve Nuh’un kulağına fısıldamak istedi. Ama Nuh, Fedai’ye pek alışık olmadığı için korktu ve beti benzeri sapsarı kesildi. Fedai yaptığından pişman oldu ve böyle gelmemesi gerektiğini düşünerek Nuh’tan helallik istedi. Fedai, Nuh’un korkmaması için Nuh’a: “Ben senin bulunduğun ortama geldiğimi belirtmek için bir esinti oluşturacağım ortamda perde ya da yaprak kıpırdaması olursa bil ki ben gelmişimdir. Ayrıca efendi hazretlerinin sana selam ve muhabbeti var sohbetlerinde Allah’ın bir ve tek olduğunu Peygamber Efendimiz sallahu aleyhi vesellem’in O’nun kulu ve elçisi olduğunu söylesin diyor. Bir de şunu ekledi unutulmuş bir sünneti yerine getirenin imanını muhafaza edeceğini belirtsin dedi.” Fedai, Kemal’i kontrol altında tutmak için Kemal’in yanına gitti. Kemal de Nuh’un sohbetlerde ne dediğini öğrenmek için bir genci görevlendiriyordu. Kemal, Uğur ismindeki bu gence perşembeyi cumaya bağlayan gece saat 9’da dergâha gidip Nuh’un sohbetini iyi dinleyip sohbetten sonra locaya gelip kendisine anlatmasını tembihledi. Fedai de ortamda bulunduğu için Uğur’u takibe aldı.
Perşembeyi cumaya bağlayan gece saat 9’da Uğur dergâha gidip yerini almıştı. Herkesin gözü Uğur’un üstündeydi. Çünkü Uğur sinekkaydı traşlıydı ve kıyafeti dergâhtan bulunanlardan çok farklıydı. Süleyman Efendi, Uğur’un yanına giderek:
- Selamın aleyküm kardeş hoş geldin.
- Aleyküm selam hoş buldum. İsmim Uğur Nuh isminde biri varmış onun sohbetini dinlemeye geldim.
- İyi yapmışsın inşallah sohbet faydalı olur.
- Umarım.
Nuh cemaate gelip besmele çekip “Rabbişrah li sadri. Ve yessir li emri. Vahlül ukdeten min lisani. Yefgahü kavli.” Deyip sohbete giriş yaptı. Nuh sohbette üstüne basa basa Ali Haydar Efendi’nin bahsettiği konuları anlattı. Sohbet yaklaşık bir saat sürdü. Sohbetten sonra Uğur dergâhtan hızlı adımlarla çıktı locaya Kemal’le görüşmeye gitti. Fedai de locada hazır bekliyordu. Uğur heyecanlı bir şekilde Kemal’in yanına geldi. Kemal “anlat evladım” dedi. Fedai, Uğur’un kulağına fısıldadıUğur da söylemek istediklerinin tam tersini söyledi: “Nuh sohbette Yahudilerin ve Hristiyanların cennete gideceğini söyledi.” Kemal de: “Gerçekten böyle mi dedi.” “Evet” dedi Uğur. Kemal baya şaşırmıştı. Nuh tam da Kemal’in istediği biri olmuştu.
Nuh’un 30.derece masonluğa yükseltilmesi için tören düzenlendi. Bu tören diğerlerinden farklıydı. Çünkü Nuh büyük bir iş başarmıştı bundan dolayı 30 ülkeden büyük üstatlar davet edildi. Bütün büyük üstatlar Nuh’a gıpta ile bakıyorlardı. Nuh artık bir kahramandı. Törende ABD büyük üstadı Nuh’un böyle bir işi başardığı için 32.derece masonluğa yükseltilmesini teklif etti. Bu teklif oy birliği ile kabul edildi. Nuh’un büyük üstat olabilmesi için Kemal’in ölmesi ya da delirmesi gerekiyordu. Fedai, Ali Haydar Efendi’den aldığı talimatla Kemal’i delirtecekti.
Hava kararmak üzereydi. Kemal locadan çıkmış tek başına ara sokaklarda yürüyordu. Sokaklar bomboştu. Kemal bugüne kadar kimleri hayattan kopardığını düşünüyordu. Cinayetler Kemal’in kendisine gurur veriyordu. Kendisini ülkesinde ölümlü tanrı olarak görüyordu. Derin düşüncelere dalmışken karşısında Fedai’yi Ali Haydar Efendi kılığında gördü. Ali Haydar Efendi elinde bastonla kamburu çıkmış bir halde Kemal’e doğru ilerlerken, Kemal irkilerek “gebermedi mi bu adam” diye söylendi. Ali Haydar Efendi yaklaştıkça hızlanıyordu ve bir anda kocaman ve korkunç dişleri olan aslana dönerek Kemal’in üstüne atladı. Kemal ellerini başına koyarak dizlerinin üstüne çökerek “yalvarırım yapma” diye ağlıyordu. Kemal gözlerini açtığına kimseyi göremedi ve kendisinde de bir şey yoktu. Nefes nefeseydi ve beti benzi sapsarı kesilmişti. Kemal hızlı adımlarla locaya döndü ve odasına çekildi. İçinde bulunduğu durumu Dünya büyük üstadına bildirip bildirmemeyi düşünüyordu. Eğer bildirirse büyük üstatlık kendisinden alınıp öldürülebilirdi. İçinde bulunduğu bu sıra dışı durumdan kendisi çıkmalıydı. Kemal locanın arkasında bulunan locaya çıplak ayaklarla çıktı çimen ve toprak üzerinde gezmeye başladı. Maksadı vücudunda bulunan kötü enerjiyi toprağa aktarmaktı. Toprakta yirmi dakika gezindikten sonra odasına çekildi. Odasında bir Türk kahvesi içti ve koltuğunda gözlerini kapatıp uyumak istedi.
Fedai kutsal topraklara Ali Haydar Efendi’nin yanına gitti. Ali Haydar Efendi, Fedai’ye Kemal’i delirtme işini hızlandırmasını söyledi.
Kemal locadan sonra evine geçti. Üstüne rahat bir şeyler giydikten sonra tuvalete girdi. Tuvalete eğildiğinde tuvalet deliğinde bir yılan gördü. Yılan dile gelerek “gel Kemal” dedi. Kemal apar topar ihtiyacını gidermeden tuvaletten çıktı. Kemal bu korkuyla kendini güvende hissettiği locaya gitti. Odasına çekildi. Masasına ellerini kollarını uzatmak isterken masa konuşmaya başladı. “Başını bana yasla” dedi. Kemal çığlık atarak kapıya koştu ama kapı açılmıyordu. Bu seferde kapı dile geldi: “Nereye gidiyorsun beni bırakarak?” dedi. Kemal: “Yardım edin! Yardım ediiiiinnn!” diye bağırmaya başlarken üstünde bulunan kıyafetler konuşmaya başladı. Hepsi bir ağızdan: “Kemal” demeye başladı. Kemal üstündekileri çıkartıp çırılçıplak kaldı. O halde kapıyı zorlarken locada bulunanlar kapıyı açtılar. Loca sakinleri Kemal’i çırılçıplak görünce şaşırdılar. Kemal de “ bana yardım edin” diye locadakilere yakarıyordu.
Locada bulunan görevlilerden biri Kemal’in durumunu Nuh’a haber etti. Nuh alelacele locaya geldi. Nuh locaya geldiğinde Kemal’le birlikte Kemal’in odasına geçtiler. Fedai perdeyi esintiyle hareket ettirerek Nuh’a burada olduğunu belirtti. Fedai, Nuh’un kulağına fısıldayarak : “Birazdan Kemal senin üzerine atlayıp boğazını sıkacak avazın çıktığı kadar bağır. Dediklerimi anladıysan topuklarını birbirine vur.” Nuh topuklarını birbirine vurarak anladığını belirtti. Fedai, Kemal’e Nuh’u Ali Haydar Efendi gibi gösterdi. Kemal, Fedai’nin Nuh’a dediği gibi Nuh’un üstüne atlayıp boğazını sıktı. Kemal üstte Nuh alttaydı ve Nuh “yardım ediiiiinn” diye birkaç kere bağırdı. Loca sakinleri Kemal’in odasına gelerek Nuh’u kurtardılar ve Kemal’i penceresi olamayan karanlık bir odaya hapsettiler.
Locada bulunan altmışlı yaşlardaki biri Nuh’un yanına gelerek: “Efendim artık sorumluluk sizde evrenin büyük üstadına haber vereceğiz o gelene kadar Kemal Bey’in yerine siz bakacaksınız.” Nuh bu adamın dediklerini kabul etti. Fedai, Nuh’un kulağına : “Sakın korkma büyük üstat sen olacaksın her şey istediğimiz gibi oluyor. Büyük üstat dedikleri baş kafir birkaç gün içinde burada olur seni 33.dereceye getirecek.”
Nuh, evrenin büyük üstadı gelene kadar locanın temizlik işleri dışında dikkat çekmemem için başka işlere müdahil olmadı.
Büyük üstat alelacele gelip durumu kontrol altına almak istiyordu. Büyük üstadın locaya geldiğinde ilk işi Kemal’in hapsedildiği odaya gitmek oldu. Büyük üstat düzgün Türkçesiyle:
- Kemal neyin var?
- Kimin neyi var?
- Kemal sorularıma cevap verebilecek misin?
- Sen beni anlayabilecek misin?
Büyük üstat durumun vahim olduğunu anladı. Fedai yine Kemal’i kontrol altına alıp büyük üstada saldırtacaktı. Fedai, büyük üstadı Kemal’e, Ali Haydar Efendi olarak göstertti. Kemal, büyük üstadın üzerine atlayarak onun boğazını sıktı. Büyük üstadın çığlığı basmasıyla Nuh’un ve locada bulunanların girmesi bir oldu. Kemal’i aynı odaya kilitlediler. Büyük üstat, Nuh ile birlikte kimsenin olmadığı bir odaya geçtiler. Büyük üstat:
- Nuh biraderim anlat bakalım, biraderimiz Kemal’in neyi var?
- Açıkçası ben de bilmiyorum son zamanlarda akli melekeleri yerinde değil. Durduk yere saldırıyor. Ama sebebi nedir diye sorarsanız bu sorunun cevabı Kemal biraderin kendisinde saklı.
- Bu durumda Kemal büyük üstatlığı yerine getiremez. Artık büyük üstat sensin. Tarikattakiler senin mason olduğunu bilmeden faaliyetlerini devam ettir.
- Siz nasıl uygun görürseniz?
- Ayrıca Kemal’in sana verdiği görevi layıkıyla yerine getirdiğini biliyorum. Cemaatini iyice esnet. Bir ay sonra patrik ve hahambaşıyla bir yemekte olacaksın. Tabi basında olacak. Yemekte İslam’ın modern bir din olduğunu; Hristiyanların, Yahudilerin ve Müslümanların kardeşlik hukuku içerisinde yaşamaları gerektiğini ifade et. Hatta la ilahe illallah sloganı etrafında toplanmamız gerektiğini söyle. Dediklerim anlaşıldı mı?
- Anlaşıldı.
Büyük üstat, Nuh’a görev tebliğinden sonra büyük bir seyahat için Arjantin’e gitti. Nuh artık locada istediği odaya rahat bir şekilde girebiliyordu. Üyelerin kayıtlarının tutulduğu odaya girerek üye belgelerini kopyalayıp dergâhta sakladı. Ayrıca Nuh dergâhtan iki kişiyi mason locasına soktu. Amacı locayı denetim ve kontrol altında tutmaktı.
Bir aylık süre ne kadar da çabuk geçmişti. Çok lüks bir restaurantta basın mensupları önünde buluşma gerçekleşiyordu. Hahambaşı, patrik ve Müslümanları temsilen Nuh… Ağız birliği yapmış gibi hahambaşı ve patrik dünya barışı için tek tanrı etrafında buluşmanın önemli olduğunu dile getirdiler. Söz sırası Nuh’a gelmişti. Basın mensupları da Nuh’a pürdikkat yönelmişlerdi. Nuh: “Dünya barışı için Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak gerekir. Tabiki Kur’an’da buyurduğu gibi Allah’a ve onun göndermiş olduğu resule itaat etmek kaydıyla dünyada huzur ve barış temin edilecektir. Yine tahrif edilmemiş Kur’an’da Allah katında din İslam’dır buyruluyor. Dünya barışı için İslam çatısı altında toplanmak gerekir. Diyeceklerim bu kadar teşekkür ederim.” Nuh’un bu konuşmasından sonra ortam buz kesilmişti. Hahambaşı ve patrik sanki ağır bir küfür işitmiş gibi oldular. Nuh bu konuşmayı yaptığı sırada locada büyük bir yangın çıkmıştı. Tabi bu yangın Nuh’un talimatıyla dergâhtan locaya soktuğu iki kişi sayesinde olmuştu. Locanın bütün emekleri bu yangınla boşa gitti.
Fedai, kutsal topraklara gidip durumu Ali Haydar Efendi’ye bildirdi. Nuh görevi başarıyla tamamladığı için Ali Haydar Efendi geri dönmüştü. Geri dönmüştü ama cemaattekiler şok içerisindeydiler. Ali Haydar Efendi durumu cemaatine anlattı. Ve vasiyet olarak kendisi öldükten sonra Nuh’a sadakatle bağlanmaları gerektiğini söyledi.
