20. bölüm · Saklı Kalan

20.bölüm

Elif Bilinmeyen

Ne kadar uyuduğumu bilmiyordum.

Bir anda yüzüme vuran güneşle gözlerimi açtım.

Birkaç saniye nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Sonra denizin sesini duyunca sahilde olduğumu hatırladım.

Başımı kaldırdım.

Kaan biraz ileride oturuyordu. Annem de Naz’ı kucağında tutuyordu.

Kaan beni görünce:

“Uyandın mı?”

“Evet.”

Gözlerimi ovuşturdum.

“Ne kadar uyudum?”

“Yirmi dakika kadar.”

“İyiymiş.”

Kaan gülümsedi.

“Biraz kendine gelmişsindir.”

Annem Naz’ı bana uzattı.

“Al kızım.”

Naz’ı kucağıma aldım.

“Uyudun mu sen?”

Annem:

“Sen uyurken o da biraz uyudu.”

Naz’ın yanağını okşadım.

“İyi bari.”

Tam o sırada Zeynep yanıma geldi.

“Meyra, biz denize giriyoruz. Sen de gelsene.”

“Tamam, ben de geleyim.”

Çantamı açıp bikinimi çıkardım.

“Ben önce üzerimi değiştireyim.”

Kaan eliyle ileriyi gösterdi.

“Soyunma kabinleri şurada.”

“Tamam.”

Naz’ı anneme bırakıp çantamla birlikte soyunma kabinine gittim.

İçeri girip üzerimi değiştirdim. Bikinimi giydikten sonra üstüme plaj kıyafetimi aldım ve eşyalarımı çantama koydum.

Kabininden çıktığımda Zeynep ve Duru beni bekliyordu.

Duru:

“Sonunda!”

“Hazırım.”

Hep birlikte denize doğru yürüdük.

Ayaklarım suya değdiğinde serinliği hissedince uykusuzluğumun biraz daha geçtiğini fark ettim.

Zeynep gülerek:

“Şimdi kendine geldin mi?”

“Evet. Deniz gerçekten iyi geldi.”

Duru suyu eliyle bize doğru sıçrattı.

“E hadi, daha fazla konuşmayın!”

Ece de suya girip:

“Bekleyin beni!”

diye seslendi.

Hepimiz gülerek biraz daha ilerledik.

Bir süre sonra birbirimize su sıçratmaya başladık.

Sabahki yorgunluğumdan eser kalmamıştı.

Kıyıya baktığımda Kaan’ın Naz’la ilgilendiğini gördüm.

Biraz ileride Mert arkadaşlarıyla oturuyordu.

Tam o sırada Mert’in bakışları benim bulunduğum tarafa çevrildi.

Göz göze geldik.

Mert’in yüzündeki ifade bir anda değişti.

Kaşlarını hafifçe çattı.

Bakışları kısa bir süre üzerimde kaldı.

Ne düşündüğünü anlayamadım.

Ben de birkaç saniye ona baktıktan sonra kaşlarımı hafifçe kaldırdım.

Mert bakışlarını kaçırmadı.

Sonra Baran’ın ona seslenmesiyle başını diğer tarafa çevirdi.

Ben ise hiçbir şey olmamış gibi arkadaşlarıma döndüm.

Ama Mert’in o anki bakışı aklıma takılmıştı.

Neden kaşlarını çatmıştı?

Bunu anlamanın bir yolu vardı.

Ama şu an bunu düşünmek istemiyordum.

Duru yeniden üzerime su sıçratınca gülerek:

“Tamam, bunun hesabını vereceksin!”

dedim.

Ve yeniden arkadaşlarımla oyuna katıldım.

———————————————————

Duru’nun attığı su üzerime gelince ben de hiç düşünmeden ona doğru su sıçrattım.

“Sen başlattın!”

Duru kahkahalarla geri çekildi.

“Ben mi? Sen attın!”

Zeynep araya girdi.

“İkiniz de susun, şimdi sıra bende.”

Bir avuç suyu ikimize doğru atınca hepimiz gülmeye başladık.

Bir süre sonra Ece de oyuna katıldı.

“Tamam, şimdi hepiniz yandınız!”

Hepimiz birbirimize su atmaya başladık.

Kıyıdan gelen kahkahalar arasında zamanın nasıl geçtiğini fark etmedim.

Bir ara biraz geriye çekilip nefeslendim.

Zeynep yanıma geldi.

“İyi misin?”

“Evet. Sabahki uykusuzluğum tamamen geçti.”

“Gördün mü? Deniz iyi gelir demiştim.”

Gülümsedim.

“Gerçekten iyi geldi.”

Tam o sırada kıyıdan Kaan’ın sesi geldi.

“Meyra!”

Başımı çevirdim.

“Ne oldu?”

“Biraz daha uzaklaşmayın!”

“Tamam!”

Kaan’ın yanında annem ve Naz vardı.

Naz güneşten korunması için gölgede tutuluyordu.

Ona bakıp gülümsedim.

Biraz sonra Mert de kıyıya doğru geldi.

Baran ve Emir de yanındaydı.

Emir:

“Voleybol oynayalım mı?”

Duru hemen:

“Olur!”

Zeynep:

“Top nerede?”

Baran topu kaldırdı.

“Burada.”

Herkes sudan çıkıp biraz daha sığ olan bölüme geçti.

İki takım oluşturduk.

Meyra da takımlardan birine geçti.

Mert karşı takımdaydı.

Baran topu havaya attı.

Oyun başladı.

İlk birkaç sayı oldukça eğlenceliydi.

Bir ara top Meyra’ya geldi.

Meyra topu karşı tarafa göndermek için hamle yaptı ama top istediği yere gitmedi.

Mert topu karşılayıp:

“Bu kadar mı?”

dedi.

Meyra ona baktı.

“Daha yeni başladık.”

Mert hafifçe gülümsedi.

“Göreceğiz.”

Duru hemen araya girdi.

“İkiniz konuşmayı bırakın da oynayın!”

Herkes güldü.

Oyun devam etti.

Bu kez Meyra’nın attığı top doğrudan Mert’in önüne düştü.

Mert yetişemedi.

Baran:

“Sayımız!”

diye bağırdı.

Meyra gülerek:

“Ne oldu?”

Mert başını salladı.

“Şanslıydın.”

“Tabii.”

Herkes tekrar gülmeye başladı.

Bir süre sonra oyun iyice hızlandı.

Meyra artık sabahki yorgunluğunu tamamen unutmuştu.

Ama arada Mert’in kendisine baktığını fark ediyordu.

O bakışların nedenini hâlâ çözememişti.

Bir ara top kıyıya doğru kaçtı.

Emir:

“Kim alacak?”

Meyra:

“Ben alırım.”

deyip sudan çıktı.

Topu almak için kıyıya doğru yürürken Mert de aynı anda o tarafa yöneldi.

İkisi topa aynı anda uzandı.

Meyra topu eline alınca Mert durdu.

“Sen al.”

“Teşekkürler.”

Meyra tekrar suya döndü.

Mert arkasından bakıp kısa bir süre sessiz kaldı.

Sonra o da arkadaşlarının yanına döndü.

O günün sadece bir deniz gezisi olarak kalmayacağını ikisi de henüz bilmiyordu.