Bölümler 11Şu an: SAYFA 3
- 1 BÖLÜM 1: MAĞARADAKİ MÜHÜR SAYFA 1180 kelime
- 2 SAYFA 2197 kelime
- 3 SAYFA 3164 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 SAYFA 4156 kelime
- 5 SAYFA 5180 kelime
- 6 SAYFA 6180 kelime
- 7 BÖLÜM 2: ORMANDAKİ AV SAYFA 7156 kelime
- 8 SAYFA 8172 kelime
- 9 SAYFA 8172 kelime
- 10 SAYFA 9159 kelime
- 11 Arka sayfa1 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir anlık sessizliğin ardından o tok ses yankılandı: "Kendi mezarını kazmak için iyi bir yer seçmişsin Gölge. Ama karanlık seni benden saklamaya yetmez." Bu, Büyük Usta'nın sağ kolu "Kızıl Pençe"ydi. Usta bizzat gelmemiş, en vahşi köpeğini Gölge'nin üzerine salmıştı. Kızıl Pençe, ağır kılıcını zeminde sürükleyerek ilerledi; çeliğin taşa sürttüğü o ses, yaklaşan ölümün habercisiydi. Gölge, karanlığın içinden cevap vermedi. Bunun yerine, tavanına yerleştirdiği ince bir teli serbest bıraktı. Su birikintisine düşen bir taş Pençe'nin dikkatini dağıttığı anda, Gölge bir gölge gibi fırladı. Kılıçlar havada çarpıştığında çıkan kıvılcımlar, mağarayı saliseler içinde aydınlatıp tekrar karanlığa gömdü. Kızıl Pençe hızlıydı ama Gölge bu mağaranın her köşesini ezberlemişti. Dar alanda yapılan bu dövüş, tamamen hayatta kalma güdüsüyle yapılan acımasız bir kapışmaydı. Dirsek darbeleri ve duvarlardan destek alarak yapılan sıçrayışlar, yankılanan kemik çatlama sesleriyle birleşiyordu. Pençe, aldığı darbeyle geriye doğru sendeledi ama düşmedi. Acı onu sadece daha da vahşileştirmişti. "Senin o saklandığın karanlığı başına yıkacağım!" diye kükredi ve belindeki meşaleyi yakıp mağaranın ortasına fırlattı. Artık gizlenecek bir yer kalmamıştı.
Bölüm etkileşimi
