SAVAŞÇI GÖLGE kitap kapağı

2. bölüm / 11

SAYFA 2

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: SAYFA 2

Gölge, köşede duran ve kabzası yılların yorgunluğunu taşıyan kılıcına uzandığında, soğuk çeliğin ağırlığı ona tanıdık bir güven verdi. Tam o anda, mağaranın girişindeki kayaların arasından, rüzgarın uğultusuna karışmayan yabancı bir ses sızdı. Metalin metale sürtünme sesi... Çok ince, çok tiz ama bir o kadar da ölümcüldü. Gelenler acele etmiyordu; avının nerede olduğunu bilen bir avcının soğukkanlılığıyla hareket ediyorlardı. Gölge, nefesini tamamen kontrol altına aldı; kalp atışlarını neredeyse durma noktasına kadar yavaşlattı. Artık o sadece bir kaya, bir dikit ya da sadece bir hiçlikti. Dışarıdaki o ritmik ayak sesleri tam girişin ağzındaki büyük kayanın önünde durdu. Gelen kişi, avının tam orada beklediğini biliyordu. Ustasının o acımasız dersi kulaklarındaydı: "Düşmanını göremiyorsan, onun korkusunu dinle." Ama şu an korkan taraf Gölge değildi. O, bu mağarada geçirdiği uykusuz geceler boyunca korkuyu çoktan kendi elleriyle boğup gömmüştü. Ayak sesleri tekrar hareketlendi, bu sefer daha baskın ve kararlıydı. Kayaların arasından sızan zayıf ışık hüzmesi, iri bir gölge tarafından aniden kesildi. İçerideki havanın ısısı sanki aniden birkaç derece düştü. Gölge, karanlığın en koyu noktasında kılıcını milim milim kınından sıyırdı. Metalik sürtünme sesi, mağaranın duvarlarında bir yılanın tıslaması gibi yankılandı. "Nihayet," diye fısıldadı karanlığın içine doğru. Gelen kişi artık geri dönemeyeceği o ölümcül eşiği geçmişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…