4. bölüm · SAVAŞÇI GÖLGE

SAYFA 4

Ardoş Ardoş

Meşalenin yaydığı çiğ ışık, mağaranın duvarlarında devasa gölgeler oluşturdu. Kızıl Pençe, yüzündeki vahşi gülümsemeyle kılıcını savurdu. Çelik havayı yırtarak Gölge’nin hemen yanındaki sarkıtı tuzla buz etti. Kayadan kopan keskin parçalar Gölge’nin yanağını kesti ama o gözünü bile kırpmadı. Duman boğucu bir hal almaya başlamıştı, mağaranın dar tavanı dumanı tahliye edemiyor, görüşü kısıtlıyordu. Gölge, rakibinin gözlerindeki o saf öldürme hırsını gördü. "Usta senin hakkında yanılmış," dedi Pençe. "Sen sadece karanlıkta saklanmayı bilen bir korkaksın." Gölge, sırtını soğuk duvara yasladı ve gülümsedi. Bu bir korkaklık değil, sabırdı. Pençe’nin her hamlesindeki o küçük boşlukları zihnine not ediyordu. Tam o anda, mağaranın zeminindeki sarsıntı şiddetlendi. Toz ve dumanın ortasında iki kılıcın çarpışma sesi, bir patlama etkisi yarattı. Gölge, rakibinin gücüne karşı koymak yerine onun ivmesini kullanarak yana kaydı ve Pençe’nin boş kalan böğrüne sert bir darbe indirdi. Pençe acıyla inledi ama saldırısını kesmedi; geri dönen kılıcıyla Gölge’nin omzuna derin bir çizik attı. Kan, siyah zeminde parlayan bir leke gibi yayıldı.