7. bölüm · Saklı Kalan

7.bölüm

Elif Bilinmeyen

Ertesi sabah evin içinde erkenden bir telaş başladı.

Annem mutfakta hazırlık yaparken ben Naz’ı giydirip kucağıma aldım.

Daha yeni uyanmıştı.

Küçük gözlerini ovuşturuyor, sessizce etrafına bakıyordu.

“Anne, ne oluyor?”

Annem elindeki tabağı masaya bıraktı.

“Bugün mahallede gün var ya.”

“Bugün mü?”

“Evet. Sena yapıyor.”

Kalbim bir anda hızlandı.

“Sena teyze mi?”

“Evet. Mert’in annesi.

”Naz’ın battaniyesini düzeltirken gözlerimi yere indirdim.“

Mert’in annesinin evine mi gideceğiz?”

“Evet.”

“Gitmesek olmaz mı?”

Annem şaşkınlıkla bana baktı.

“Niye?”

“Ben… Naz’la evde kalırım.”

“Olmaz öyle şey. Daha yeni geldin. Hem Sena seni çok özlemiş. Seni görünce çok sevinecek.”

İçimden keşke sevinmese diye geçirdim.

Mert’le dün konuştuktan sonra Sena’nın karşısına çıkmak istemiyordum.

Onu yıllardır tanıyordum.

Beni kendi kızı gibi severdi.

Ya Naz’ı görürse?

Ya bir şey fark ederse?

“Ben gelmeyeyim.”

Annem yanıma gelip koluma girdi.

“Bir saat oturur, döneriz.”

Bir saat.

Sadece bir saat.

İstemeden başımı salladım.

“Tamam.”

Sena teyze’nın evine girdiğimizde içerinin oldukça kalabalık olduğunu gördüm.

Kadınlar salonda oturmuş, çaylarını içiyor, bir yandan da kendi aralarında konuşuyorlardı.

Sena bizi görür görmez ayağa kalktı.

“Meyra!”

Yanıma gelip sımsıkı sarıldı.

“Hoş geldin kızım. Seni ne zamandır göremiyorduk.”

“Hoş bulduk Sena teyze.”

Sonra gözleri Naz’a kaydı.

“Aman Allah’ım, bu da Naz mı?”

Gülümsedi.

“Ne kadar büyümüş!”

Naz’ı kucağımdan almak istedi ama ben nazikçe geri çekildim.

“Daha yeni uyandı.”

“Tamam kızım, sen tut.”

Sena teyze’nin yüzünde sıcak bir gülümseme vardı.

“Allah nazarlardan saklasın.”

“Teşekkür ederim.”

Bir kenara geçip oturdum.

Naz kucağımda sessizce etrafa bakıyordu.

Bir süre sonra yan taraftaki kadınlardan biri bana döndü.

“Meyra’sın değil mi?”

“Evet.”

“Uzun zamandır yoktun.”

“Evet, Ankara’da değildim.”

Kadın başını salladı.

“Duyduk.”

Sesinde garip bir ton vardı.

Başka bir kadın hemen araya girdi.

“Çocuğuyla beraber dönmüş.”

İlk kadın ona baktı.

“Evet.”

Sonra yeniden bana döndü.

“Bebeğin babası nerede?”

Kalbim sıkıştı.

“Burada değil.”

Kadın kaşlarını kaldırdı.

“Yani yanında değil?”

Başımı salladım.

“Evet.”

Annem hemen konuşmaya girdi.

“Daha çok küçük. Meyra zaten onunla ilgileniyor.”

Ama kadınların merakı bitmedi.

“Yazık olmuş kıza.”

Diğer kadın çayından bir yudum aldı.

“Genç yaşta çocuk sahibi olmak kolay değil tabii.”

Bir başka kadın alçak sesle konuştu.

“İnsan biraz düşünür.”

Başımı kaldırıp ona baktım.

Sözlerinin bana söylendiğini anlamıştım.

Ama cevap vermedim.

Naz’ı biraz daha kendime çektim.

Tam o sırada başka bir kadın fısıltıyla konuştu.

“Babası sahip çıkmadı mı acaba?”

Bu kez sessiz kalamadım.

“Bazı şeyleri bilmeden konuşmamak daha iyi.”

Kadın şaşkınlıkla bana baktı.

“Ben kötü bir şey söylemedim.”

“Ben de kötü bir şey söylediğinizi söylemedim.”

Sesimi sakin tutmaya çalışıyordum.

Ama ellerim titriyordu.

Sena konuşulanları fark etmiş olacak ki yanımıza geldi.

“Ne oluyor burada?”

Kadınlar bir anda sustu.

Sena onlara sertçe baktı.

“Gün yapıyoruz. Meyra hakkında konuşmak için değil.

”Kimse cevap vermedi.Sena yanıma oturdu.“

Takma kafana kızım.”

Gülümsemeye çalıştım.

“Takmıyorum.”

Ama takıyordum.

Hem de fazlasıyla.

Tam o sırada kapının açıldığını duyduk.

Sena ayağa kalktı.

“Oğlum, sen mi geldin?”

Kalbim hızlandı.

Mert.

Başımı kaldırmak istemedim.

Ama ayak sesleri salona doğru yaklaşıyordu.

Mert içeri girdi.

Önce annesine baktı.

Sonra salondaki kadınlara.

En sonunda gözleri bana takıldı.

Bir an ikimiz de öylece kaldık.

Ben hemen başımı çevirdim.

Onunla konuşmak istemiyordum.

Hele herkesin içinde hiç istemiyordum.

Mert bunu anlamış olacak ki yanıma gelmedi.

Ama bakışlarını da üzerimden çekmedi.

Sonra gözleri Naz’a kaydı.

Naz, kucağımda sessizce uyuyordu.

Mert birkaç saniye ona baktı.

Ardından yeniden bana döndü.

Sanki dün yarım kalan konuşmanın cevabını arıyordu.

Ben ise Naz’ın başını okşadım.

İçimden tek bir şey geçiyordu.

Keşke bugün buraya hiç gelmeseydik.

——————————————————